·
Okunma
·
Beğeni
·
74,5bin
Gösterim
Adı:
Babaya Mektup
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058323520
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nora Kitap
Senin etkinden tamamen bağımsız büyümüş olsaydım bile, senin gönlünde yatan insan gibi biri olamayacaktım büyük ihtimalle. Herhalde yine çelimsiz, ürkek, kararsız, huzursuz bir insan olurdum

Yaşarken bir avuç insan tarafından bilinen Kafka, ölümünden sonra dostu Max Brod’un vasiyetine ihanet edip (!) eserlerini yayınlamasıyla birlikte, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında hızla dünya çapında tanınmaya başladı ve yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri haline geldi, haklı olarak.

Kafka, üzerine en çok yazı ve yorum yapılan yazarlar listesinin başında yer alır. Hakkında dev bir literatür oluşmuştur ve günbegün artmaktadır bu literatür. İçinde yaşadığımız gerçekliğin, şimdinin değil yalnızca, savrulup gittiğimiz geleceğin ve geçmişin de perspektifinden yazabilen ender yazarlardan biridir Kafka ve halen günceldir, güncel de kalacaktır yüzyıllarca.

Babaya Mektup, opus magnumlarından biridir Kafka'nın. Şayet içinizde bir hayaletle yaşamaktan yorulduysanız, Kafka'nın sesine kulak verin deriz!
72 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Kafka'ya ait okuduğum ilk kitap oldu. Bu kadar ince ruhlu bir insanın tüm kitaplarının okunması kanaatine vardım. En kısa zamanda tüm kitaplarını da edinip okumayı planlıyorum. Biraz daha otobiyografik özelliğe sahip kitapta babasına karşı serzenişini, isyanını iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Bu zamana kadar korkudan söylemeye cesaret edemediği sözlerin haykırışı olmuş..

Hermann Kafka, Franz Kafka'nın babası. Çocukluğu zorluklar içinde, fakirliklerle geçmiş, gücünü kazanmış ve kendi çocuğunu da güçlü ve yürekli olarak yetiştirmek isteyen baba. Çocuğunu daha çok alaycı bir şekilde, güleryüz göstermeden yetiştirmiş, Kafka'nın her davranışını, heyecanlarını küçümseyerek yaklaşmış düş kırıklıkları yaşatmıştır.

Kafka babasından o kadar etkilenmiştir ki, tüm dünya onun için babasından ibarettir. Babasının kendine uygun düşmeyen her hareketi eleştirmesi sonunda kendi eylemlerine güvenmeyen, kararsız, sebatsız bir Kafka yaratmıştır.

Kendisi için önemli olan ufak şeylerin babası için önemsiz olması Kafka'yı çok derinden yaralamıştır. Kitaptan bir alıntıya yer verecek olursam '' Beni çileden çıkaran şeyin seni etkilemesi gerekmez artık ya da tersi, senin için masumiyet olan benim için suç sayılabilir ya da tersi; sende sonuçsuz kalan bir şey beni mezara götürebilir.''

Kafka hayata küsmesinin sonucunda kendi dünyasını üç parçaya bölünmüş olarak aktarmıştır. '' Bunlardan biri benim köle olarak, yalnızca benim için uydurulmuş ve hiçbir zaman bütünüyle yerine getiremediğim kurallar altında yaşadığım dünyaydı; sonra benden sonsuz uzakta olan, içinde senin yaşadığın, idareyle, komutların dağıtılmasıyla ve bunların yerine getirilmemelerine kızmakla uğraştığın ikinci bir dünya vardı; son olarak diğer insanların mutlu, buyruklardan ve boyun eğmekten bağımsız olarak yaşadıkları üçüncü bir dünya.

Kafka için itiraflardan, haykırışlardan oluşan bu mektupta şu sözler mektubu bile yazarken, korkudan her istediğini yazamadığını ifade etmektedir. ''Sana burada yazılı yanıt vermeye çalışsam, yanıtım epeyce eksik kalır, çünkü yazarken bile korktum ve bunun sonuçları beni senin karşında durduruyor...''
72 syf.
·9/10 puan
Franz Kafkanin hayatını bilenler bilir problemli bir aileye sahiptir. Özellikle babasından gördüğü şiddet hayatının her dönemin de kendini hissetirmistir. Bu kitabı okurken bunu iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Türü ne deseler bu kitap için dram derim.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
112 syf.
·9/10 puan
YouTube kitap kanalımda Kafka'nın hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/VC6JxCLzwNI

Aylardır hazırlamak istediğim ve yıllardır da düşünsel altyapısı için uğraştığım "Kafka kitapları okuma rehberi"me hoşgeldiniz. Bu inceleme yaklaşık olarak 20 kitabın, pek çok makalenin, binlerce sayfanın ve sayısız içselleştirmenin ekranlarınıza bir öz olarak yansımasıdır.

Sadece 5-10 dakikanızı ayırıp bu incelemeyi sonuna kadar okuduğunuz takdirde belki de haftalarınızı alacak Kafka okumalarınızı daha bilinçli yapabilir ve onun anlaşılmazmış gibi gözüken detaylarını anlamlandırma konusunda iyi bir yol alabilirsiniz. Daha çok okurun bu rehberden faydalanabilmesi için de bu iletiyi paylaşabilirsiniz, emeğe saygı +rep.

Öncelikle Kafka'nın çocukluk veya öğrenim yıllarını biyografi kitaplarında ya da internette zaten her türlü bulabilirsiniz. Benim bu incelemeyi/okuma rehberini oluşturma amacım, Kafka hakkında kitaplarda ya da başka incelemelerde göremeyeceğiniz çıkarımları benden duyabilmek olmalı diye düşünüyorum. Yani bu incelemeyi okumak için ayırdığınız zamana ve dikkate değmeli.

