Bağbozumu Şarkıları

·
Okunma
·
Beğeni
·
23251
Gösterim
Adı:
Bağbozumu Şarkıları
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055340384
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
Bağbozumu Şarkıları
Bağbozumu Şarkıları
Tanrılar arasında insan yalnızlığı mı

İnsanlar arasında insan yalnızlığı mı?

Korkusu küçük düşürüyor hayatımızı.

Ne diyordu ince şeylerin annesi

"Ötekini oku, derinde dipte duranı."

Kilisenin bahçesinde mumdan bir harita

Bütün göç yollarının iki ucuna tutunmuş

"Geride kalmanın cezasıyım -diyor-

Biliyor musun, hoyratlık değil de

İncelik yakıyor canımı..."

Bu kalabalıkta bu tenhalık

Sevgilim, bütün sözlerimi

Mazlumların rüyasından seçtim ben.

Budur, düşünmeden bildiğim

Budur, ayaklarına serdiğim has bahçe...
68 syf.
·Beğendi·10/10
Gün geçmiyor ki güzel topraklarımızda muhteşem şairlerle tanışmayayım.
Gün geçmiyor ki dilimizin güzelliğini bir şenlik havasında kısa ama etkili hem de kat be kat edebi doyumla hissetmeyeyim.
Içim kaynıyor, aşık oldum her bir satırına.
Ah Şükrü Erbaş, iyi ki varsın.

"Aşktan başka gerçeklik yok.
Her şey dünyada olur.
Sevincinizi sevin."
68 syf.
Bu bir inceleme değildir büyük bir beklenti ile okumayın (Tabi bu sözden sonra okumaya devam ederseniz =D)
Git gide şiir sevdam büyüyor tüm kitaplar önümde dağ gibi yığınla dursun ve ben hiç ara vermeden hepsini okuyayım diyorum yazayım, çizeyim hissedeyim ben yazdım ama bunlar sizin duygularınız diyen şairlerimizin haykırdıklarını duyayım istiyorum. İstiyorum ama istemekle olmuyor hiçbir şey evrene mesaj gönderiyorum duy sesimi evrenciğim kitap istiyoruz burada sesimizi 1k dan duyurabilir miyiz sana...
Neyse buraya kadar yazdıklarımı okuyanlardan özür dileyerek, teşekkür ediyorum daha o kadar çok yazabilirim ki kimseyi sıkmak istemiyorum bir gün 1k buluşması yaparsak konuşuruz diyerek konuyu kapatıyorum.
Şimdi hani kitaba yorum dediğinizi duyar gibiyim Şükrü Erbaş'ı bilen biliyor zaten benim yorumuma ihtiyaç var mı bilemedim =) keyifli okumalar diliyorum herkese :)
68 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Şükrü Erbaş'ı Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları ile tanımıştım. Şöyle bir ileti (#30390948) oluşturup şiirden bölümleri parça parça paylaşmıştım. Şiir dediğimizde aklımıza illa da böyle satır satır olacak veya kafiyeler içinde olacak gibi bir şey gelmemeli. Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları'nı okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız. Hee şiirle böyle haşır neşir biri de değilim ama böyle etkilendiğim çok az şair vardır. Mesela Murathan Mungan'ın Yalnız Bir Opera şiiri de bunlardan biridir. Onu da bu kategoriye dahil edebilirim. Şiiri de şöyle bırakayım #28471733

Gelelim Bağbozumu Şarkılarına.
Bazen bir cümle ile bazen uzun uzun anlatımla okuyucuyu her daim satırların içinde tutuyor. Roquentin'in de dediği gibi (#27446547) "Dilimizin güzelliğini bir şenlik havasında kısa ama etkili hem de kat be kat edebi doyumla" sunuyor bize yazar. Kelimeler öyle güzel ifade ediliyor, öyle güzel yan yana geliyor ki; okuduğunuz bir satırdan sonra şöyle durup uzun uzun düşünüyorsunuz.
Mesela;
"Şimdi yaranda olsam, ağzını dinlesem, saçlarını giyinsem, güzelliğinin göllendiği yatağı sevsem, sevsem..." #42261558

Şükrü Erbaş bize kaliteli bir dil işciliği sunuyor ve biz de bu çıkan işten okudukça büyük bir keyif alıyoruz.

