Adı:
Baobab Ağacına Yolculuk
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
130
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051417134
Kitabın türü:
Çeviri:
Aslı Mertan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
"Bir baobab ağacının gövdesinden her seferinde yeniden doğarak, kendimle dopdolu, duruyorum. Güneş gölgemi tanımlıyor. Rüzgâr beni giydiriyor. Havaya işaret ediyorum ve diyorum ki: hava beni yaşat!"

Baobab Ağacına Yolculuk tuhaf kitaplardan, tıpkı Yeraltından Notlar, Dönüşüm, Açlık gibi… Onlar gibi kısa, onlar gibi benzersiz, onlar gibi topluma ayak uyduramayan, ama her şartta erki reddeden güçsüz bir karakterin dokunaklı varoluş mücadelesini anlatıyor.

Kitabın kadın anlatıcısı, Afrika'nın içlerine yol alan bir sefer sırasında, bir kaza sonucu tek başına kalır. Vahşetin dur durak bilmediği bu dünyada çareyi ormanın derinlerine çekilmekte bulan -eski- köle kadın, dev bir baobab ağacının kovuğuna sığınarak hayata tutunur. Zaman içinde bir yandan korkunç geçmişiyle hesaplaşırken bâkir doğanın gücüyle arınarak kişiliğini, cinsel kimliğini, ağacını, hayvanları ve dünyayı yeniden tanır.

Ya da dünyayla "tanışır" demeli; kendisinin dile getirdiği gibi, "kazıyıp açmadan, deşmeden, ifşa etmeden, sonuç çıkarmadan..." Müdahale etmeden, didiklemeden; edilgence ve saygıyla...

Nobelli yazar J. M. Coetzee'nin İngilizceye çevirmesiyle başka birçok dile çevrilen ve tiyatroya uyarlanan Wilma Stockenström'ün bu olağanüstü romanı, insanın doğadaki yeri, doğaya dönüş, eko-feminizm gibi güncel temaları işleyen çarpıcı bir "yeniden doğuş" öyküsü. Ancak her şeyden önce insanoğlunun yıkıcılığına, gücü elinde tutanların acımasızlığına karşı sessiz ama derinlere işleyen bir başkaldırı çığlığı olarak okunmalı.
(Tanıtım Bülteninden)
130 syf.
Wilma Stockenström'un Baobab Ağacına Yolculuk ismiyle yazmış olduğu bu eser siyahi köle bir kadının yaşamından bir kesiti sunmuyor sadece bizlere. Her kitabın kendine has seslenişi ve ruhu olduğu gibi bu eser de kendi yolculuğuna davet ediyor..

Ailesinden küçük yaşta koparılmış, esareti ve esaretin getirdiği saltanatı – güzelsen şansın ve fiyatın yüksektir – hayat sitili edinmiş ve bunu sorgulayamamış bir kadının yavaşça kendi içine dönmesini, herşeyini kaybedişini ve bir Baobab Ağacı'nda yaşamının soru işaretleri, cevaplar ve sırlarla sona erişini anlatıyor bizlere..

Sanki bir çarkın içinde nefes almadan yaşanmış bir yaşam, yazara dahi nefes aldırmadan bu kitabı yazdırmış ve okuyanın nefesine göz dikmiş, gözlerini gözlere dikmiş bir eser..

Kitapta en çok etkilendiğim, şaşırdığım, Neden? dediğim konulardan birisi : Kendisi gibi köle olan ama henüz şanslarının yaver gitmediği kişilere karşı satır aralarında da olsa o tepeden bakışı. Onu affetmem ise, yine belirli bir mesafeden baktığı o ayakları prangalı, perişan haldeki insanlarına karşı sorguladığı vicdanı ve kitabın en az Baobab Ağacı kadar yeşil olan kapağını kapattığımızda, bıraktığı o his..

Kadınlık, Annelik, İnsanlık.. Herşeyin yeni baştan yazılması gibi bir insanın içinde..

Ve bu İnsanın yolculuğu.

Yazabildiklerim bunlar, yazamadıklarım toprağın kökleri gibi uykuda..
Bir Baobab Ağacının.

İyi okumalar dilerim..
İnsanın ömrü ne kadar ki? Bir göz kırpmasından bir şimşek çakışına kadar. Bir su damlasının doyasıya kabarmasına, sonra da yere düşmesine kadar. İşte insan ömrünün uzunluğu. Şahtan mata.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Baobab Ağacına Yolculuk
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
130
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051417134
Kitabın türü:
Çeviri:
Aslı Mertan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
"Bir baobab ağacının gövdesinden her seferinde yeniden doğarak, kendimle dopdolu, duruyorum. Güneş gölgemi tanımlıyor. Rüzgâr beni giydiriyor. Havaya işaret ediyorum ve diyorum ki: hava beni yaşat!"

Baobab Ağacına Yolculuk tuhaf kitaplardan, tıpkı Yeraltından Notlar, Dönüşüm, Açlık gibi… Onlar gibi kısa, onlar gibi benzersiz, onlar gibi topluma ayak uyduramayan, ama her şartta erki reddeden güçsüz bir karakterin dokunaklı varoluş mücadelesini anlatıyor.

Kitabın kadın anlatıcısı, Afrika'nın içlerine yol alan bir sefer sırasında, bir kaza sonucu tek başına kalır. Vahşetin dur durak bilmediği bu dünyada çareyi ormanın derinlerine çekilmekte bulan -eski- köle kadın, dev bir baobab ağacının kovuğuna sığınarak hayata tutunur. Zaman içinde bir yandan korkunç geçmişiyle hesaplaşırken bâkir doğanın gücüyle arınarak kişiliğini, cinsel kimliğini, ağacını, hayvanları ve dünyayı yeniden tanır.

Ya da dünyayla "tanışır" demeli; kendisinin dile getirdiği gibi, "kazıyıp açmadan, deşmeden, ifşa etmeden, sonuç çıkarmadan..." Müdahale etmeden, didiklemeden; edilgence ve saygıyla...

Nobelli yazar J. M. Coetzee'nin İngilizceye çevirmesiyle başka birçok dile çevrilen ve tiyatroya uyarlanan Wilma Stockenström'ün bu olağanüstü romanı, insanın doğadaki yeri, doğaya dönüş, eko-feminizm gibi güncel temaları işleyen çarpıcı bir "yeniden doğuş" öyküsü. Ancak her şeyden önce insanoğlunun yıkıcılığına, gücü elinde tutanların acımasızlığına karşı sessiz ama derinlere işleyen bir başkaldırı çığlığı olarak okunmalı.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Celal Uslu
  • Özlem
  • F. H.
  • Sibel
  • özlem
  • Mr Heckles
  • Neytiri
  • Ahmet Aydın
  • Seda

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%50 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0