Bunları dedikten sonra ilk olarak "Neden okuma rehberini Babaya Mektup kitabı incelemesi olarak yazıyorsun?" sorunuzu cevaplayayım. Çünkü arkadaşlar Babaya Mektup, Dava'dır. Babaya Mektup, Dönüşüm'dür, Şato'dur, Milena'dır. Babaya Mektup Kafka'nın her şeyidir. Eğer ki Kafka'ya sonsuz bir ayna tutmak isteseydik ve doğum anından ölümüne kadar ürettiği düşüncelerine bakmak isteseydik bence o aynanın adı kesinlikle Babaya Mektup olurdu.

Bu incelemeyle birlikte size kitap okumalarınız sırasında işe yarayacak bazı püf noktaları da vereceğim aslında. Çünkü doğduğumuz andan itibaren çeşitli siyasi ideolojilere, şehir hayatına, bir aileye, arkadaş çevresine, düşüncelere ve kendimize maruz kalıyoruz. Biz nasıl bu tür şeylere maruz kalıyorsak, yazarlar da aynı şeylere maruz kalıyor. O yüzden kitap okumalarınız sürecinde kendinize "Kafka nasıl bir çağda yaşadı?", "Kafka nasıl bir şehirde doğdu?", "Kafka'nın ailesi onun kitaplarını nasıl etkiledi?" türünden sorular sorarsanız yazarların kitapları için pek çok bilgiye kendi sorgulama süreçlerinizle de ulaşabilirsiniz diye düşünüyorum.

Peki biz de soralım madem öyle... Kafka nasıl bir çağda yaşadı? Faşizmin baba gibi olduğu, insanın özgürlüğünün hiçe sayıldığı, insanın kendi Dava'sını aramak zorunda bırakıldığı, Kafka'nın Dönüşüm'deki bir böcek gibi birileri tarafından ezilmiş hissettiği, hümanizmin azalıp ataerkilliğin ve güçlü olanın iktidarının arttığı bir çağda yaşadı. Yani Kafka'nın bütün kitapları dünya insanlarını ezen bir baba olarak kabul edebileceğimiz "Faşizm'e Mektup"tur aslında.

Kafka nasıl bir şehirde doğdu? Gotik mimarisiyle, heybetiyle ve görkemiyle içinde gezerken Kafka'nın kendisini bir böcek gibi hissetmesine sebep olan, sivri kuleleriyle Tanrı'ya doğru ulaşmak isteyip de insanların kendi Tanrılarına bir türlü ulaşamadıkları, insanı ezen bir ölçekte olup da onu kendi Dava'sını aramak zorunda bırakan, bu ezilmişlikte kendi hedeflerinden oluşmuş ve Tanrı'nın oturduğu bir Şato'ya ulaşması söylenen, sevdiği kadınları barındıran bir Prag'da doğdu. Yani Kafka'nın bütün kitapları Prag insanlarını ezen bir baba olarak kabul edebileceğimiz "Prag'a Mektup"tur aslında.

Kafka'nın ailesi onun kitaplarını nasıl etkiledi? Bir böcek gibi ezdi babası oğlunu. Bir nevi faşizmin ve doğduğu şehir olan Prag'ın ev versiyonuydu onun babası. Kafka'nın kendi Dava'sını aramasına babasının etkisi çok büyüktü. Bu yüzden Ceza Kolonisinde kaldı. Bu yüzden Bir Kavgayı Tasvir etti. Bu yüzden hayatında Amerika'ya hiç gitmeyip Amerika romanını yazdı ve yarımlıklarla, çağı gibi bulanıklıklara, bir sonuca varmayacak gidiş yollarıyla oluşan bir hayat kurdu kendine. Buydu onun ruh mutfağı. Yani Kafka'nın bütün kitapları onun evindeki insanları ezen bir baba olarak kabul edebileceğimiz "Babaya Mektup"tur aslında.

Bütün bunlar arasında kadınları çok sevdi Kafka, öldükten sonra ruhuyla kardeşlerini Yahudi toplama kamplarına uğurladı, arkalarından bütün dünyayı kurak bırakacak kadar su dökse bile kardeşleri bir daha geri dönmemek üzere imha edilmişlerdi, hiç yaşamamışcasına...

Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerinden uyandığında yatağında kendisini bir böcek olarak bulmuşsa, Josef K. bir gün evinin kapısını açtığında karşısında ona "Tutuklandınız!" diyen iki adam görüp suçsuzluğuna suç kılıfı aramak zorunda bırakılmışsa, hiç ulaşılamayacak bir Şato'ya ulaşabilme ihtimallerini aramışsa, hedefler olmasına rağmen yol dediğimiz şeyin tereddütlerden ibaret olduğunu bize anlatmışsa, kafes bir kuş aramaya çıkmışsa, kadınları sevmişse ve onları mektuplarıyla darlamışsa bunun en büyük sebepleri Kafka'nın kendi babası olan babadır, kendi halkının babası olan Prag'dır, Avrupa'nın o zamanki babası olan faşizmdir. Yani her insan mutlaka bir "Babaya Mektup" yazar o çağda.

