Adı:
Banyo
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
83
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755391502
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Salle de Bain
Çeviri:
Mustafa Balel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
“Fakat kendimi en iyi hissettiğim yer banyoydu. İlk zamanlar bir koltuğa oturup kitap okuyordum, sonra -çünkü sırtüstü yatarak okuma hevesine kapıldım- küvetin içerisine uzanıp okumaya başladım.”

Banyo’nun kimi eleştirmenlerce “bir tür modern Oblomov” diye nitelendirilen kahramanı zamanını bir banyo küvetine uzanıp hareketsiz ve kafa dinleyerek geçirmek isteyen biridir. Suç işleyen çocukların sığınmak için kömürlük araması gibi Banyo’nun kahramanı da, dış dünyadan kaçarak kendini iyi hissettiği tek yer olan banyosunda yaşamak istemektedir...

“Romanın bir küvette duvar seyrederek bütün gününü geçirecek kadar soyut bir konumda bulunan görünüşte boş ve niteliksiz kahramanı, herkesin son derece tanımlı ve ‘nitelikli’ ama buna karşın özünde kusturucu derecede ‘boş’ olduğu bir dünyaya antitez teşkil ediyor.” Nokta “Toussaint’ın her ayrıntısı bir bütünün parçası olarak anlam kazanan bu çalışması, hâlâ yaygın biçimde romanla tuğlanın birbirine karıştırıldığı ülkemizde, üzerinde dikkatle durulması gereken bir yapıt.” Serhat Öztürk / Güneş “...’yeni bir yeni roman’ çıkarmaya çalışan bu nesil, günümüzün roman sorunsalının, nesnenin öneminden geçtiğini, öznenin ise var olan bir dekorun içinde kımıldamaya çalışan bir öğe olduğunu anlatmaya çalışırlar. (...) Kahramanın özne olmadığı hikâyelerde mekânın egemenliği söz konusudur. Bir hâkim mekânın içinde insan, silinip giden bir yaratık olarak düşünüp durur. En işe yaramaz öğe, artık ön plana çıkar. Kurtuluş nesnelerdedir. (...) Bu yeni yazarlara ihtiyacımız var galiba (...)” Ali Akay / Birikim "
"Neyiz ki biz:-
Rüzgar çoktan ters taraftan esmeğe
başlamışken
kıyıya vuran gecikmiş dalgalardan
başka ..."
Kıpırdayamıyorum. Kuşatıldım, yavaşlık tarafından. Hareketsizliğin hacimsizliğine kapılıp, bir sigara daha yakıyorum. Dünya neden bu kadar yavaş, Badenheim 1939'da akvaryumundan koparılan balıklardan biri ben miyim yoksa?

"Riski göze almalıyım;' diyordum, başım önüme eğik, küvetin emayesini okşayarak, "soyut yaşamımın
huzurunu tehlikeye atma riskini göze almak zorundayım, buna şu­nun için" ... Bu cümleyi kuran roman kahramanı, luzümsuz adamlığının üniformasında bana da bir yer ayırıyor işte, tüm o at -rat race olsun hadi ifade - koşturmacasının içinde siz nereye sığıyorsunuz, banyo? tuvalet? ruhunuzun kara deliği nereye açılyor? Yoksa bağırsaklarınız üzerindeki güzergahta mı? Zehir, daha fazla zehir mi?
Mondrian'ın resminde benim hoşuma giden hareketsizliğidir. Hiç­bir ressam hareketsizliğe bu kadar yakından yaklaşmamıştır.
Ha­reketsizlik hareket yokluğu değil, hareketin her türlü perspektifinden yoksunluk demektir, hareketsizlik ölümdür. Resim genelinde hiçbir zaman hareketsiz değildir.
Satrançta olduğu gibi Mondrian'ın resimlerindeki hareketsizlik dinamiktir.
Her parça, hareketsiz bir güç olan her parça, güç halinde bir harekettir. Mondrian'da hareketsizlik durağandır.
Önümdeki damblanşın eriyişine bakıyordum. Sıcak çikolata tabakasının altında vanilyanın fark edilmeyecek bir biçimde eriyişini seyrediyordum.Daha kısa bir süre önce tamamen topak halindeyken, şimdi beyazlı, kahverengili akıntılar halinde ağır ağır ilerleyişine bakıyordum. Kıpırtısızca durmuş gözlerim tabağa dikili hareketsiz bakıyordum. Kıpırdamıyorum.
Tüm gücümle hareketsizliği korumaya, onu alıkoymaya çalışıyordum. Ancak hareketin gövdemde de aktığını bal gibi duyumsuyordum.
Ondan beni avutmasını istiyordum. Tatlı bir sesle hangi açıdan avunmak istediğimi soruyordu. "Beni avut" diyordum. "iyi ama hangi bakımdan,' diyordu. "Beni avut,' diyordum (to console, not to comfort)

"Ama daha derin düşündüğümde ve sonra bütün sıkıntılarımızın nedenini bulduktan sonra bunun nedenini keşfetmek istedim. Zayıf, ölümlü ve sefil insanlık halimizin doğal sıkıntılarına dayanan geçerli bir sebep olduğunu bul­dum. Öyle ki iyi düşünüp taşındığımızda hiçbir şey bizi avutamaz."
(Pascal, Düşünceler).

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Banyo
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
83
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755391502
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Salle de Bain
Çeviri:
Mustafa Balel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
“Fakat kendimi en iyi hissettiğim yer banyoydu. İlk zamanlar bir koltuğa oturup kitap okuyordum, sonra -çünkü sırtüstü yatarak okuma hevesine kapıldım- küvetin içerisine uzanıp okumaya başladım.”

Banyo’nun kimi eleştirmenlerce “bir tür modern Oblomov” diye nitelendirilen kahramanı zamanını bir banyo küvetine uzanıp hareketsiz ve kafa dinleyerek geçirmek isteyen biridir. Suç işleyen çocukların sığınmak için kömürlük araması gibi Banyo’nun kahramanı da, dış dünyadan kaçarak kendini iyi hissettiği tek yer olan banyosunda yaşamak istemektedir...

“Romanın bir küvette duvar seyrederek bütün gününü geçirecek kadar soyut bir konumda bulunan görünüşte boş ve niteliksiz kahramanı, herkesin son derece tanımlı ve ‘nitelikli’ ama buna karşın özünde kusturucu derecede ‘boş’ olduğu bir dünyaya antitez teşkil ediyor.” Nokta “Toussaint’ın her ayrıntısı bir bütünün parçası olarak anlam kazanan bu çalışması, hâlâ yaygın biçimde romanla tuğlanın birbirine karıştırıldığı ülkemizde, üzerinde dikkatle durulması gereken bir yapıt.” Serhat Öztürk / Güneş “...’yeni bir yeni roman’ çıkarmaya çalışan bu nesil, günümüzün roman sorunsalının, nesnenin öneminden geçtiğini, öznenin ise var olan bir dekorun içinde kımıldamaya çalışan bir öğe olduğunu anlatmaya çalışırlar. (...) Kahramanın özne olmadığı hikâyelerde mekânın egemenliği söz konusudur. Bir hâkim mekânın içinde insan, silinip giden bir yaratık olarak düşünüp durur. En işe yaramaz öğe, artık ön plana çıkar. Kurtuluş nesnelerdedir. (...) Bu yeni yazarlara ihtiyacımız var galiba (...)” Ali Akay / Birikim "

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • tabula rasa
  • Gustav
  • ozan erdoğan
  • Turgay Kara

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%50 (1)
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0