Bakunin'den Lacan'a (Anti-Otoriteryanizm ve İktidarın Altüst Oluşu)

·
Okunma
·
Beğeni
·
138
Gösterim
Adı:
Bakunin'den Lacan'a
Alt başlık:
Anti-Otoriteryanizm ve İktidarın Altüst Oluşu
Baskı tarihi:
26 Şubat 2014
Sayfa sayısı:
308
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755394916
Çeviri:
Kürşad Kızıltuğ
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
İktidar sorunu, hem siyasal teori tartışmalarının hem de radikal siyasal çözümlemelerin merkezine geri dönüyor. İktidar ve otorite sorununun “devletten öte”yi de içeren çok daha kapsamlı bir kavrayışı gerektirdiği artık açıkça anlaşıldı. İktidar ve otoritenin değişik biçimleriyle yüzleşmek için klasik devrimci siyasetin dayandığı kavramsal kategorilerin ve akılcı söylemlerin bazılarını “yapısöküme uğratmak”, iktidarı devirmeye yönelik kimi “devrimci” girişimlerin iktidarı yeniden ürettiğini göstermek yeterli. Bu durum da iktidarın içinden direnişi teorileştirmenin bazı zorluklarıyla hesaplaşmayı gerektiriyor.
Bir kitap, hem bir yandan günümüzün radikal sol siyaseti için bir yaklaşım formüle etme arayışındakilere kışkırtıcı malzemeler sunarken bir yandan da kadim siyaset felsefesi tartışmalarına nasıl yeni bir alan açabilir? Saul Newman bu zor terk edilir mevzilere yönelik operasyonunu sakin bir dille gerçekleştiriyor. Postyapısalcı teorinin kimi temel düşünürlerinin yapıtlarıyla anarşist siyasi geleneğin klasik yazarlarının görüşlerini kesiştirerek yeni bir anarşizm siyaseti teorisi geliştirmeye koyuluyor. Bu hedef için önce Marksist ve anarşist siyasi geleneklerle hesaplaşıyor ve anarşizme daha yakın durmakla beraber her iki gelenekteki özcü eğilimleri eleştiriyor; klasik anarşizm ile klasik Marksizm arasındaki tarihsel münakaşaların temel unsurlarıyla yüzleşmeye davet ediyor okuru. Postyapısalcı teorinin nasıl radikal siyasete evrilebileceğine dair bir öneri ortaya koyarak, bu argümanların getirdiği eleştirileri mantıklı bulan ama buradan nasıl bir siyasi projenin çıkartılabileceğini göremediği için uzak duranların dikkatini çekiyor. Nietzsche gibi postyapısalcı düşüncenin öncüllerinden biri olarak ele aldığı Stirner’i yaftalardan özgürleştiriyor ve tehlikeli bir siyasi figür haline getirmekten çekinmiyor. Foucault, Deleuze ve Guattari ile Derrida’nın çalışmalarını bu perspektifle ele alıyor ve iktidarı kirlenmemiş, saf bir Dışarısı nosyonuna dayandırmaksızın radikal bir siyasi kalkışmanın nasıl geliştirilebileceğini özenle tartışıyor. Bu amaçla ele aldığı Lacan’ın Dışarısı kavramını özcülüğü ve saflığı dışlayan siyasi bir kalkış noktası olarak postyapısalcı anarşizmle buluşturuyor.
Bu perspektifin günümüz siyasi hareketlerindeki karşılıkları da gündeme getiriliyor ve özellikle Seattle ’99 sonrası süreci belirleyen alternatif küreselleşme hareketi ve Zapatistlerin merkezsiz ve hiyerarşik olmayan siyaset ve karar alma biçimlerine dikkat çekilerek anarşizmin geleceğin radikal siyasetindeki etkili konumuna işaret ediliyor.
Okuyucu Newman’ın bu kitabında, çağdaş siyasal teorinin en önemli meselelerine dair oldukça dikkatli, özgün ve kavrayış gücü yüksek bir tartışma bulacak. Ernesto Laclau
308 syf.
Kitabı anlayabilmek biraz değil öncelikle epey birikim gerektiriyor. Anarşist ve Anti-Otoriteryanist düşüncenin baba isimleriyle ve düşünceleriyle tanışıyorsunuz kitapta. Eğer Deleuze, Focuault, Lacan gibi isimleri ve düşüncelerini merak edenler varsa bu kitap iyi bir giriş denemesi. Tekrar tekrar okunması gerekenlerden.

Kitap, anarşist ve sosyalist devlet teorileriyle başlıyor, bir özgürlük etiği önerisi ile son buluyor.

İktidarlar, iktidar yapıları bugün her şeyden daha çok fazla içeride ve dışarıda iş görüyor. Kendimiz için bir özne olduğumuz düşündüğümüz anlarda bile biz aslında Althusser'in dediği gibi devletin özneleri oluveriyoruz.

Eski direnme biçimleriyle yeni iktidar yapılarına karşı çıkmak başarısızlıkla o yapının içine dâhil olmakla sonuçlanıyor. Artık seksenlerin şafağında değiliz. Tahakküm biçimleri kılık değiştirdi. Bunun için yeni direnme biçimleri geliştirmekte, yeni okumalar yapmakta fayda var. Stirner'in benlik kuramı her ne kadar eskide kalsa bile bugün halen özgürleşmek isteyen bütün bireylere hitap eder nitelikte. Yeni direniş biçimleri geliştirmek noktasında Foucaultcu iktidar çözümlemeleri, Lacancı psikanalizden çıkarılabilecek bir anti-psikanaliz tutum, Deleuze-Guattari'den yola çıkılarak gerçekleştirilecek bir şizo-analiz bizlere yardımcı olabilir.

Lacan'ın gösterdiği şekliyle iktidar sadece dışımızda varolan bir alan değil o aynı zamanda içimizde işleyen ödipal bir yapı. Bu ödipal yapı iktidar mekanizmalarının katkılarıyla simgesel yoldan yeni bağımlılıklara kapı aralıyor. Bunun için sadece dışta değil içte de o iktidarı alt-üst ederek ve bir noktada kalmayarak, oluş hallerini sürekli güncelleyerek, sürekli özgürleşme içinde olmalıyız.

Deleuzcü anlamda herhangi bir öze, kimliğe, majör kitleselliklere saplanıp kalmadan çok oluşlu bir minör politika, minör varoluş, minör direnişler üretebiliriz. Kitap bu anlamda güzel bir rehber. Anti-ödipus.

Ne diyordu Michel Foucault: İktidar her yerde, öyleyse direnişte her yerde.
"kişinin bakışını kendisi yerine dışarıya doğru yönlendirme ihtiyacı hın­cın özüdür: köle ahlakı, var olmak için daima ilk önce düşman bir dış dünyaya ihtiyaç duyar...”
Yaşam, Nietzsche'ye göre, mücadelenin tanınması ve kabul edilmesidir: hiçbir sabit anlamın, özün ya da istikrarlı kimliğin var olmadığının kabul edilmesidir. Bunların temelinde, onları doğası gereği istikrarsız ve yeniden yoruma açık kılan bir güçler çatışma­sı daima olur.
Toplumsal gerçeklik, anarşistlerin savunduğu gibi doğa yasasının evrimi tarafından de­ğil, kendilerini yasaya kaydeden bir güçler çokluğunun sürekli mücadelesi tarafından yönetilir. Hatta doğa yasası güç ve fetihin bir yorumudur.
Haz duyma hakkı, Sade'a göre, İnsanın Haklarının zorunlu eşlikçisi ve mantıksal uzantısıdır: Diyelim ki yerginin cüreti, jouissance için bir kural öneren düsturda verilmiş olsun, bunda acayip olan kendisini Kantçı tarzda bir hak kılması, evrensel bir kural olarak kendisini önermesidir.
Saul Newman
Sayfa 238 - Ayrıntı Yayınları
Devlete karşı her halk ayaklanmasının ve o ya da bu baskıcı rejimin her devrilişinin ardından, sanki daima yeni ve çok daha sinsi bir baskı biçimi, öncekinin yerini almak üzere hazırda bekliyormuş gibidir.
Saul Newman
Sayfa 22 - Ayrıntı Yayınları
Stirner, ahlakın bir sabit fikir olduğunu, Hristiyan idealizminden devralınmış, bireyi ezen bir kurgu olduğunu savunur. Ahlak sadece yeni bir hümanist kılıktaki Hristiyanlığın artığıdır ve Stirner'in savunduğu gibi: "Ahlak inancı dini inanç kadar fanatiktir".
Saul Newman
Sayfa 122 - Ayrıntı Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bakunin'den Lacan'a
Alt başlık:
Anti-Otoriteryanizm ve İktidarın Altüst Oluşu
Baskı tarihi:
26 Şubat 2014
Sayfa sayısı:
308
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755394916
Çeviri:
Kürşad Kızıltuğ
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
İktidar sorunu, hem siyasal teori tartışmalarının hem de radikal siyasal çözümlemelerin merkezine geri dönüyor. İktidar ve otorite sorununun “devletten öte”yi de içeren çok daha kapsamlı bir kavrayışı gerektirdiği artık açıkça anlaşıldı. İktidar ve otoritenin değişik biçimleriyle yüzleşmek için klasik devrimci siyasetin dayandığı kavramsal kategorilerin ve akılcı söylemlerin bazılarını “yapısöküme uğratmak”, iktidarı devirmeye yönelik kimi “devrimci” girişimlerin iktidarı yeniden ürettiğini göstermek yeterli. Bu durum da iktidarın içinden direnişi teorileştirmenin bazı zorluklarıyla hesaplaşmayı gerektiriyor.
Bir kitap, hem bir yandan günümüzün radikal sol siyaseti için bir yaklaşım formüle etme arayışındakilere kışkırtıcı malzemeler sunarken bir yandan da kadim siyaset felsefesi tartışmalarına nasıl yeni bir alan açabilir? Saul Newman bu zor terk edilir mevzilere yönelik operasyonunu sakin bir dille gerçekleştiriyor. Postyapısalcı teorinin kimi temel düşünürlerinin yapıtlarıyla anarşist siyasi geleneğin klasik yazarlarının görüşlerini kesiştirerek yeni bir anarşizm siyaseti teorisi geliştirmeye koyuluyor. Bu hedef için önce Marksist ve anarşist siyasi geleneklerle hesaplaşıyor ve anarşizme daha yakın durmakla beraber her iki gelenekteki özcü eğilimleri eleştiriyor; klasik anarşizm ile klasik Marksizm arasındaki tarihsel münakaşaların temel unsurlarıyla yüzleşmeye davet ediyor okuru. Postyapısalcı teorinin nasıl radikal siyasete evrilebileceğine dair bir öneri ortaya koyarak, bu argümanların getirdiği eleştirileri mantıklı bulan ama buradan nasıl bir siyasi projenin çıkartılabileceğini göremediği için uzak duranların dikkatini çekiyor. Nietzsche gibi postyapısalcı düşüncenin öncüllerinden biri olarak ele aldığı Stirner’i yaftalardan özgürleştiriyor ve tehlikeli bir siyasi figür haline getirmekten çekinmiyor. Foucault, Deleuze ve Guattari ile Derrida’nın çalışmalarını bu perspektifle ele alıyor ve iktidarı kirlenmemiş, saf bir Dışarısı nosyonuna dayandırmaksızın radikal bir siyasi kalkışmanın nasıl geliştirilebileceğini özenle tartışıyor. Bu amaçla ele aldığı Lacan’ın Dışarısı kavramını özcülüğü ve saflığı dışlayan siyasi bir kalkış noktası olarak postyapısalcı anarşizmle buluşturuyor.
Bu perspektifin günümüz siyasi hareketlerindeki karşılıkları da gündeme getiriliyor ve özellikle Seattle ’99 sonrası süreci belirleyen alternatif küreselleşme hareketi ve Zapatistlerin merkezsiz ve hiyerarşik olmayan siyaset ve karar alma biçimlerine dikkat çekilerek anarşizmin geleceğin radikal siyasetindeki etkili konumuna işaret ediliyor.
Okuyucu Newman’ın bu kitabında, çağdaş siyasal teorinin en önemli meselelerine dair oldukça dikkatli, özgün ve kavrayış gücü yüksek bir tartışma bulacak. Ernesto Laclau

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • İlyas Seyrek
  • Samet Taşcı
  • Kerime Deniz Gürel
  • Yahya
  • Persona
  • Hamdullah TAK
  • Savaş Symz
  • gülben durmaz
  • Murat Kılıç

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0