Babalar ve Oğullar

·
Okunma
·
Beğeni
·
38.877
Gösterim
Adı:
Babalar ve Oğullar
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
249
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799944353013
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitap Zamanı Yayınları
1859 yılı... Mayıs'ın sonlarıydı. Ayağında bolca yamalı bir pantolonla, sırtında toz içinde bir palto bulunan kırk yaşlarındaki adam yol üstündeki hanın alçak merdivenlerinden çıkıyordu. Adamın başı açıktı. Gayet dolgun yanaklarıyla birlikte çenesindeki beyaza yakın sarı sakalları dikkat çekiciydi. Donuk gözlerle kendisine bakmakta olan genç uşağına sordu: "Kimse yok mu Piyotr? Gelen giden..." Kulağında firuze taşlı küpesi olan ve dalgalı saçlarına biryantini iyice yedirmiş bulunan Piyotr, ilk bakışta her özelliğiyle efendisine hizmet etmek için yaratılmış bir adam imajı uyandırıyordu. Piyotr, sanki selam duruyormuşçasına ellerini kaşlarının üstüne getirerek yola uzunca baktı ve adamı yanıtladı: "Sanırım henüz görünürlerde yoklar efendim."
279 syf.
·3 günde·8/10
Yıl 1861. Puşkin ve Gogol'un yoğun etkisinde olan bir Rus edebiyatının olduğu,İslavcılar ile Liberallerin çarpıştığı yıllar. Dostoyevski'yi bile Dostoyevski yapan Suç ve Ceza'nın yayınlanmasına daha beş yıl var. Nietsche 17 yaşında. Yalnız etnik olarak Rus hissiyat olarak Alman bir Turgenyev var. Ki bu adam daha Avrupa da bile o kadar etkin olmayan Nihilizmin üzerine, hem de Rus topraklarında bir roman yazar. Babalar ve Oğulları.

------Metnin devamı, eserin kurgusuna yönelik önemli ipuçları içermektedir-----

Rus edebiyatı ile ilgili olanlar Turgenyev'in görüşlerini, hayatını genel olarak biliyorlar. Bu romanda da hayatından kesitler var. Batıcılığı, Nihilizmi, Alman hayranlığı, kadınlarla olan ilişkileri, Tolstoy ile düellosu Vs. Roman yazıldığı dönemde büyük ses getirmiştir. Romandan sonra gençler arasında Nihilizm hızla yayılmıştır. Bu hızlı yayılışı etkisini yaklaşık 10 yıl sonra yazılacak Dostoyevski'nin Ecinnilerinde net olarak görülecektir. Tabi bu etkilerin yanında çokca da eleştiriler gelmiştir. Eleştirilerin en önemlisi ise Turgenyev'in romana bir son bulamadığı, bu yuzden baş karakteri öldürerek bitirdiğidir. Kanaatimce Turgenyev kesip atmaktan ziyade hiçliği savunan ve bir hiç olan bazarov'u, hiçlikle sonuçlandırmıştır.

Her ne kadar yıkıcı düşüncesini benimsemesem, romanın karakterini Nihilizmi kural olarak yaşayan biri olarak görsem de; bir uç nokta olarak kendi düşüncelerini savunan ve bunu korkusuzca dile getiren Turgenyev'i gönülden kutluyorum.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
259 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bazen, bazı karakterlerden o kadar etkilenirsiniz ki oturup onlarla sohbet etmek istersiniz. Herşeye karşı çıkan, kendine zor ve çetin bir hayatı seçen -nihilist- “Bazarov” karakterinde ise bu duyguyu daha yoğun olarak yaşadım.

Turgenyev’i ilk kez okudum ve beklentimin çok üzerinde bir yazar olarak tanıdım.