İsterseniz bütün bu yazdıklarımı ve diğer detayları bir video olarak da izleyebilirsiniz: https://youtu.be/VC6JxCLzwNI

“Aşırı tutkulu bir Kafka hayranı olmak istiyorum ve bütün kitaplarını okumak istiyorum” okuma sırası bence şöyle olmalı:
- Babaya Mektup
- Ceza Kolonisinde ve Diğer Öyküler (İş Bankası'ndan okudum)
- Bir Kavganın Tasviri (Can'dan okudum farklı bir çeviri için)
- Amerika
- Dönüşüm
- Dava
- Şato
- Aforizmalar
- Günlükler (1909-1923)
- Ottla'ya ve Aileye Mektuplar (1909-1923)
- Felice'ye Mektuplar (1912-1917 verem)
- Milena'ya Mektuplar (1920-1924 ölümüne kadar)

“O kadar detaya gerek yok, Kafka'nın en önemli kitaplarını okusam da bana yeterli olur” okuma sırası ise bence şöyle olabilir:
- Babaya Mektup
- Ceza Kolonisinde ve Diğer Öyküler
- Dönüşüm
- Dava
- Şato
- Günlükler
- Milena'ya Mektuplar

Ek olarak okuyabileceğiniz bazı biyografi ve eleştiri kitapları:
- Albert Camus, Sisifos Söyleni kitabındaki Kafka eki
- Klaus Wagenbach, F. Kafka - Yaşamöyküsü (Bütün kitapları okumadan önce de okunabilir)
- Ernst Fischer, Franz Kafka (Dönemin ve zamanın siyasi, sosyolojik ruhu, Habsburg Devleti ve Kafka kitaplarının genel perspektifi)
- Max Brod, Kafka'da İnanç ve Umutsuzluk (Kafka'daki korku, inanç-inançsızlık ve çağa karşı duyulan umutsuzluk temaları ağırlıklı)
- Marthe Robert, Franz Kafka Gibi Yalnız (Genel olarak Yahudilik ve Kafka'nın bu konuda yaşadığı çelişkiler üzerinden gidiyor)

Daha çok okurun bu rehberden faydalanabilmesi için bu iletiyi paylaşabilirsiniz, emeğe saygı +rep. Keyifli ve Kafka'nın çıkmazlarının arasında çıkış yollarının ihtimallerini daha çok keşfetmeye yakınlaşabileceğiniz meraklı okumalar dilerim.
72 syf.
·2 günde·9/10 puan
Çocuklar için "baba" figürü çok önemlidir. Hatta baba demek, kahraman demektir. Çocuk bilir ki, başı ne zaman sıkışsa anında ona yardım edecek ve tüm sıkıntılarını giderecek biri vardır. O kişi babadır. Baba demek, her şeyden önce, güven demektir. Güvenle büyümek ve onun himayesi altında ne olacağını düşünmeden yaşayabilmek demektir. Baba demek, kahvaltıda açılamayan kavanozu açmak, otobüste açılamayan pencereyi açmak demektir. Kimileri için ise baba demek, yeri asla doldurulamayacak bir boşluk demektir...

Pek tabii yazarımız Franz Kafka'nın da bir babası vardır: Hermann Kafka. Bu kitap da Franz Kafka'nın babası Hermann Kafka'ya yazdığı sitemli bir mektuptan oluşmaktadır. Mektup, adeta bir serzeniş, bir başkaldırıdır. Kafka, babası Hermann Kafka'ya bu mektubu 1919 yılında, yani 36 yaşında, ikinci kez evlenme isteğinin babası tarafından reddedilişi sebebiyle yazmış. Evet, yanlış okumadınız, 36 yaşında bir adam evlenebilmek için babasından onay istemiş ve babası tarafından onay verilmeyince oturup böyle bir sitem mektubu yazmış. Bu sözlerimde Kafka'yı eleştirdiğimi düşünmeyin sakın. Sadece Kafka'yı, ince ruhunu ve hayata bakış açısını anlamanızı istiyorum.

Hermann Kafka, bütün yaşamı boyunca çok çalışmış, para kazanmış, her şeyini çocukları uğruna feda etmiş, fakirlikten kendi çabasıyla çıkmış, işlerini büyütmüş, sert mizaçlı, baskıcı ve güçlü bir adam. Fiziksel olarak da güçlü, kuvvetli ve yapılı bir adam.

Franz Kafka ise bildiğiniz üzere, 55 kilo, zayıf, kararsız, özgüvensiz, ince ruhlu, ürkek ve çekingen bir yapıya sahip. Fiziksel olarak da güçsüz, kuvvetsiz ve zayıf bir adam.

Yani Franz Kafka ile babası Hermann Kafka, neredeyse birbirlerinin zıttı iki erkek. Biri baba, diğeri oğul. Biri güçlü, diğeri güçsüz. Biri cesur, diğeri korkak... Böyle bir baba-oğul ilişkisinin de zor bir ilişki olduğunu, özellikle sevgili Franz Kafka için bir hayli zorlu olduğunu ortaya koyan, kitaptan altını çizdiğim birkaç alıntıyı bu noktada sizinle paylaşmak istiyorum.

"Dostum, patronum, amcam, büyük babam hatta kayınpederim olman beni mutlu edebilirdi. Ancak sen bir baba olarak, benim için gereğinden fala güçlüsün. (...) ben ilk çocuk olarak sana karşı yapayalnızdım ve sana direnebilmek için çok zayıftım."

"Adeta koltuğuna oturmuş dünyayı yönetiyor gibiydin, yalnızca senin fikirlerin doğruydu, başka her türlü düşünce senin için çılgınlıktı, aşırılıktı, doğru değildi."

"Senin karşında kendime olan güvenimi kaybettim. Kendime olan güvenim yerini sınırsız bir suçluluk bilincine bıraktı. Başka insanlarla bir araya geldiğim zaman değişemiyor, onlara uyum sağlayamıyorum."

"...sen eskiden beri farkına vararak ya da farkında olmadan yalnızca varlığınla beni engelledin hatta çiğneyerek yok ettin."

"Bazen dünya haritasının önüme serilmiş olduğunu ve senin bu haritanın üzerine boylu boyunca uzandığını düşünüyorum. O zaman benim hayatımda yalnızca senin örtmediğin ya da ulaşamadığın bölgeler kalıyor. Yalnızca oralara gidebilirim."

