Adı:
Babanız Atatürk
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
150
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-975-6461-25-x
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pozitif Yayınları
Her birinizin bir babası ve bir annesi var. Eğer Atatürk, milletin ve ordularının başında Anadolu savaşlarını kazanmasa idi, bu dünyada vatansız ve hürriyetsiz kalırdınız. Asıl öksüzlük budur. Onun için kitaba Babanız Atatürk adını koydum. Hayatınızı ana-babanıza, hür, şanlı ve şerefli Türklüğünüzü Atatürk'e borçlusunuz.

Size babanız Atatürk'ün nasıl yetiştiğini, neler yaptığını, nasıl bir insan olduğunu anlatmak istiyorum. Onunla, niçin övündüğünüzü, nasıl onun gibi olacağınızı öğrenmeniz umuduyla.
150 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Falih Rıfkı Atay etkinliği kapsamında yapacağım ikinci incelemem olacak. Etkinlik için Link: ->> #27899814

Babanız Atatürk kitabı ile Atatürk’ü yeniden okumaya var mısınız? Kronolojik biyografi incelemesi yapacağım, biraz uzun olacak ama unuttuğumuz bazı bilgileri hatırlamamıza yardımcı olacak.

Falih Rıfkı Atay bu kitabında kendi bildiği Atatürk'ü anlatıyor bize. Çocukluğundan başlayarak, aralara anılar ekleyerek bize doyumsuz bir zevk sunuyor. Diğer kitaplarından aşina olduğum dilini aynı şekilde koruyor ve kullanıyor. Atay'ın kaleminden Atatürk'ü okumak zevk veriyor.

“Bu inceleme kronolojik ve uzun bir incelemedir. Kitabın temasına uygun bir şekilde yapılmış ve konusu dışına çıkılmamıştır. Kitabı okuduğunuzda detaylarına fazlasıyla kavuşacaksınız.”

1881’de Selanik’te doğdu,
Annesi Zübeyde Hanım, Babası Ali Rıza Efendi’dir.
Annesi onu mahalle mektebine vermek isterken, babası modern eğitim almasını istiyordu. Annesini kırmadı ve mahalle mektebine yazıldı. İstemeye istemeye gidiyordu. Dik kafalılık o zamanlardan beri vardı. Bu mektep'te arkadaşlarının yaptığı yaramazlığı üstlendi ve hocadan dayak yedi. Bu onun için dönüm noktası oldu.

Ali Rıza Efendi, Mustafa’yı modern eğitim yapan Şemsi Efendi İlkokulu’na yazdırdı. Artık Mustafa'nın istediği olmuştu.
Babası bu dönemde vefat etti ve çok zorluk yaşadılar. Annesi ile birlikte dayısının çiftliğine gittiler. Bu fazla uzun sürmedi, teyzesi Mustafa’yı okutmak için tekrar Selaniğe yanına aldı.
Artık Orta Okula gidiyordu ve buradan da mezun oldu.

1893 yılında gizli olarak sınavlara hazırlanıp, çok istediği “Selanik Askeri Rüştiye’sine (okulu) girdi.
Çok başarılı bir öğrencilik geçiriyordu ve Üniforma onun övünç kaynağı idi.
Osmanlı toprak kaybetmeye devam ediyordu. Selanik artık düşman hedefindeydi.
Mustafa, aynı adı taşıyan matematik öğretmeninin verdiği Kemal adını aldı. Daha sonra kazanacağı rütbelere ilk olarak adı ile başlıyordu. O artık Mustafa Kemal’di!
Mustafa diğer arkadaşlarına kıyasla daha iyi giyiniyor, kendisine bakıyor, bu dışarıdan fazlasıyla dikkat çekiyordu.

1893 ‘te girdiği Selanik Askeri Rüştiyesi'ni bitirince, 1895’te Manastır Askeri İdadisi'ne (Lise) girdi. (Bazı kaynaklarda 1985, bazılarında ise 1986. Başvurduğu tarih olarak 1985 gözüküyor.) Hitabet ve edebiyata yöneldi, şiirler yazdı. Türkçe öğretmeni onun bu yöne pek yönelmemesini, asıl derslerinden geri kalmaması için uyardı. Yaz tatilinde Fransızca dersler almaya başladı. 1898’de ikincilikle mezun oldu.

1899 13 Mart’ta İstanbul Harp Okulu Piyade sınıfına girdi.
1902 10 Şubat’ta Harp Akademisi'ne girdi ve burada gazete çıkardı. Elle yazılan bu gazetede, arkadaşlarıyla ülke yönetimini eleştiriyordu. Okul Müdürü Rıza Paşa’nın çabasıyla ceza almaktan kurtuldular. Aldıkları ufak cezaları da affetti çünkü kendisi de ileri görüşlü bir Müdürdü. Mustafa artık devletin idari yönetimini eleştiriyor ve yayınlar çıkarıyordu.

https://isteataturk.com/...07466324_ataturk.png
https://isteataturk.com/...07470225_ataturk.png

1905 11 Ocak’ta Harp Akademisi'ni Yüzbaşı olarak bitirdi, Şam'a 5. Ordu'nun 30. Süvari Alayı'nda staj yapmak için atandı.
https://isteataturk.com/...07472679_ataturk.png

1906 Ekim’de Şam'da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kurdu. Şam'da topçu stajını yaptı ve Kıdemli Yüzbaşı(Kolağası) oldu.
https://isteataturk.com/...07479134_ataturk.png

1908- 23 Temmuz’da ilan edilen II.Meşrutiyet için çalışanlar arasındaydı.
https://isteataturk.com/...07479692_ataturk.png

1909 31 Mart(13 Nisan) İsyanı’nda Hareket Ordusu Kurmay Subayı olarak görevli.
Adı aktif olarak bu olayda duyuldu. 1911- 13 Eylül’de İstanbul'a Genelkurmay'a naklen atandı.
https://isteataturk.com/...07480318_ataturk.png
https://isteataturk.com/...07492671_ataturk.png

1911 27 Kasım’da Binbaşılığa yükseldi.
https://isteataturk.com/...07481057_ataturk.png

15 Ekim’de gazeteci Mustafa Şerif kimliği ile İskenderiye üzerinden, İtalya’nın saldırısına uğrayan Trablusgarp’a gitmek için İstanbul’dan ayrıldı.
1912 9 Ocak’ta, Trablusgarp'ta İtalyanlar’a karşı Derne saldırısını yönetti. Savaş alanındaki ilk tecrübeleri burada kazandı.
https://isteataturk.com/...08225809_ataturk.png

1912 8 Ekim’de Karadağ’ın Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmesiyle Balkan Savaşı başladı. Osmanlı devleti “Ouchy”(Uşi) Antlaşması ile Trablusgarp ve Bingazi’yi İtalya’ya bırakınca, diğer subaylarla geri çağrıldı. 8 Kasım’da Selanik Yunanlılar tarafından işgal edilince, Derne’den Mısır’a, oradan İstanbul’a döndü.
https://isteataturk.com/...07568647_ataturk.png

1912- 25 Kasım’da Çanakkale Boğazı’nı korumak için Gelibolu’ya “Bahr-i Sefid(Akdeniz) Kuvvetleri Komutanlığı Harekât Şubesi Müdürü” olarak atandı. Daha sonra Bolayır Kolordusu adını alan bu kuvvetlerin Kurmay Başkanlığına getirildi.Bu görevi sırasında Çanakkale Boğazı’nın topoğrafik haritasını hazırlattı.