Yazar; öyle süslü, derin analizli, müthiş tespitli sözlerini kitaba öyle doğru bir şekilde serpiştirmiş ki tam sıkılma hissi belirecekken sizi şaşırtan bir sözle başbaşa kalıyorsunuz ve bu da kitabı elinizden bırakmayıp sizi yazıların içinde sürüklemeye yetiyor.
  • Vadideki Zambak
    7.9/10 (1.571 Oy)1.505 beğeni7.156 okunma3.551 alıntı44.749 gösterim
  • Ana
    8.6/10 (1.504 Oy)1.597 beğeni5.762 okunma2.664 alıntı30.656 gösterim
  • İki Şehrin Hikâyesi
    8.6/10 (2.052 Oy)2.036 beğeni7.165 okunma2.014 alıntı59.162 gösterim
  • Kumarbaz
    8.2/10 (1.998 Oy)1.900 beğeni6.845 okunma1.767 alıntı38.883 gösterim
  • Anna Karenina
    8.8/10 (1.301 Oy)1.509 beğeni5.027 okunma2.472 alıntı39.103 gösterim
  • İnsancıklar
    8.1/10 (1.531 Oy)1.508 beğeni5.559 okunma2.358 alıntı35.286 gösterim
  • Beyaz Geceler
    8.4/10 (2.059 Oy)1.902 beğeni6.792 okunma2.517 alıntı43.815 gösterim
  • Sokrates'in Savunması
    8.5/10 (1.565 Oy)1.523 beğeni5.864 okunma1.632 alıntı38.525 gösterim
  • Denemeler
    8.6/10 (2.075 Oy)2.188 beğeni8.300 okunma6.148 alıntı35.982 gösterim
  • Dava
    7.9/10 (2.360 Oy)2.328 beğeni8.902 okunma1.753 alıntı55.836 gösterim
259 syf.
“Ölmüş bütün kuşakların geleneği, yaşayanların beynine ağırlık yapar.” der Karl Marx.
“Babalar ve Oğullar”da da bu sözün yansımalarını bulabilirsiniz. Genç kuşağın, özgürlükçü düşünceye sahip yeni neslin, eski kuşakla çatışması işten bile değildir.

Diğer yandan eserde Turgenyev’in Batıcı duruşu hâkimdir. Dostoyevski ile yıllar boyu süren Slavcı-Batıcı çatışmaları bu eserinde de kendisini gösterir.
Turgenyev her ne kadar Almanlara sempati duysa ve Slavcıları yerse de, eserinde Batıcı düşüncedeki insanları da eleştirmektedir.
Batıcılık ve Slavcılık çatışmaları hakkında bilgi edinmek isteyenler, Dostoyevski’nin Puşkin anısına yaptığı ünlü konuşmasını okuyabilirler.
Puşkin Konuşması

“Babalar ve Oğulları” farklı kılan hiç kuşkusuz, bir Nihilizm kılavuzu niteliğinde olmasıdır. Nihilist karakter Bazarov, bütün otoriteleri yadsır.
“Nihilist, hiçbir otorite karşısında eğilmeyen, ne denli saygın olursa olsun, hiçbir prensibi eleştirmeden benimsemeyen insandır.” (S.28)
Elbette onun da yadsıyamayacağı şeyler vardır: İnsanın üzerinde büyük bir hâkimiyet kuran, tüm benliğini kuşatan aşk gibi...

Kitabın dili çok sade. Verilmek istenenler çok net bir şekilde verilmiş. Rus toplumunun yaşadığı sorunlara, aydınlarla halk arasındaki uçuruma eserde yalın bir şekilde yer verilmiş. Yoğun tasvirlere, kapalı anlatıma yer yok.
Bir öğle vakti, güneş ışınlarının tatlı tatlı oynaştığı duru bir göl kenarında oturuyormuşum gibi hissettim kitabı okurken. Bazarov’un gelgitli dünyasına kaptırdım kendimi. Ilık bir rüzgâr okşadı yüzümü. Bazarov, romantizmi hiç sevmezdi; ama kendimi büyük bir romantizmin içinde buldum.
Kitabın kapağını kapatırken de Sabahattin Ali’nin bir şiirinden şu dizeler aklıma geldi:
“Vücut cevhersiz bir kalıp,
Hiçe gider hiçten gelip...”
Kitabı okumaya başladığımda hiçlik, küçük bir lekeden ibaretti. Okuma sürecimde o leke büyüdü, büyüdü ve tüm benliğimi kara bir delik gibi yuttu kitabın kapağını kapatırken.
Herkese iyi okumalar dilerim...
259 syf.
·6/10
İki oğul, iki baba ve hayatlar. Oğulların babaları. Arkadiy ılımlı bir genç, Bazarov nihilist ve sorgulayan bir oğul. Oğullarını çok seven, üstüne titreyen babalar. Ve birbiriyle aynı zaman çizgisinde birleşmiş hayatlar.

