Bahar Kokusu

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.320
Gösterim
Adı:
Bahar Kokusu
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051735665
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınevi
Tarihi aşk romanlarının sevilen yazarlarından Rita Hunter'ın yeni kitabı Bahar Kokusu Epsilon'da!

Geçmişi ile bugün arasında sıkışmış bir kadın ve ona hem korkuyu hem de tutkuyu vadeden gururlu bir adam...

Hiç kimse sır saklamanın önemini Alison Taylor'dan daha iyi bilemez. Düşmüş kadınlar için barınak olan Umut Evi’nin erdem kraliçesi, ketum ve gösterişten uzak kimliği sayesinde kendini adadığı bu sahte dünyanın içinde neredeyse görünmezdir.

Hayatının değiştiği fırtınalı gecede onu sevdiği herkesi geride bırakmaya zorlayan tehdit yeniden hayatına girince Alison Taylor, kaçmak yerine doğrudan soruna odaklanmaya karar verir. Ancak hesap edemediği şey, Alison’ın varlığını sevdikleri için hakaret olarak gören kibirli bir adamın öfkesidir.

Aristokrasinin kusursuz temsilcilerinden biri olarak görülen Wakefield Markisi Tristan Talbot, ahlaki yozlaşmanın süzgecinden geçemeyen kişilere karşı gösterdiği katı tutumuyla da tanınmaktadır. İki sene önce son derece uygunsuz şartlarda dikkatini çekme hatasına düşen kadın, yeniden karşısına çıkarak ve daha kötüsü ailesine yaklaşmaya çalışarak öfke ve merakını harekete geçirir.

İlginç tesadüfler çok geçmeden kaçınılmaz karşılaşmalara dönüşürken, geçmişte aralarında parlayan kıvılcım yerini hızla büyüyen bir ateşe bırakır.


“Siz ağlıyor musunuz Bayan Taylor?
Hayır, ben ağlamam.
Tristan bu hızlı yanıtın saçmalığı karşısında gülmek istedi ama kadının pürüzsüz yanağından yuvarlanıp çenesinin altında kaybolan gözyaşının geride bıraktığı ize bakarken gülmek içinden gelmiyordu. Yavaşça onu kendine çevirdi, gözlerini görmek istiyordu ve... Lanet olsun.

Huysuz bir çocuk ya da histerik bir kadın... ağlayan kim olursa olsun, gözyaşlarından önce yüzün¸ acıklı hisleri kaplardı. Fakat Alison Taylor'ın yüzünde donuk bir üzüntü ve taptaze bir pembelik dışında sadece sicim gibi yaşlar vardı. Ne yüzün buruşturuyor ne de titriyordu. Buna rağmen Tristan... daha önce bu kadar kederli bir yüz görmediğini düşünüyordu.”
400 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Bahar Kokusu
Rita Hunter
Uzun uzun uzun zamandan sonra Rita ile dönüş yapmak harikaydı. Kadının kalemine hastayım ki beni yine yanıltmadı. Severek deli gibi gözümü ayırmadan satır atlamadan okudum ve yine hayran kaldım. Bazı yerlerde daha farklı olabilirmis dedim ama yine herseye rağmen güzeldi. Tekrar okur muyum bilmiyorum ama kitabı beğendim. Dolu doluydu her satırı. Yazarı alkışlıyorum özelikle sonu
Neyse konuyu anlatmak istemiyorum açıklama da ne yazıyorsa o ama bilin ki bu kadın işi biliyor
400 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Uzun zamandır Rita okumuyordum ve onun kalemini çok özlediğimi farkettim. Tristan ve Alison bana çok ufak Sphie ve Brendan’ı hatırlattı ama bu iyi yönde çünkü onlarıda özledim :) Rita Hunter gibi bir yazara sahip olduğumuz için çok şanslıyız bence :)
400 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
.
Alison Taylor... Umut Evinin yöneticisi. O şiddete maruz kalmış kadın ve çocukları bir çatı altında toplayıp, bakımları için mücadele ediyor.. Ancak 1821 Londra Sosyetesine göre, adı çıkan bu kadınlardan uzak durmak, toplum dışında bırakmak gerekiyor.
.
Wakefield Markisi Tristan Talbot da bu konuda taviz vermeyenlerden... Ancak bir gün yolları kesişen bu ikili, aralarındaki çekimin farkında, geçmişin izlerinden, aşktan kaçmaya çalışırlar.. Peki başarılı olurlar mı? İşte size limon çiçeklerinin ve baharın kokusu taşıyan güzel bir tarihi aşk kitabı.. İlgililerine tavsiyemdir der hepinize şimdiden keyifli okumalar dilerim Kitapla Kalın
400 syf.
·1 günde·10/10 puan
Rita Hunter kaleminde en en çok sevdiğim şey kadın karakterlerinin her durumda kendini bilen, kendi ayakları üzerinde durmayı başarabilen kadınlar olması..
Bu birçok kitapta göremeyeceğimiz nadir bir özelliktir..
Hep bir korunmaya muhtaç olma durumu söz konusudur çünkü.
Alison için ise durum böyle değildi. 19 yaşında başına gelen üzücü bir olay karşısında bile kimseye muhtaç olmadan harika bir şekilde kendi ayaklarının üzerinde durmayı başardı.
Isabella benim ilk göz ağrım ama ondan sonraki sıraya kesinlikle Alison'ı oturtabilirim.
Tristan ise..
Neredeyse kitabın yarısına kadar o gözlerindeki ve sözlerindeki önyargıyı söküp atabilmek isterdim.
Kitapta her şey tadındaydı bana göre. Ne dramlar çok uzatılmış, ne korkular..
Hani bu tarzlarda alışkın olduğumuz saçma sapan hareketlerden uzak, günün sonunda kitabın kapağını kapattığınızda yüzünüzde tebessüm oluşturabilecek türden bir kitaptı :)
Benim için tek sorun etiketiydi. 25 liralık kitabın 35 liraya yükselmesi..
Biliyorum her kitapta neredeyse artık en az 10-15 arası bir artış söz konusu fiyatlarında
Bu da artık bizleri Zor durumda bırakıyor maalesef.
Gerçi desenize yani hani soğanı bile 10 liraya aldığımız bir ülkede kitabın bu fiyatlara satılması kadar normal bir şey olabilir mi!!
400 syf.
·3 günde·7/10 puan
Çok üzgünüm ama yazarın performansını bu romanda oldukça düşmüş buldum. Bence, yazarın önceki romanlarını kriter alarak, bu romanı vasata yakındı ne yazık ki. Kurgu, genişletilemeyecek bir olaya dayandırılmış ya da bu yönde bir çaba hiç harcanmamış, yan konular eklenmemiş ve bu nedenle de kadın ve erkek kahramanın fiziksel çekimine odaklı bir çekiştirilmeyle uzatılmaya çalışılmıştı. Evet, Hunter'ın romanlarını sıkılmadan her şartta okursunuz ve bununla ilgili bir sorun bu romanda da yoktu. Ama en son sayfayı kapattıktan sonraki bir müddet aklınızda kahramanlar, yaşadıkları ya da onların hikayesinin etkisi hissediliyor muydu? Hayır! Hatta son bölüm bile şahsen içimi daralttı.
Kısacası; Alison ve Tristan bende bir nebze olsun iz bırakmadan çekiiipp gitttiler.
400 syf.
·2 günde·9/10 puan
Kitabımızda, Leydi Beatrice’in desteklediği, eski hayat kadınları ve kimsesiz çocukların sığındığı Umut Evi’nin yöneticisi Bayan Alison Taylor baş kahramanlardan biri. Alison, üç sene önce asil nişanlısının hain planını öğrenip son anda elinden kaçmış, ancak kötü kalpli adamın onu ve ailesini öldüreceğinden korkarak isim değiştirerek Londra’ya gitmiş bir Leydi. Korkusundan tanıdıklarına gidemeyince onu himayesine alan genelev patronu Skittle’la yaşamaya başlar. Wakefield Markisi Tristan, eski bir hayat kadını sandığı Alison’ı hem küçümser hem de ona karşı kendini de öfkelendiren bir tutku hisseder. Tesadüf eseri birkaç kez karşılaşmalarının ardından aralarındaki kıvılcımlar artar. Ancak aslında bir hayat kadını olmasa da Alison’ın onunla birlikte olma umudu hiç yoktur. Bakalım kader onları bir araya getirecek midir?
Tristan’ın başlangıçta Alison’ı küçümsemesi elbette sinir bozucuydu. Oldukça kibirli ve buz gibi tavırları vardı. O günün şartlarında bence bu şekilde davranması mantıklıydı, sonuçta bir anda hayat kadını olduğunu düşündüğü kadına çok nazik veya leydi gibi davransa inandırıcı olmazdı. Tristan’ın, Alison hakkındaki görüşlerinin adım adım değişmesi, ona duyduğu arzunun artması, kendini tutma çabası bence çok başarılı yansıtılmıştı. Alison, düşkün durumdaki kadın ve çocuklara yardım etmek için çok çalışmasıyla, gururlu tavırlarıyla beni mutlu eden bir karakter oldu. Her ne kadar gerçek olmasa da son üç yıldır yaşadığı hayat nedeniyle kendini asla Tristan’la birlikte hayal edemese de bence çok asil bir karakterdi.
Ben çok severek ve çabucak okudum. Bu seriyi okumayanlara tavsiye ederim
400 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Yazarımızın kalemini özlemişim. Bir solukta okutan eğlenceli, heyecanı bol bir kitaptı Bahar Kokusu. Tarihi aşk romanlarında yerli yazarlarımız arasında kitabını almam için ismini duymam bile yeterli.
Alison Taylor, fırtınalı bir gecede hayatı ummadığı bir şekilde yön değiştirir. Geçmişini sır gibi saklayan Alison bir yandan da gerçek kimliğini ortaya çıkaracak etkinliklerden kaçınmak için çabalarken uzun bir aradan sonra yolu ikinci kez Tristan Talbot ile kesişiyor.
Kitabı bir bütün olarak çok sevmemin yanı sıra en çok Oscar’ı sevdimm. Papağanımız tam bir erkek;)
Nasıl bitti anlamadım kitap akıp gitti..
Ve tabi kitabın sonlarına doğru, sanki yazarımız Tristan’ın kardeşi Damien’ın da kitabını da çıkarabilir gibi bir umut doğdu içime.
400 syf.
·1/10 puan
"Sanki hayatıma girmeye çalışıyor ve bunu istemesinin suçlusu benmişim, beni cezalandırmak için uğraşıyor."

Bayanlar baylar, lütfen repliğe dikkat edin. Bu replik kitabın bizzat özeti. Marki yıllar önce tehditlerde bulunduğu kızın karşısına hiçbir gerekçe göstermeden hayatına istediği gibi giriyor ve sonra da kız peşinde dolanıyormuş gibi davranıp kendince havalara giriyor. Kitapta o kadar şey oldu ama her şey bu adama kâr kaldı ya gerçekten yazık.

Gerçekten sevdiğim bir yazardı kendisi fakat görmezden gelinemeyecek bazı şeyler var. Kendisinden okuduğum ve yorumladığım son kitabı bu oldu. Bir daha yeni çıkan kitaplarını okumayacağım. Kendisini Ateş serisi ve Siyah Kadife ile hatırlamayı tercih edeceğim.

Yorumun sürpriz bozan ve uzun hali için:

https://belleninkutuphanesi.blogspot.com/...ar-kokusu-yorum.html
400 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Rita Hunter kitaplarını genel olarak çok severim. Benim için hayattan kaçıp mola verebilmenin güzel bir yoludur hep.
Bu kitabını da sevdim.
Çok diyemesem de okurken neşelendiğim bir kitaptı.
Serinin diğer kitaplarına oranla kendimi konudan biraz kopuk hissettim, belki de bunun sebebi bendim.
Bilemiyorum.
Ama kesinlikle okumayın diyemem, ki ben iki günde bitirdim kitabı🥰
Okuyun efenim.
400 syf.
·5/10 puan
Nasıl başlasam bilemedim şuan.Kitap güzel ve ilgi çekici ilerledi.Ama sonlara doğru bit artık 2020 gibi oldu.Kitapta 2 kötü karakterimiz var.Son 100 sayfasında esamesi bile okunmadı ama:DKitabı akıcı yapan,sürükleyen unsurlar sanki kitaptan kovulmuş gibiydi.Doğal olarak 'ee daha ne olacak ki' diye düşündüm.İlk başladığı konuyla kopuk kopuk ilerledi.Zaten iki karaktere de ısınamadım açıkçası.Beni rahatsız eden başka bir kısım daha var.Üslup!Kitabı yazan Türk bir yazar olunca çoğu ifade de bence Türk gibi kalmış.Kendimi hiç İngiliz tarihi roman okumuş gibi hissetmedim.Ve ve ve allesen böyle vıcık vıcık aşırı mutlu sonlar yazmayın.Hiç bir samimiyeti kalmıyor kurgunun.Bence Rita Hunter iyi bir yazar.kurgularıda iyi ama son romanını hiç beğenmedim.
“Tanrım başım dönüyor.”
“Sonsuza kadar sürmeyecek.”
“Başımın dönmesi mi hayal kırıklığı mı?”
“İkisi de...”
“Umarım...”
Fakat şeytan, masumiyete hayrandı. Kirlettiğinden emin olmak ve siyah kanının beyaz kanatlarda bıraktığı izi gizlemekten haz aldığı için...
... Fakat şeytan, masumiyete hayrandı.. Kirlettiğinden emin olmak ve siyah kanının beyaz kanatlarda bıraktığı izi görmekten haz aldığı için...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bahar Kokusu
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051735665
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınevi
Tarihi aşk romanlarının sevilen yazarlarından Rita Hunter'ın yeni kitabı Bahar Kokusu Epsilon'da!

Geçmişi ile bugün arasında sıkışmış bir kadın ve ona hem korkuyu hem de tutkuyu vadeden gururlu bir adam...

Hiç kimse sır saklamanın önemini Alison Taylor'dan daha iyi bilemez. Düşmüş kadınlar için barınak olan Umut Evi’nin erdem kraliçesi, ketum ve gösterişten uzak kimliği sayesinde kendini adadığı bu sahte dünyanın içinde neredeyse görünmezdir.

Hayatının değiştiği fırtınalı gecede onu sevdiği herkesi geride bırakmaya zorlayan tehdit yeniden hayatına girince Alison Taylor, kaçmak yerine doğrudan soruna odaklanmaya karar verir. Ancak hesap edemediği şey, Alison’ın varlığını sevdikleri için hakaret olarak gören kibirli bir adamın öfkesidir.

Aristokrasinin kusursuz temsilcilerinden biri olarak görülen Wakefield Markisi Tristan Talbot, ahlaki yozlaşmanın süzgecinden geçemeyen kişilere karşı gösterdiği katı tutumuyla da tanınmaktadır. İki sene önce son derece uygunsuz şartlarda dikkatini çekme hatasına düşen kadın, yeniden karşısına çıkarak ve daha kötüsü ailesine yaklaşmaya çalışarak öfke ve merakını harekete geçirir.

İlginç tesadüfler çok geçmeden kaçınılmaz karşılaşmalara dönüşürken, geçmişte aralarında parlayan kıvılcım yerini hızla büyüyen bir ateşe bırakır.


“Siz ağlıyor musunuz Bayan Taylor?
Hayır, ben ağlamam.
Tristan bu hızlı yanıtın saçmalığı karşısında gülmek istedi ama kadının pürüzsüz yanağından yuvarlanıp çenesinin altında kaybolan gözyaşının geride bıraktığı ize bakarken gülmek içinden gelmiyordu. Yavaşça onu kendine çevirdi, gözlerini görmek istiyordu ve... Lanet olsun.

Huysuz bir çocuk ya da histerik bir kadın... ağlayan kim olursa olsun, gözyaşlarından önce yüzün¸ acıklı hisleri kaplardı. Fakat Alison Taylor'ın yüzünde donuk bir üzüntü ve taptaze bir pembelik dışında sadece sicim gibi yaşlar vardı. Ne yüzün buruşturuyor ne de titriyordu. Buna rağmen Tristan... daha önce bu kadar kederli bir yüz görmediğini düşünüyordu.”

Kitabı okuyanlar 56 okur

  • Yasemin
  • Nurseli Kızılcıkoğlu
  • Lazkizi
  • Semra Demir
  • HALİDE
  • Yağmur Kar
  • nuray
  • Sinem
  • kitapevreni
  • Nehir Yılmaz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.1 (13)
9
%11.1 (3)
8
%22.2 (6)
7
%11.1 (3)
6
%0
5
%3.7 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%3.7 (1)