1912’de General Litzmann’dan çevirdiği “Bölüğün Muharebe Talimi” adlı kitabı İstanbul’da yayınladı.
http://farm3.static.flickr.com/...27529_661c5cecbb.jpg
Asalet: https://isteataturk.com/...07496583_ataturk.png

1913 27 Ekim’de Sofya Ateşemiliterliği'ne atandı.
https://isteataturk.com/...07569763_ataturk.png

1914 1 Mart’ta, Yarbaylığa yükseltildi.
https://isteataturk.com/...07575352_ataturk.png

1914’te Yeni Çeri kıyafeti ile Sofya’da baloya katıldı ve davetlileri kendisine hayran bıraktı.
https://isteataturk.com/...07571365_ataturk.png

1915 2 Şubat’ta, Tekirdağı'nda 19. Tümeni kurdu.
1915 25 Şubat, Maydos'a gitti.
1915 25 Nisan, Arıburnu'nda İtilaf Devletleri'ne karşı koydu.
1915 1 Haziran Albaylığa yükseltildi.
1915 9 Ağustos, Anafartalar Grup Komutanlığı'na atandı.
https://isteataturk.com/...07573317_ataturk.png
1915 10 Ağustos, Atatürk komutasındaki kuvvetlerin, Conkbayırı’nda İngilizlere taarruzu ve düşmanın ilerlemesine durdurmuş ve anafartalar kumandanı Mustafa Kemal düşmanı püskürtmüştür. Bugünkü muharebeler esnasında Atatürk’ün kalbini hedef alan bir kurşun, göğüs cebindeki saate çarpıp geri döndüğünden, kendisi mutlak bir ölümden kurtulmuştur.)
https://isteataturk.com/...07573416_ataturk.png

Çanakkale geçilemedi ise bir sebebi vardır. Akıl vardır, ölüme düşünmeden giden vatan evlatları vardır. Mustafa Kemal’in varlığı ve dehası Çanakkale’ye damga vurmuştur.

Gelibolu Kuvvetleri Komutanı Alman Generali telefonla aradı.
—Emrinizdeki kuvvetleri emrime veriniz.
Komutan alaylı bir dille:
—Çok gelmez mi? dedi.
Mustafa Kemal olanca ciddiliği ile cevap verdi:
—Az gelir! Sy.44

https://isteataturk.com/...07573035_ataturk.png

1916 10 Ocak’ta Almanlar’dan Çanakkale’deki başarıları nedeniyle “Demir Salip Nişanı”,
17 Ocak’ta Sultan Reşat tarafından “Muharebe Altın Liyakat Madalyası” ile ödüllendirildi.
https://isteataturk.com/...07575142_ataturk.png

1 Nisan’da Tuğgeneralliğe yükseltildi.
https://i2.wp.com/...-04-istasy10net.jpg

1916 6 Ağustos, Bitlis ve Muş'u Ruslar’dan kurtardı.
https://isteataturk.com/...07653304_ataturk.png

1917 20 Eylül, memleketin ve ordunun durumunu açıklayan raporunu yazdı.
Mustafa Kemal’in İsyan Muhtırası (Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.)

1917 Ekim İstanbul'a döndü.
https://isteataturk.com/...07657988_ataturk.png

24 Mayıs 1918 tarihinde, yakın arkadaşı Ruşen Eşref Ünaydın'a bir fotoğraf imzalyıp vermiştir. Fotoğraf üzerine şunları yazmıştır:
''Her şeye rağmen, muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir.''
https://isteataturk.com/...07660819_ataturk.png

1918 26 Ekim, Halep'in kuzeyinde bugünkü sınırlarımız üzerinde düşman saldırılarını durdurdu.
https://isteataturk.com/...07658306_ataturk.png

30 Ekim’de Mondros Mütarekesi'ni imzalandı.
1918 31 Ekim, Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'na atandı.

1918 13 Kasım, Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'nın kaldırılınca, Mustafa Kemal İstanbul'a döndü. Boğaz’da düşman donanmasını görünce, yaveri Cevat Abbas’a “Geldikleri gibi giderler!” dedi.
https://isteataturk.com/...07658381_ataturk.png

1919 30 Nisan Erzurum'da bulunan 9. Ordu Müfettişliği'ne atandı.

1919 15 Mayıs Kara gün… İzmir'e Yunan'lılar asker çıkardı.
(Bu konular hızlıca geçilecek konular değil ama kronolojik bir inceleme olduğu için sadece tarih ve olaylar hakkında bilgi veriyorum.)
1919 16 Mayıs Bandırma vapuruyla İstanbul'dan ayrıldı.
1919 19 Mayıs Mustafa Kemal Paşa Samsun'a çıktı.
1919 15 Haziran3. Ordu Müfettişi ünvanını aldı.
1919 21 Haziran, Ulusal Güçleri Sivas Kongresi'ne çağırdı.
19 Mayıs Samsun’a çıkışı ile ilgili 19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da ‘da kitabına yaptığım incelemeden detay alabilirsiniz. #29768419

1919 22 Haziran, Amasya Genelgesi’ni yayınlayarak, vatanın tehlikede olduğunu duyurdu.
1919 8/9 Temmuz, Mustafa Kemal Paşa askerlikten çekilerek, sine-i millete döndü. Artık sivildi.
ADAM GÖRÜN, ADAM!!!! https://isteataturk.com/...07664899_ataturk.png
Not: Üzerindeki kıyafetler ona ait değildir. Para yok, nereden alacaklar? Etraftan ayrı ayrı toplanmış ve kendisine verilmiştir.

1919 23 Temmuz, Mustafa Kemal'in başkanlığında Erzurum Kongresi toplandı. Tüm yurdu kapsayan kararlar alınarak, bir Temsil Kurulu seçildi. (7 Ağustos 1919)
https://isteataturk.com/...07663796_ataturk.png

1919 4 Eylül, Mustafa Kemal'in başkanlığında Sivas Kongresi toplandı. Millî Mücadele’ nin yöntemi belirlenip, bütün dernekler “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirildi.
https://isteataturk.com/...07665246_ataturk.png

11 Eylül’de Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Temsil Heyeti Başkanlığı'na seçildi.
https://isteataturk.com/...07666376_ataturk.png

1919 22 Ekim, Osmanlı Hükümeti ile Amasya Protokolü'nü imzaladı.
1919 7 Kasım, Erzurum'dan milletvekili seçildi.
1919 27 Aralık, Heyeti Temsiliye ile Ankara'ya geldi.
https://isteataturk.com/...07665730_ataturk.png
https://isteataturk.com/...07665637_ataturk.png

1920 18 Mart, İstanbul'da Meclis-i Mebusan'ın son toplantısı.
https://isteataturk.com/...07742082_ataturk.png

1920 19 Mart, Mustafa Kemal tarafından Ankara'da üstün
yetkiyi taşıyan bir Millet Meclisi toplanması hakkında illere duyuruda bulundu.
1920 20 Mart, İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından işgali, Mustafa Kemal'in protestosu, Ankara'da yeni bir Millet Meclisi toplama girişimi.
1920 23 Nisan, Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açıldı.
https://isteataturk.com/...07742381_ataturk.png

1920 24 Nisan, Mustafa Kemal Büyük Millet Meclisi Başkanı seçildi.
https://isteataturk.com/...07742783_ataturk.png

1920 5 Mayıs, Mustafa Kemal'in başkanlığında ilk B.M.M. Hükümeti toplandı.
https://isteataturk.com/...07745465_ataturk.png

1920 11 Mayıs, Mustafa Kemal, İstanbul Hükümeti tarafından ölüm cezasına çarptırıldı.
1920 24 Mayıs İdam kararı Padişah tarafından onaylandı.
1920 10 Ağustos, Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında I.Dünya Savaşı’nı sona erdiren Sevr Antlaşması imzalandı.

