Babam Sultan Abdülhamid (Saray ve Sürgün Yılları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1125
Gösterim
Adı:
Babam Sultan Abdülhamid
Alt başlık:
Saray ve Sürgün Yılları
Baskı tarihi:
13 Nisan 2018
Sayfa sayısı:
156
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051141268
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Tanzimat’tan II.Meşrutiyet’e, imparatorluğun en çalkantılı yıllarında tahtta bir padişah; II.Abdülhamid…

İftiralar, yalanlar ve bir padişahı tahttan indiren olaylar… 

Ardından başlayan acı, gözyaşı ve hasretle dolu sürgün yılları… 

Osmanlı’nın tarihine babası Abdülhamid’in yanında bizzat tanıklık eden, merak edilen yılları ve padişahı anılarına taşıyan bir sultanın; Şadiye Sultan’ın hatıratından...

“Ben, babamı, hiçbir zaman padişah olduğu için sevmedim. Hayatımın baharında, kalbimin bütün mevcudiyeti ile ve derin bir aşkla babamı sevdim. O sevgidir ki, işte bana bunları yazmak hissini veriyor.”

Şadiye Osmanoğlu
156 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
''Söylemeye utaniyorum!''
demiş Şadiye sultan :( aklımın almadığı bu kadar da olmaz dedirten cok şey var bu kitapta.Osmanlı padisahlari ayni zamanda halifedir de.Abdulhamit islam halifesiydi.surgunde kendisine, kızlarina ve eşlerine yapilanlar gizli kalmamali, herkes bilmeli bu ayiplari.

Ha bu arada kitabin ilk yuzde otuzu abdulhamid orta kısmı sadiye sultan son kısmi ise donemin siyasetiyle alakalı ;) tamamı Abdülhamid ten bahsetmiyor anlayacaginiz.

Her Osmanlı torununun okumasi gereken bir kitap.varsa önyarginiz kırılabilir dikkat!
156 syf.
·3 günde·9/10
Abdülhamid Han hakkında yanlış bilinenler, bilinmeyenler, sürgün yılları ve Avrupa'nın durumu hakkında bizzat o zamanda Abdülhamit Han'ın yanında bulunan-özellikle sürgün yılları- kızı Şadiye Osmanoğlu tarafından anlatılmaya çalışılmış. Gerek harem, saray ve yanlışlar üzerinde etkili bir eser. Kitabın son sayfalarında da devre ait fotoğraflar bulunmakta.
156 syf.
·Puan vermedi
Günümüzde yazık ki Sultan'ın olmayan hatıra defteri ile ilgili kitaplar basılmakta(ki böyle bir defterinin olmadığını kendi kızı da belirtmiştir.),yüceltmek ya da yermek için türlü olaylar uydurulmakta. Tüm bunları bir kenara itip II. Aldülhamid ile ilgili aydınlatıcı bir eser okumak isteniliyorsa kendi kızının yazdığı bu eseri okumak gerek.Eserde padişahın,kişiliği,günlük hayatı,huyları,hataları,zaafları vb. konularla ilgili detaylar mevcut.İlgili arkadaşlara tavsiye ederim.
156 syf.
·1 günde
Eserin başlığı ile içeriği karşı karşıya geldiğinde çok bir bağlantı yok aslında. Devrik bir padişahın kızı yanlı şekilde birçok bilgi veriyor. Bu bilgilerin içerisinde doğrular olduğu kadar babasının gram toprak kaybetmemiş gibi lanse etmesi onun baba sevgisinden geldiğini tahmin ediyorum. Harem hakkında orada yaşamış birinden bilgiler dinlemek gayet güzeldi. Aynı zamanda da harem de bulunan padişah kızlarının ne kadar boş işlerle de uğraştığını anlayabiliyoruz. Haremin artıları ve eksileri ile görüyoruz yani. Sanırsam ilginç noktalardan biride Abdülhamid'in su çantası olarak yanında taşıdığı çantanın içinde aslında mücevherlerin taşındığı idi. Sürgün yılları dediği yıllarda sürgünde mi yoksa uzunca bir tatilde mi çok anlayamadım. Zaten kendi ifadeleri ile de en mesut zamanlarının bu sürgün yılları ! olduğunu ifade ediyor ve dünya savaşı patlak verdiği zamanda Fransa'da ki düşünceleri ile de gayet mesut olduğunu anlayabiliyoruz. Abdülhamid'in bazı özel bilgilerini de veriyor ama bunlar çok önemli değil sonuç da padişahlarda insandır ve bazı harem muhabbetlerinin büyütülmesine gerek yok. Sığ bir anlatım çokta sürgün yılları olmayan yıllarının anlatılmış bu eseri çokta önermiyorum.
156 syf.
Kitap 6 bölümden oluşuyor. 1.bölüm olan babam ve saray 2. bölüm hal ve sürgün kısımları yaklaşık 66 sayfa sürüyor ve akıcı bir dille merak uyandırdığı için bir çırpıda okunuyor. 3. bölüm olan hastalıklar ve tedaviler bölümüyle 4.bölüm olan gurbet ve kader yılları ve 5. bölüm olan kızımın ardından vatana dönüş bölümlerinde Abdülhamit Hanın adı dahi geçmiyor. yok şurada tatil yaptım yok şuraya gittim diyerek anlatılan Şadiye hanımın hayatı anlatılıyor ve ben bu kısmı okurken çok sıkıldım ve kitabın yarısını bu bölüm teşkil ediyordu. 6. bölüm olan babamın siyaseti hakkında bana anlatılanlar kısmı ise çok tek düze anlatılmış. Tarih kitabı okuyor havasındaydı. Bu kısmı da zevk alarak okumadım. Kitabın başı çok güzel başladı ama sonunda o lezzet kalmadı.
156 syf.
·Beğendi·10/10
Babasını en çok seven ve sürgün yıllarında elemini paylaşan kızı, padişah babasını anlatıyor. Kitabı okurken hiç tanımadığım bir Abdülhamit'le tanıştım. Nispeten subjektif bir bakış açısıyla yazılmış olsa da dönemin olaylarına ışık tutması açısından önemli ve üslubunun güzelliğiyle de okumaya değer bir hatırat.
156 syf.
·12 günde·5/10
Abdülhamid Han'ın kızı tarafından kaleme alınmış, Han'ın ve ailesinin saray hayatından anekdotlarla dolu bir kitap haliyle... Ancak aşağı yukarı her cümlede manayı tam çözebilmek için eski kelimeleri sözlükten araştırmanız gerekecek, zira onlardan çok var..
156 syf.
·7 günde·6/10
Babam Abdülhamid kitabı Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın kızı Şadiye Osmanoğlu'nun hatıralarından derlediği 150 küsur sayfalık bir kitap. Bu kitabın ilk 66 sayfası Abdülhamid Han'dan bahsediyor, kalan kısmında ise Şadiye Osmanoğlu kendi sürgün yıllarını kaleme almış. Şadiye Hanım, babası Sultan İkinci Abdülhamid Han tahttan indirildiğinde 23 yaşındaymış. Sultanın hem saraydaki hayatına hem de sürgündeki hayatına şahit olmuş. 1977'de vefat etmiş. Bu kitap, çok merak ettiğim bir kitaptı çünkü Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın hayatı her zaman ilgimi çekmiştir. Siyasî zekası takdire şayan bir padişah.
Peki kitap güzel miydi derseniz; beklediğim gibi değildi. Evet, Ulu Hakan hakkında duymadığım bazı bilgileri öğrenmiş oldum ama aklımda bir sürü soru işareti var?? Ve kitapta benim dikkatimi celbeden sadece ilk 60 küsür sayfa oldu, geri kalan kısmında yukarıda da söylediğim gibi Şadiye Osmanoğlu yurtdışındaki hayatından bahsetmiş; eşini, birlikte tatile gittiği yerleri falan anlatmış. O kısımları okurken sıkıldım, çok da beni ilgilendirmediğini düşünüyorum. Ve kendisinde batı hayranlığı sezdim. Tamam vatanlarından çıkarıldılar, yabancı yerlerde yaşamak zorunda kaldılar, belki psikolojilerini anlamıyor olabilirim ama cümlelerinden o hayranlık hissedilebiliyor. Yalnız, Şadiye Osmanoğlu Fransa'da iken İkinci Dünya Savaşı'na şahit olmuş. O zamana dair anlattıkları ilgi çekiciydi. Gerçekten de savaşta kazanan taraf yok; daha az ve daha çok kaybeden taraf var. Saraydaki yaşantıya dair aklıma yatmayan bir takım yerler var. Bunun için de Çamlıca Yayınları'ndan çıkan "Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın Aile Hayatı" kitabını okuyacağım. Umarım o tatmin edici olur.
156 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Tanzimat'tan II.Meşrutiyet'e, imparatorluğun en çalkantılı yıllarında tahtta bir padişah; II.Abdülhamid… 
İftiralar, yalanlar ve bir padişahı tahttan indiren olaylar… 
Ardından başlayan acı, gözyaşı ve hasretle dolu sürgün yılları…
Osmanlı'nın tarihine babası Abdülhamid'in yanında bizzat tanıklık eden, merak edilen yılları ve padişahı anılarına taşıyan bir sultanın; Şadiye Sultan'ın hatıratından...
"Ben, babamı, hiçbir zaman padişah olduğu için sevmedim. Hayatımın baharında, kalbimin bütün mevcudiyeti ile ve derin bir aşkla babamı sevdim. O sevgidir ki, işte bana bunları yazmak hissini veriyor."
-Şadiye Osmanoğlu
156 syf.
·5 günde·9/10
Abdülhamid'in kızının kaleme aldığı, saray ve sürgün yıllarını anlattığı hatıra kitabı diyebiliriz. Adı her ne kadar Babam olsa da okuduğumuz zaman otobiyorafi diyebileceğimiz bir eser çıkıyor karşımıza.
156 syf.
·3 günde·5/10
Şadiye Sultanın halisane hislerle kaleme aldığı eserini beğendim. Fakat Sultan Abdülhamid Han hakkında daha fazla hatırasının olmasını bekliyordum. Bu bakımdan kitap bana tatmin edici gelmedi. Kendi hatıraları beni cezbetmedi. Yinede okunabilir güzel bir eser.
156 syf.
·Beğendi·7/10
Ne yazık ki, muktedirler çoğunlukla hukuk ve adalet hep avam için gerek olur zannederler, iktidarlarında alabildiğine, gaddar ve zalimdirler.
Onlara göre anayasa, meclis, hukuk, adalet, yargı vs. birer ayak bağı ve gereksizdir.
Oysa tarih bize gösteriyor ki, hukuk ve adalet öncelikle muktedirler için gereklidir.
Zira onların ayakları bir kez kaymaya görsün. O yok ettikleri hukuk ve adaleti mumla ararlar da bulamazlar.
İşte II. Abdulhamid ve Menderes buna en güzel örnektir.
Bayındırlık ve eğitim hizmetleri inkâr edilemez olmasına rağmen II. Abdulhamid, korkuları, vehimleri nedeniyle devletin kurumlarını, yetişmiş aydın ve askerlerini dışlayıp ülkeyi yeteneksiz bir kadro ile yönetmeye kalkmış, döneminde bu günkü Türkiye’nin iki katı kadar toprak kaybedilmiştir.
Kendisine kayıtsız şartsız biat etmeyen okur, yazar, düşünürlere karşı tahammülsüzlük, korku ve düşmanlığından dolayı “İttihatçı” denen beceriksiz hayalperestleri “Hürriyet Kahramanı” mertebesine çıkartan II. Abdulhamid’in ta kendisidir.
Ve o İttihatçı kafanın iktidarında, 600 yıllık imparatorluğu, yüzbinlerce insanımızı ve kendilerini, emperyalistlerin sözüne güvenerek, kaybedileceği daha baştan belli olan bir kumar masasına sürmeleri ve kaybetmelerinde de II. Abdulhamid’in sorumluluğu inkâr edilemez.
Anayasayı geçersiz sayması, meclisi kapatması ve kendi parasını, imparatoru olduğu devletin bankaları yerine, Avrupa bankalarına yatırması bile II. Abdulhamid’in hain olmasa bile “Ulu Hakan” olmadığının delilidir aslında.
33 yıllık zorbalığının ardından İttihatçı denen serserilerin, ona reva gördükleri elbette kabul edilemez.
Fakat 600 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğunun, anayasasının, oturmuş bir hukuk sisteminin olmamasının sorumluluğunu da herhalde İttihatçılara yükleyemeyiz.
Magna Carta’dan yaklaşık 500 yıl sonra bile anayasa ve meclisi askıya almanın, hukuksuz, adaletsiz bir rejimde direnmenin elbette bir bedeli olacaktı. Bu bedeli millet olarak hepimiz en ağır şekilde ödedik, hala da ödüyoruz maalesef.
II. Abdulhamid’i “Ulu Hakan” mertebesine çıkaran zavallıların, imparator olduğu dönemde, zindana çevirdiği kendi ülkesinde, rüzgârlar tersine esmeye başlayınca ne durumlara düştüğünü, özellikle bu günün muktedirlerinin iyi görmesi ve anlaması dileklerimle.
İyi okumalar.
'' Babam Abdülhamit Han, çok az uyurdu. Şafaktan önce kalkardı, beş vakit namazını kılar, daima Kur'ân-ı Kerim okurdu. Abdestsiz yere basmazdı.''
Benim teessürüm sizin gibi gençlerin ve saraydaki kızların taarruz ve tecavüze maruz kalmaları ihtimalini düşünmekten ileri geliyor. Bana gelince canımın hiç kıymeti yoktur. Ecdâdım bu devlet ve millete, büyük hizmetler ifâ ettikleri halde birçokları ne felaketlere, ne feci âkibetlere uğramışlardır. Hânedanımızın kıymetini hiç bir zaman takdir edemediler. Meşrutiyetin başından beri "Vatanımız!" diye bar bar bağıranların içinde,vatanın ne olduğunu bilmeyenler çoktur. Farkında olmadan yaptığım hatalar bulunabilir. Kusurdan yalnız Allah münezzehtir. Ben bir insanım ve milletime hizmet ettiğim kaniim.

-Ulu Hakan'ın Selanik'e sürgüne gönderilirken kızına söyledikleri
"Dünyada yaşamak için hassas ruhlu olmamalı, hissetmemeli, sevmemeli! Fakat bunu tatbik etmek zor! Hayat herkes için az çok bir mücadeledir, yaralanmamak imkânsız! Fakat cesur olmak lazım! Hayatımız, yaşanılan mabaatli bir romandan başka bir şey değildir."

- Şadiye SULTAN (Şadiye OSMANOĞLU), SULTAN II. Adülhamid Han'ın kızı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Babam Sultan Abdülhamid
Alt başlık:
Saray ve Sürgün Yılları
Baskı tarihi:
13 Nisan 2018
Sayfa sayısı:
156
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051141268
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Tanzimat’tan II.Meşrutiyet’e, imparatorluğun en çalkantılı yıllarında tahtta bir padişah; II.Abdülhamid…

İftiralar, yalanlar ve bir padişahı tahttan indiren olaylar… 

Ardından başlayan acı, gözyaşı ve hasretle dolu sürgün yılları… 

Osmanlı’nın tarihine babası Abdülhamid’in yanında bizzat tanıklık eden, merak edilen yılları ve padişahı anılarına taşıyan bir sultanın; Şadiye Sultan’ın hatıratından...

“Ben, babamı, hiçbir zaman padişah olduğu için sevmedim. Hayatımın baharında, kalbimin bütün mevcudiyeti ile ve derin bir aşkla babamı sevdim. O sevgidir ki, işte bana bunları yazmak hissini veriyor.”

Şadiye Osmanoğlu

Kitabı okuyanlar 87 okur

  • Osman Şahin
  • ibrahim Hatipzade
  • Burak CAN
  • Hanife Özer
  • Saliha
  • Zsy
  • Faruk Zengin
  • BAHAR
  • Nidanur
  • Meftunokur

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%8.3
18-24 Yaş
%16.7
25-34 Yaş
%33.3
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%16.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.6
Erkek
%48.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (10)
9
%11.4 (4)
8
%11.4 (4)
7
%11.4 (4)
6
%11.4 (4)
5
%14.3 (5)
4
%5.7 (2)
3
%0
2
%2.9 (1)
1
%2.9 (1)