Satırları okuduğunuzda içiniz umut doluyor. Bir günaydın diyor ama öyle sıradan bir günaydın değil bu. Buyurun;
"Uyandım.
Yaşadığıma bir daha şükrettim.
Birazdan kalkacaksın.
Odan can bulacak.
Eşyalar kirpik kirpik uyanacak.
Aynan bayram yeri.
Su değil parmakların akacak musluktan. Terlikler ayaklanacak. Giyindiğin her şey teninle sarhoş.
Pencere, korunun rüzgarıyla öpecek ensenden.
Işık, ışığa karışacak.
Ben, bütün bunların ortasında, titreyerek bakacağım sana.
İnsan nasıl ağlamaz bu büyük masala. Günaydın, beni doğuran sabah."
#42295672
68 syf.
·11 günde·8/10
Sene 2017, üniversite son sınıftaydım. Yeni Türk Edebiyatı dersimize gelmişti Şükrü Erbaş... Yalan olmasın, o güne kadar tanımıyordum, böyle birinin varlığından habersiz yaşamıştım. Edebiyat öğrencisi olunca daha çok Nazım Hikmet, Ahmet Haşim, Cenap Şehabettin, Tevfik Fikret gibi yazar ve şairlerle hemhâl idim.

O güne kadar tanımamış olduğum için kendime gönül koymakla birlikte, o gün Erbaş'ı tanıma şansına nâil olup, kendi şiirlerini, kendi sesinden dinlemek hazzına da ulaşmıştım. İşte o gün tüylerimin diken diken olmasıyla birlikte, bana Şükrü Erbaş kimdir deseler, tüylerimi diken diken eden adam derim...

O günden sonra Erbaş'la yollarım hiç ayrılmadı. Böyle gittiği müddetçe de ayrılmayacak. Kuş Uçar Kanat Ağlar şiir kitabından sonra bana daha hafif geldi, Bağbozumu Şarkıları. Ama yine de Şükrü Erbaş'ın şiiri, şiiri hikaye edişi beni o doyuma ulaştırdı...

Erbaş yazsın, biz okuyalım.
Gece yatmadan önce başucu kitabı yapabilirsiniz, ben öyle yaptım. İnce bir kitap olduğu için bir geceye birkaç siir şeklinde bölüp okudum. Tavsiyemdir bu yöntem. :)

Birkaç alıntı bırakayım:

**
"Sen bir deniz kıyısında gonca zamandın
Ben eski şarkılardan eskiydim kimsesizdim
İçimde dünyanın bütün akşamları
Tuttum ağzının sabahına sözler söyledim
Ey güzelliğin ölümden büyük yaşama gücü
Yalnız ölenler unutur birbirini
Seni sevmeye yeniden başladım..."

**

“Ben sana geliyorum, ters lale, yedi göller, zeytin acısı
Her sözünle o çocuklar yeniden doğuyor ağzından.” (syf 36)

**
Yaşamayı kimse bağışlamaz bize
Biz onu ölümün ana rahminden
Aşka dönüşmüş bir beden arzusuyla
Harf harf yaratarak çeker alırız.

**
Biliyor musun, hoyratlık değil de
İncelik yakıyor canımı...

**
Bu kalabalıkta bu tenhalık–
Sevgilim, bütün sözlerimi
Mazlumların rüyasından seçtim ben.
Budur, düşünmeden bildiğim
Budur, ayaklarına serdiğim has bahçe...
(Syf 37)

**
Sevgilim
Yoksulluktur biraz da
Yüzünde gamzelenip duran sözlerim...
(Syf 38)

**
Gamzelerine cemreler düşen
Ayrılık görmemiş bir bahçede
Badem çiçekleri, deniz, incesaz bir gökyüzü
Yapraklanıp durdu canımda boşluğun.