1921- 9/10 Ocak, I. İnönü Savaşı.
https://isteataturk.com/...07749933_ataturk.png

1921- 20 Ocak, İlk Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun esas maddelerinin kabulü.
https://isteataturk.com/...07839390_ataturk.png

1921 30 Mart / 1 Nisan, II. İnönü Savaşı, Yunanlılar’la milletin aksak talihi de yenildi.
https://isteataturk.com/...07748701_ataturk.png

1921 10 Mayıs, Mustafa Kemal tarafından Büyük Millet Meclisi'nde “Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu” kuruldu, başkanlığına Mustafa Kemal seçildi.
https://isteataturk.com/...07838180_ataturk.png

1921 5 Ağustos, Mustafa Kemal'e Başkumandanlık görevi verildi.
https://isteataturk.com/...08175553_ataturk.jpg
https://isteataturk.com/...08185365_ataturk.png

1921 22 Ağustus/23 Eylül, Mustafa Kemal'in yönetiminde Sakarya Meydan Savaşı'nın başlaması ve zaferle sonuçlanması. 1683’ten beri süren savunma ve geri çekiliş durduruldu.
https://isteataturk.com/...07746193_ataturk.png

1921 19 Eylül, Mustafa Kemal'e B.M.M. tarafından Mareşallik rütbesi ve Gazi ünvanının verilmesi.
https://isteataturk.com/...07747904_ataturk.png

1922 26 Ağustos, Bir yıllık hazırlıktan sonra, Mustafa Kemal Paşa Büyük Taarruz'u başlattı.
https://isteataturk.com/...08273692_ataturk.JPG

1922 30 Ağustos, Gazi Paşa, Dumlupınar’da düşman ordusunun büyük kısmının imha edildiği, Başkumandanlık Meydan Savaşı'nı kazandı.
https://isteataturk.com/...13190926_ataturk.jpg

1922 1 Eylül, "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir, İleri!" buyruğunu verdi.
https://isteataturk.com/...08275530_ataturk.png

1922 9 Eylül Türk Ordusu İzmir'e girdi. Düşman kalıntıları denize döküldü.
1922 10 Eylül, Gazi İzmir'de…
http://manisanokta.com/...r-1923-600x320.jpg

1922 11 Ekim, Mudanya Mütarekesi'nin imzalandı.
https://isteataturk.com/...08308942_ataturk.png

1922 1 Kasım, Saltanat, TB.M.M. tarafından kaldırıldı.
https://isteataturk.com/...13278488_ataturk.jpg

1922 17 Kasım, VI.Mehmet Vahdettin, Malaya adlı İngiliz harp gemisiyle İstanbul'dan ayrıldı.
1923 29 Ocak, Gazi Mustafa Kemal, İzmir’li Latife Hanım'la evlendi.
https://isteataturk.com/...08479768_ataturk.png

1923 9 Ağustos, Gazi Mustafa Kemal Halk Fırkası'nı kurması.
https://isteataturk.com/...08484903_ataturk.png

1923 24 Temmuz, Kurtuluş Savaşı’nı sona erdiren Lozan Antlaşması imzalandı.
https://isteataturk.com/...08685244_ataturk.png

1923 11 Ağustos, Gazi Mustafa Kemal 2. Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçildi.
https://isteataturk.com/...08685350_ataturk.png

1923 29 Ekim, Cumhuriyet ilan edildi. Gazi Mustafa Kemal ilk Cumhurbaşkanı seçildi.
https://ibb.co/eCMD0p

1924 1 Mart , Gazi Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi'nde Halifeliğin kaldırılması ve öğretimin birleştirilmesi hakkında açış nutkunu verdi.

1924 3 Mart, Hilafetin kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat(öğrenimin birleştirilmesi), “Şer'iye ve Evkaf Vekaleti” ile “Erkanı Harbiye-i Umumiye Vekaleti”nin(Bakanlığı) kaldırılması hakkındaki yasalar, Büyük Millet Meclisi'nce kabul edildi.
1924 20 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye (Anayasa) Kanunu kabul edildi.
https://isteataturk.com/...08696520_ataturk.png

1925 17 Şubat, Aşar (1/10) vergisi kaldırıldı.
https://isteataturk.com/...09061694_ataturk.png

1925- 24 Ağustos, Gazi Mustafa Kemal ilk defa Kastamonu'da şapka giydi. https://isteataturk.com/...09477164_ataturk.png

1925- 25 Kasım, Şapka Kanunu Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
https://isteataturk.com/...09517640_ataturk.png

1925- 30 Kasım, Tekkelerin ve zaviyelerin kapatılması hakkında kanun kabul edildi.
https://isteataturk.com/...09518837_ataturk.png

1925- 25 Aralık, Uluslararası takvim, saat ve ölçüler kabul edildi.
https://isteataturk.com/...09520015_ataturk.png

1926- 17 Şubat, Türk Medeni Kanunu kabul edildi.
https://isteataturk.com/...10342832_ataturk.png

1927- 1 Temmuz, Gazi Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı sıfatıyla, ayrıldıktan 8 yıl sonra ilk kez İstanbul'a gitti.
1927- 15/20 Ekim, Gazi Mustafa Kemal Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kurultayı'nda tarihi Büyük Nutku'nu okudu.
1927- 1 Kasım, Gazi Mustafa Kemal 2. kez Cumhurbaşkanlığı'na seçildi.
1928- 9 Ağustos, Gazi Mustafa Kemal Sarayburnu'nda Türk harfleri hakkındaki nutkunu verdi.
https://isteataturk.com/...10644067_ataturk.png

1928- 3 Kasım, Türk Harfleri Kanunu Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
https://isteataturk.com/...10511935_ataturk.jpg

1931- 15 Nisan, Türk Tarih Kurumu kuruldu. 1931- 4 Mayıs, Gazi Mustafa Kemal 3.kez Cumhurbaşkanlığı'na seçildi.
https://isteataturk.com/...10435164_ataturk.JPG

1932- 12 Temmuz, Türk Dil Kurumu'nun kuruldu.
https://isteataturk.com/...10488443_ataturk.jpg

1933- 29 Ekim, Gazi Mustafa Kemal, büyük bir coşkuyla “Onuncu Yıl Marşı” eşliğinde kutlanan Cumhuriyet'in 10. yıldönümünde tarihi nutkunu verdi.
https://isteataturk.com/...10510719_ataturk.jpg