Turgenyev'in okuduğum ilk kitabı. Anlatımı oldukça anlaşılır, betimlemeleri güzel bir kitap. Klasikleri seviyorsanız sıkılmayacağınızı düşünüyorum :)
259 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Turgenyev...
Meğer okunacak ne de çok yazar ne de çok kitap varmış. Ben bir dünya klasiği daha ekledim okundu listeme.
Her kitabı bitirdiğimde böyle içimde bir hüzün oluyor nedense. Her bir karakteri içimde yaşıyorum sanki. Onlar üzülürse üzülüyorum onlar sevinirse beni de bir mutluluk sarıyor. Kimi zaman aşık oluyor kahraman ben seviyorum sanki onun sevdiğini. İçine çekiyor her kitap, özellikle dünya klasikleri. Evet başlarda biraz zor gibi geliyor okuması ama önemli olan devam edebilmek ki her biri şaheser bence.
Babalar ve Oğullar....
Başlarda kitaba biraz haksızlık yapmışım, gitmiyor diye bir ara kitabi yarım bile bırakmayı düşünmüştüm. Pek adetim değildir aslında öyle yarım bırakmak kitapları. Kitaba hakaret gibi geliyor bana yarım bırakınca. Sonra incelemeleri okuyunca dedim ki şu an bir yargıya varmak için çok erken. Oku dedim kendime. Ve iyi ki oku demişim. Eğer kitabı yarım bırakmayı düşünen varsa tavsiyem devam etsin.
İki arkadaş ve onların babaları...
Kitap nihilist gençleri anlatıyor. Her şeyi inkâr eden gençler acaba aşkı da inkar da devam edebilecekler mi?
Aşka inanmayaları sarınca aşk, onun varlığını inkar edemiyor hiç kimse.
Ve ölüm yaşlı genç dinlemeden birer birer götürürken herkesi, her birimiz kendi sıkıntılarımıza dalmışken, gelecekle ilgili bir sürü plan hazırlarken, neden bir sonraki ölen biz olmayalım?
Kitabı merak edenleri bu dünyaya davet ediyorum.
Okuyalım kitap dostları. Çokça okuyalım.
288 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
İki kuşak, iki farklı bakış açısı... Turgenyev; toplumun muhafazakar, değer yargıları olan, gelenekçi, romantik kesimiyle onların nihilist, daha bireyci, yeniliklere açık çocukları arasındaki kuşak çatışmasını çok güzel işlemiş. Bir benzerinin de ülkemizde gerçekleştiğini düşünüyorum. Hatta toplumdaki kutuplaşmanın siyasi partilerden ziyade nesiller arasındaki görüş farklılıklarından meydana geldiğini düşünüyorum.

Karakterlerden Bazarov güçlü kişiliği olan, sorgulayan, otorite kabul etmeyen birisi. Toplumsal değerlerden kendini soyutlamış, gururlu biri.. Yakın arkadaşı Arkadey ise biraz onun etkisinde kalsa da bu dönüşümü yaşamakta zorluk çeken bir karakter.

Rus toplumunu bir karakter üzerinden anlatan Oblomov'a benzeyen bu romandaki fark bunu 2 karakter üzerinden yapması. Nasıl ki insanlar zor değişir, alışkanlıklarından vazgeçemez, ağır bir dönüşüm yaşar, toplum da öyledir. İşte Arkadiy tam da onu temsil ediyor. Evet toplum değişiyor ama bu radikal olmuyor. Çünkü bunun için bedel ödenmeli. Bazarov, bu uğurda sevdiği kadından bile vazgeçen birisi. Kimse böyle bir bedel ödemeye yanaşmadığı için pek çok kişi bir şekilde sistemin içine tıpkı Arkadey gibi giriyor.

Biraz entelektüel faşizmi yansıtıyor Bazarov. Onun yanında kimse kolay kolay kendisi olamıyor. Hatta en yakın arkadaşı bile ona hayran olsa da ondan kopmak zorunda kalıyor. Arkadaşının kendi olabilmesi için romantizme karşı olan Bazarov'dan soyutlanıp bir aşk yaşaması gerekiyor. Bazarov toplumu değiştirmeye, eski Rus tutuculuğunu öldürmeye çalışıyor fakat sonunda kendisi ölüyor, onu hasta yatağında inanmadığı bilim de inanmadığı din de kurtaramıyor. Ölürken de nihilist olarak ölen ve haklı çıkan sıra dışı bir karakter Bazarov.

