Balkan Savaşı Günlüğü

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.192
Gösterim
Adı:
Balkan Savaşı Günlüğü
Baskı tarihi:
28 Aralık 2019
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257997706
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Baskılar:
Balkan Harbi Hatıraları
Balkan Savaşı Günlüğü
Balkan Savaşı Günlüğü
Balkan Savaşı Günlüğü
Balkan Harbi Hatıraları
Osmanlı Devleti’nin, 1912 yılında tarihinin en ağır askerî hezimetini yaşadığı ve İstanbul hariç Balkanlar’daki neredeyse bütün topraklarını kaybettiği I. Balkan Savaşı, Türk tarihinin en ağır travmalarından biridir. Öyle ki bu savaşın neticesinde Balkanlar’da sayısı bugün bile hesaplanamayan Müslüman Türk ya katledildi ya da yüzyıllardır yaşadıkları yurtlarından oldu. Bu savaşa subay olarak katılan Ömer Seyfettin; savaş meydanı izlenimlerini, yaşanan çaresizlikleri, Osmanlı ordusunun her kademesinde gözlenen bozgunu ve daha pek çok sıkıntıyı günlüklerine dikkatli bir şekilde kaydetmiştir. Ömer Seyfettin’in daha önce Hayat mecmuasında yayımlanan bu günlükleri, son nefesini vermemek için direnen bir devletin ve çaresizlik içinde hayatta kalmaya çalışan bir milletin tüyleri ürperten panoramasını bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
72 syf.
·2 günde·4/10 puan
Çocukluğumda öykülerini severek okuduğum Ömer Seyfettin’in subay olarak katıldığı Balkan Savaşı’nı anlatan günlük tarzında bir eseri olduğunu öğrenince hemen almak istedim. Savaşa katılan yazarın ağzından Balkan Savaşı’na tanık olmak çok güzel olur diye düşündüm. Ancak umduğum gibi olmadı. Yazar günlük tuttuğu günleri birkaç cümleyle özetlemiş ve yazdığı şeyler de genelde hep şikayet olmuş. Hemen her sayfada aynı şikayetleri yineleyip durmuş. Savaşın şartlarını, Osmanlı’nın Balkan Savaşındaki durumunu, dört farklı cephede savaşıldığı için yaşanılan zorlukları, ordunun içine siyaset girdiği için yaşanılan ikicilikleri ve savaş öncesinde tecrübeli askerlerin gençleştirme politikası nedeniyle terhis edildiğinden son derece tecrübesiz askerlerle savaşa gidildiğini bilen biri olarak tabii ki yazarın yaptığı eleştirileri anlıyorum. (Ki bu tarih bilgisine sahip olmayan biri yazarın günlüğünü okuduğunda asla bu durumların varlığından haberdar olamaz.) Zorluklardan şikayet etmesini de doğal karşılıyorum ancak her sayfada aynı şikayetleri yineleyip sürekli başıboş bir ordumuz olduğundan bahsetmesini de doğru bulmuyorum. Yazarım günlük tutmak amacıyla aldığı notlardır ve bu nedenle dilediği gibi yazma hakkına bu nedenle sahiptir. Ama basılıp okunan bir eser olarak baktığımda okunmaya değer bir kitap olarak görmüyorum. Beklentilerimi karşılayamadı.
72 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10 puan
Balkan Savaşları tarihimizin önemli kilometre taşlarından birisidir. Tarihimizde oynadığı rol ciltler dolusu eserlerle anlatılamayacak kadar mühimdir. Bu kadar mühim bir coğrafyanın -ki tarihimizle özdeşleşmiş bir çok kurum, mimari yapı ve kişilikleri barındırmıştır- neredeyse savaşılmadan elimizden çıkması büyük bir yıkıma yol açmıştır. Bu bağlamda bu coğrafyayla ilgili okunabilecek her eser son derece önemlidir. Savaşta subay olarak görev yapan Ömer Seyfettin'in "Balkan Savaşı Günlüğü'de" bu noktada faydalanabileceğimiz küçük bir hatırlattır. Yazarın vermiş olduğu bilgiler daha çok askerin ruh hali, beklentileri, çekmiş olduğu temel sıkıntılar üzerinedir. Muhteva olarak çok kısıtlı ve kısa olsada fikir oluşturması ve savaşın ruhsal yapısını aktarması bakımından okunup faydalanılabilir.
64 syf.
·Puan vermedi
Bu kitabı okuduğumda bir ömer Seyfettin'den soğumadım değil! Osmanlı devletinin son dönemlerinde içinde bulunduğu durumu çok iyi anlayabiliyoruz. Hasta adam benzetmesi çok yerinde imiş. Savaşta kazanabileceklerine dair inanç askerler de dahi yok hatta askerler savaşı kazanıp kaybetmekle de ilgilenmiyor. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın düşüncesinde. Şükür ki günümüzde böyle bir duygu, düşünce yapısından uzaklaşmışız. Bir savaş olduğunda milletçe inanıyor ve kenetleniyoruz. Osmanlının içinde bulunduğu durum biraz da azınlıklarında askere alınması değişiminden sonra olmuş olabilir. Aidiyet duygusu olmadan insanları savaştırmak zor olsa gerek. Bir de batı hayranlığıyla aidiyet duygularını kaybetmiş jön türkler var tabi. Bunlardan birisi de ömer Seyfettin olsa gerek.
72 syf.
·8/10 puan
kitap gerçekten çok güzeldi, tüm gerçekliğiyle savaşı okuyucuya aktarmış. insanların çektiği sefalet gerçekten üzücü. olumsuz yorumları çok anlamadım, savaş bu sonuçta, hollywood filmi değil.
64 syf.
·14 günde·7/10 puan
Osmanlı tarihinin en büyük bozgunu olarak kabul edilen Balkan savaşlarının katılımcısı ve canlı bir görgü tanığı olarak yazar, bu eserinde yaşanan mezalim, çaresizlik, başkaldırı, itaatsizlik, politik manevralar, dengesizlik, sadakatsizlik ve esaret gibi kavramlar üzerinden kısa bir günlük vasıtasıyla; cihan sahibi Osmanlı’nın savaş sürecinde yaşadığı çaresizliği ve çarpık devlet iç ve dış ilişkilerini cephede bulunan asker gözüyle açıklık getirmeye çalışmaktadır.
Özellikle kitaptaki “hep kendimizi galip sanıyorduk, meğer müthiş bir şekilde mağlupmuşuz” vurgusu aslında savaş öncesi süreçte Balkan coğrafyasında yaşananların “Devleti Aliyye’ye” gerektiği gibi aksedilmediği görülmektedir. Aslında burada önemli olan nokta, devlet içindeki “bazı kesim” bilerek ve isteyerek bölgede devletin geleceğini tehdit edecek siyasi manevralara imza attıkları ve gücü kendi çıkarları ekseninde yönlendirmiş oldukları gerçeği yatmaktadır. Buradan hareketle yaşanan bozgunun ve Balkan coğrafyasının kaybedilmesinin asıl nedeni, başta bölgede devlet gücünün ehli olmayanlara verilmesi, devletin ilgisizliği ve milli siyaseti dışlayan bir dini nitelikli yönetim anlayışının sürdürülme ısrarı olarak gösterilebilir. Yazarın da “Bölüğün yarısından çoğu Türkçe bilmiyor” veryansını, cephelerde muzaffer olması beklenen askerlerin vatanı kurtarmaları yönündeki beklentileri karşılamaktan ne denli uzak olduklarını göstermektedir. Muzaffer olmak bir yana, hayatta kalmak için esir olmayı şans olarak lanse eden yazar, aslında kendisinin savaşa bakış açısını da gözler önüne sermektedir.
Okurken, yaşanan çaresizliğe ortak olduğum gibi, bu çaresizliği bitirecek olan sulhun vuku bulması için kitabı okuma hızımı da en üst seviyeye çıkardığımı itiraf etmek istiyorum. Büyük bir eser olarak görülmemesine rağmen, Balkan savaş sürecinde yaşananları çarpıtılmadan okumak isteyen herkesi, süreçte yaşananları Ömer Seyfettin’in gözünden görmeye ve yorumlamaya davet etmek istiyorum.
64 syf.
·10/10 puan
Güzeldi. Okurken kendimi savaş hazırlığında ve savaşta hissettim. Bu duyguları iyi vermiş yazar. Çok zor bir şey asker olmak. O zamanlar daha zormuş özellikle Balkan savaşlarında sağlam asker yokmuş her biri hasta imiş. Çok hızlı okunuyor bir çırpıda bitti.
80 syf.
·Puan vermedi
"Savaş gerekmedikçe cinayettir"