**
Hayatın gecesi, lambalarını da beraberinde getiriyor.

**
Yalnızlık, odalara sığmıyor.


Keyifli okumalar. :)
24 syf.
·1 günde·9/10
Öncelikle cemal süreyanın bir sözüyle alıntıma başlayacağım Şiir hayatın köpüğüdür.Çağın, hayatın, bütün bilgilerin. ….. Şiir için hayat deneyimi gerek, düşünce, iletişim gerek, her şeye uzanmak gerek.”

Bana göre şiir: Romanın elekten geçmiş halidir. Roman anlatır anlatır uzatır şiir öyle değil bir dize bir dize seni sarsar kalırsın öyle.

Kollarınızı açıp rüzgarların sağınızdan solunuzdan geçenken rüzgarın verdiği rahatlık gibi şekerleme tadında şiirler
duyguları yoğun yaşıyorsanız kalbinize jilet izleri oluşacak tek salicelik , durgun yaşıyorsanız kumaşa gelen tırnak izleri gibi hiseddeceğiniz. Bu şiirlerin içinize işlememesi içten bile değil. Yaşıyoruz sessizceyi okuduktan sonra anladım ki okuyacağım tek kitabın bu değil Sevgili erbaş ben şiiri severim zaten fakat bize yakın dönemlerde yaşıyan bir şaiirden böyle üretici şiirler okumak bana haz veriyor.
68 syf.
·1 günde·10/10
Yeni tanışmıştık seninle oysa ki :(
Bu kadar çabuk bitmesini beklemiyordum. Bir anda kitabın bitmiş olmasına çok üzüldüm. İyice kaptırmıştim kendimi.
Evet bunu da biliyorum. Bizde de bu böyle dediğim o kadar satır oldu ki.
Şükrü erbaş bey satırların nasıl yüreğime işledi biliyor musun?
Nasıl hislerime tercümanlık ettin böyle?


Gün içinde canım çok sıkkındi. Şu sıralar yoğun geçen günlerin stresi altında ezilirken, kitaplarimdan uzak kalmışlığın vicdan azabını çekerken... Seninle ansızın tanışmak mükemmel bir his :)

Aylardır telefondan e-kitap okumuyordum ve ansızın bir Şükrü erbaş kitabı ile tekrar e-kitap macerasına başladım.
Çok güzel bir kitaptı. Özelikle Tanrı, kadın çocuk üçlemesine yoğun bir şekilde deginmisligi beni hayran kıldırdı.
Bir solukta hissettim ve bitti. Tıpkı birine bir anda büyük bir aşk hissedip tüm ruhun ile onun varlığına kapilmisken, kapildigin kişinin ansızın çekip gitmesi ve bir anda onsuz kalmak gibi bir his yarattı bende.. Nereye gittin daha paylaşacağım çok şey var dersiniz ya! İşte, neden bittin daha hissetmem gereken çok şey vardı dedim :/
Kesinlikle okunması vê yaşanılması gereken bir kitap.. Keyifli okumalar dilerim..
66 syf.
"Gerçek zamanla yüreğin zamanı nasıl da karışıyor böyle... Usul bir gülümsemeyle yürüyorum. Kırmızı bir bulut yüzün. Bir çınar ağacının gölgesindeyim. Yapraklar değil saçların dökülüyor üstüme. Mavilikte bir görkem. Şarkılar dinliyorum. Parmakların, sesinden önce akıyor içime. 'Uçan kuşlar sarhoş olur' bir kez daha inanıyorum. Saka kuşları bayram yerine çeviriyor alacakaranlığı. Öyle zamanlar bağışladın ki, ölüm de ayrılık da yitirdi hükmünü. Günaydın büyük güzellik. Acı sonsuzluk merhaba..."

