Bana Uzun Mektuplar Yaz

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.252
Gösterim
Adı:
Bana Uzun Mektuplar Yaz
Baskı tarihi:
21 Temmuz 2005
Sayfa sayısı:
423
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758950560
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Bana Uzun Mektuplar Yaz
Bana Uzun Mektuplar Yaz
Bana Uzun Mektuplar Yaz
Usta edebiyatçı Cihan Aktaş'ın senelerin birikimiyle meydana getirdiği bir roman çalışması daha... Bu çalışmasında Aktaş, yakın dönemin tarihine otobiyografik anlatımın tek boyutluluğuna düşmeksizin "içeriden" bir bakışla değerlendirmeler/yorumlar sunuyor. Kılı kırk yaran bir titizlilikle, ince elenip sık dokunarak yazılan, emek ve sabırla ilerlenen bir roman...
368 syf.
·12 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitap bir olay romanı değil, durum romanı. Aslında kitapla ilgili merak edenlere, bir gençlik romanı olduğunu belirtmek isterim. "Bir Genç Kızın Gizli Defteri" tarzı.
Hikayeyi özel kılan, 70'lerde bir yatılı öğretmen okulunda yaşanıyor olması. O günlere çok güzel ışık tutmuş yazar. Kendinizi o dönemde hissedebiliyorsunuz. Siyasi rüzgarlar, idealist gençlerin öğretmenlik mesleğine olan tutkuları, dönemin Türkiye şartları, güzel yansıtılmış.
Ancak üzülerek söylemeliyim ki kitabın akışı beni yordu. Edebî anlamda bir düzensizlik sözkonusu. Diyaloglar, diyaloglar, kimin ne söylediği belli olmayan diyaloglar... Paragraflar öyle uzun ve sonsuz(!) ki, bazen bir noktalama işaretinin dahi yoksunluğunu yaşayabiliyorsunuz...
Ancak genel itibariyle, okuduğuma mutlu olduğum bir eser oldu. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim.
368 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Bu kitap beni 35 yıl öncesine aldı götürdü... İlk gençlik hayallerimi, korkularımı, üzüntülerimi heyecanlarımı beni ben yapan deneyimlerimi kazandığım zamanları tekrar hatırladım... O yüzden yavaş yavaş özümseyerek okudum. Ben devlet parasız yatılı okulunda 12 Eylül darbesinden bir hafta sonra 17 Eylül 1980'de evden ayrılarak başladığım yaşam mücadelesine hala devam ediyorum. Eve dönüş hayalim bir daha gerçekleşmedi. Babamın evine hep bir misafir sanatçı olarak gittim. 11 yaşında bir çocuk olarak girdiğim okuldan 17 yaşında bir genç olarak mezun olduğumda kafamda bir çok fırtınalar esiyordu. Bu kitabı okurken önce politize olmuş bir yazar tarafından yazıldığı açıkca belli olduğu için irkildim. ama sonra kendi okulumu düşününce okumaya devam ettim. Biz okula geldiğimizde okul savaştan çıkmış gibiydi. Bütün camlar kırılmış, trafo patlatıldığı için elektrikler kesikti ve bir çok öğretmenin kafası kolu sargılar içinde derse geldiklerini hatırlıyorum. İlk üç yıl herkes kendi halinde derslerine devam etti. Sonra büyüdük!.. Sağ sol kavgası yeniden hortladı. O ana kadar birlikte neşe içinde maçlar yaptığımız eğlendiğimiz güreştiğimiz arkadaşlarımız kutuplaşmaya ve birbirinden uzaklaşmaya başladı. Halbuki her iki tarafta da ne cevherler vardı. Bir araya gelebilselerdi dünyayı yerinden oynatabilecek kabiliyette akıllı çocuklardı hepsi. O zaman anladım ki sağ sol diye bir şey yok bölmek zayıflatmak ve yönetmek var. Biz birbirimize düştükçe sadece gücümüz kendimize yetmeye başlıyor. etrafımızdaki güçlü düşmanlara gücümüz yetmeyeceği için birilerinin dümen suyuna girerek istenenleri yapan evcil ha.....anlara dönüyoruz. Gençler; politize olarak geleceğimizi mahvetmeyelim. Birlik olmak için çok geç değil... Bizi ötekileştirmek isteyenler her zaman vardı. Bugün de var gelecekte de olmaya devam edecek. Bizimle oynayanlar sadece bizimle oynamıyorlar. gelişmiş ülkeler bile bundan nasibini alıyor. Bir Almanya bir Fransa aklınıza gelir miydi.(Gidip görmek nasip oldu.) Hepsiyle oynuyorlar. Ne kadar çok okursak o kadar bilinçli olabiliriz. Bu dünyada gücü gücü yetene vuruyor. Ayakta kalıp yumruk yememeye dikkat edelim.
Bazen olmadık bir yerde dudaklarımdan "seviyorum seni" diye bir cümle çıkıyor ama kime seslendiğimi bilmiyorum. İşte böyle dediğimde birinin de bana "ben de seni seviyorum" diye haykırdığını duyar gibi oluyorum ama kim olduğunu bilmediğim biri o. Tabi bir gün bileceğim, biri Kerem gibi aşık olacak bana ve diyar diyar peşimde koşacak. Çok yakışıklı olmasa bile mutlaka güzel konuşacak benim sevdiğim, bu açıdan mesela biraz Sözde Kızlar'ın Fahri'sini andırabilir. Biraz iptidai ama samimi, biraz hoyrat ama hararetli, biraz saf ama zeki ve Kerem gibi de sabırlı.
Bizim kızlar Lale Hanım’a “Sol Anahtarı” adını uygun buldular, çünkü nöbetçi olduğu gün ikinci etütte sınıfımıza uğradığında nereden konu açıldıysa, Müslüman toplumlarda kadın ikinci sınıftır, diye söze başladı. İzin alarak, Hazreti Hatice ticaretle uğraşıyordu ve İslamiyet Arapların koz çocuklarını diri diri toprağa gömmelerini engellemiştir, diye söze başladım.
Ülkü, diye yazmıştı son mektubunda, tek bir cümleyle ifade etmek istersek, Tanrı’nın insanlara değen elidir ülkü Aslı’cığım. Başbuğ’umuzun dediği gibi, ülküsüz insanın çamurdan farkı yoktur.
Bana ne Murat’ın nerede ve nasıl yaşadığından, diye geçirdi Aslı, bütün bunlar aslında sinsi komünizm propagandaları. Pembe ise giderek daha fazla saçmalıyordu. Allah varsa niye çocuklar açlık çekiyormuş! Peki, haşa haşa Allah yoksa insanlık tarihinin başından bugüne kadar yaşanmış olan affedilmez kötülükler işleyen insanların yaptıkları yanlarına kâr mı kalacak Pembe Hanım?
Çoğu zaman birlikte yeleleri alev gibi yanan kanatlı bir atın yani benim efsane atımın sırtında dolu dizgin, Demir Perde'yi, mayınlı arazileri, balta girmemiş ormanları, karanlık uçurumları, tuz göllerini, stepleri aşarak Orta Asya'ya ulaşmaya çalışıyorduk.
Benim davam medeniyet davasıdır, demiştim. Yolunda ilerledikçe daha iyi tanıyacağım bir dava bu. Sadece yiyip içerek, gezip eğlenerek, vakit öldürmek için televizyon seyrederek, kendine ait bir düşüncesi olmadan yaşayıp giden milyonlardan biri olmak istemiyorum ben. Bence biz Türkler artık medeniyetimizi Batı medeniyetine göre değerlendirmekten vazgeçerek özümüze dönmeliyiz.
Cihan Aktaş
Sayfa 281 - Aslı Toprak

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bana Uzun Mektuplar Yaz
Baskı tarihi:
21 Temmuz 2005
Sayfa sayısı:
423
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758950560
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Bana Uzun Mektuplar Yaz
Bana Uzun Mektuplar Yaz
Bana Uzun Mektuplar Yaz
Usta edebiyatçı Cihan Aktaş'ın senelerin birikimiyle meydana getirdiği bir roman çalışması daha... Bu çalışmasında Aktaş, yakın dönemin tarihine otobiyografik anlatımın tek boyutluluğuna düşmeksizin "içeriden" bir bakışla değerlendirmeler/yorumlar sunuyor. Kılı kırk yaran bir titizlilikle, ince elenip sık dokunarak yazılan, emek ve sabırla ilerlenen bir roman...

Kitabı okuyanlar 44 okur

  • yusuf
  • Leyla hano
  • Hoca hanım

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0