Balık Boğulması

·
Okunma
·
Beğeni
·
192
Gösterim
Adı:
Balık Boğulması
Yazar:
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050946444
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Hatırlamanın içinde her zaman korkunç kâbuslar vardır…
İlk romanını Bilecik Vapur İskelesi’ne tam cepheden bakan ama onu görmeyen bir hastanede açıyor ödüllü yazar Bora Abdo.
Roman türünün tüm imkânlarıyla, öykülerinden aşina olduğumuz o büyülü anlatımıyla bu kez ülkemizin en küçük şehirlerinden biri Bilecik’in merkezine denizi getiriveriyor. Haliyle başkahramanı da kendisi doğmadan önce ölen ağabeyinin adını alan, ikame çocukluktan çıkamamış, yoksul, genç bir çımacı Müşfik. İsmini bir kader gibi paylaştıkları dedeleri Müşfik ise mahzene kapatılmış bir aklıevvel. Birbirine kâbuslarla bağlı karakterler dinmek bilmeyen yağmurun altında, çiğdeci kuşunun şahitliğinde, tuhaf bir cinayetin etrafında birbirlerine ağlar örüyorlar. İkame bir şehir Bilecik’i İstanbul yapamadığı gibi Müşfik’i de ağabeyi Müşfik yapamayan kaderin vurduğu, çoğu yalnız ve yoksul karakterlerin bir vapura binip de toplu bir çıldırışa doğru gidişlerini hüzünle izliyoruz. Bir balık boğulması bu. Çirkinlik çağının unutma ayini.
“Tatlı sudan tuzlu suya geçtiklerinde balıklar, boğulmadan önce vurgun yemiş gibi zihinleri bulanır. Bu süre boyunca asla bir şey yemezler, o an var oldukları sudan kaçmayı hiç mi hiç istemezler. Sonra da ölürler.”
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Her insanın baka baka kahrolduğu bir resim vardır. Kimi cüzdanında taşır bunu, kimi belleğinde. Biraz mutlu olup hayata alışmaya başladığında insan, birden durur, bile bile çıkarır o resmi yerinden. Yeniden mutsuz olabilmek için. Bakar, hatırlar, yanar durur.
Güzel kızım biliyor musun, bazı kelebekler kozalarından tam gelişmeden hasarlı çıkarlarmış ve bilinenin aksine bir gün değil de günlerce o yarım halleriyle yaşarmış.
"Her insanın baka baka kahrolduğu bir resim vardır. Kimi cüzdanında taşır bunu, kimi belleğinde. Biraz mutlu olup hayata alışmaya başladığında insan, birden durur, bile bile çıkarır o resmi yerinden."
Müşfik, oğlum, iki gözüm, onlar bizi bu dünyanın bu şehrinde bir deniz olduğuna ve içinde balıklar yüzdüğüne inandırmaya çalıştılar, bense sana aslında bu dünyanın bomboş bir leğen, bomboş bir kova olduğunu ve ne kadar da iyi baksan, hatta başını bu leğenin içine soksan dahi yine de hiç bir balığı göremeyeceğini anlatmaya çalıştım. Bunu anlayabildin mi? Oğlum, canım, güzel balığım, bu leğenin içinde su bile yok nasıl balık olsun, bunu görebildin mi? Bir tanem istiridyem, yosunum, balık diye bize yutturmaya çalıştıkları her şey bir boğulmaydı, balık diye bir şey yok sadece boğulmak var.
Ben bu dünyaya hiç gelmemiştim. Her sabah uyandığımda içimden güzel gözlerle bakmayı denesem de dünyaya, yine ne yapıp edip karanlık bir mecra bulup akıyordum oradan. Kendimi böyle var ettiğimi sonradan anladım. Ben ne yapıp edip bu suları besleyecek acıyı bulmak için yaratılmıştım, ruhuma. Yangın gibi bu sulara. Körükleyerek. Her gün. Hayat, yaşadığınız sürece kurtulamadığımız ve avutamadığımız büyük bir çirkinlikti
Onların istekleri bitmedi. Yavaş yavaş zehirlenmemi, bu dünyadan gram iz bırakmadan çekip gitmemi istiyorlardı. Onlar. At kendini, diyorlardı. Baksana burada boş mezar var, diyorlardı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Balık Boğulması
Yazar:
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050946444
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Hatırlamanın içinde her zaman korkunç kâbuslar vardır…
İlk romanını Bilecik Vapur İskelesi’ne tam cepheden bakan ama onu görmeyen bir hastanede açıyor ödüllü yazar Bora Abdo.
Roman türünün tüm imkânlarıyla, öykülerinden aşina olduğumuz o büyülü anlatımıyla bu kez ülkemizin en küçük şehirlerinden biri Bilecik’in merkezine denizi getiriveriyor. Haliyle başkahramanı da kendisi doğmadan önce ölen ağabeyinin adını alan, ikame çocukluktan çıkamamış, yoksul, genç bir çımacı Müşfik. İsmini bir kader gibi paylaştıkları dedeleri Müşfik ise mahzene kapatılmış bir aklıevvel. Birbirine kâbuslarla bağlı karakterler dinmek bilmeyen yağmurun altında, çiğdeci kuşunun şahitliğinde, tuhaf bir cinayetin etrafında birbirlerine ağlar örüyorlar. İkame bir şehir Bilecik’i İstanbul yapamadığı gibi Müşfik’i de ağabeyi Müşfik yapamayan kaderin vurduğu, çoğu yalnız ve yoksul karakterlerin bir vapura binip de toplu bir çıldırışa doğru gidişlerini hüzünle izliyoruz. Bir balık boğulması bu. Çirkinlik çağının unutma ayini.
“Tatlı sudan tuzlu suya geçtiklerinde balıklar, boğulmadan önce vurgun yemiş gibi zihinleri bulanır. Bu süre boyunca asla bir şey yemezler, o an var oldukları sudan kaçmayı hiç mi hiç istemezler. Sonra da ölürler.”

Kitabı okuyanlar 12 okur

  • NALAN KARAGÖZ
  • Mehmed Emin Yıldırım
  • seems
  • Gökhan
  • Ozanongur
  • rüya
  • ahmet ihvani
  • Fatma
  • Sultan Akcan
  • cnzs

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (1)
9
%16.7 (1)
8
%33.3 (2)
7
%0
6
%33.3 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0