Ee bir şiir kitabına inceleme yapılacaksa o kitaptan alıntı yapmadan başlamak olmaz tabii :) . Şükrü Erbaş'ın şiirlerini hep kitap dışı edebi mecralardan okudum, tutup bir kitabını okumaya başlamak ve bitirmek ancak nasip oldu. Şükrü Erbaş çoğu şiirinde olduğu gibi bunda da aşk, ayrılık, yalnızlık, hayali sevda temaları üzerinde durmuş, yer yer de politik dokunuşlar yapmış. Genele bakınca Şükrü Erbaş'ın poetikasının aynı çizgide gittiğini görebiliyoruz.

"Yaşıyoruz sessizce yaramızı severek" dizesini yazdığında biricik eşi Hatice Erbaş'ın 3 yıl sonra hayata gözlerini yumacağını ve "Yaşıyoruz Sessizce" 'yi eşi için yazdığı kitaba isim olarak bırakacağını aklından geçirmiş miydi hiç? Muhtemelen hayır.

Özgün düşünce yapısı ve bunu şiire aktarmadaki esrarından ötürü Şükrü Erbaş'ın şiirleri gerçekten de anlaşılmak için iyi bir çözümlemeyi gerektiriyor. Kitabı geç bitirmiş olmamın temel nedeni bu. Ve kanaatimce hiçbir şiir kitabı kısa sürede bitirilmemeli, her dizenin ve nihayetinde şiirin bütününün ne anlatmak istediği üzerine kafa yorulmalıdır. Bu, şiirden alınacak edebi zevki artırmakla beraber betimleme kabiliyetini ve hayal gücünü de geliştirir.

Şükrü Erbaş'la ilgili bir anım da var anlatmak istiyorum :)
Yaz tatilinde İstanbul'a gitmiştim. Abimle Büyükada'yı gezmeye karar vermiştik ve vapura bindik. Vapurun kenarında oluşan köpükleri izliyorken oluşan duygusal ambiyansla şiirler geçti aklımdan. Bir süre sonra vapurda ihtiyar bir adamı bir an Şükrü Erbaş'a benzettim fakat hem vapurda olmanın verdiği neşeyle hem de Şükrü Erbaş'la denk gelmenin düşük ihtimalini düşünerek fazla bakmadan hemen kafamı çevirdim ve unuttum onu. Neyse Büyükada'ya vardık, gezdik vs. eve döndük. Ertesi sabah instagramda gezinirken Şükrü Erbaş şiirleri paylaşan bir sayfada şu duyuruyu gördüm: Şükrü Erbaş'ın Büyükada'da şiir dinletisi, tarih 14 Temmuz. Yani dün. Dün Şükrü Erbaş ordaydı ve ben bisikletle gezerken kaçırdığım fırsatın farkında değildim. O kadar hayıflandım ki. Sayfanın adminine dün orda olduğumu belirttim ve bu duyuruyu geç yaptığı için sitem ettim fakat tahmin etmişsinizdir ki zaman geriye dönmedi. Belki vapurda benzettiğim kişi Şükrü Erbaş'tan bana telepatik bir teselliydi bilemem.
Bu da böyle bir anımdı.

+Geçen gün eve yürüyordum da
-ee
+bu da böyle bir anımdı

Bu da benden size iğrenç bir espri. Belki uzaklaştırmak istediğiniz kişilerde denersiniz :))

İyi okumalar :)
68 syf.
·1 günde
-Spoiler içerebilir-

Şükrü Erbaş, şiirlerini okumaktan son derece keyif aldığım, dizelerinde kaybolduğum, bir dizesini saatlerce düşündüğüm, aşkı, ayrılığı, özlemi ve ölüm acısını en zarif cümlelerle anlatan, bunu yaparken beni benden alan adam.

