Bak Bir Varmış Bir YokmuşNaim Dilmener

·
Okunma
·
Beğeni
·
269
Gösterim
Adı:
Bak Bir Varmış Bir Yokmuş
Alt başlık:
Hafif Türk Pop Tarihi
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
427
ISBN:
9789750501494
Kitabın türü:
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Bak Bir Varmış Bir Yokmuş, ‘60’lardan bugüne “Türkçe sözlü hafif müzik”, “pop müzik” tarihi... Besteciler, sözler, yorumcular, albümler ve hikâyeleri... Tülay German, Ayten Alpman, Erol Büyükburç, Ayla Dikmen, Gönül Turgut, Ay-Feri, Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Tarkan... Dergiler... Popüler Melodi, Müzik Kulübü, Diskotek, Hey, BoomMüzik, Blue Jean... Yarışmalar... Apollonia Festivali, Eurovision, Balkan Melodileri Festivali...
Plaklar, kasetler, CD’ler… Şarkılar, aranjmanlar…
Şarkıcılar, besteciler, söz yazarları…
Aşklar, ayrılıklar…
Yarışmalar, festivaller… Kulüpler, gazinolar, müzikaller…
Firmalar, dergiler, listeler… İmajlar ve dedikodular…
Kısacası, Türk popunun yarım asırlık öyküsüne dair her şey
– eğlenceli ve öznel!
Tutkulu bir müzik eleştirmeni, özenli bir arşiv çalışması ve bir ilk!..
Naim Dilmener’den…
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Bu işler de böyleydi demek ki; şarkıyı ilk sizin bulmuş, sizin söylemiş olmanız her şeyin yolunda gideceği anlamına gelmiyordu, sizin plak olduğu yerde tozlanırken, aynı şarkı ile bir başkası listelerin tepesine kurulabiliyordu. 'Pop', biraz da bu demekti ve tek başına şarkının iyi ya da sağlam olması, çoğu kere, hiçbir işe yaramıyordu.
Türk popunun ilk sponsor’luk macerası Coca Cola ile başlar. Coca Cola, 1968 yılında yapılan Topkapı Müzik Festivali’ne destek verir ve bunun karşılığında da, ana yarışma ile birlikte, bir de cıngıl yarışması düzenlenmesini ister. Emir yüksek yerden gelir, üstelik de ilk emirdir. Her şey ayarlanır, yarışılır edilir ve Selçuk Alagöz, Günnur Perin ve Kadri Ünalan ilk üçe kalır. İpi Selçuk Alagöz göğüsler; Kadri Ünalan ikinci, Günnur Perin ise üçüncü olmuştur. Ama en akılda kalan melodi Günnur Perin’inkidir. Diskotek dergisine göre, “Açıkhava’dan ayrılan dinleyicilerin dilinde hep bu melodi vardı…”

Selçuk Alagöz, birincilikten aldığı parayı afiyetle yemeye başlamışken, Ülkü Aker’in gönderttiği mahkeme celbi ile karşılaşır. Cıngıl’ın sözlerini yazan Ülkü Aker, yarışma öncesi ödülün %25’ini alması hususunda mutabık kalındığını söylemekte ve Selçuk Alagöz’ü bütün parayı kendisine saklamakla suçlamaktadır. Ülkü Aker’in “temennisi” barışmalarıdır ama, “bazı kişiler Selçuk ve Rana’ya menfi tesir ederek” onları etkilemiştir. Böylelikle ilk sponsor maceramız mahkemede biter.
Kral TV’nin yayına girmiş olması, uzun vadede Türk popunun önüne çok ağır iki fatura çıkaracaktır. Bu ağır faturalardan birincisi, artık genç ve güzel ya da yakışıklı olmayanlara, bu piyasada kolay kolay hayat hakkı tanınmayacak oluşudur. Zaman içinde, işin “görsel” yanı müziğin önüne geçecek ve olmaz sanılan şey olacaktır. Artık “ses” olmadan şarkıcı olunabilecek ama “gençlik - güzellik" olmadan asla kapılardan içeri girilemeyecektir. İkinci fatura da en az bunun kadar ağırdır. Kral TV’nin varlığı nedeniyle, müzik piyasamız “klip” tuzağına mecburen düşecek ve kendini kilitleyecektir. İşin başında, her şey oldukça keyifli ve güzeldir. Şarkılara klipler çekilmekte, bu klipler televizyonda dönmekte ve klipler döndükçe de albümler satılmaktadır. Ancak her şey bu kadar basit devam edemeyecektir. Bir süre sonra bu kanal, kliplerini televizyon vasıtası ile herkese göstermek isteyenlerin önünde bir “tarife” ile çıkacak ve tarifeye uymayanların gönderdiği klipler çöp sepetini boylayacaktır.
Yola, ilk günlerden itibaren grup ya da orkestra ağırlıklı olarak başlamış ve o güne kadar öyle devam etmiş olan Türk popu, plaklarla birlikte gelen popülerlik neticesinde, merkezine şarkıcıları almaya başladı. Erol Büyükburç ve Alpay gibi çok popüler şarkıcılar bile, o güne kadar ancak orkestraları ile birlikte var olmuş ve işe öyle devam edebilmişlerdi. Şantöz ve şantör olarak adlandırılmış şarkıcılarımızın hepsi, kendilerini bağımsız bir şarkıcı olarak değil, ancak bir orkestranın üyesi ya da elemanı gibi görmüş, bir orkestranın önünde solist olarak şarkı söylemiş, tek başlarına ayakta durabileceklerini, bağımsız çalışabileceklerini akıllarına dahi getirmemişlerdi.
Dilimizin dönmediği sözcükleri eğip bükerek altından kalkabileceğimiz bir hale getirmeye her zaman meraklı olmuşuzdur. Ya da bir meraktan daha fazla bir şey bu; bahis konusu sözcükleri, zaten istesek de doğru olarak çıkartamıyoruzdur ağzımızdan. Televizyon kanallarının arasında yalnızca on dakika dolanıldığında bile, program sözcüğünün, bin farklı şekilde telaffuz edildiği görülebilir. Amerika’yı Amarika, ameliyat’ı amaliyat yapan sunucuların sayısı az değil.

Bu durum, artık ünlenmiş, adları dilimize pelesenk olmuş kişilerin isimlerinde bile çıkar karşımıza. Türk popu da bundan payını almış alanlardandır. İlham Gençer’in soyadı şöhrete kavuştuğu ilk yıllarda dikkatli bir şekilde ç ile yazılmış olmasına rağmen, zaman içinde, elbirliği ile ç, c’ye dönüştürülmüş ve Gencer halini almıştır.
Erol Büyükburç’un hala “Little Lucy”nin keyfini sürdüğü, Cliff Richard’ın Shadows ile birlikte estiği, İstanbul Radyosu’nun sahip olduğu plak miktarının artık “iki büyük oda”yı doldurduğu günlerdir o günler. Erol Büyükburç’un “Little Lucy”si çok sevilmiş, çok ses getirmiştir, ama bu kadar uzun bir zaman listelerde yer almasının sevilmiş olmaktan başka sebebi de vardır; o da, firmaların yerli şarkıcı ve grupları teşvik etmiyor oluşlarıdır. O günlerde ülkemizde mevcut firmaların hiçbiri, bizden şarkıcı ya da grupların plaklarını basmaya çok meraklı değildi.

https://www.youtube.com/watch?v=muY5gkjGnHc
Belçika’da Kraliyet Akademisi’nde okumakta olan Barış Manço, müziği unutmayıp “Baby Sitter” dahil bir dolu plağı Avrupa’da piyasaya sürer ve Olympia’da konser vererek bu mekanda sahne alan bizden ilk isim olur; …

https://www.youtube.com/watch?v=ovVOD7kxog4

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bak Bir Varmış Bir Yokmuş
Alt başlık:
Hafif Türk Pop Tarihi
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
427
ISBN:
9789750501494
Kitabın türü:
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Bak Bir Varmış Bir Yokmuş, ‘60’lardan bugüne “Türkçe sözlü hafif müzik”, “pop müzik” tarihi... Besteciler, sözler, yorumcular, albümler ve hikâyeleri... Tülay German, Ayten Alpman, Erol Büyükburç, Ayla Dikmen, Gönül Turgut, Ay-Feri, Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Tarkan... Dergiler... Popüler Melodi, Müzik Kulübü, Diskotek, Hey, BoomMüzik, Blue Jean... Yarışmalar... Apollonia Festivali, Eurovision, Balkan Melodileri Festivali...
Plaklar, kasetler, CD’ler… Şarkılar, aranjmanlar…
Şarkıcılar, besteciler, söz yazarları…
Aşklar, ayrılıklar…
Yarışmalar, festivaller… Kulüpler, gazinolar, müzikaller…
Firmalar, dergiler, listeler… İmajlar ve dedikodular…
Kısacası, Türk popunun yarım asırlık öyküsüne dair her şey
– eğlenceli ve öznel!
Tutkulu bir müzik eleştirmeni, özenli bir arşiv çalışması ve bir ilk!..
Naim Dilmener’den…

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Fox Mulder
  • Acemi Okur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0