Bacak Arasından Türkiye (Bir Jinekoloğun Gözünden)

·
Okunma
·
Beğeni
·
5,7bin
Gösterim
Adı:
Bacak Arasından Türkiye
Alt başlık:
Bir Jinekoloğun Gözünden
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053485810
Orijinal adı:
Bacak Arasından Türkiye
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Martı Yayınları
Jinekolog yazılır kadın doğumcu okunur.

Vatandaşım okudu mu, aşk kitapları okuyormuş. Bu satırları okuyunca ne bulacağınızı şimdiden bilin ki zamanınızı boşa harcamayın. Bu kitabın hamuru kadın, mayası ise ben. Her yaşta kadını çilesiyle, çaresizliğiyle a’dan z’ye tanıyan bir kadın doğum uzmanının kaleminden okuyacaksınız bu defa! Öyle şeyler anlatacağım ki, zaman zaman kanınız donacak, gözleriniz yaşaracak! Eli hamurlu, lastiği çamurlu, bedenleri şalvarlı, yüreği burgulu, ayakları nasırlı kadınları anlatacağım. Ellerimle dokunduğum kadınları, kürtaj için gelen kadınların çilesini anlatacağım. Kimisi kurtulmak isterken yavrusundan, kimisinin nasıl da olmayan yavrusuna sarılmak istediğini anlatacağım.

“Son derece akıcı, ilgi çekici, meraklandırıcı buldum. Özellikle konunun kavranması için yapılan benzetmeleri ve kavrayıcı etkinliklerin çok mükemmel olduğunu gördüm. Sizin yazdıklarınızda ciddi bir anlatı edebiyatı örneği görüyorum ve kutluyorum.”
Yılmaz Karakoyunlu

“Bazen hiç beklemediğiniz yerden hayata dair sert, acımasız, gerçek öyküler geliyor karşınıza. Hayatta hiç bir bilgi 'yaşanmışlıkla' boy ölçüşemez. Dilerim, toplumun eline ulaşan, bu can yakan alevli ısırgan öyküler, üstün bir estetik dilin üslubuna dönüştürülmüş bu öyküler, tüm kadınlarımız tarafından okunur.”
Nihat Genç
304 syf.
·18 günde·8/10 puan
Kitabın isminde biraz mübalağa yapılmış olsa da tam olarak konusu bu. Kadın Doğum uzmanı bir doktorun otobiyografi tadında mesleğe başlamasından, emekliliğine kadar yaşadığı, şahit olduğu insan halleri ve sağlık sektörünü anlatıyor.

Bu sizin bir çırpıda okuyabileceğiniz bir kitap değil. Sayfa sayısından veya yazarın dilinden dolayı değil,vicdanı ağırlığınızdan.
İçerisinde öyle hikayeler var ki gerçekten mola vererek okumak istiyorsunuz. O molada da başımı nerelere çarpsam diye düşünürsünüz muhtemelen.
Kendi öz evladına tacizde bulunan..zihinsel ve işitme engelli kardeşine sahip olan ve yeterince iğrençleşememiş gibi pazarlayan, eşiyle bir olup iki küçük kızlarını cinsel birleşmeye zorlayan... insan olarak yaratılan varlık ne kadar iğrençlik yolunda zirveye tırmanabilirse o kadardan daha fazlası bu kitap..
Ayrıca pisliklere maruz kalan sadece kadınlar değil. Dedesinin mirasından pay alabilmek için öldüren, veya emekli maaşını usulsüz biçimde alabilmek için ölüm kaydı açmaması adına doktora saldıran..
Okuyunca bir duruyorsunuz. Soluğunuz kesiliyor..
Uzun uzun nefes almaya çalışıyorsunuz, içinizde bir yumru. Okuduğunuz şey bir senaryo değil, bu gerçek. Ne acı değil mi? Bu bizim yaşadığımız ülkenin gerçeği. Biz bu insanlarla aynı havayı soluyoruz. Bu kadınlar,adamlar senin komşun. Belki de sabah gülümseyip selam verdin? Belki alışveriş yaptığın marketin sahibi.
Bir insan evladı nasıl bu kadar hayati değerlerini yitirebilir ki?
Kendi canından,kanından olan kızını nasıl pazarlar? Geceleri nasıl uyuyabilir ki? O vicdanla nasıl yaşar? O masumun yüzüne nasıl kıyıp bakabilir?
Maalesef toplum olarak çok çok çok eksiğimiz var. İnsanlık adına çok eksiğimiz var. Kimseyi o - bu - şu diye ayıramayız. Kendi içimizde parçalanmamalıyız,tüm bunların sebebi bu. Ancak bütün olursak huzura erebiliriz. Şu an etrafa baksanız, herkes çok duyarlı. Bilinçli. Yürüyüş yapıyorlar, bir olay olduğunda sosyal medyada ateş yağdırıyorlar, profil karartıp tepki verdiğini,üzerine düşeni yaptığını sanıyorlar. Bu çözüm değil ki. Bu kadar insanlıktan nasibini almamış birisi sen iki tane mesaj yayınladın diye vazgeçer mi yaptığından? Bunlardan vazgeçin demiyorum.
Kötü yanlarınızı iyileştirmemiz lazım diyorum yaraları sarmamız lazım. Bunun için eğitmeliyiz. İnsanlara bilgi aşılamaktan lütfen vazgeçmeyin.