1934- 24 Kasım, Gazi Mustafa Kemal'e Büyük Millet Meclisi tarafından ATATÜRK soyadının verilmesi kanunu kabul edildi. 1935- 1 Mart, Atatürk 4. kez Cumhurbaşkanı seçildi.
https://isteataturk.com/...10510998_ataturk.jpg

1937- 1 Mayıs, Atatürk'ün çiftliklerini Hazine'ye ve taşınamaz mallarını da Ankara Belediyesi'ne bağışladı.
https://isteataturk.com/...10437082_ataturk.jpg

1938- 31 Mart, Atatürk'ün hastalığı hakkında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nin ilk resmi duyuru yapıldı. 1938- 15 Eylül, Atatürk vasiyetnamesini yazdı.
1938- 16 Ekim, Atatürk'ün durumu hakkında günlük resmi duyuruların yayınına başlandı.
1938- 10 Kasım Perşembe günü, saat 9.05’te Atatürk diyerek ebediyete göçtü. Son sözü) “Aleykümselam” oldu.
1938- 11 Kasım, İstanbul Şehir Meclisi olağanüstü toplandı.
Saraydaki Cumhurbaşkanlığı forsu yerine yarıya kadar indirilmiş Türk Bayrağı çekildi.
1938- 12 Kasım, Yüksek Öğrenim gençliği, Üniversite Konferans Salonu'nda toplandı.
1938- 13 Kasım, Gençlik, Taksim Cumhuriyet Anıtı önünde toplanarak Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'i koruyacaklarına and içti..
1938- 14 Kasım, Büyük Millet Meclisi toplandı.
1938- 15 Kasım, Hükümet, Atatürk'ün Ankara'da ebedi istirahat yerine konulacağı 21 Kasım 1938 tarihini ulusal yas günü olarak duyurdu.
1938- 16 Kasım, İstanbul halkı, Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu'ndaki katafalkı önünde sabahın ilk saatlerinden gecenin son saatlerine kadar saygı ve üzüntü içinde son görevini yaptı.
1938- 19 Kasım, Büyük bir törenle, Atatürk'ün Dolmabahçe'den alınan aziz cenazesi(na’şı), önce Sarayburnu'na, oradan Zafer torpidosuyla Yavuz zırhlısına götürüldü. Yavuz zırhlısıyla İzmit'e kadar götürülen tabut, oradan Ankara'ya yolcu edildi.

Görüntüler:

https://ibb.co/ixdcbU

https://ibb.co/fvgxbU

https://ibb.co/e9KB39

https://ibb.co/hxvjO9

https://ibb.co/bWSyi9

https://turkcetarih.com/...aflar-13.3.7.jpg

https://ibb.co/irdtGU

https://ibb.co/mXikwU

https://ibb.co/jM1cAp

https://ibb.co/jKwcAp

1938- 20 Kasım, Atatürk'ün aziz cenazesi Ankara'ya ulaştı. Büyük Millet Meclisi önündeki katafalka konuldu. Ankara'lılar da son görevlerini saygıyla yaptılar.
1938- 21 Kasım, Atatürk'ün cenazesi, Etnoğrafya Müzesi'ndeki geçici kabre(mezara konuldu.
1938- 25 Kasım, Atatürk'ün vasiyetnamesi Ankara 3.Sulh Hukuk Hakimliği tarafından açıldı.
1938- 26 Aralık, Atatürk'ün “Ebedi Şef” sanıyla anılması kabul edildi.

Fotoğraflar ve daha fazla detay için 10 Kasım Yas Günü kitabına kesinlikle bakınız. Büyüklük ve Onur nasıl bir şey, tekrar tekrar görünüz.

1941-1 Mart’ta, Anıtkabir'in yerinin seçilmesi için görevlendirilen komisyon uluslararası bir yarışma açtı. Yarışmaya; Türkiye, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya'dan toplam 47 proje katıldı. Bu projelerden 3 tanesi komisyon tarafından ödüle layık görüldü. Milli konuyu daha başarılı ifade etmesi ve projenin araziye uygunluğu nedeniyle, Prof. Dr. Emin Onat ve Doç. Dr. Ahmet Orhan Arda'nın projesinin uygulanması kararlaştırıldı.

1944- 9 Ekim, Rasattepe’de Anıtkabir inşaatına başlandı. İlk harcı Başbakan Şükrü Saraçoğlu koydu.

1953- 4 Kasım, Atatürk'ün Etnografya Müzesi’ndeki Geçici Kabri açıldı.Tahnit edilmiş na’şını hiç bozulmadığı görüldü.Kurşun tabuttan çıkarılarak, ceviz ağacından yapılan bir tabuta alındı. 1953- 10 Kasım, Atatürk'ün cenazesi, Anıt-Kabir'e nakledildi. Milletin sinesine gömüldü.

4 Kasım 1953 - Atatürk'ün naaşı Anıtkabir'e götürülmek üzere Etnoğrafya Müzesi'ndeki geçici kabrinden çıkarıldı.
https://ibb.co/ezdcbU

https://ibb.co/egBKqp

https://ibb.co/k7JSbU

https://ibb.co/kodtGU

https://ibb.co/cMBr39

Video: http://www.trtarsiv.com/...nitkabir-e-tasinmasi

Video: http://www.trtarsiv.com/...nitkabir-e-tasinmasi


Tüylerim diken diken oluyor her izlediğimde, her dinlediğimde...

Kronolojik incelememiz burada bitiyor. Falih Rıfkı Atay’ın “Babanız Atatürk” kitabında tam olarak yapmış olduğu çalışma bize Atatürk’ü çocukluğundan itibaren anlatmaktır. Keyifle okuyacağınız bir kitap. Her kitabın sonun da olduğu gibi Atatürk’ün ölümü bizleri üzüyor. ÖLÜMÜ bölümü en zor okunan bölüm. İnsan istiyor ki, zamanı geriye sarıp onu o hastalıktan kurtarsın. Ama olmuyor haliyle. Dünya Tarihine adını silinmez harflerle yazdırdı. Hem Devlet Adamı olarak hem Başkomutan olarak. Yaptığı inkılaplar ve kurduğu Cumhuriyet en temel hazinesi ve övünç kaynağıdır.

https://isteataturk.com/...11554187_ataturk.jpg

Biz Mustafa Kemal'iz efendim...! ve Mustafa Kemaller ÖLMEZ....! Fikrimiz’ de, Kalbimiz ‘de ve Ruhumuzdadır...! Hiç görmedik, gözünün içine canlı olarak dahi bakamadık ama FARK ETMEZ! Onu GÖRMEK demek mutlaka YÜZÜNÜ görmek değildir. ONUN fikirlerini, ONUN duygularını anlıyorsak ve hissediyorsak bu kafidir.....! #28815684

Kitabı okuyunuz, okutturunuz, hediye ediniz. Mustafa Kemal Atatürk sevginiz hiç bitmesin.

*** Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Kronolojisi 'den ve http://www.anitkabir.org/...urk-kronolojisi.html den ödünç aldığım bilgiler oldu. Kaynak oldukları için teşekkür ederim. Bazı bilgileri iki üç şekilde teyit ettim ama Kronoloji de bazen sıkıntı olabiliyor. Falih Rıfkı'nın verdiği tarihlerde bu kaynaklar ile örtüşmeyebiliyor. Muhtemelen yeni raporlar ve resmi tutanaklar sonradan bulunup güncellenmiş olmalı. Ufak farklar diyelim bunlara. Fotoğraflar ayrı olarak eklenmiştir. Hepsi özenle seçilmiş ve konulara eklenmiştir.

https://isteataturk.com/...11687449_ataturk.jpg

Herkese iyi okumalar diliyorum.

https://www.youtube.com/...+t%C3%BCrk%C3%BCler+
150 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Türk milletinin bağrından çıkardığı Ulu Türk...
Sadece Türk milletine değil tüm dünyaya yön vermiş bir yolbaşçı...
Türk medeniyetinin yüzyıllarca unutulmuş vasfını birkaç yıl içerisinde ortaya çıkaran adam...
''Türk'' kelimesinin kaba ve yobazca algılandığı bir dönemden, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 10. yılında göğüsü bir zırh gibi kabararak ''Ne mutlu Türk'üm diyene!'' diye bağırdığı bir döneme geçiş için köprü niteliği taşımış bir inkılapçı...
İnanın ne desem boş, hangi kelimeleri kullansam kifayetsiz kalıyor. Tarihe gömülüp unutulamayacak kadar büyük biri o. Aynı zamanda bizden biri...
Hürriyetine ve bağımsızlığına düşkünlüğü çocukluğundan belli olmaktadır. Bir gün matematik öğretmeni:
- Aranızda kimler kendilerine güvenirlerse kalksınlar, onları müzâkereci yapacağım, demişti.
Ayağa öyleleri kalktılar ki, bunları gören Mustafa kendini ortaya atmaya cesaret edemedi. Fakat içlerinden birinin emri altına girecekti. Bu da ağrına gitti. Birden kalktı:
- Ben daha iyi yaparım, dedi ve yaptı.
O günden sonra sınıfın müzâkerecisi o idi.
İşte Mustafa böyle bir çocuktu. Birdirbir oynarken dahi ''Ben eğilmem. Üstümden böyle atlayabilirseniz atlayın'' cevabını veren biriydi. Bu küçük çocuğun dünyaya nizam vermiş bir başbuğ olacağını kim tahmin edebilirdi ki?
Uzun bir imparatorluk buhranının ardından yine başka buhranlı dönemlere giriş yapılıyordu. Herkes Abdülhamid'in baskı döneminden kurtulduk diye sevinirken aslında daha büyük faciaların eşiğine geliniyordu. İttihat ve Terakki iktidarı devralmıştı. Ancak Mustafa Kemal ordunun politikadan uzak durması gerektiği kanaatindeydi. Bir çok İttihatçı Mustafa Kemal'i bir tehlike olarak görüyordu. Bu yüzden kendilerinden sıkça uzak tutmaya çalışmışlardı. İttihatçılar rütbelerini politikadan alırlarken Mustafa Kemal sahadaki başarılarıyla ve özellikle de Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar'da gösterdiği kahramanlıklar neticesiyle imparatorluğun karanlık bağrından bir güneş gibi doğuyordu. Birinci Dünya Savaşı'na girilmemesi gerektiği ile ilgili birçok çalışma yapsa da İttihatçılar kulak asmadı ve imparatorluğu Almanya yanında savaşa sürdüler.
Nihayet savaştan yenik çıkmış ve Mondros'u imzalamıştık. İttihat ve Terakki üyesi, harbiye nazırı ve başkomutan Enver Paşa ülkesini terk etmek zorunda kalırken sürekli çekişme halinde oluğu ve kendilerine sürekli muhalif Mustafa Kemal için şunu söylemişti:
'' Benim yerime Mustafa Kemal'i getiriniz. Ancak o bir şey yapabilir.''
Tabi olmadı, o ayrı mevzu. Ancak Mustafa Kemal'in içindeki hürriyet ateşi sönmüyordu.
1918 Kasım'ında İstanbul'a geldiği gün, limanı dolduran düşman donanma tekneleri arasından bir motorla geçerken, zırhlılara baktı ve yaverine:
- Geldikleri gibi giderler, dedi.
Kararlıydı Mustafa Kemal. Hayallerini gerçeğe dönüştürebilen nadide kişiliklerdendi o.
— Ordumuz yok.
— Yapılır.
— Paramız yok.
— Bulunur.
— Diyelim ki bulduk. Düşmanlarımız hem kuvvetli, hem çok.
— Olsun, yenilir.
diyordu.
Türk milletinin parolası: "Ya hürriyet, ya ölüm!" olmalı idi.
Samsun'a ayak bastı Mustafa Kemal. Genelgeler, kongreler gerçekleştirdi. Doğu ve Güney cephesinde, Türk'ün ateşi karşısında kül olup uçtu düşmanlar. Batı'ya dikti gök renkli gözlerini. 1. ve 2. İnönü, Eskişehir-Kütahya derken Sakarya cephesi kuruluyordu. Mustafa Kemal durmadan gidip geliyordu. Askerlerini teftiş ederken, atının bir ayağı sürçerek kaburga kemiği kırıldı. Can acısı ile ayağa kalktı, eli ile Eskişehir taraflarını göstererek ve Kral Konstantin'e hitap ederek; YA SEN YA BEN! diye kükredi. Mustafa Kemal'in karşısında ne Churcill, ne Konstanstin ne de Trikopis durabilirdi. Sakarya kazanıldı. Mustafa Kemal, Genelkurmay Başkanı ve Cephe Komutanı başbaşa vermişler, gözleri ile ufukları delmeğe çalışmaktalar. Ondan sonra doğu tarafında hafif bir kızıllık belirdi. Gün doğuyordu. Yeni Türkiye'nin güneşi idi bu! 15 gün sonra İzmir'de olmanın hesaplarını yapıyordu büyük komutan.
Ordular! ilk hedefiniz Akdeniz'dir! İleri!.. emri geldi.
Yunan, Mustafa Kemal'in askeri dehası karşısında eriyip gitmişti.