İşte Franz Kafka ile babası Hermann Kafka arasındaki ilişki bu şekilde. Kafka'nın babasından şikayetçi olmasının sebebini, babasından ihtiyaç duyduğu sevgiyi ve saygıyı görememesi, onu hayatta yeterince desteklemediğine inanması hatta çoğu zaman hor görmesi olarak açıklayabiliriz. Babasının baskıcı ve dayatmacı tutumuyla Franz Kafka'nın nasıl bir psikolojiye büründüğünü de kitapta görüyoruz. Kafka, hayatı boyunca bu ezilmişliği üstünde hissetmiş ve kaçmak istemiş. Çözümü ise evlenmek olarak görmüş; fakat onda da başarısız olmuş.

Babaya Mektup isimli bu kitabı okuduğunuzda Franz Kafka'yı gerçekten daha iyi tanıyabiliyorsunuz. Zira Franz Kafka'ya ilişkin otobiyografik özellikler taşıyan tek kitap bu kitap. Ayrıca Franz Kafka'yı tanıdıkça, neden “bir sabah uyandığında böceğe dönüşen Gregor Samsa” hakkında bir kitap yazdığını veya Milena'ya yazdığı o derin ve incelikli mektupları da daha bir farklı anlamaya başlıyorsunuz. Hatta Gregor Samsa'nın ürkekliğinin ve korkaklığının sebeplerini daha iyi anlıyorsunuz.

Her şeye karşın, bizim sevdiğimiz Franz Kafka'nın ortaya çıkmasında en büyük pay, babası Hermann Kafka'ya ait. O böyle baskıcı ve dayatmacı bir baba olmasaydı, biz nasıl görecektik Franz Kafka'nın ince ruhunu?
72 syf.
·1 günde·9/10 puan
Babalar sevgisini göstermez. Peki niye? Sevgisini gösterince otoritesini mi kaybediyor, küçük mü düşüyor çocuğunun gözünde? Çocuğu fazla sevmeyin şımarır, kucağa almayın alışır, yüz vermeyin astarını ister.. Bunun gibi birçok kalıp var büyükler tarafından anne babalara söylenen. Büyüklerinden sevgi görmeyen nesil ise çocuklarına da doğal olarak sevgi gösteremiyor, çünkü sevgi nasıl gösterilir bilmiyor.

Kafka’nın bu eserinde, yıllarca içinde tutup babasına karşı söyleyemediği şeylerin mektubunu okuyoruz. Ancak bu mektup babasına ulaşması için yazılmadı. Babası bu mektubu hiç okumadı. Oğlunun neler hissettiğini de anlayamadı. Biz ise bu mektubu okuduğumuzda Kafka’nın diğer eserlerinde de baba-oğul ilişkisinin yer aldığını anlıyoruz.

“Yazılarım senin hakkındaydı, orada tek yaptığım senin omzuna yaslanıp içimi dökemediklerimi yazıya dökmekti.”

Otoriter bir babanın çocuğu olmak oldukça zorken Kafka’nın duygusal yapısı da işin içine girince bu mektup çıkıyor ortaya. Bir babanın bir çocuğu bu hale nasıl getirdiğini çok iyi bir şekilde anlıyoruz.

“Biraz desteklenmeye, biraz dostça bir yaklaşıma, yolumun biraz açık tutulmasına ihtiyacım vardı, sense onun yerine yolumu kesiyordun..”

“Senin başkalarına karşı duyduğun güvensizlik bile, bana aşıladığın kendime karşı duyduğum güvensizlik kadar büyük değil..”

Şiddet sadece fiziksel değil psikolojik olarak da hasar almaktır. Çocuğunu dövmemiş olsa bile fiziksel acıdan kat be kat fazlasını psikolojik olarak yaşatmış Kafka’ya. Bir çocuğun geleceğini mahvetmek anne babanın bile hakkı değildir.
72 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar bu eser sayesinde Franz Kafka’nın tam anlamıyla iç dünyasına girip o zaman ki ruh halini gördüm.Babaya Mektup Milena’ya Mektuplar kitabı tarzında yazılmış olsada bu eserde çok farklı bir Kafka var.Aile hayatının yansıtıldığı bir eser yani ; horlandığı,aşağılandığı durumlarda babasına ulaşamayacağını bildiği halde sayfalarca yazıp bu sayede içini döktüğü bir eser.İş Bankası Kültür Yayınları olan basımda arka kapağında yer alan resmen itiraf niteliğinde bir yazı.Muhteşem ironik cümlelerle babasına kurduğu cümleleri içeriyor.Franz Kafka mektupları 1919 da yazmıştır.Babasını hem eleştirmiş hemde övmüştür.Mektuplar Kafkanın babasına ulaşamamıştır keşke ulaşsaydı ve oğlunun düşüncelerini öğrenebilseydi...
En beğendiğim alıntı :
“Mesele, çocuklarına vereceğin herhangi bir ders değil, örnek bir yaşamdı.”
Keyifli Okumalar Dilerim
104 syf.
Semih;
Bir türlü sıfat bulamadım seslenmeye :)Sevgili, kıymetli, kardeşim ya da buna benzer. Kafka da bu mektubu yazarken acaba kendisine , çocukluğuna , vicdanına ya da evlatlığına mı sesleniyor, yoksa babasına mı gerçekten diye okuduğum sayfaları en baştan tekrar tekrar gözden geçirdim. Çoğunlukla tanınıyor olmandan emin olmakla birlikte seslendiğim Semih’in kim olduğunu bilmeyenler için ufak bir dipnot ekleyip mektubuma devam edeceğim.
Kitap hakkında profesyonel bir inceleme okumak isteyenler için bknz. #35182608
Senin incelemeni okuduktan sonra kitabı çok daha büyük bir arzuyla acaba aynı fikirlerde buluşacak mıyız diye de daha dikkatli okumaya çalıştım. Okudukça babam ile olan ilişkimi de kurcaladım durdum.
Babama mektup yazsaydım ; korkularımı anlatan bir giriş yapmazdım. Hakikatten Semih, babamı üzmek, kırmak dışında öfkeleneceğinden, şiddetli tavır sergileyeceğinden ya da cezalandıracağından hiç endişe etmedim, hiç korkmadım. Doğup büyüdüğü topraklardan ayrılmak zorunda kalarak , aynı evde dede, nine, amca, hala kuzenler ve kardeşlerden oluşan on iki kişilik bir aile ile Türkiye’ye gelip yeniden bir yaşam sürmeye çalışan babam, dokunuşu ve sarılışı eksik adlandırılsa da sesiyle, bakışıyla sever, nefesi ile hissettirirdi sevgisini.
Yapılmasını istemediği davranışları önce kendisi yapmayarak örnek olur bunu da sabrıyla hepimize aşılamaya çalışırdı. Ne mi mesela? Senelerce sigara içiyor olmasına rağmen sırf ben ve annem sigarayı bırakalım diye örnek oldu bıraktı ve bir daha hiç başlamadı. (Annem ve ben halen onun iradesine sahip olamasak da bunu bir kere bile yüzümüze vurmadı)

Birlikte katıldığımız hiçbir toplulukta bizden utandığını da hatırlamam. Diş dolgusu yaptırırken korktuğum dişçi koltuğuna önce kendi dişlerinin belki o an için çok gerekli olmasa da dolgusunu yaptırararak ‘’ bak korkulacak hiçbir şey yok’’ diyecek kadar eğlenceli anlar yaratan babam.
Aldığımız eğitimlerde, seçtiğimiz mesleklerde hatta evliliklerimizde bile ‘’önemli olan kendi doğrularınız olduğuna inanmanız, kendiniz yaşamanız, ola ki herhangi bir sıkıntıda yine yanınızdayım ‘’ duruşuyla tam bir arkadaşlık ilişkisi kuran babam.
Çocukluğundan beri ibadetini eksiksiz yerine getiren ancak bir kere bile ‘’şunu giymeyin, bu günahtır uyarıları yerine aklınız vicdanınız var, günahı sevabı da bilecek kadar eğitiminiz de gerisi sizinle Allah arasında kalmış vicdani bir muhasebedir ‘’ felsefesinin ilk öğreticisi babam.
Üniversiteye gidip, bir yıl sonra bırakıyorum dediğimde nedenini sorgulamayan, kimsenin çocuğunu bana örnek göstermeyen, baba boşanmak zorundayım dediğimde ''evlenirken evden ayrılmış olabilirsin ama evlatlıktan da ayrılmadın ya '' diyen, çocuklarımın doğumlarında yanıma koşan, mezuniyetlerinde salonda benden önce yerini alan, hiçbir ayrıntıyı unutmayan dede babam.
Kız çocuklarından seneler sonra bir erkek evlada sahip olmanın mutluluğunu biz etkileniriz diye hissettirmeyen, erkek kardeşimin alacağı tüm kararlarda fikrimize dikkat etmesini öğütleyen , çocukları için birbirlerini sınamayan , ortak kararlarda birleşerek anneme olan sevgisinden saygısından bir gün bile ödün vermeyen , bir koca babam.
Çok ciddiyim Semih, babam aynen anlattığım gibi bir adamdı, halen de anlattığımın daha da olgunlaşmışı , başım sıkıştığında, canım yandığında, içim acıdığında , kızdığımda kırıldığımda tek sığınağım babam.
‘’ Her şeye karşın, bizim sevdiğimiz Franz Kafka'nın ortaya çıkmasında en büyük pay, babası Hermann Kafka'ya ait. O böyle baskıcı ve dayatmacı bir baba olmasaydı, biz nasıl görecektik Franz Kafka'nın ince ruhunu?’’ satırları ile bitirmişsin ya Semih incelemeni işte burada takıldım kaldım.
Maddi sıkıntılar yaşatmayan ama mağazada çalışanlara davranışları ile Kafka’yı utandıran, sadece kendisinin değil diğer çocuklarının da sürekli tetikte beklemesine sebep olan , kendi çektiği sıkıntıları örnek vererek bulunduğu yerin övgüsünü anlatmaya çalışan, eminim ki eşine de çocukları kadar yakın olamayan bir baba istemezdim.
Herkesin tanıdığı bir yazar olarak ama mutsuz bir çocukluk, endişeli bir gençlik ve yazdıklarını babasına iletemeyecek kadar çekingen bir hayatı yaşamış olmak da istemezdim.
İyi ki de istemediğim bir hayatı yaşamak zorunda kalmadım ve böyle bir mektup yazmak durumuna düşmedim Semih. Okumak isteyenler için incelemen çok anlamlı bir rehber olacaktır. İncelemen için tekrar tekrar teşekkürler.

İyikilerimiz daim ve bol olsun. Keyifli okumalar .
72 syf.
Babaya Mektup, Franz Kafka bu kitapta babası Hemann Kafka' ya mektuplar yazmış. Ama malesef babası bu mektupları hiçbir zaman okuyamamış. Ki iyiki okumamış. Aslında zaten babası okusun diye de yazmamış.Kafka bu kitapta içinin kapılarını tamamen okuyucularına açıyor. Kafka kitaplarında hep sanki sert ve karamsar bir hava var ya bunun sebebi bu kitapla ortaya dökülüyor gibi. Çünkü çevresinde hep sert gaddar bir tavır görmüş. Kafka babasının ailesine işçilerine kısaca bütün çevresine karşı gösterdi sert tutumdan rahatsız olurken ondan nefret edip hatta tiksinirken aynı zamanda babasına hayran bir çocuk olduğunu anlatıyor. Kitap çok soğuk bir üslupla yazılmış ve bu da babasıyla aralarındaki mesafeyi iletişimsizliği uzaklığı çok iyi izah ediyor.Hâlâ günümüzde sıkça şahit olduğumuz otoriter baba ve baba evlat çatışmasını çok güzel ve akıcı mektuplara anlatmış. Kitapta ilk yetmiş sayfa bu mektuplardan oluşuyor. Geriye kalan sayfalardaysa bazı belgeler ve biyografiler var. Franz Kafka yı tanımak isteyenler onu bu otobiyografi kitabıyla en iyi şekilde tanıyabilir.
72 syf.
·10/10 puan
Bir babaya hasretliğin hikayesi...hasretlik diyorum çünkü yanında olsa bile hasret duyarsın bazen sevgiye, ilgiye, baba şefkatine..
Degiştiremeyeceğin şeyler olur ya hayatta. Silemezsin, değiştiremezsin, bırakıp gidemezsin, vazgeçemezsin. Yine de sitem etmeden de rahat edemezsin. Çünkü içinde, kalbinin bir köşesinde yer alan senin bir parçanı koparmak mümkün değildir. Ama kabullenmezsin de yaşananları, yaşattıklarını, hayal kırıklıklarını..
Dile dökersin, hislerini bilsin istersin, bir cesaretsizlik vardır yüzüne söyleyemezsin (Belki de buna cesaretin yoktur. Belki arandaki setlerin daha da kalın duvarlarla örülmesinden korkarsın). Söylemeden için rahat etmez çünkü sevdiğin biridir boşver deyip gidemezsin. Sadece bir serzenişte bulunursun uzaktan. Belki bir şiir yazarsın, belki bir kitap...Belki de bir mektup yazarsın hiç gönderemeyeceğin..
Belki de babaya yazılan bu mektup derinden hissedilen hasretin son bulması içindir. .
72 syf.
Öncelikle Kafka'nın okuduğum ikinci kitabı Dönüşüm sonrası Babaya Mektup oldu. Biraz da olsa dönüşümde ki baba figürü daha netlik kazanmış oldu kafam da.


Bu da Benim Mektubum olsun;
Belki benim de bir mektup yazma zamanım gelmiştir sana...
Nasıl başladığını hatırlamıyorum hayatımızın, Sen bizi kaç kere terk ettin? Kaç kere geri bir 'Aile' olduğumuzu hatırlayıp geldin. Çocukluğum bu gelgitler arasında geçti, Senin öldüğünü düşündüğüm zamanlar bile oldu yoksa bir baba neden gelmez di? Bu kadar önemsiz olamazdık...
Bir gün yani 5 yıl sonra geri gelip bizi nasıl özlediğini anlatıp durmuştun, hatırlıyorum bunun için 5 yıl geçmişti. Ve yine o muhteşem kavgalar ...
Yine bizim neyimiz eksiktiler...
Açmı kalmıştık ? Açıktamı ?
Hiç anlamadın bir çocuk için yemekte çatıda senin olabileceğini bir kere bile bizi sevdiğini söylemedin, sahi neyimiz eksikti ?


Kafka içindeki korkularını, utancını öz güveninin yitip gidişini anlatmış. Ne kadar haklı çocukların herşeyi unuttuğunu düşünmek farkında olmadıklarını sanmak çok büyük bir yanlış.

Aile çok büyük bir kavram size hayatınızın ilk dersini aile verir her zaman...
Kimileri bu olumsuzluklar içinde kendine özgüvenden bir kale inşa eder. Kimileri de Kafka gibi korkularında sıkışıp kalır.

Ben Zevkle okudum umarım sizde öyle okursunuz...
72 syf.
·3 günde·9/10 puan
Merhabalar, keyifli kitap okumalar.

Toplanın ebeveynler özelikle de babalar, size birkaç sözüm olacak.!

Bu kitabın incelemesini yapmayacaktım ama anlattığı, vurguladığı çoğu konu günümüz de hala devam ediyor ve çoğu çocukları etkiliyor olmasından dolayı, çocukluk zamanıyla ilgili düşünce ve görüşlerime yer vermek istedim.
(Bunu yapmamda ki tek neden toplumda sıkça karşımıza çıkan, utanmamız gereken bir toplum gerçeği: ‘Çocuklara şiddet eylemi!’ )


Aile kavramı çok önemlidir. Vatan için zorlu bir görevde olmasına rağmen bize sevgisini ihmal etmeyen babama, ve beşikten başlayıp şu yaşa kadar ilgisini ve sevgisini bizlere ihmal etmeyen anneme teşekkürü borç bilirim. Hakları asla ödenmez..

Toplumumuzda ne yazık ki gerek sanal alem gerek reel alemde çocuklara yönelik şiddet haberlerini sıkça duyar ve ne yazık ki görürüz.(Üzülürüz ilk başta, kimimiz gözyaşlarına engel olamaz, kimi derin bir of çeker, bunları yapmakla yetiniriz . Bu saydıklarım ilk başlarda yaptığımız eylemlerdi, sonrası malum sessizlik ve alışmak. )
X kişisi, 1 yaşındaki çocuğunu hastanelik etti.
Y kişisi, 8 yaşındaki çocuğunu yaramazlık etti diye eline hortumu alan baba gözyaşlarına boğulan çocuğunu vurmaya başladı. Vs haberler….
Z kişisi, beş aylık bebeği öldürdürdü , savunması ise kan dondurucu : ‘Sesi rahatsızlık vericiydi.’
Cinsel saldırıya maruz kalanları da hiç sormayın, o ayrı bir yürek, insanlık acısı...


Bu tablonun nedenini örnekleme yaparsak, elimizde iki adet fidan var. Biri Olriç , diğeri Zeze .
Siz, Olriç fidanınıza çok iyi baktınız. Günlük takibi alıp, suyunu , ortam sıcaklığını, nemi, toprak kalitesini ve toprak minareli zenginliği hakkında bir rapor/belge tuttunuz. Ve en önemlisi de bu işlerin hepsini sevgiyle yapmış olmanız.(Günaydın Olriç, bakalım bugün nasılsın, demir eksikliği riskin var mı ? gibi…)
Sizce meyve verme zamanında/hasılatında, ne olur ? Karşınıza nasıl bir görüntü çıkar?
Görüntü açık ve net aslında, Olric fidanınız sizlere lezzetli, kaliteli meyveler verir.
Hatta bundan daha fazlasını yapar, canınız sıkkın sırtınızı Olriç’e yaslanmışsınız.
Ve diyorsunuz ki : ‘’ Birlikte daha güzel günler göreceğiz Olric. Şimdiden uzak ülkemin kokularını duyar gibiyim.
Olric: ‘Buzdolabı açık kaldı, ondan olacak efendimiz.’ diyerek yapmış olduğunuz bir ihmali hatırlatacaktır.( Buzdolabı kapısı açık kaldığı zaman buzluk kısmında karlanma oluşur, alın size bozulma nedeni)
Gördüğününüz gibi zaman harcayıp, emek verdiğiniz fidanınız karşılığını fazlasıyla verdi. Ne güzel bir kare değil mi ?


-Gelelim Zeze fidanına.-
Fidanımızı diktik, bakım zamanında Zeze’ye sevgi vermeyi, su vermeyi ihmal ettik.
Toprak kalitesini, sıcaklığı, nemi göz ardı ettik.
Meyve verme zamanı geldiğinde, istediğiniz bir ürünü elde edecek misiniz ?
Zeze sizin yüzünüzü güldürecek mi ?
Kim bilir belki de Zeze etrafında ki ürünlere zarar verecek, diğer ürünlerin meyve vermesini kötü yönde etkileyecek.( Tabi bu zaman diliminde Portekizli bir adama denk gelmemiş olsaydı.)
Görüyorsunuz işte meyvenin iyi ya da kötü olmasında ki , en büyük nedenlerden biri olduğumuza…
Bu işin espriyle yoğrulmuş hali.


Bir de işin acı karesine bakalım.
Çocuk psikolojisi çok kırılgan bir yapıya sahiptir. Baskıcı ve itaat odaklı bu tür ebeveyn tutumunda, ana-babanın, kısıtlayıcı ve cezalandırıcı bir yol izlemesi işi daha ciddi boyuta taşıyacaktır.( bkz: psikolojisi bozulmuş bir çocuğun kendine ve ailesine olan güveni kaybetmesi gibi.)

*Ebeveynler, çocukların mutlak itaat etmesini, istek ve emirlerini tartışmasız yerine getirmesini beklerler.
* Çocuklarının sorunlarını onların gözünden değil de kendi gözünde değerlendirirler.
*Meydana gelen soruna, çözüm odaklı düşünmez daha çok kendi haline bırakır.
*Aile içerisinde çocuğuna, bak kızım/oğlum benim sözlerime bağlı olacaksın, ben bir babayım sen ise daha çocuk dediklerimi mutlaka yapacaksın, benim istediğim gibi giyineceksin, yoksa döverim! (bkz: yetersiz sosyal gelişim nedeni)
* Çocuklarının geleceğine yönelik bir kararı olduğu zaman(eğitim, oyun) çocuklarına hiç danışmadan onların fikirlerini almadan karar vermeyi kendilerinin büyük bir söz hakkı olduğuna dair düşünüp, çocukların kararını göz ardı ederler.
* Çocuklarının bir işi yapma esnasında, ki buna şiddetli söz, hakaret ve öfke eşliğinde eyleme geçmesini isterler.
*Çocuklarının yaptıkları bir hatayı, dinlemeden-anlamadan, cezalandırmayı isterler.
Ayrıca bu yaptıkları hatayı her dk hatırlatıp, küfürler, hakaretler ve tehditler yağdırarak, ders alması gerektiğini düşünürler(bkz Nevroz nedeni)
Tüm bu maddeler sonucunda çocuklar yapacakları tek şeyin, boyun eğme ve pasif bir kişilikle hareket etmeyi öğrenirler. (Neden çocukları kafeste tutuyoruz ki ?)
Hele ki otoriter baba/ annenin yaptıkları da bir başka saçmalık.
Çocuklarına karşı soğuk,baskıcı, şiddetli bir tavırla yaklaşırlar. Çocuklarını değersiz, yük olarak görürler.
Bir de çocuk karne de kötü not getirmişse….(Bunu artık siz tahmin edin.)
Bakınız efendim çocuklara bu tutum sergilemekle, iş sonuca varmaz, daha kötüye gider.(bkz: stres, kendini kontrol edememe, anksiyete ….)
Onları dinleyelim, onları anlayalım, kendi gözümüzle değil, onların gözüyle empati kurarak çözüm odaklı olalım.

Bir ebeveynin yapacağı en önemli tutum da, çocuğuyla göz teması kurmaktır.
Ayrıca çocuğuna şiddet gösteriyorsa mutlaka bir psikiyatriye görünmesi lazım.(Neden kendimi kontrol edemeyip, çocuğumu dövüyorum ki ? )
Gelin, zamanında çocuklarınıza sevgi ve şefkat gösterin, onları bu duyguda mahrum etmeyin. Çünkü aile sevgisi ve terbiyesi çok önemlidir.
Çocuklarınıza zaman verin, onları sosyal ve psikolojik yönden destekleyin.
Bu tutumu çocuğunuza çok görürseniz, iller de çocuğunuz bilinç altı yerleşkesi nedeniyle başkasına zorla sahiplenme gibi kötü alışkanlıklar kazanmasına neden olacaksınız.(bkz: hırsızlık, tecavüz)
Daha geç olmadan çocuklarınıza sarılın !