Kitabın yarısının okunmasını herkese tavsiye ederim. Hatta televizyonlarda felan gösterilmeli. Diğer yarısı biraz Feraye hanımın mesleğinde yaşadığı sorunları ele alıyor. Çok güzel tıbbı bilgiler verilmiş ama okumayı da zorlaştırmış. Feraye hanım çok donanımlı ama kitap biraz karışık olmuş konudan konuya atlamış, bilgi kalabalıklığı oluşmuş.
‘ yeri gelmişken fikrimi söyliyeyim’ havasında yazılmış. En son ‘ nerede o eski bayramlar ? ‘ a bağlanmıştı :)
Kitabın genelinde bir bütünlük yok,ayrı ayrı kaleme alınsa daha verimli bir çalışma olurdu.
304 syf.
·7/10 puan
Alengirli bir kitap ismi bulmuşlar​ cok satsın ilgi ceksin diye ancak doktorlarınızı sevin, çocuklarınıza doktorları sevmesini aşılayın, doktorlarınızı darp etmeyin gibi saçma nasihatlerde bulunan kitap.

Bir doktor hanım efendinin yaşantısı da diyebiliriz. Şöyle doktor oldum şöyle zorluk çektim falan filan.

Bir iki üstü kapali ensest ve ilginç hikaye vardı ancak onlar da edebi anlatımdan uzaktı. İsminin hakkını veremedi bu kitap.
304 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Toplumsal gerçekliğin kitabı. Hüngür, hüngür ağlatma gibi bir özelliği var. Aramızda konuşamadığımız, dilimizi ısırıp haykırılamayan gerçeklerin toplandığı kitap. Özenle yazılmış, birikimler aktarılmış. Bu kitabı okuduktan sonra zor durumda kalsak bir kadının doğumuna yardımcı olabilirim. O derece ayrıntılı. Doğum mucizesiyle ilgili bir sürü yeni bilgi edindim. Yaşamdan kesitler öyle naif bir dille anlatılmış ki; okumaya devam etmek istiyorsunu, ama bir yerlerde ağlamaktan kopabiliyorsunuz. Başta kadınlar olmak üzere, herkese bu kitabı önereceğim. Favorilerim arasında.
304 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitap bir jinekoloğun biyografisi olsa da; Türkiye'de birilerinin bunları bir şekilde, gerek biyografi olarak; gerekse farklı bir şekilde yazması gerekiyordu. Herşeyi apaçık olduğu gibi yazmış, kitapta ne bir mübalağa ne de bana göre asılsız olabilecek herhangi bir şeyden bahsetmiş. Tüm bunları, bir büyük şehirin kadın doğum hastanesinde 5 yıl çalışmış biri olarak söylüyorum. Bence özellikle bayanlar olmak üzere bir sürü kişinin okuması gereken kitaplardan biri. Anlattıkları benim bilmediğim şeyler değildi tabiki de, bir çok insan da herşeyin farkında; ama tüm bunları kaleme almakta cesaret işidir. Yürekten tebrik ediyorum yazarı.
304 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitabın arka kapağı ve adı Türkiye'den kadınların öykülerini vaad etse de içerik pek de öyle değil. Kitapta yazarın tıp fakültesi 1. sınıftan itibaren meslek hayatı boyunca yaşadığı mesleki sıkıntılar anlatılıyor. Sağlığın özelleştirlilmesinin hastadan ve hekimden götürdükleri, Türkiye'de doktor olmanın zorlukları anlatılıyor. Yazarın 2000'den sonra tıp fakültesinde okuyanları yetersiz, kendi kuşağının doktorlarını ayrı yerde görmesi de fazla taraflı ve haddimi aşmak istemem ama yüksek egolu geldi.
Öyküler ise hem yazarın hastaları, hem başka kadınların öykülerini içerirken antik çağdaki kadınlardan öyküler ise kitabın bu kısımlarını daha ilgi çekici yapıyor. Öyküler kitap boyunca aralara serpiştirilmiş. Kitabı okurken bir sonraki öyküye sıra ne zaman gelecek diye merakla hızla geçiyorsunuz sayfaları. Her bir öykü yürek sızlatıyor.
Ben sağlıkçı olarak yer yer sıkılsam da son 30 sayfayı saymazsam (geçmek bilmedi) genelde keyifle okudum. Öykülere daha fazla yer verilseydi çok daha keyifli ve herkesi kucaklayabilecek bir kitap olurdu diye düşünüyorum.
Okuyamadım, dayanamadım...

8 yaşında tecavüze uğrayan çocuğu, kayınpederinin tacizine uğrayan gelini, 3 kızı olan adamın eve erkek arkadaşlarını getirip kendisinin çıkıp gitmesini, dayağı, şiddeti...
304 syf.
·2 günde·8/10 puan
#BacakArasındanTürkiye

Feraye Sünev Çokgürses ,Ankara doğumlu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirmiş. O yıl girdiği Tıpta Uzmanlık Sınavını Türkiye dördüncüsü olarak kazanmış. Ankara Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Jinekoloji dalında ihtisas yapmış yazarımız. 1981- 2013 yılları arasında Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak mesleki hayatına devam etmiş.Yazarın deyimiyle Jinokolog yazılır kadın doğumcu olarak okunur :))
Yazarımız kitap için ilginç bir isim seçmiş hatta "bu nasıl bir isim yahu" bile diyebilirsiniz fakat okuyunca kitap isminin içeriği ile ters düşmediğini anlıyorsunuz .Şöyle ki :kitabın ilk yarı bölümü meslek hayatında karşılaştığı vaakalarla ilgili kısa kısa hikayeler ve bilgiler yer alıyor .Sadece Türkiye'de demeyelim de ,tüm dünyada yaşanan vahim durumlardan bahsetmiş .Tabi bunları anlatırken bire bir şahit olduğu durumlar da akla zarar nitelikte .Okurken dehşete düşürüyor . Kadına olan bakış açısı ,erkek gözünde kadının değeri,Kadın deyince aklınıza sadece yetişkinler geliyor değil mi ? Benimde öyle , fakat malesef ruh sağlığı bozuk o kadar çok insan varki minicik bedenleri kadın gözüyle görebiliyor . Kitapta beni etkileyen çok konu olmasına rağmen en çok okurken sinir krizi geçirmeme neden olan mahzuf yaramız olan ensest ilişkiler...Aile kavramını iyi algılayamamış beyinler çürümüş fikirlere meze olmuş minik bedenler ....
Bunları okudukca insan çocuklarını sarıp sarmalayıp tüm dünya insanından korumak istiyor .Güveninizi yıkıp geçiyor .Ama anneler ,anne adayları hatta ve hatta babalar bile bu kitabı okumalı ve bilinçlenmeli .Çok fazla içeriğinden bahsetmiyeceğim (tamam yine çenem düşmüş olabilir ) Son olarak şunu belirteyim kitabın son yarısı zaman zaman sıkıcıydı .Yazarın meslek hayatında karşılaştığı engel ve zorlukları anlatmış .Bazı bölümler olmasada olurmuş
304 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Bir doktor adayı arkadaşımın tavsiyesiyle isminin de etkileyiciliğiyle okunacaklar listeme eklediğim kitabı biraz kafa dağıtmak için edinip okumaya başladım.. Kitabın edebi bir değeri yok zaten yazar da bunu edebiyat yapmak amacıyla yazmamış. Beni oldukça etkileyen, sinirlendiren, şok eden bölümleri oldu. Özellikle ensest ilişkilerle ilgili okuduklarım karşısında dehşete kapıldım desem yeridir. Doğum denilen mücizeyi, anneliği ve kadın olmanın bu toplumdaki o dayanılmaz ağırlığını derinden hissettim. Deniz diye bir arkadaş dün gece bana mesaj atıp böyle boş kitaplar okumamamı tavsiye edip boş zihniyetlerle uğraşmamam gerektiğini söyleyince ikinci uyarısını dikkate alarak kendisiyle uğraşmamam gerektiğini anladım.. Diyeceğim o ki hangi kitabın boş veya dolu olduğu kişiden kişiye değişen durumlardır bu kitap bana anne olmakla ilgili, çocuklarla ilgili bilmediğim bir çok şey öğretti.. Anadolu kadınını, verilen mücadeleleri gösterdi.. Cehaletin yakıcılığını tokat gibi yüzüme çarptı. Yani bu kitap o kişinin dediği gibi bir doktorun para kazanmak için dur bir kitap yazayım dediği bir kitap değil bana göre. Bazı bölümlerde ben de oldukça sıkıldım ama genel itibariyle akıcıydı. Kitabı beğenmeyebilirsiniz, tavsiye etmeyebilirsiniz fakat saygı duyulması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum zira bir Kahraman Tazeoğlu değil.
304 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Dünya nüfusunun neredeyse yarısını oluşturan kadınların son yıllarda, özellikle teknoloji hayatımıza girdikten sonra yaşadığı sıkıntıları hepimiz az çok biliyoruz. Televizyondan izliyoruz, internetten okuyoruz... Okuyoruz ama bunun ötesine geçemiyoruz. Dr. Feraye Çokgürses ise Türk kadınlarının sıkıntılarını, mutluluklarını, özlemlerini, utançlarını alıp bir Jinekolog gözünden anlatmış.

Kadınların hala (evet, 2019 yılında bile) bazı bilgilerden mahrum bırakılmasını, normal olan şeylerden utanç verici şeylermiş gibi bahsetmelerini ele almış mesela. Ya da henüz ergenlikten bile çıkmamış bir kızın sedyeyi kanla doldurarak hastaneye girmesini, kendisinin yaşadığı şoku... Kadınların kimseyle (kocalarıyla, anneleriyle bile) paylaşamadığı şeyleri hastane odalarında utana sıkıla, fısıldayarak kendisine anlattığından bahsetmiş Dr. Feraye Çokgürses.

Ağlamamak için kendimi zor tuttuğum bölümler o kadar fazlaydı ki anlatamam... Bu sadece benlik bir mesele de değil. Bu kitabı okurken üzüntüden sütü kesilen anneler de var, bunun tecrübesiyle okumak için hamileliğin, emzirmesinin bitmesini bekleyen anneler de var.