Bu söz, sayısız savaş kazanmış kıta kıta gezmiş, defalarca suikastta uğramış, yaralanmış bir lider Mustafa Kemal Atatürk 'e aittir....

Ömer Seyfettin de bu eserde, bir askerin Günlüklerini-Anılarını yazmaktadır. Okuyunca savaş denen illetin; dizilerde, kürsüler de, kolayca propaganda yapılamayacak kadar kötü birşey olduğuna birkez daha şait olacaksınız...
80 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Ömer Seyfettin okumak, görmediğin eski bir dostu yıllar sonra bulmak gibi oldu benim için...
Balkan harbi hatıraları, Ömer Seyfettin ' in Günlük biçiminde tuttuğu notlardan, mektuplardan oluşuyor. Teğmen rütbesiyle Manastır, Pirlepe, Yakorit gibi yerlerde vazifede, savaş sırasında yaşadıkları, askerlerin fiziki ve ruhsal durumu, çevresel gözlemleri, kendi hissiyatını ayrıntılarıyla anlatıyor.
Savaşın nasıl zor ve perişan edici olduğunu hissediyorsunuz. O kadar içten, filtresiz aktarıyor ki yaşananları. Ordunun ne kadar imkansız şartlarda olduğunu, Balkanların dondurucu soğuğunda, yetersiz fiziksel donanımla perişan olduklarını, çoğunlukla aç ve daha da önemlisi  stratejik kararlarda ne kadar eksik kaldıklarını, amaçsız ve çaresizce oradan oraya sürüklendikçe Rumeli'nin kaçınılmaz kaybına şahit oluyoruz.
" Kuvve-i maniye denilen şey külliyen iflas etti."
Ayrıca Yanya  Kalesi savunması esnasında Yunanlılara esir düşmüş ve bu esaret hayatı yaklaşık bir yıl sürmüş, yine bu süre içindeki hatıraları da başka bir bölümde toplanmış.
 
Son zamanlarda, duygusal olarak beni derinden etkileyen bir kitap oldu. Hepsi gerçek , hepsi bizim tarihimiz...
80 syf.
Hikayenin orijinal ismi Ruzname'dir. Balkan Harbinde bulunan Ömer Seyfeddin'in otobiyografik unsurlar taşıyan bir hikayesidir. İbretliktir, şahanedir.
72 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
O dönemi kulaktan dolma bilgilerle yazılan tarih kitaplarından okumaktansa (ki çok popülerler) bu kitaptan okuyun gerçekten çok acıklı sürekli açlık, sefalet, ne yapacağını bilememezlik ve intihar var, Ömer Seyfettinin bu kitapta bir kelimesi bile çok etkiliyor, umarım o dönemleri bir daha yaşamayız.
72 syf.
·1 günde
Osmanlı Devletinin son dönemlerindeki savaşlarından olan Balkan Savaşlarını anlatan bu kitap aynı zamanda dönemin siyasi ve askeri yapılarına değinmiş durumda. Tarih okurlarının mutlaka okuması gereken bir eser.
“Milletçe en büyük özelliğimiz olan yenilgileri fazla gündeme getirmeme, ders çıkarmama özelliğimize en iyi örnek Balkan Harbi verilebilir. Oysa Balkan Harbi başarısız bir diplomasinin, siyasete bulaşmış bir ordunun yapıcı değil yıkıcı muhalefetinin bileşiminin nelere mal olacağına dair çok çarpıcı örnekler içerir.”
"Bu sabah Leskovik'e doğru yola çıktık. Aydonan'da şiddetli muharebeler oluyormuş. Biz Leskovik'ten cephane alacağız. Yolda kaybolan hayvanımı aramak için geri kalmıştım. Bir çalılığın içinde doktoru, eczacıyı Birinci ve İkinci Taburlardan birkaç subayı gördüm. Yeri kazıyorlardı. Meğerse açlıktan bir asker ölüyormuş. Ağzından köpükler akıyordu. Zavallı, daha tamamıyla nefesi bitmeden kazılan mezarının kazma seslerini işitiyordu."
" Sekiz sene önce, okuldan yeni çıktığım vakit gezdiğim bu yerleri, bir gün böyle kaçarak terk edeceğimizi hiç aklıma getirir miydim?"
Ahali o kadar Türk düşmanı ki, belediye dairesine kartallı bayrakları çekmekle kalmayarak Redif dairesindeki al ve beyaz boyalı sancak direğinin rengini bile değiştirmişler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Balkan Savaşı Günlüğü
Baskı tarihi:
28 Aralık 2019
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257997706
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Baskılar:
Balkan Harbi Hatıraları
Balkan Savaşı Günlüğü
Balkan Savaşı Günlüğü
Balkan Savaşı Günlüğü
Balkan Harbi Hatıraları
Osmanlı Devleti’nin, 1912 yılında tarihinin en ağır askerî hezimetini yaşadığı ve İstanbul hariç Balkanlar’daki neredeyse bütün topraklarını kaybettiği I. Balkan Savaşı, Türk tarihinin en ağır travmalarından biridir. Öyle ki bu savaşın neticesinde Balkanlar’da sayısı bugün bile hesaplanamayan Müslüman Türk ya katledildi ya da yüzyıllardır yaşadıkları yurtlarından oldu. Bu savaşa subay olarak katılan Ömer Seyfettin; savaş meydanı izlenimlerini, yaşanan çaresizlikleri, Osmanlı ordusunun her kademesinde gözlenen bozgunu ve daha pek çok sıkıntıyı günlüklerine dikkatli bir şekilde kaydetmiştir. Ömer Seyfettin’in daha önce Hayat mecmuasında yayımlanan bu günlükleri, son nefesini vermemek için direnen bir devletin ve çaresizlik içinde hayatta kalmaya çalışan bir milletin tüyleri ürperten panoramasını bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Kitabı okuyanlar 109 okur

  • Fikri Hür Beğ
  • vk
  • Özge
  • Emir Türk
  • Sencar Karamuço
  • Zeynep KAYA
  • Burak Kaya
  • İsmail Kaplan
  • Ayşe Ay
  • Kadir

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3 (1)
9
%0
8
%12.1 (4)
7
%3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0