O ölünce toplum da rahatlıyor. Çünkü radikal fikirli olanlar sevilmez. Ötekidir, bozguncudur, serseridir, onlar yok olunca toplum düzelecek zannedilir ama toplum hep aynıdır. Nitekim Bazarov bunu belki de geç de olsa anladığı için bu kadar erken ölüyor. Zaten Bazarov öldükten sonra kitapta geçen ve diğer insanlar için kullanılan:'' Hepsi güzelleşmiş, olgunlaşmış gibiydiler, herkes biraz üzüntü duyuyordu ama aslında hepsi mutluydu'' ifadeleri toplumun vasatlığa aykırı kişilere karşı olan tutumunu göz önüne seriyor. Sahi, acaba hepimiz değişimden korktuğumuz için Pavel Petroviç gibileri uğruna Bazarovları mı harcıyoruz? Ve sıcak ama samimiyetsiz karakterler uğruna soğuk ama gerçekçi kişileri mi yok ediyoruz?
259 syf.
·Beğendi·9/10
Turgenyev'in okuduğum ilk kitabı. Yazarın kalemini sevdim. Kitap sade ve akıcı bir dille yazılmış. Bazı klasiklerdeki rahatsız edici boyuttaki detaylar, uzun uzadıya karakter tahlilleri yok. Her şey olması gerektiği miktarda ne eksik, ne fazla. Konusuna gelince; 1860 Rusya' sında farklı karaktere ve aile yapılarına sahip iki oğul, iki babanın hikayesi. Aynı zamanda dönemin sosyolojik yapısı konusunda da bilgiler veren güzel bir kitap.
160 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Düşünceleri çivi gibi beyne saplayan ve bunu acıtmadan yapabilen bir kitap....

Üniversiteli iki gencin (Arkadi ve Bazarov) toprak sahibi babalarının yanına dönmeleri ile başlayan bir serüvenin anlatımıdır. Aslında kitabın ismi kitabı anlatmak için (kanımca) yetersiz, yayıncı her ne kadar baba ile oğul arasındaki kuşak çatışması dese de, ben bundan ziyade Nihilizm düşüncesine sahip bir gencin hayat hikayesinin bir parçası olarak görüyorum...

Bazarov düşüncelerini hayatına yansıtabilen ve korkusuzca dile getirebilen (bana göre) ender bir kişilik örneğidir;
((“Kim bu? Ne kadar güzel bir kadın!”
“Kimden söz ediyorsun?”
“Ne tuhaf soru..... burada sadece bir güzel kadın var.”))
veya
((“Doğa da mı saçma?” ....
“Senin anladığın anlamda doğa da saçma. Doğa bir mabet değil, bir atölyedir,
insan da orada çalışan bir işçi.”)).....

benim açımdan kitabın anlamını ikiye katlayan durum ise; Bazarov'dur...
şöyle ki; eğer bir gün biri benim hakkımda, kişiliğim hakkında biraz bilgi sahibi olma arzusunu duyarsa, Bazarov karakterini incelemesi yeterli olur sanırım...
293 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
rus edebiyatının nihilist eserlerinden bir tanesi olan bu eser oldukca etkileyici tasvirlere sahip. Öte yandan turgenyev nihilist olan baş karakteri öldürerek aslında nihilizmin insan doğasına aykırı olduğunu anlatmak istemiştir bana göre.
259 syf.
·3 günde·7/10
Turgenyev eserinde baş kahraman Bazarov'u merkez alarak o dönemin Rusya'sındaki kuşak çatışmalarını ele almış.Ama açıkçası bu ele alış beni çok doyurmadı.Genç-yaşlı,aristokrat-nihilist kavgasından bir anda aşk romanına döner gibi hissettim kendimi.Ama üslubu çok sevimli buldum.Uzun uzadıya mekan ve kişi betimlemelerinden uzak,gayet duru ve yalın anlatımı var.Hele kitabın sonuna gelindiğinde karakterlerın son hallerini anlatmasıyla sanki Perihan Savaş'ın Gerçek Kesit programında gibi hissettim kendimi ve çok keyif aldım.Beklentileri çok yüksek tutmadan bir çırpıda okunası bir kitaptır kendileri efendim.
245 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
1860 yıllarının iki baba iki ogul olan rusyanın toplum yapısını ele almış. Turgenyevin okudugum ilk kitabı.Bazarov nihilist bir karkaterdir etkileyende bazarovun düşünce yapısı oldu. Kitab beni fazla etkilemedi buda dünya klasiklerini degiştirmez. Tavsiye ederim bulursanız okuyun bişey kaybetmezsınız.. :)
264 syf.
Kuşak çatışmasının odak noktasını oluşturduğu kitabın yan konularını ise aşk ve nihilizm oluşturmaktadır.

Nihilizm: Felsefede nihilizm, hiçbir şeyin var olmadığını, hiçbir şeyin bilinemeyeceğini savunan görüştür.
Nihilistler Tanrı’nın varlığını, iradenin özgürlüğünü, bilginin imkânını, ahlakı ve tarihin mutlu sonunu reddederler.