Güzel bir romandan çok bu tarz kitapları insanların okuması gerekiyor. Sizin pencerenizin manzarası güzel olabilir ama evin diğer pencerelerini görmezden gelemezsiniz. Okuyun. Okutun.
304 syf.
·Puan vermedi
Kitabın adı oldukça çarpıcı olmuş. Kadının adı olmadığı ülkemizde namusu kadınların 2 bacak arasından ötede göremeyen zihniyeti, cinselliğin tabu olduğu, bilimsel cinsel eğitim verilmediği sürece de bu zihniyetin değişmeyeceği gerçeğini vurgulaması açısından faydalı bir eser. Yazar mesleki anılarını , sağlık sistemi ile ilgili görüşlerini paylaşmış. Kitap bol kan barındırıyor. İlk öykü tecavüze uğrayan 8 yaşında bir kız çocuğunun muayenesi ile başlıyor. Ensest gibi hikayeler tüyleri diken diken ediyor. Ancak kitabın kurgusu oldukça zayıf. Keşke yazar hasta öykülerine daha fazla yer verseymiş. Sağlık sisteminin çarpıklığı güzel ele alınmış. Yazarın iç hesaplaşması gibi olmuş , ancak olaylar arası geçiş sıralama gözetmiyor. Çok etkilendiğim bir kitap oldu diyemem. Sonlara doğru konu daha da karmaşıklaştı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bacak Arasından Türkiye
Alt başlık:
Bir Jinekoloğun Gözünden
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053485810
Orijinal adı:
Bacak Arasından Türkiye
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Martı Yayınları
Jinekolog yazılır kadın doğumcu okunur.

Vatandaşım okudu mu, aşk kitapları okuyormuş. Bu satırları okuyunca ne bulacağınızı şimdiden bilin ki zamanınızı boşa harcamayın. Bu kitabın hamuru kadın, mayası ise ben. Her yaşta kadını çilesiyle, çaresizliğiyle a’dan z’ye tanıyan bir kadın doğum uzmanının kaleminden okuyacaksınız bu defa! Öyle şeyler anlatacağım ki, zaman zaman kanınız donacak, gözleriniz yaşaracak! Eli hamurlu, lastiği çamurlu, bedenleri şalvarlı, yüreği burgulu, ayakları nasırlı kadınları anlatacağım. Ellerimle dokunduğum kadınları, kürtaj için gelen kadınların çilesini anlatacağım. Kimisi kurtulmak isterken yavrusundan, kimisinin nasıl da olmayan yavrusuna sarılmak istediğini anlatacağım.

“Son derece akıcı, ilgi çekici, meraklandırıcı buldum. Özellikle konunun kavranması için yapılan benzetmeleri ve kavrayıcı etkinliklerin çok mükemmel olduğunu gördüm. Sizin yazdıklarınızda ciddi bir anlatı edebiyatı örneği görüyorum ve kutluyorum.”
Yılmaz Karakoyunlu

“Bazen hiç beklemediğiniz yerden hayata dair sert, acımasız, gerçek öyküler geliyor karşınıza. Hayatta hiç bir bilgi 'yaşanmışlıkla' boy ölçüşemez. Dilerim, toplumun eline ulaşan, bu can yakan alevli ısırgan öyküler, üstün bir estetik dilin üslubuna dönüştürülmüş bu öyküler, tüm kadınlarımız tarafından okunur.”
Nihat Genç

Kitabı okuyanlar 438 okur

  • Çiçek
  • Beyaz
  • partenogenezleştiremediklerimizdenmişçesine
  • Kbskl Ftm
  • Mert uysal
  • cahil
  • Yasemin Çetin
  • Adnan Aygül
  • Semra Ünlü Kaplan
  • Ms Demir

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%4.3
13-17 Yaş
%1.4
18-24 Yaş
%20
25-34 Yaş
%31.4
35-44 Yaş
%34.3
45-54 Yaş
%7.1
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%90.9
Erkek
%9.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.3 (37)
9
%11.6 (17)
8
%19.9 (29)
7
%21.2 (31)
6
%8.9 (13)
5
%6.2 (9)
4
%2.1 (3)
3
%2.7 (4)
2
%1.4 (2)
1
%0.7 (1)

Kitabın sıralamaları