İşte Kafka da bu olaylara değiniyor.
Gelelim kitap konusuna,
Şahsen Kafka’nın aşk konusunda ki tutumunu hiç samimi görmezdim.
Bana göre o sırf, ilham kaynağı olduğu için mektuplar yazardı. Kendisini daha iyi hissettiği için kısacası..
Efendim bu yargım bazı nedenler eşliğinde oluştu. Örneğin, daha önce Felice için ölen Kafka bir süre dolmadan hemen Juliye için ölürdü. Başka bir zaman da önce Milena için ölecek,',aşkı söndükten sonra da Dora için ölecek ! ( Ne çok öldün, aşkı yaşamak için !  )
Değerli bir arkadaşıma Kafka’nın bu aşk serüveninden dolayı takılırdım. Bazen fena şekilde dalga geçtiğim de doğrudur.
O ise bir Kafka taraftarıı !! Sonuç itibariyle beni bu kitaba yönlendirdi.
Al , oku bak Kafka nasıl bir babayla yaşamış demesine sanırım şimdi hak veriyorum.
Franz Kafka , babası Hemann Kafka' ya mektuplar yazar. Nasıl bir dönemeçten geçtiğini tek tek dile getiriyor.
Biyografik özellik taşıyan bu eser Kafka’nın, ağırlığı(kısaca şiddeti) altında ezildiği, babasına yanıtlarıdır.
Aslında bu kitapla Kafka’nın iç dünyasını daha iyi anlamamıza sağlıyor.
Kafka, eserlerinde suç, özgürlük, yabancılaşma, sorumluluk ve otoriteye bireysel karşı koyma temalarını işlemiştir.
Babasının hakaretleri, tehditleri karşısında nasıl itaatkar, zayıf, ürkek ve kararsız bir çocuk hatta gençlik yaşadığını dile getiriyor.
Felice ile iki kez nişanlanıp, ikiz kez nişanı bozmasında ki tek nedeni babası olduğunu belirtir.

Yani kısaca, çocukluğu, gençliği, aşk hayatı ve kararları hep babasının sert mizacından dolayı bir hüsrana uğradığını vurgulamakta.
Siz de Kafka’nın nasıl bir hayat yaşadığını, babasını, kardeşini ve aşk serüvenini daha yakından tanımak istiyorsanız kesinlikle okuyun derim.
İncelemenin sonuna doğru gelirken çocuk sevgisi üzerine güzel bir hadiseye yer vermek istiyorum.

Enes bin Mâlik anlatıyor:
"Bir defasında Peygamber Efendimiz (asm) secdede iken Hasan ve Hüseyin geldiler, sırtına çıktılar. İninceye kadar Peygamberimiz (asm) secdeyi uzattı. Oradakiler sordu:
"Yâ Resulallah, secdeyi uzatmış olmadınız mı?" Peygamber Efendimiz (asm) buyurdular ki:
"Oğlum sırtıma çıkınca acele etmekten çekindim." (Heysemî, IX/181)

Sevgilerimle.
104 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Evlilik, çocukluk, aile ilişkileri, iş yaşamı, duyguları, korkuları, çelişkileriyle Kafka’nın iç dünyasına kısa ama derin bir yolculuk Babaya Mektup.

Kafka'yı daha iyi anlamanızı sağlar mı, bilmiyorum. Ancak Kafka’yı anlamaya çalışmak ya da anlamaktan vazgeçmek için mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.
Senin çok güzel, çok seyrek rastlanılan türden sessiz, memnun, onaylayan ve yönelttiğin kişiyi çok mutlu eden bir gülüşün de vardır.
Franz Kafka
Sayfa 18 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Evet sen temelde iyi kalpli yumuşak bir insansın,ama her çocuk o iyiliği bulana kadar arayacak sabır ve korkusuzluğa sahip değildir.
Asılmak üzere olan bir adamı düşün mesela. Onu asarsın ve herşey biter. Ama onu,asılması için yapılan bütün hazırlıklara şahit olmaya zorlarsan ve tam darağacının önüne getirildiğinde infazının ertelendiğini söylersen adamın hayatının geri kalanını ona zehir etmiş olursun.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Babaya Mektup
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058323520
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nora Kitap
Senin etkinden tamamen bağımsız büyümüş olsaydım bile, senin gönlünde yatan insan gibi biri olamayacaktım büyük ihtimalle. Herhalde yine çelimsiz, ürkek, kararsız, huzursuz bir insan olurdum

Yaşarken bir avuç insan tarafından bilinen Kafka, ölümünden sonra dostu Max Brod’un vasiyetine ihanet edip (!) eserlerini yayınlamasıyla birlikte, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında hızla dünya çapında tanınmaya başladı ve yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri haline geldi, haklı olarak.

Kafka, üzerine en çok yazı ve yorum yapılan yazarlar listesinin başında yer alır. Hakkında dev bir literatür oluşmuştur ve günbegün artmaktadır bu literatür. İçinde yaşadığımız gerçekliğin, şimdinin değil yalnızca, savrulup gittiğimiz geleceğin ve geçmişin de perspektifinden yazabilen ender yazarlardan biridir Kafka ve halen günceldir, güncel de kalacaktır yüzyıllarca.

Babaya Mektup, opus magnumlarından biridir Kafka'nın. Şayet içinizde bir hayaletle yaşamaktan yorulduysanız, Kafka'nın sesine kulak verin deriz!

Kitabı okuyanlar 17,4bin okur

  • bet
  • elifrc
  • maşallah özel
  • Leyla.
  • betül özcan
  • zelal arığ
  • Melike Kaya
  • ikra
  • Walerinna Rosa
  • ŞeKa

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (4)
9
%0.1 (4)
8
%0.1 (6)
7
%0 (2)
6
%0 (1)
5
%0 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları