Bana Dinden Bahset Zamanı Bunlar Bizim Bunlar Allah'ın Diye Bölebilir Misiniz?

9,0/10  (3 Oy) · 
12 okunma  · 
5 beğeni  · 
782 gösterim
Bilge kişi ölmeden hemen önce halkını geniş bir meydanda toplar. Gerçekleri son bir kez hepsinin huzurunda dile getirir. Halkla arasında nefis bir diyalog kurulur.

Halktan biri öne çıkarak bize der sevgiden söz et. Bilge anlatır, anlatır, anlatır. Bir diğeri bize aşktan, evlilikten söz et der, anlatır
Bunu alışveriş hakkında ne dersin? diyen biri izler, anlatır.
Çocuklardan bahset derler, anlatır. Eğitimden bahset derler, anlatır. Çiftçilikten bahset derler, anlatır.

Alın terinden, emekten ve adaletten bahset derler, anlatır. Ve daha günlük hayatın türlü sorunlarından söz etmesi istenir. Bilge hepsi hakkında hikmetli sözler söyler, anlatır, anlatır, anlatır.

Konuşmasının sonuna doğru birisi Bana dinden bahset" deyince Bilge şöyle cevap verir;
Bahsettim ya, dinlemedin mi?
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2011
  • Sayfa Sayısı:
    201
  • ISBN:
    9786058800342
  • Yayınevi:
    İnşa Yayınları
  • Kitabın Türü:
tolga demirci 
18 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İhsan Eliaçık islam dinini alışılmışın dışında ele alıyor. Dini kounalara ilgi duyanların İhsan Eliaçık' ıokumasında fayda var.

Kitaptan 14 Alıntı

Babillilerin cin ve peri, Hititlilerin kuş/kartal, Mısırlıların boğa, Sebelilerin karınca,Asurluların balık, bayrak ve flamalarını bunlarla süslediklerini öğreniyoruz.

Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 204)Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 204)
salih 
 11 Haz 13:55 · Kitabı okuyor

Allah'ın kitabı der ki: '' Sen hatırlat,sen ancak bir hatırlatıcısın. Dayatan bir zorba değilsin. '' (Ğaşiye; 88/21-22)

Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 82 - inşa yayınları)Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 82 - inşa yayınları)
salih 
03 Haz 12:44 · Kitabı okuyor

Peki, din hayata nasıl dönecek?
Bu gidişi nasıl durduracağız?
Kur’an’ı tarih, hayat ve tabiat bağlamında yeniden yorumlayarak…
İkbal’in dediği gibi önce düşünceyi temizleyerek ve İslam’da dini düşünceyi yeniden inşa ederek…
Bu bir dinde reform çabası değildir. Tam tersi tarih, hayat ve tabiat ile bağları kopartılarak deforme olmuş zihinlerdeki algıyı dönüştürme çabasıdır. Yani zihinlerimiz zaten deforme olmuş durumda. Bunun için dinde değil; din anlayışlarında reform şarttır.

Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 41)Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 41)
salih 
03 Haz 12:42 · Kitabı okuyor

90 yıl önce görenek olarak gördüğün şey, bugün onu da geçmiş folklor olmuş… Ay tutulunca kovalım şeytanı diyerek dümbelek çalan o kadınlar, kızlar ve erkekler bugün namazı folklor olarak seyredip gururla alkışlıyorlar ey Akif!
Dinin gelenek görenek haline dönüşüp, “büyük bir saygıyla” hayattan nasıl çekildiğini şimdi görseydin o gün kan ağlayan yüreğin bugün ne yapardı acaba?

Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 40)Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 40)
salih 
18 Haz 15:58 · Kitabı okuyor

Günümüzde bunun ifadesi olmaya en yakın olanlar yazarlar, şairler, sanatçılar ve din alimleridir. "Egemene" yönelik eleştiriler bir ülkede bunlardan gelmiyorsa, bunlar da Egemen'in borazanı haline gelmişse bu ülkede "ma şeri Vicdan" ölmüş demektir.

Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 129 - İnşa yayın)Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 129 - İnşa yayın)
salih 
03 Haz 12:29 · Kitabı okuyor

Bir din hayattan nasıl çekilir?
Dinin gelenek görenek haline dönüşüp, “büyük bir saygıyla” hayattan nasıl çekildiğini merhum Akif görseydi o gün kan ağlayan yüreği bugün ne yapardı acaba?

Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 41 - inşa yayınları)Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 41 - inşa yayınları)
salih 
03 Haz 12:40 · Kitabı okuyor

İzlerken Akif’in o mısralarını geldi hatırıma;

“Onların nöbeti geçmiş, sıra gelmişti bana
Yol tuttum yalnızca doğruca Türkistan’a
Gece gündüz yürüdüm bulmak için Taşkent’i
Geçtiğim yerleri saymaya gerek yok şimdi
Uzanıp sonra Buhara’ya Semerkand’a kadar
Eski dünyada bakındım ki ne alemler var

Sormayın gördüğüm alemleri hiç söylemeyeyim
Hatırlamak metanetemi sarsar da kan ağlar yüreğim
O Buhara, o mübarek, o muazzam toprak
Horlamanın koynunda uyuyor kendinden geçmiş olarak
İbn Sinalar doğurmuş o topraklar asırlardır
Şimdi tek çocuk vermiyor kucağına ilmin, ne kısır
Dünyanın rasathanesi o Semerkand bile
Öyle dalmış ki hurafelere o geçmişiyle
Ay tutulmuş “Kovalım şeytanı kalkın! ” diyerek
Dümbelek çalmada binlerce kadın, kız, erkek

Ya tutuculukları? Hiç sorma, nasıl maskaraca
O, uzun hırkasının yenleri yerlerde, hoca
Hem dine saldırmakta rastlanmaz benzerine
Hem ne söylersen dokunur hemen dinine
Milletin hayrına ne düşünürsen: Bid’at!
Şeriatı bozmak ve rezil etmek-haşa-sünnet!
Ne Allah’tan sıkılır ne peygamberden
Bu ilimsiz hocalardan, bu beyinsizlerden
Çekecek memleketin hali ne olmaz düşünün
Sayısız medrese var gerçi Buhara’da bugün
Okunandan ne haber? On para etmez fenler
Ne bu dünyada soran var ne ahirette geçer

Çin’de, Mançurya’da din bir görenek başka değil
Müslüman unsuru gayet geri gayet cahil

(Safahat; Süleymaniye Kürsüsünde)

Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 40)Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 40)
salih 
03 Haz 12:36 · Kitabı okuyor

Şimdi de bir gerçek olay…
Geçtiğimiz haftalarda TRT’de bir belgesel izledim. Dış Türkleri anlatıyordu.
Mesela Karataylar…
Karatay ismi İbranice qaray yani Arapça’da iqra/qıraat/qur’an olan okumak sözcüğünden geliyor. Yahudi dinine girmiş Türkler demek. Sürekli Tevrat okudukları için okuyanlar anlamında qaray yapanlar/qıraat edenler anlamında Karataylar olarak anılmışlar ve o isimle kalmışlar…
Din burada bir geleneksel kimliğe dönmüş ve onunla anılarak varlıklarını sürdürüyorlar. Bu dini okuma merasimi olmasa Karataylar diye bir topluluk kalmayacak, yok olacaklar…
Müslüman olarak kalmış bir başka Türk topluluğu da namaz kılmayı geleneksel kimlikleri haline getirmişler. Belgeselde Danimarka ve Norveçte sanırım onları anlatıyordu.
Bir piknik yerine toplanmışlar çeşitli etkinlikler düzenliyorlar. Çocuklardan oluşan bir ekip geleneksel folklor gösterisi yapıyor. Böylece geleneklerini sürdürmüş ve kimliklerini korumuş oluyorlar.
Folklor gösterisi de şu: Çocuklar saf halinde dizilmiş. Üzerlerinde “folklorik kıyafetler” var. Yani tarihi elbiseler ve başlarında takkeler ile namaz kılıyorlar. Önde “ekip başı” imam oluyor. Selam verip namaz (folklor gösterisi) bitince alandaki büyükler hep birlikte alkışlıyor!
Uzatılan mikrofona gururla geleneklerini sürdürdüklerini, kimliklerini koruduklarını böylece Hristıyan bir toplum içinde kaybolup gitmediklerini, neredeyse konuşamaz hale geldikleri Türkçeleriyle anlatıyorlar…
Hani burada mahalli halk oyunları dediğimiz; zeybek, dadaş, efe, Kafkas oyunları var ya onun gibi bir şeye dönüşmüş namaz… Başlıyor, herkes büyük bir dikkatle oturduğu yerden izliyor, bitince de hep birlikte alkışlanıyor…
İşte dinin “geleneğe” dönüşerek hayattan çekilişinin en çarpıcı örneği… Gelenek gelenek deyip durmanın insanı kahreden hazin sonu…

Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 38)Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 38)
salih 
03 Haz 12:33 · Kitabı okuyor

Önce bir mesel…
Kralın biri, huzurunda el pençe divan duran saray erkanından bir bardak su istemiş. Saray erkanın içinde muhafızlar, şairler, dalkavuklar, medyumlar, müneccimler, kahinler, din adamları vs. hepsi varmış. Geniş bir halka oluşturmuş halde krallarını ayakta dinliyorlarmış…
Kral su isteyince emri şu şekilde yerine getirmeye başlamışlar:
Şair: “-Yüce efendimiz ve haşmetli kralımızın emrindeki şu zerafete bakın. Böyle bir şiir dünya tarihinde daha söylenmedi: “Su getirin, su getirin, su getirin…”
Dalkavuk: “-Efendim sizin sözünüzün üstüne söz söylenmedi şu alemde: “Su getirin, su getirin, su getirin…”
Din adamı: “-Her kim bunu günde 100 kez söylerse cennet köşkleri onu bekliyor, aşk ile bir daha: “Su getirin, su getirin, su getirin…”
Medyum: “-Kralımız bu sözüyle gelecek yılın bolluk ve bereket ile geçeğini haber veriyor, şevk ile bir daha: “Su getirin, su getirin, su getirin…”
Kahin: “-Bana bir su getirin” cümlesinin ebced hesabı ile değeri 2015’dir. Kralımız bu yılda kıyametin kopacağını haber veriyor. O yıla dikkat edin ve bu cümleyi sakın unutmayın: “Su getirin, su getirin, su getirin…”
Velhasıl, bir bardak suyu getiren olmamış ama her yan “Su getirin…” sesleriyle inlemiş… Bir “su edebiyatı”dır almış başını yürümüş… Dilden dile dolaşmış, hafızlar ezberlemiş, en güzel hatlarla yazılıp duvarlara asılmış…
Ne zavallı bir kral ve ne hazin bir durum, değil mi?
Tabi bu bir mesel (örnek) .
Sanırım Mevdudi’nin Tefhimu’l-Kur’an’ın’da okumuştum yıllar önce.
Meseldeki “Kral” ile Allah’ı, “Su getirin” emri ile Kur’an ayetlerini, diğer şair, din adamı, dalkavuk, medyum, kahin vs. ile de neyi ve kimleri kastettiğimi sanırım anladınız; şerhe gerek var mı?
Bir dinin hayattan çekilişi de işte böyle oluyor.
Unutularak, metinleri kaybolarak, hafızalardan silinerek, bir daha ne göreni ne duyanı kalmayarak bir çekiliş değil bu…
Okunarak, ezberlenerek, yazılarak, her yere asılarak, büyük saygı duyularak, çok satarak, çok konuşularak, tırlar dolusu dağıtılarak, salonlar dolusu dinlenerek ve fakat asla gereği yapılmayarak bir hayattan çekiliş…
Her yerde “Su getirin” sesleri ama bir bardak su getiren yok!

Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 36)Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 36)
2 /