Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.268
Gösterim
Adı:
Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059949200
Orijinal adı:
Men Explain Things To Me
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Encore
Rebecca Solnit, bilip bilmeden her şeyi açıklayarak kendini ispatlamak derdindeki adamları; kadınların nasıl susturulduğunu ve hayatın her alanında maruz kaldıkları şiddeti anlatıyor. Ancak kitabın Türkçe baskısı için yazdığı önsözden de anlaşılacağı gibi kötümser değil, aksine özgürleşebileceği başka bir dünya hayali için herkesi mücadeleye, dayanışmaya çağırıyor. Adamların dünyasında var olmaya çalışan kadınlara umut verirken gerçek kadın hikayelerinin yanı sıra Virginia Wolf'un metinlerinden, Pandora mitinden, Zapatistaların deneyiminden, kadın yol arkadaşlarından ve feminizmden güç alıyor.

Kadının adı sessizlik. Erkeğinki iktidar. Kadının adı fakirlik. Erkeğinki zenginlik. Kadın ve erkekten bahsederken Onun diyoruz, ama kadına baktığımızda, Onun olan bir şey var mı gerçekten? Erkeğin adı Onun, ve o her şeyin kendisine ait olduğunu iddia ediyor, kadın da dahil. İzin almadan ve bir bedel ödemek zorunda kalmadan kadına sahip olabileceğine inanıyor. 
(Tanıtım Bülteninden)
144 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Tekrar tekrar okumak istediğim bir kitap bu.

Neden?

Çünkü, Solnit bu kitabında, yakıcı olmayan dürüst bir bakışla bakıyor "kadın"a. Kitap; kadına yönelik şiddete dair, erkek bakışının hakimiyetine dair, içimize sindirip normalleştirdiğimiz erkek egemen yargılara dair bağırmayan, körü körüne eleştirmeyen, sırf soruna odaklı olmayan güzel denemelerden mürekkep.

Okudukça "bilgiçlik taslayan adamlar"dan olduğumu ve bunu doğallıkla kabul ettiğimi gördüm. Utandım, harekete geçtim, değişmeye çabaladım.

Solnit, belki de herhangi bir "kadın hakları savunucusu" yazarın söylediklerini tekrar ediyor, belki de bildiğimizi şeyleri yeniden anlatıyor ama benim peşinde koştuğum şey onun bakışı ve dili. O, kurduğu bağlantılar ve bağırmayı gerektirmeyen dürüstlüğüyle benim has yazarlarımdan olacak. Ne yazmışsa okuyacağım.

Lütfen herkes okusun. Solnit harika bir yazar. Bu kitap özelinde düşünürsek tüm erkeklerin bu kitabı okumasını isterim, elimde olsa tanıdığım her adamın eline tutuştururum bu kitabı.
_________________________________________________________________

Solnit'in Türkçe baskı için yazdığı önsöz:

Bu kitap, şiddet kurbanı olmamak için harcanan bir hayattan, okuduğumuz haberlerden, şiddet, özgürlük ve adalet hakkında düşünmekten ve toplumsal cinsiyetten ders çıkarıyor.

Bölümlerden biri İngiliz yazar Virginia Woolf ve esrarın, karanlığın, bilinemez olanın kullanımı hakkında. Diğer bir bölüm Birleşik Devletler vatandaşı Meksika doğumlu Ana Teresa Fernandez’in resimlerinde anlattığı kadınlar üzerine. Bir üçüncüsü IMF’nin Fransız başkanının, New York’ta Afrikalı mülteciye cinsel tacizde bulunması hakkında. Bir diğeri, Yeni Delhi’de tecavüze uğrayan Jhoti Singh’in öldürülmesiyle başlıyor ve Ohio Steubenville’deki cinsel saldırıyı ve California’nın güneyindeki kadın düşmanı katliamı da anlatıyor.

Ve bir de ‘bilgiçlik taslayan adamlar’ meselesi var; bu adamlara Berlin’den tutun da Rocky Dağları’na kadar her yerde rastlayabiliriz. Bu, hep karşılaştığımız meselelere dair evrensel bir kitap ya da benim San Francisco’daki kendi öznel konumumdan dünyaya bir bakış.

Türkiye’deki feminizm ve toplumsal cinsiyet politikaları hakkında pek fazla şey bilmiyorum, ancak biliyorum ki bu meseleler hakkındaki konuşmalar artık evrensel. Bizler, farklı ülkelerde yaşasak da fikirlerimizi, hikayelerimizi, acımızı, ve erkek şiddetinden kurtulmak için duyduğumuz coşkulu arzuyu paylaşıyoruz. Bu şiddet bazı bakımlardan ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor, bazı bakımlardansa tamamen aynı. Şüphesiz kadınların tecavüzden, saldırıdan, ev içi şiddetten ya da İtalyan feminist Serena Dandino’nun ‘femicide’ diye adlandırdığı –nefret nedeniyle veya hiçbir hakka, yaşama hakkına dahi sahip olmadığımız düşüncesiyle işlenen– kadın cinayetlerinden çok fazla etkilenmediği bir ülke var.

Özgecan Aslan’ın korkunç hikayesini takip ettim, ardında büyük bir tepki doğuracak kadar etki yarattı. Dünya üzerinde pek çok defa yaşanan o anlardan biriydi, Hindistan’dan İtalya’ya kadınların, ‘Artık yeter!’ dediği anlardan biri… Ve erkeklerin, -daha önce hiç olmadığı kadar- kadınlarla birlikte ve kadınlar için bir şeyler yaptığı anlardan biri. Erkeklerin dahli giderek artıyor, birincisi öğrenerek ve durumu anlamaya çalışarak, ikincisi bu suçu işlemeyerek ve üçüncüsü buna kişisel olarak ve kolektif yollardan karşı çıkarak. Bence feminist bir devrim içindeyiz. (erkeklerin de bunun parçası olmasına daima ihtiyaç var, kadınlar ayrımcılığı tek başlarına ortadan kaldıramaz, tıpkı beyaz olmayan insanların ırkçılığı beyazların katılımı olmadan yok edemeyeceği gibi.) Ya da belki 1960’larda veya 1840’larda hatta Mary Wollstonecraft’ın Kadın Hakları Savunması’yla 1790’larda başlayan uzun bir başkaldırı sürecinin devamı olan yeni ve güçlü bir isyanın tam ortasındayız. Bu, heyecan verici bir dönem.

Dün Washington Post gazetesine baktım; okuduğum haberler arasında Pennsylvania’daki bir kolejin erkek grubu hakkında bir haber vardı. Uyuşturucu verilmiş ve bilinci yerinde olmayan, bazıları cinsel saldırıya uğramış kadınların fotoğraflarının yer aldığı bir Facebook sayfası açan bu grubun önde gelenlerinden biri sayfayı şikayet etmişti. Yine aynı gazetede, kampüs tecavüzlerini takip edip bunları istismar eden bir grubun haberi vardı. Ayrıca kitle tarafından dövülen, sürüklenip ezilen ve yakılan bir Afgan kadının hikayesi. Kuran’da yazılan yükümlülük ve geleneklere uygun olmadığı halde olayı protesto eden kadınlar, kadının tabutunu taşımışlar. Çoğu zaman gazeteye baktığımda pek çok erkek şiddeti ve kadına şiddet haberi görüyorum. Şiddetin yayılması o kadar normal ki, hayatlarımızın her günkü arka planını oluşturuyor ve nadiren sorgulanıyor. Birleşmiş Milletler son raporlarıyla, kadınlara ve çocuklara karşı şiddetin milyarlarca belki de trilyonlarca dolara mal olduğuna dikkat çekti.

Bu şiddetin olmadığı ya da radikal bir biçimde azaldığı ve böylece ölümün, yaralanmanın, korkunun, sessizliğin, tehdidin, kısıtlamanın olmadığı bir dünya hayal edebiliyor muyuz? Kadınların güven içinde yaşadığı, erkeklerle eşit haklara sahip olduğu bir dünya hayal edebiliyor muyuz? Edelim ya da edemeyelim; içinde bulunduğumuz bu 10 yılda hayalimizi gerçekleştirme planına yeniden başlayabiliriz. Başladık bile. Bu, bizi canlandıracak olan çok önemli bir şey.

Jhoti Singh’lerin, Özgecan Aslan’ların ve adlarını bildiğimiz ya da bilmediğimiz diğer kadınların hayatlarını huzur içinde, dolu dolu yaşayacakları bir dünyaya!

Bu kitabı seçtiğiniz için teşekkürler.

Rebecca Solnit, Mart 2015
144 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Rebecca Solnit ‘in kalemiyle Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar kitabıyla tanıştım, uzun bir bekleyişin ardından.Öncelikle Türkçe baskısına önsöz yazması, hepimizi derinden yaralayan Özgecan Aslan olayına değinmesi kitapla kadın olarak kurmuş olduğum bağı güçlendirdi.
Rebacca Solnit örnekler üzerinden, kadınların maruz kaldığı şiddeti, yok sayılmayı, her şeyi bildiğini iddia eden erkeklerin kadınlar üstünde kurmaya çalıştıkları tahakkümü gözler önüne seriyor.
Daha yaşanılır bir dünya için toplumun tüm kesimlerini dayanışmaya ve mücadeleye çağırıyor.
Herkesin okuması gereken bir kitap, Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar.
144 syf.
·5 günde·9/10 puan
Kadının hakkını aramaya devam ettiği şu günlerde bu tarz kitaplara ihtiyacımız var. Erkeğin hegomanyasında yaşam mücadelesi veren kadınların hak arayışından bahseden kitap fikirlerimiz için gerekli bilgiler sunuyor. Farklı açılardan düşüncelere itiyor. Kadın hakları arayışında çözümün kadında değil erkeğinde kadının yanında olması gerektiğini ve kadına karşı yapılanların yıllar içinde nasıl da normalleştirildiğini çok güzel bir dille anlatılmış. Bazı olaylardan alıntılar gerçekten insanın insana nasıl böyle kötü, akıl dışı davranabildiğini düşündürüyor.
Kitapta bir üniversitede kız öğrencilere saldırı ve tacizlerin olmaması için akşam saatlerinde kampüste gezmemeleri söyleniyor. Bunun üzerine kız öğrenciler akşam saatlerinde erkek öğrencilerin yurttan çıkmamasını öneriyor. Erkek öğrenciler özgürlüklerine nasıl böyle bir kısıtlama getirebilirler diye tepki gösteriyorlar. İşte biz kadınlar yıllardır böyle yaşıyoruz.
O kadar çok adam eşini ya da eski eşini öldürüyor ki bir senede karşılaştığımız cinayet vakalarının sayısı bini aşıyor. Bu da demektir ki öldürülen kadınların sayısı her üç yılda bir, 11 Eylül saldırısında ölenlerin sayısını aşıyor. Ama kimsenin bu tür bir teröre savaş açtığı filan yok.
Şiddetin bir ırkı, sınıfı, dini ve milliyeti yok, ama şiddetin bir cinsiyeti var.
Bu tür suçların failleri neredeyse hep erkekler, ama bu bütün erkeklerin şiddete eğilimli olduğu anlamına gelmez. Çoğu değildir. Üstelik şiddet erkeklerin de yakasını bırakmıyor, onlar da başka erkeklerin kurbanı oluyor. Şiddetin neden olduğu her ölüm, her saldırı korkunç. Kadınlar da eşlerine şiddet uygulayabiliyor, ama son zamanda yapılan araştırmalar, bu vakaların bırakın ölümle sonuçlanmayı, ciddi bir yaralanmaya bile yol açmadığını gösteriyor, öte yandan kadınlar çoğunlukla kendilerini savunmak için eşlerini öldürüyor.
Evet, her iki cinsiyet de, çeşitli ortamlarda, komplo teorileri ve gereksiz konularda uzun uzun konuşmaya dalabilir, ama kör cahil olup da karşısındakiyle zıtlaşacak kadar kendine güvenenlerin cinsiyetinin ne olduğu belli benim tecrübelerime göre. Konuştukları konuları bilseler de bilmeseler de, diğer kadınlara ve bana bilgiçlik taslayan adamlar vardır. Bazı adamlar.
Freudyen bir yaklaşım, onlarda olup da bende olmayanı açıklamakta zorlanmazdı, ama zeka apış arasında değil. Fermuarını açıp, Virginia Woolf'un, kadının nasıl sinsice yola getirildiğini anlatan upuzun kulağı okşayan cümlelerinden birini karda çişinle yazabilsen keşke.
Kazanmayı, karşısındakine diz çöktürmeyi, ceza vermeyi ve üstünlüğünü sürdürmeyi planlayan bir zihniyet, özgürlükten çok uzaktır. Bu hedefin peşini bırakmak insanı özgürleştirecektir.
Bana o pek önemli kitabı anlatmaya başlamıştı bile, yüzünde o çok iyi bildiğim, nutuk çeken adamların kendine hayran ifadesiyle ve kendi otoritesinin uzaklardaki ufkuna sabitlenmiş gözleriyle.
Herhangi bir sohbette kategorik olarak erkeğin anlamlı konuştuğu, kadınınsa konuşmadığı söylendiğinde, sohbetin içinde önemli bir yeri olmasa da bu, dünyanın ışığını karartıp çirkinliklerini sürdürür.
Adamlar bana bilgiçlik taslamaya devam ediyorlar, hala. Üstelik benim bildiğim onlarınsa bilmediği konuları bana yanlış açıklamalarından ötürü benden özür dileyen tek bir erkek olmadı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059949200
Orijinal adı:
Men Explain Things To Me
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Encore
Rebecca Solnit, bilip bilmeden her şeyi açıklayarak kendini ispatlamak derdindeki adamları; kadınların nasıl susturulduğunu ve hayatın her alanında maruz kaldıkları şiddeti anlatıyor. Ancak kitabın Türkçe baskısı için yazdığı önsözden de anlaşılacağı gibi kötümser değil, aksine özgürleşebileceği başka bir dünya hayali için herkesi mücadeleye, dayanışmaya çağırıyor. Adamların dünyasında var olmaya çalışan kadınlara umut verirken gerçek kadın hikayelerinin yanı sıra Virginia Wolf'un metinlerinden, Pandora mitinden, Zapatistaların deneyiminden, kadın yol arkadaşlarından ve feminizmden güç alıyor.

Kadının adı sessizlik. Erkeğinki iktidar. Kadının adı fakirlik. Erkeğinki zenginlik. Kadın ve erkekten bahsederken Onun diyoruz, ama kadına baktığımızda, Onun olan bir şey var mı gerçekten? Erkeğin adı Onun, ve o her şeyin kendisine ait olduğunu iddia ediyor, kadın da dahil. İzin almadan ve bir bedel ödemek zorunda kalmadan kadına sahip olabileceğine inanıyor. 
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 62 okur

  • Demet
  • aydan atlayan kedi
  • Ceren
  • hatişşş
  • Melih
  • Élûriel
  • Yunus Emre Gunay
  • Lina Lamont
  • Shushu
  • Gülüzar yurdakul

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.8 (8)
9
%34.6 (9)
8
%19.2 (5)
7
%7.7 (2)
6
%3.8 (1)
5
%0
4
%3.8 (1)
3
%0
2
%0
1
%0