Nihayet 9 eylülde Yunan denize dökülmüştü. Mudanya Ateşkes, Lozan derken milli mücadele bu şekilde sona ermişti. Tabi hiç durur mu Ulu Ata? Ülke kurtulmuş, dış düşmanlar yenilmişti. Sıra iç düşmana gelmişti. Mustafa Kemal'in inkılapçı, medeniyetçi düşünüş karakterini bilen eski kafalıların korkusu, ticaret olarak kullandıkları dinlerinin elinden alınması idi. Öyle ki ülke kurtulur kurtulmaz sarıklı yobazlar: ''Düşmanlardan kurtulduk, ya Mustafa Kemal'den nasıl kurtulacağız?'' hesaplarını yaparken İstanbul'da halife yalakaları yerini almış ve sözde halifeyi tekrar padişah yapma amaçlarını gütmeye başlamışlardı bile. Mustafa Kemal şu sözleri sarf ediyordu ardından:
''Asırlardan beri olduğu gibi, bugün de milletlerin cahilliğinden ve taassubundan faydalanarak, dini bin bir türlü şahsi maksat ve menfaatleri için için alet olarak kullananlar vardır. Din her türlü masallardan ve yalanlardan sıyrılarak, bilgi ışığı altında aydınlanıncaya kadar din oyuncularına her yerde rastlanacaktır."
İstanbul'da halife kaldıkça ve rejimin adı konmadıkça, eski devre dönmek isteyenleri durdurma imkanının olmadığı anlaşılmıştı. 28 Ekim 1923 akşamı Mustafa Kemal, Çankaya çağırdığı arkadaşlarına:
-Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz, dedi.
Ertesi gün meclis, cumhuriyeti ilan etmeye karar verdi ve cumhurbaşkanı olarak da vatanın kurtarıcı Mustafa Kemal'i seçti. Bu şekilde geriye dönmek isteyenlerin de eli kolu bağlanmıştı artık...
İnkılap devrine girilmişti... Türk'ü muassır medeniyetler seviyesine çıkarmak için büyük reformlar yapıldı. Toplumdan soyutlaştırılmış kadınları topluma kazandırdı. Harf devrimi yapıldı. Laiklik getirildi. Orta Çağ'ın nice kahramanlarını, nice devlet kurucularını yetiştiren Orta Asya Türklüğünün tekke ve tarikatlara emanet edilmesi bir hezeyandı. Tekke ve zaviyeler de kapatıldı. İlk başlarda pozitif ilimlerle din ilimlerinin birlikte verildiği ancak sonradan yozlaşan ve sadece din ilimlerine yönelen, sürekli yeniliklere karşı çıkmış olan medreseleri kapatıp eğitimde birliği sağladı. Ve daha niceleri...
İşte Mustafa Kemal böyle inkılapçı ve böyle cumhuriyetçi idi.
Her zaman onun askeri dehası ve devlet adamlığı konuşulur. Peki ya kişiliği nasıldı Mustafa Kemal'in?
Her eve gidişinde anasının elini öpmek geleneği idi. Subay, komutan, başkomutan ve devlet başkanı o, anasının yanında her zaman ''Mustafacık''tı.
Bir gün tayı hastalanmıştı. Veterinerler, tayı öldürmek zorunda kaldığını bildirmişlerdi. Atatürk son kez tayını okşarken gözlerini tutamamış:
-Çocuğum olmadığı sebepsiz değilmiş, eğer bir evlat kaybetmek felaketine uğrasaydım, kalbim acısına dayanamazdı, diyordu.
Yerde yatan bir Yunan bayrağının kaldırılmasını emretti:
-Bayrak bir milletin hürriyet sembolüdür. Düşmanın da olsa ona saygı göstermek lazımdır, diyen saygılı bir kişiliğe sahipti.
Bir öğretmen Atatürk aleyhinde kötü bir şiir yazmıştı. Kendisini hizmetten çıkarmışlardı. Öğretmen yeniden kadroya girmek için dört yana başvuruyordu. Bir gün bakanın yanına gitti.
Bakan: Oğlum suçun doğrudan doğruya Atatürk'ün şahsına ait. Biz karar veremeyiz. Bakan bir akşam sofrada Atatürk'e meseleyi açtı.
-Hani efendim hakkınızda ağır hiciv yazan öğretmen vardı.
- Evet.
- Af kanunundan yararlanmak yeniden öğretmen olmak istiyor.
-Öğretmen yapılmasına yasal bir engel var mıdır?
- Hayır efendim!
- O halde niçin bana soruyorsunuz?
-İşlediği suç sizin hakkınızda...
-Aşkolsun sana!.. Şahsi dargınlığım için kanun emirlerini yerine getirmenizden hoşlanmayacak kadar beni egoist mi sanıyorsun? Kendisini hemen ilk açılacak yere tayin ediniz.''
Acaba şimdi kaç devlet başkanı aynı şekilde davranabilirdi? Belki de tarihte böyle davranan kaç kişi var diye sormak daha doğru olur.
Tabiat âşığı idi. Vatanın çöl boşluğundan ıstırap duyardı. Bir gün Diyarbakır taraflarında atla dolaşırken, yanındaki kurmay reisine:
— Çabuk bana yeni bir din bul, dedi.
— Ağaç dini...
— Evet, bir din ki ibadeti ağaç dikmek olsun...
ve tabiki daha niceleri...
Her insan gibi hastalandı Ulu Türk... Sağlık durumu gün geçtikçe bozuluyordu. Bütün emeli Ankara'ya gitmek, Cumhuriyet'in on beşinci yıl dönümü töreninde bulunmak, ordusu ve milleti ile son defa karşılaşmaktı. Stadyum merdivenlerini çıkmaması için asansör bile yapılmıştı. Ankara'ya gitme ümitlerini yitirmişti Atatürk. Cumhuriyet Bayramı gecesi Boğaziçi vapurlarından birini tutan gençler, Dolmabahçe Sarayının rıhtımına yaklaşmışlar, haykırıyorlardı. Atatürk kesik kesik konuşarak pencereye gitmek istediğini anlattı. Kollarına girdiler, pencere kenarındaki koltuğa oturdu, eli ile gemiye işaret etti. Vapurda bir kıyamettir koptu, gençler hep bir ağızdan:
Dağ başını duman almış
Gümüş dere durmaz akar...
marşını söylüyordu. Atatürk mırıldandı:
-Bu bayramlar ve yarınlar sizindir, güle güle... dedi ve yatağına döndü.
Atatürk 3 gün süren komaya girdi. Mucizevi bir şekilde komadan kurtuldu ancak son komasından uyanamadı. Takvimler 10 Kasımı gösteriyordu. Atatürk'ün ölümü yalnız Türklüğü değil, tüm dünyayı yaslandırmıştı.
Bulgar Gazetesi:
Bu müstesna büyük adamın ölümünden sonra, dünya artık eskisi kadar enteresan değildir.
Macar Gazetesi:
Dünya bu savaş ve barış kahramanı büyük adamın ölümü ile fakir düşmüştür.
İngiliz Gazetesi:
Atatürk'ün ölümüne, bütün dünyada, büyük bir devlet adamı, büyük bir asker, büyük derecede şerefli bir şahsiyet olarak ağlanmaktadır. İngiltere önce cesur bir düşman. sonra da sadık bir dost olarak tanıdığı büyük adamı selamlamaktadır.