Kitapta Arkadiy ve onun üniversiteden arkadaşı ve fikirlerinden etkilendiği kişi olan Barazov, tatil için Arkadiy'in babasının yanına gelirler. Baba Nikolay Petrovic ve amca Pavel Petrovic ile gençler arasında yaşanan tartışmalar ve ruh çözümlemeleri uzerinden, eski kuşak ile yeni kuşak arasındaki uçurum ortaya koyuluyor. Özellikle Pavel Petrovic, yeni kuşağın yanlış yolda olduğunu, kendisinin yani eski kuşağın doğru olduğunu kesinkes savunuyor; Nikolay Petrovic ise daha kaderci ve yeniliğe uyum sağlamaya çalışan bir kişiliğe sahip.

Barazov, Rusya'nın içinde bulunduğu sosyolojik, siyasi vb sorunlar ve bu sorunlar üzerinde sürekli dönen çözüm içermeyen tartışmalardan sıkılmış ve bunlara karşı kayıtsız kalmayi tercih eden bir kişilik. Nihilist bir yapıda olmasının tek nedeni bu olmasa da önemli bir etken olduğu açık.

Barazov'un ailesi ise daha çok bizim klasik Türk ailesine benzeyen bir yapıya sahip: Anaç ve fazla eğitimi olmayan, kocasına bağlı bir anne ve sevgisini çok göstermeye çalışmamasına rağmen uzun hasretten dolayi bunu basaramayan ve her küçük fırsatta oğluna sevgisini ve ilgisini göstermeye gayret eden bir baba.

Ancak, Bazarov ailesine çok uzak bir yapıya sahip olduğu ve kendini dışarıya kapattığı için, ailesine çok uzak bir görüntüdedir. Zaten aşırı ilgiden bunalip sık sık uzaklaşma eğilimindedir. Dışarıya açılmaya çalıştığı an ise varlıklı ve özgür bir karakter olan Oldinstikva (ismi bunun gibi bir seydi) ile olan kitabın bölümleridir.

Ben kitapta eski kuşak ile yeni kuşak arasındaki tartışmaların daha uzun ve daha derinlemesine işlendiği uzun diyaloglar bekliyordum. Ayrıca kitapta işlenen aşkın kitabın odak noktasına uyumu çok iyi sağlanamamış.

Bu olumsuzluklara karşın, bir romanın olmazsa olmazı etkileyici ve iyi işlenmiş karakter ihtiyacı Bazarov ile başarılı şekilde karşılanmış.
“Zaman bazen kuş gibi uçar bazen de solucan gibi sürünerek geçer; ama insan en çok zamanın ağır mı yoksa çabuk mu geçtiğini fark etmediği vakit kendini iyi hisseder.”
“Bir romantik olsaydım ‘yollarımızın ayrıldığını hissediyorum’ derdim ama değilim, o yüzden sana birbirimizden bıktığımızı söylüyorum.”
Kişilik, sayın bayım, en önemlisi budur işte: İnsanın kişiliği bir kaya gibi sağlam olmalıdır, çünkü her şey onun üzerine bina ediliyor.
Ivan Sergeyeviç Turgenyev
Sayfa 61 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Babalar ve Oğullar
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
249
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799944353013
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitap Zamanı Yayınları
1859 yılı... Mayıs'ın sonlarıydı. Ayağında bolca yamalı bir pantolonla, sırtında toz içinde bir palto bulunan kırk yaşlarındaki adam yol üstündeki hanın alçak merdivenlerinden çıkıyordu. Adamın başı açıktı. Gayet dolgun yanaklarıyla birlikte çenesindeki beyaza yakın sarı sakalları dikkat çekiciydi. Donuk gözlerle kendisine bakmakta olan genç uşağına sordu: "Kimse yok mu Piyotr? Gelen giden..." Kulağında firuze taşlı küpesi olan ve dalgalı saçlarına biryantini iyice yedirmiş bulunan Piyotr, ilk bakışta her özelliğiyle efendisine hizmet etmek için yaratılmış bir adam imajı uyandırıyordu. Piyotr, sanki selam duruyormuşçasına ellerini kaşlarının üstüne getirerek yola uzunca baktı ve adamı yanıtladı: "Sanırım henüz görünürlerde yoklar efendim."

Kitabı okuyanlar 6.020 okur

  • Masal Hazel
  • Ahmet Turan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.1 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları