Adı:
Babam Giderken
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
172
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054820658
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La enfermedad
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kafka Kitap
Herralde Roman Ödülü Independent Yabancı Kurmaca Ödülü Adayı

“Güçlü temalar ve güçlü bir anlatım.” —Susan Hill


“Kan korkunç bir dedikoducudur, bütün laboratuvar teknisyenlerinin bildiği gibi her şeyi herkese söyler.”

“Hayatın salt şanstan ibaret olduğunu kabullenmekte neden bu kadar zorlanırız?”

Dr. Andrés Miranda bir trajediyle karşı karşıyadır: Kısa süre önce kanser teşhisi konan babasının yalnızca birkaç
haftalık ömrü kalmıştır. Doktor –ve evlat– Andrés Miranda bunun yanı sıra bir ikilemle de karşı karşıyadır: İnsan
doktor da olsa babasına yakında öleceğini nasıl söyler? Böylece babasını, yıllar önce çocukken yine birlikte gittikleri
Isla Margarita’ya götürerek ona bu acı gerçeği söyleyebileceğini ümit eder.

Eski hastalarından Ernesto Duran ise kendisine fiziksel bir rahatsızlığının olmadığı söylenmiş olsa da ciddi şekilde
hasta olduğundan emindir. Eşinden ayrıldığından beri, ölümcül bir hastalığın belirtileriyle boğuştuğuna inanmaktadır
ve bu inancı zamanla hastalık hastalığından da öte bir takıntıya dönüşmüştür. Adamın bu saplantılı hali Dr. Miranda’nın
sekreteri üzerinde tuhaf bir etki yaratır ve genç kadın tüm çabalarına rağmen bu adama şefkat beslemekten geri duramaz.

Hastalık ve sağlığın anlamına, yaşamın doğasına ve absürtlüğüne dair bu incelikli romanla, Venezuelalı yazar
Alberto Barrera Tyszka bizleri derin ve felsefi bir keşif yolculuğuna çıkarıyor.

“Ne istersin? Senin için ne yapabilirim?”
Babası bir an düşünüyor.
Sözcükleri dudaklarına doğru sürüklemesi gerekmiş gibi biraz zorlukla, “Konuş benimle,” diyor. “Bana bizden bahset.”
Sessizlik keskin bir bıçak. Andrés dilinin ağzının içinde taşa döndüğünü hissediyor. Sonra ellerinde bir tek bunun olduğunu,
onlara kalan tek müşterek şeyin bu olduğunu fark ediyor. Son sözleri. O kısık, cılız ses vücudun bitişini işaret ediyor, hâlâ
ellerinde kalan tek yaşam parçası ses.
172 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitabı ilk gördüğümde sonucunu ve komayı göze almıştım aslında..arka kapak yazısı herşeyi anlatıyordu oysa..
Giden gerçekten gider mi?,giderken ne hisseder?,ruh hali nasıldır?,nelerden korkar?, ne düşünür?,hastalık sadece hasta olanımı hasta eder?
Kendi kaybımın,kendi gidenimin ardından bütün bu sorulara cevap bulmayı,gidenimi ve giderken ne yaşadığını anlamaktı amacım..
Dün akşamüstü başlayıp bi solukta bitirdim ve aynı acılı kaybediş sürecini tekrar tekrar yaşadım Andrés'le..babamı ve babamın sonsuza giderken neler hissettiğini daha iyi anladim diyebilirim..hastaligi hakkında hiç konuşmadım ve ne hissediyosun diye hiç sormadım mesela..okurken hissettiklerim ve yaşadığım duygu firtinalari gece 4'e kadar ağlama koması geçirmeme sebep oldu.
Ve anladim ki,gidenler giderken daha çok mutlu olmak,sevildiklerini daha çok hissetmek,yalnız olmadıklarını bilmek istiyolar..
"Hayatın salt şanstan ibaret olduğunu kabullenmekte neden bu kadar zorlanırız?",diyor yazar..Bu cümleden yola çıkarak,sadece hayatımız degil sevdiklerimiz de apayrı bi şans bizim için..ve sanırım sırf bu yüzden hayatımızdaki insanlara "Seni seviyorum,benim için değerlisin" demenin, "biz" olabilmenin ne demek olduğunu,güzelliğini anlatmanin tam zamanı..yoksa bir babanın son sözü bu kadar acı vermez..
"Konuş benimle.Sessizlik içinde ölmeme izin verme."
171 syf.
·13 günde·Beğendi·7/10
Spoiler İçerir !!

Andres Miranda, hayatı boyunca sigara içmemiş, akciğer kanseri; Javier'in hem oğludur, hemde doktoru..
Hastalığı öncesi ve sonrası, aralarındaki iletişimin, en doğru yolunu arar..
Öte yandan -takıntılı, ruh hastası - Ernesto Duran, ölümcül psikolojik şikayetlerden ötürü, dr. Andres i sürekli rahatsız eder..
Andres, birkaç haftalık ömrü kalan babasına sıkı sıkıya yapışır..
Takıntılı hastası Ernesto'dan sa olabiliğince kaçar..
Babası ölür, Ernesto sağlığına kavuşur..

Kütüphanemde her daim bulundurabileceğim bir kitap.. Babam Giderken Alberto Barrera Tyszka
172 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Hasta - doktor ilişkilerine, rol çatışmalarına örnek olabilecek bir eser. Keyif alarak okumakla birlikte konusu sebebiyle de hüzünlenerek okudum. Sonu neşe ile biten kitaplardan değil, sonu hüzün ile biten kitaplardan...
172 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Yaşamda belirli kırılma anları vardır. Her şeyin önemsiz olduğuna ikna olup, bulunduğunuz an ile yüzleşmek zorunda kaldığınız dakikalar, günler, aylar. 2017 senesi benim için bu şekilde geçmişti. O sene içerisinde yaşadığım tüm duyguları, düşünceleri kendim yazmaya çalışsam Alberto Barrera Tyszka gibi ifade edemezdim. Bir yakını (hikâyedeki gibi özellikle babası) kansere yakalanmamış birisi için sıradan bir öykü gibi gelebilir. Ama tüm içtenliğim ile söylüyorum ki kitapta anlatılanlar ile gerçekte yaşananlar birebir aynı. Okurken bazı yerlerinden sıkılabilirsiniz kitabın ama emin olun ki hastalığın her bir zerresinden sıkılıyorsunuz ve nefret ediyorsunuz. En etkilendiğim kitaplardan birisi olmasının altında belki de bu gerçekçilik yatıyordur.
Vücudun lisanlarının en acımasızıdır acı. Çığlıklardan örülü bir gramer. Bitmek bilmeyen bir uluma.
Yaşlılığın canavarları bize çocukluğumuzda saldıranlar kadar korkunç mu? Altmış dokuz yaşına geldiğinde rüyanda ne görüyorsun? En çok hangi kabuslar tekrarlıyor?
Engellemek için hiçbir şey yapamaz artık...
Bazen böyle olur...
Hiç niyetiniz yokken, hiç beklemedeğiniz bir anda, artık ''daha iyi bir vakit'' kalmadığında konuşmaya mecbur kalırsınız.. Bazen kelimeler dile gelir, kendilerini ifade ederler..
Andres pat diye, 'kansersin baba' diyor...
Alçak sesle söylüyor ama...
Bazı şeyler yalnızca alçak sesle söylenir...
Babası gözlerini yeniden açıyor, gülümsemeye çalışıyor, onun yerine Andres'e kırılgan bir şevkatle bakıyor...
''Konuş benimle'' diyor. ''Sessizlik içinde ölmeme izin verme''...
"Hayatımızın bir son kullanma tarihi olduğunu bilmeye hepimizin hakkı var, ne zaman ve nasıl öleceğimizi bilmeye hepimizin hakkı var, ben her zaman bunu söylemişimdir."
"Yazı yazarken hiçbir zaman rahat olamadım. Bu ben değilim, yazdıklarım kulağıma doğru gelmiyor, kelimeleri nereye koyacağımı ya da ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Öte yandan bir anlamda koşullar beni yazmaya zorluyor. Başka seçeceğim yok."
"Ölüm acıdan yeğdir. Hastalık çok acı bir bedel, ölümü bütün nihai arzularımızın amacı haline getirecek kadar kaprisli bir vergi."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Babam Giderken
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
172
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054820658
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La enfermedad
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kafka Kitap
Herralde Roman Ödülü Independent Yabancı Kurmaca Ödülü Adayı

“Güçlü temalar ve güçlü bir anlatım.” —Susan Hill


“Kan korkunç bir dedikoducudur, bütün laboratuvar teknisyenlerinin bildiği gibi her şeyi herkese söyler.”

“Hayatın salt şanstan ibaret olduğunu kabullenmekte neden bu kadar zorlanırız?”

Dr. Andrés Miranda bir trajediyle karşı karşıyadır: Kısa süre önce kanser teşhisi konan babasının yalnızca birkaç
haftalık ömrü kalmıştır. Doktor –ve evlat– Andrés Miranda bunun yanı sıra bir ikilemle de karşı karşıyadır: İnsan
doktor da olsa babasına yakında öleceğini nasıl söyler? Böylece babasını, yıllar önce çocukken yine birlikte gittikleri
Isla Margarita’ya götürerek ona bu acı gerçeği söyleyebileceğini ümit eder.

Eski hastalarından Ernesto Duran ise kendisine fiziksel bir rahatsızlığının olmadığı söylenmiş olsa da ciddi şekilde
hasta olduğundan emindir. Eşinden ayrıldığından beri, ölümcül bir hastalığın belirtileriyle boğuştuğuna inanmaktadır
ve bu inancı zamanla hastalık hastalığından da öte bir takıntıya dönüşmüştür. Adamın bu saplantılı hali Dr. Miranda’nın
sekreteri üzerinde tuhaf bir etki yaratır ve genç kadın tüm çabalarına rağmen bu adama şefkat beslemekten geri duramaz.

Hastalık ve sağlığın anlamına, yaşamın doğasına ve absürtlüğüne dair bu incelikli romanla, Venezuelalı yazar
Alberto Barrera Tyszka bizleri derin ve felsefi bir keşif yolculuğuna çıkarıyor.

“Ne istersin? Senin için ne yapabilirim?”
Babası bir an düşünüyor.
Sözcükleri dudaklarına doğru sürüklemesi gerekmiş gibi biraz zorlukla, “Konuş benimle,” diyor. “Bana bizden bahset.”
Sessizlik keskin bir bıçak. Andrés dilinin ağzının içinde taşa döndüğünü hissediyor. Sonra ellerinde bir tek bunun olduğunu,
onlara kalan tek müşterek şeyin bu olduğunu fark ediyor. Son sözleri. O kısık, cılız ses vücudun bitişini işaret ediyor, hâlâ
ellerinde kalan tek yaşam parçası ses.

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Yasemin İlik
  • grace
  • Barış Şahin
  • Kadir cevik
  • Öznur Yurtseven
  • Seda Solmaz
  • Hakan Karakaya
  • Banu Baltacı
  • Gürkan
  • Burcu Ünlü

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%54.5 (6)
9
%27.3 (3)
8
%9.1 (1)
7
%9.1 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0