Sana minnettarız Atam. Bu incelemeyi yazmak bile çok zor oldu benim için. Bir ülke kurmak, bir ülkeyi kalkındırmak ve bunun uğruna mücadele etmek ne kadar zor olsa gerek. Eğer mucizevi bir şekilde dirilip, emanet ettiğin bu ülkenin şimdiki durumunu görsen ne kadar üzülürdün kim bilir. Kızacaksın ama arıyoruz Atam.
''AÇTIĞIN YOLDA, GÖSTERDİĞİN HEDEFE, DURMADAN YÜRÜYECEĞİME,
AND İÇERİM!

Sürçü lisan ettiysem affola...
150 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Mustafa Kemal ATATÜRK'ün hayatı ve mücadelesi o kadar güzel bir dille anlatılmış ki, her yaştan okurun rahatlıkla kısa sürede okuyabileceği bir kitap olmuş. Sayfalar akıp giderken bazen şaşıracağınız, bazen duygulanacağınız ve her zaman gurur duyacağınız eşsiz lider Atatürk'ü bir kez daha saygı ve minnetle anacaksınız. Konuları detaylara fazlaca girmeden yalın olarak ele alan yazarın bu kitabını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Nutuk eserini okumadan önce bitirmek iyi bir başlangıç olacaktır.
150 syf.
·9/10
“Hayatınızı ana-babanıza, hür, şanlı ve şerefli Türklüğünüzü Atatürk’e borçlusunuz” diyor Falih Rıfkı Atay. Ve ekliyor, “size babanız Atatürk’ün nasıl yetiştiğini, neler yaptığını, nasıl bir insan olduğunu anlatmak istiyorum. Onunla, niçin övündüğünüz kadar, nasıl onun gibi olacağınızı öğreniniz.”
Babamız Atatürk, ona en yakın olan isimlerden biri tarafından bize anlatılıyor. Bize de bir kez daha onun evladı olmakla övünmek düşüyor. Ve ona layık olmak için yaşamak...
150 syf.
·9/10
'' Atatürk bir fikir adamıydı.'' Mutlaka bir yerlerde duymuşsunuzdur bu cümleyi. Ben onu tanıdıkça bu fikir adamıydı kelimesinin içinin ne kadar dolu,ne kadar yerinde olduğuna her defasında şaşırıyorum. Atatürk'ü seviyorum.Ona karşı büyük bir minnet duyuyorum.Onunla ilgili dinlediğim her anekdot,her olay ona olan hayranlığımı bir kat daha artırıyor. Eleştirilen,sevilmeyen, bunu böyle yapmamalıydı denilebilecek tarafları elbetteki var. O da bir insan. İnsan olmanın verdiği yanılma payı herkes gibi onda da mevcut. Ama '' Yiğidi öldür,hakkını yeme!''demişler.Milleti için yaptığı onca şeyden sonra,en başta kendi milletinin onun hakkını yemesinden de şikayetçiyim. Atatürk sadece sevip sevmemek meselesi değildir çünkü. Sevmiyorum deyip kaldırıp atmak, onun yaptığı onca güzel şeylere sadece sırt çevirmektir. Ben inanmıyorum ki en sevmeyen insan bile,ufak da olsa takdir edilecek bir şey bulmasın onda.Tabi bakmak lazım önce ya da şöyle diyelim bakmayı istemek lazım..

Kitaba gelince yalın anlatılmış bir kitap.Bir yetişkinden ziyade daha çok çocuklar için yazılmış gibi. Ancak öyle yerler var ki yaşınız ne olursa olsun etkilenmemek elde değil. Birazcık zaman tanıyın isterim.
150 syf.
·Beğendi·9/10
Bir Türk gencinin muhakkak okuması gereken bu monografi kitabı ağır olmayan dili ve sıkmayan akıcılığla gerçekten akıcı ve bi o kadar da ilgi çekici bu kitap okunması gereken nadide kitaplardan olduğunu düşünüyorum. Kitabın en mest edici yanı ise son sayfalardaki gazete alıntıları olduğunu düşünüyorum. Düşünsenize tüm dünyayı yasa boğan bi kayıp ; yeri hiç doldurulamayacak.
150 syf.
·1 günde
İlk elime aldığımda kitabın ismi biraz antipatik geldi ama içeriğini okuduğumda kitabın ismi ve benzetme gayet uygun idi. Mustafa Kemal Cumhuriyetin kurucu ve bir nevi babası. Bu eserde yazar bize Gazi'yi ve onun yapmak istediklerini anlatmaya çalışmış.
150 syf.
·18 günde·10/10
Boğucu biyografi, tarih kitapları vardır. Her sayfada isimler, tarihler... Bir sürü şey. Kim kimmiş, ne neymiş derken her şey birbirine giriyor. Seveni vardır elbette ama mümkün olduğunca kaçıyorum ben böyle kitaplardan. Bir biyografi kitabının incelemesini yazacağım için benim için önemli olan bu konudan başlamak istedim. Kitapta Mustafa Kemal dışında neredeyse başka isim bile geçmiyor. Tam adı gibi. Başından sonuna Babamız Atatürk'e yer var. Kitabı okuma listenize eklemek için tereddüte düşmemenizi öneririm. Her yerde yalanlardan oluşan resmi tarihin yazılmaya çalışıldığı günlerde; Atatürk'e yakın olmuş, onun anılarını birinci ağızdan dinlemiş ve onun fikirlerine tüm kalbiyle bağlanmış bir yazar, gazeteci, politikacı Falih Rıfkı Atay okuyabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum.

Falih Rıfkı, güçlü bir kaleme sahip. Kitap akıcı ve oldukça sade bir dille yazılmış. Günümüzde pek âşina olmadığımız kelimelerin sayısı da yok denecek kadar az. Okuması kolay ve 10 yaşından büyük herkesin anlayabileceğini düşünüyorum. Yani çocuklarınıza, yeğenlerinize de okutun! Okutabildiğiniz tüm çocuklara.

İçeriğinden bahsetmek gerekirse; kitap, Atatürk'ün çocukluğundan itibaren tüm hayatını ele alıyor. Tabii çok büyük bir kısmı I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'na yani asker olduğu yıllara ait.
Daha sonra Atatürk'ün kurtarıcı, cumhuriyetçi ve inkılapçı oluşundan bahsediyor ve bunları anılarla süslüyor.
Ve Atatürk başlığı altında Atatürk'ün karakter özelliklerinden bahsederek yine bir çok anıyla karşımızda. Bu bölüm kitapta en sevdiğim bölümdü. Ama bu kadar harika sayfalar bittiğinde karşıma "Ölümü" diye bir başlık çıktı ve sarsıcı oldu.

Ölümü hakkında yazılan bölümden bahsedemeyeceğim. Fazlasıyla acı verici.