“Öyle bir sonsuzluk ki ömrün ömrümde
Sende duruyor dünyanın bütün zamanları“

Bağbozumu Şarkıları yine vefat eden eşinin izlerini taşıyor, ölümün dahi gerçek bir aşkı yokedemediğine şahit olup, ömrü boyunca tek bir kadına aşık olmuş bir adamın dizelerini okurken aklınızda keşkeli cümleler kuruyorsunuz.

Hani çok beğendiğiniz bir şey hakkında cümlelerinizin düşüncelerinizi tam olarak anlatamayacağı endişesine kapılırsınız ya, Bağbozumu Şarkıları da benim için öyle... Okunmalı...
68 syf.
·2 günde
Şükrü Erbaş, son dönem Türk şiirinin en önemli şairlerinden birisi.Günlük hayatın sıradanlığına inat hayatın içinden sevdayı, özlemleri, umudu ve olmazsa olmaz acıyı aşkla anlatan bir şair.Eline yüreğine sağlık.
68 syf.
·2 günde·Puan vermedi
"Senden uzak aldığım her soluk, ihanete dönüyor, Sadece sevmek değil bu."

Yani nasıl anlatılır ki bir ask, sevdiğinden uzakta aldığı bir nefesi bile azap gibi görüyor. Aklıma Durell'in bir sözü geliyor: "Bir kentte sevdiğiniz biri yaşadığı zaman orası dünya olur." der.. uzaklıksa cehennem..

Ve son olarak naif şairimiz "..hoyratlık değil de İncelik yakıyor canımı.." derken inceliğin içimize nasıl dokunduğunu anlatıyor.

Okunası kitaplardan.. Keyifli okumalar sevgili okur..
68 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sadece bu cumle bile Sükrü Erbas'i okumanin ne kadar buyuk nimet oldugunu gostermiyor mu sizce de? Cantanizda, kitapliginizda, evinizin en güzel köşesinde ve en cok da kalbinizde bir Şükrü Erbas bulundurmaniz dilegiyle. Iyi okumalar...
Senden uzak aldığım her soluk, ihanete dönüşüyor. Sadece sevmek değil bu. Bütün bir dünyasın. Gözyaşıyla, şiirle, şarkıyla, şarapla, mumla...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bağbozumu Şarkıları
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055340384
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
Bağbozumu Şarkıları
Bağbozumu Şarkıları
Tanrılar arasında insan yalnızlığı mı

İnsanlar arasında insan yalnızlığı mı?

Korkusu küçük düşürüyor hayatımızı.

Ne diyordu ince şeylerin annesi

"Ötekini oku, derinde dipte duranı."

Kilisenin bahçesinde mumdan bir harita

Bütün göç yollarının iki ucuna tutunmuş

"Geride kalmanın cezasıyım -diyor-

Biliyor musun, hoyratlık değil de

İncelik yakıyor canımı..."

Bu kalabalıkta bu tenhalık

Sevgilim, bütün sözlerimi

Mazlumların rüyasından seçtim ben.

Budur, düşünmeden bildiğim

Budur, ayaklarına serdiğim has bahçe...

Kitabı okuyanlar 3.215 okur

  • Kübra
  • Mine
  • Cansu
  • Zeynep Yıldız
  • K. A
  • mathilda
  • Crazyy
  • Sessiz Vaveyla
  • Nilgün
  • Büşra

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.5
14-17 Yaş
%1.7
18-24 Yaş
%33
25-34 Yaş
%38.6
35-44 Yaş
%15.3
45-54 Yaş
%2.8
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.9
Erkek
%29.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.2 (196)
9
%16.9 (149)
8
%17.7 (156)
7
%9.5 (84)
6
%2.6 (23)
5
%1 (9)
4
%0.7 (6)
3
%0.6 (5)
2
%0.2 (2)
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları