1000Kitap Logosu
Babamın Cinayet Defteri
Babamın Cinayet Defteri
Babamın Cinayet Defteri

Babamın Cinayet Defteri

OKUYACAKLARIMA EKLE
9.3
3 Kişi
4
Okunma
3
Beğeni
30
Gösterim
320 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 9 sa. 4 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Notos · 2021 · 9786057643537
Babamın Cinayet Defteri, 1992 yılının sisli, yağmurlu ve yapış yapış tehlike dolu İstanbul’unu ve günümüzün siyasal-sosyal yapısının temellerini anlatıyor. Yıllarca Cumhuriyet gazetesinin polis muhabirliğini yapan Baretta Gölgesiz Kemal Metin’in haberlere sığdıramadığı ayrıntılar, onun defterinde okuru kendine bağlıyor. 17. yüzyılda Sultanahmet Camii’nin yapımı sırasında işlenen tuhaf cinayetlerden 1970’lerde ambargo günlerinin yoksulluğundaki kayıp aslan paniğine kadar tuhaf ve sarsıcı hikâyelerle dolu defterin izini süren gazeteci Altan Metin, bir yandan babasının faili meçhulünü aydınlatmaya çalışırken bir yandan da kayıp kardeşi Erkan’ı arıyor. Bir filozofu ölümden kurtarmaya uğraşırken bir eski katilin de elini kana bulamasına engel olmaya çabalıyor. Ve bu kargaşada iki kadının aşkını yaşarken Uğur Mumcu’ya kurulan suikast komplosunun parçası olmamaya çalışıyor. İçinde Yaşar Kemal, Hasan Cemal, Ertuğrul Özkök ile Orhan Pamuk’un da olduğu, Türk ve dünya edebiyatındaki çeşitli metinlere göndermeler yapan Babamın Cinayet Defteri okudukça katmanları yoğunlaşan, az rastlanan türde bir politik-psikolojik-polisiye. Erdinç Akkoyunlu, her okunduğunda farklı sırlarını okurla paylaşacak bir roman yazmış. (Tanıtım Bülteninden)
2 mağazanın 2 ürününün ortalama fiyatı: ₺29,25
9.3
10 üzerinden
3 Puan · 3 İnceleme
Ecem İspir
Babamın Cinayet Defteri'yi inceledi.
320 syf.
·
10 günde
·
9/10 puan
Gözünü sevdiğim edebiyat dünyasında 'dur bi dakka ben de varım' diyen, bence adını gelecekte sıkça duyacağımız bir yazar ve onun incelikli bir çalışmanın ürünü olan eseriyle geldim. Okudukça açılan, büyüyen, betimlemeleriyle mest eden, biraz psikolojik, biraz politik; modern edebi metinlere ucundan kıyısından göndermeleri ile Babamın Cinayet Defteri bir ilk roman için oldukça etkileyiciydi. Benim gibi salt betimleme okumayı sevmeyen bir okuyucu bile bu kitapta yer alan betimlerle İstanbul sokaklarında hayali bir gezintiye çıkabilir, o yağmurlu havada ıslanabilir. Zaten romanı okurken baş karakter ile ben de yağmurda yürüyüp ıslandım sanki, hatta üşüdüm :) Bana göre roman, ülkenin belli bir döneminin özeti, failimeçhuller, (aslında faili kabak gibi ortada olan şu meçhuller hani) bir dönem gazete yapraklarını süslerken, kalabalıklaşmanın verdiği yetki ile günümüzde sıradanlaşmış olan cinayetler ve o cinayetlerin ardındaki hikayeler... Kimsenin anlatmaya cesaret edemediği olayları - hele günümüzde - cesurca dile getirmiş bence. Politik-roman türünde daha çok hikayeler kaleme alınsa keşke Türkiye'de... Politik diyerek sınırlandırmış gibi olmayayım, romanın içinde aşk, tarihten kesitler, polisiye unsurlar da var. O çok bildiğimiz kitapçılarda çok satanlar bölümünde göreceğimizi düşünmediğim, fakat keşke görülse dediğim, tanıştığıma çok sevindiğim, severek, ilgiyle okuduğum bir kitap oldu.
Babamın Cinayet Defteri
OKUYACAKLARIMA EKLE
7