İncelememi çok beğendiğim bir alıntıyla bitirmek istiyorum.
"Okulda, subaylıkta, politikacılıkta, liderlikte, devlet reisliğinde daima okumuştur. Her zaman evinde bir kütüphânesi olmuştur. Yalnız bilgiye inanırdı. Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nin üstündeki yazı, onun bilgiye sarsılmaz inancını gösterir: Hayatta en büyük mürşid, ilimdir."
150 syf.
·9/10
İçerisinde ATATÜRK sevigisi olanlar için tüyleri diken diken edebilecek seviyede bölümleri vardır, bazen gözleriniz yaşarır, bazen ağzınız kulaklarınıza varır ama her halükarda kendini okutan ve içerisindeki sürekliliği koruyan kaliteli bir eser. Fakat, pek küçük çocuklara göre değil yani ortaokul seviyesine gelmemiş olanlar için biraz ağır olabilir.
150 syf.
·6 günde·Beğendi·6/10
Kitap hakkında konuşmadan önce öncelikle tarih yazarlarımızın hangi konu veya kişi olursa olsun sade,objektif,abartıdan uzak yazmalarını diliyorum.
Kitap içeriği bakımından anlatılan olaylar,bilgiler çevresinden önemli. Yalnız bu kitap yazılmış mı yazdırılmış mıdır net değil. Çünkü Atatürk hakkındaki bu anlatılanların yazar tarafından adım adım bilinmesinin imkanı yok. Okurken gözüme bazı olaylar takıldı bunlar : Atatürk’ün sadrazam olmak istemesi,Çanakkale Savaşında dergide fotoğrafının yayınlanmaması,Enver Paşanın Atatürk ordunun başına geçsin demesi,Sivas kongresinde mandacılığın ciddi şekilde tartışılması, ittihat ve terakkide genel merkezde çalışması ve fes ile ilgili yaşadığı hadiseler... Tabi bu anlatılanların tutarlılığı için başka kaynaklarıda incelemek lazımdır. Önerilerinize açığım.
"Hayatın bütün zevkleri yasaktır. Kadın, peçesi ve çarşafı ile kapkara kapalı iken bile caddelere ve çarşılara çıkamaz. Müzik yasaktır. İçki içilmez. Evlerde ise gizli gizli, her türlü fuhuş ve sefahât âlemleri de eksiz olmaz."
Falih Rıfkı Atay
Sayfa 19 - Pozitif Yayınları, 9. Baskı, Falih Rıfkı Atay 1894-1971
Sevgili çocuklar! Her birinizin bir babası ve bir annesi var. Onlar olmasaydı dünyaya gelmezdiniz. Eğer Atatürk, milletinin ve ordularının başında Anadolu savaşlarını kazanmasaydı, bu dünyada vatansız ve hürriyetsiz kalırdınız. Asıl öksüzlük budur. Onun için kitaba Babanız Atatürk adını koydum. Hayatınızı ana-babanıza, hür, şanlı ve şerefli Türklüğünüzü Atatürk'e borçlusunuz.
Falih Rıfkı Atay
Sayfa 6 - Pozitif Yayınları - Önsöz
Yurt ve hürriyet uğruna canlarını vermekten çekinmeyen halk kahramanları ile neler yapılabileceğini çok iyi bilen Mustafa Kemal, 1919 yılı 19 Mayıs'ında Samsun'a çıkarak milletin başına geçti. Silâhlı dağınık kuvvetleri ve her biri kendi bölgesini korumaya uğraşan dağınık cemiyetleri bir araya toplayarak, Büyük Millet Meclisi hükümetinin ve kurtuluş ordusunun temellerini attı. Yalnız savaşlar kazanan bir komutan değil, halkı birleştiren ve arkasından götüren bir lider, fırsatları kollayan ve kaçırmayan bir devlet adamı olduğunu ispat etti. İsyanları bastırarak, padişah ve halife ordusunu yüzgeri ederek, önce Fransız ve İtalyan askerlerini Kilikya ve Antalya'dan çıkarıp sonra 1922 Eylül'ünde Yunan ordularını denize dökerek, nihayet üç büyük devlet donanmalarını ve askerlerini İstanbul ve boğazlardan çekilmek zorunda bırakarak, bizi bugünkü yurdumuza ve hürriyetimize kavuşturdu.
Falih Rıfkı Atay
Sayfa 6 - Pozitif Yayınları - Önsöz
"Yıl 1919… Ülke işgal altındaydı!
19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, İngilizlerin
istediği gibi çalışmasına izin vermeyeceklerini gördü…
Anadolu içlerine doğru ilerlemeye karar verdi.
İlk durak Havza olacaktı.
Yâverinden, hemen bir otomobil bulunmasını istedi.
Araştırıldı, soruşturuldu…
Sonunda, Benz marka, çok eski bir otomobil bulunabildi.
Mustafa Kemal,
“Tamam,” dedi.
Arkadaşları,
“Ama çok eski,” diyerek kuşkularını belirttiler.
Mustafa Kemal,
“Olsun,” dedi.
Arkadaşları, “Her an arıza çıkarıp bizi yolda bırakabilir!” diye uyarmak istediler.
Bunun üzerine Mustafa Kemal, “Başka otomobil var mı?” diye sordu.
Arkadaşları, “Yok,” dediler.
“Öyleyse bununla yola çıkacağız!”
Samsun’dan çıkıp Havza’ya doğru gecenin karanlığında yol almaya başladılar…

Korkulan sabaha karşı başlarına geldi. Motor su kaynatmaya başladı…
Suyun soğutulması ve değiştirilmesi beklenirken,
Mustafa Kemal, otomobilden indi.
Şafak yeni sökmekte…
Dağların bulutlara değen tepeleri yeni yeni pembeleşmekteydi.
O anda, Mustafa Kemal, daha önce kimsenin duymadığı bir marşı söylemeye başladı:

Dağ başını duman almış,
Gümüş dere durmaz akar.
Güneş ufuktan şimdi doğar,
Yürüyelim arkadaşlar…
Sesimizi yer, gök, su dinlesin,
Sert adımlarla her yer inlesin!
Bu gök, deniz nerede var?
Nerede bu dağlar taşlar?
Bu ağaçlar, güzel kuşlar,
Yürüyelim arkadaşlar…"
Falih Rıfkı Atay
Sayfa 60 - Bateş Yayınları - 1980
"Parçalanmış, hor görülmüş , can çekişir bir hale getirilmiş olan Türkiye'yi kuvvetli, ileri ve mütecânis bir millet haline getiren adam ölmüştür. Sakarya'nın gazisi, istilacıların galibi ve İzmir'in fatihi , tarihte en çok hayranlığa lâyık örneklerinden birisi olarak yaşayacaktır. -Bir İspanyol Gazetesi."
"...Mustafa Kemal, milletinin iki yüzlü softalar elindeki bu vicdan köleliğinden yanardı. Türkiye, Müslüman olmayanlar için cennetin zevkleri, Müslüman olanlar için cehennemin zorlukları ile doluydu."
Falih Rıfkı Atay
Sayfa 19 - Pozitif Yayınları, 9. Baskı, Falih Rıfkı Atay 1894-1971
Mustafa Kemal ölüm karşısında bile hayat yaratıyordu...
Falih Rıfkı Atay
Sayfa 45 - Pozitif Yayınları (Karanlıkta Bir Yıldız)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Babanız Atatürk
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
150
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-975-6461-25-x
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pozitif Yayınları
Her birinizin bir babası ve bir annesi var. Eğer Atatürk, milletin ve ordularının başında Anadolu savaşlarını kazanmasa idi, bu dünyada vatansız ve hürriyetsiz kalırdınız. Asıl öksüzlük budur. Onun için kitaba Babanız Atatürk adını koydum. Hayatınızı ana-babanıza, hür, şanlı ve şerefli Türklüğünüzü Atatürk'e borçlusunuz.

Size babanız Atatürk'ün nasıl yetiştiğini, neler yaptığını, nasıl bir insan olduğunu anlatmak istiyorum. Onunla, niçin övündüğünüzü, nasıl onun gibi olacağınızı öğrenmeniz umuduyla.

Kitabı okuyanlar 70 okur

  • Ismail uslu
  • Şəhla Rəşidova
  • Sevda Aykol
  • Emir Akdemir
  • Emre kinsun
  • Ziniş Atuğ
  • Mükerrem Gülcan ARNAK
  • Samet Ateş
  • Senanur dogan
  • Batuhan Kavak

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%15.4
18-24 Yaş
%23.1
25-34 Yaş
%23.1
35-44 Yaş
%23.1
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%15.4
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%39.4
Erkek
%60.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%55.2 (16)
9
%24.1 (7)
8
%10.3 (3)
7
%6.9 (2)
6
%3.4 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları