Adı:
Baragan’ın Devedikenleri
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051724010
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les Chardons du Baragan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Kitap Yayınları
Baragan’ın Devedikenleri, “Balkan edebiyatının Gorki’si” olarak bilinen Panait İstrati’nin kaleminden son derece sürükleyici, gerçek olaylara dayanan bir yapıt. Daha iyi bir hayat bulmak için evlerini terk eden serüvenci çocukları, bir lokma ekmek uğruna verilen kavgaları ve yoksul köylülerin adalet arayışını anlatıyor. İstrati’nin şiirsel üslubu, eşsiz güzellikteki doğa ve insan betimlemeleri yine hayranlık uyandırıcı.

Anlatılan hikâye ne kadar etkiliyse onu bize aktaran on dört yaşındaki Matake’nin yüreği de o denli saf. Devedikenlerinin peşinden koşarak dünyayı keşfetme, sevgiyi bulma ve yaşama arzusuyla dopdolu. İstrati bu kitabını, 1907 Mart’ında Romen hükümeti tarafından katledilen binlerce isyancıya, “dünyanın hak arayıcıları”na adamış. Edebiyatımızın büyük ustalarından Salâh Birsel’in Fransızca aslından çevirisiyle Yordam Edebiyat’tan!
“İstrati’nin şahısları hareket halinde yaratılmış! Hep baş döndürücü bir sürat içinde yaşıyorlar. Hele Baragan’ın Devedikenleri’nde eşya ve bitkilerin de bu sürat koşusuna iştirak eden bir hâli var.”
Salâh Birsel
135 syf.
Balkanların Gorkisi diye yazılır, söylenir Istrati'ye. Ama neden? Kalem, konu benzerliğinden mi almıştır bu adı?

Tam da bu eserden ötürü almıştır bu lâkabı. Kısaca anlatayım... Üç lokmayla karın tokluğunu bile yaşamayan, hallarına ağam beyim diyerek bile deva bulamayan Romanya köylüleri 1907'de büyük toprak sahiplerine karşı ayaklanmıştır. Karşılığında devlet tarafından binlerce köylü öldürülmüş ve binlerce insan hapislere atılarak son verilmiş bu ayaklanmaya. Sonrası daha hazin... Bu ağaların topraklarını hasat edecek adam olmadığı için devlet, "Marabasın sen köylü, toprak neyine maraba kal"** adlı affıyla hapisteki köylüleri çıkarmış....Ağalar, devlet bu köylüler için Stalinleşmiş demişler ayaklandıkları için. 1921'de de Panait bu eseri o insanlara armağan edince; Stalinleşmiş dediğimiz insanlar için, Avrupalı okurlar için Balkanların Gorkisi olmuş...

Şuana kadar beş eseri okuduğum yazarın kurguya dayalı eseri yok. Hep bir yaşanmışlık. Ya kendisinin, ya bir arkadaşının... Baragan'ın Devedikenleri'nde yoksulluk, açlık, sefalet, çocukluk nedir bilememek, ana kokusuna doyamamanın ne olduğunu diken bata bata okuyacaksınız.

**(Affın böyle bir adı yok. Benim yaptığım bir benzetmedir.:)
112 syf.
·3 günde·10/10
Uzun zamandır bu kadar su gibi akıcı,ve içerik olarak etkileyici bir kitap okumamıştım! Panait Istrati'nin,Mihail'den sonra okuduğum ikinci kitabı ve gerçekten tadı damağımda kaldı.Kitapta bahsedilen 1900 lerin başındaki yoksul Romanya'da yaşanılanlar, halkın yaşadıkları zorluklar ustalıkla anlatılmış. Panait Istrati, kendi hayatından kesitlerin de yer aldığı bu kitabı, 1907 yılında hükümet ve toprak ağalığına başkaldırdıkları için topa tutulan Stanileşti, Baileşti ve Hodivoaia köylerine adamıştır. Herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap.
96 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yine hüzünlü bir Istrati eseriydi. Matake adlı yoksul bir çocuğun gözünden, Romanya köylüsünün toprak sahipleri tarafından ezilmesi, çekilen açlık ve sefalet anlatılmış. Sade diliyle yormadan, gerçekçi tasvirleriyke büyüleyerek sizi yine hikayenin içine almayı başarıyor "Balkanların Gorkisi".
112 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Baragan'ın Dikenleri benim Israti ile tanışma kitabım oldu. Hiç bilmediğim bir coğrafyada buldum kendimi birden. Üstelik bu coğrafyada ölüm, açlık, sefalet var. Tüm yıpratıcılığı ve gerçekçiliği ile gözler önüne sermiş yazarımız bu kavramları. Şimdi yazarken bunların ne kadar kolay telaffuz edildiğini görüyorum. Ziyadesiyle üzücü.

Yazarı "Balkanların Gorki'si" olarak adlandırmışlar. Henüz Gorki'nin kalemi ile tanışmadığım için bunun hakkında bir yorum yapamayacağım. Ama bu yakıştırmanın ona nasıl atfedildiğine kısaca değinmek istiyorum. Yoksulluk ve sefalet içinde geçen bir hayat Istrati'nin psikolojisini büyük bir ölçüde etkilemiş, onu ruhsal bunalımlara sürüklemiştir. Yalnızlığını da hesaba katarsak, boğazını keserek intihar etmeye kalkar. Aynı dönem içerisinde Romain Rolland'a bir mektup yazar ve mektup Rolland'a ulaşmaz geri döner. Hastaneye kaldırılırken Istrati'nin üzerinde bu mektup çıkmıştır. Tekrar adrese postalanan mektup sonunda Rolland'a ulaşır. Ve o zamanı Rolland şu şekilde aktarır: "...1921 Aralık ayının ilk günlerinde nice hastanesinden bir mektup
aldım. Gırtlağını kesen bir zavallının üzerinde bulmuşlardı. Kurtulma umudu çok zayıftı. Mektubu okur okumaz, bir dahinin çırpınışlarıyla karşı karşıya olduğumu anladım. Çayırlar üzerinde esen kavurucu bir alevi andırıyordu. Mektup Balkanlar’ın yeni Gorki’sine ait bir iç dökmeydi. İntihara
kalkışan kişi kurtulmuştu. Onu tanımak istedim. Mektuplaşmaya başladık ve dost olduk. Adı Istrati idi. 1884’te Brăila’da kaçakçı bir yunanlı babayla, ömür boyu saçını süpürge etmiş bir Romen köylü anadan dünyaya gelmişti. O doğuştan bir hikâyeciydi. Kendi anlattıklarıyla heyecanlanan bir
doğulu hikâyeci.”

Kitabı okumadan önce Istrat'nin hayatı hakkında biraz da olsa bilgi sahibi olmanızı tavsiye ederim. Çünkü onu anlamak, kitaplarının içindeki duygulara hakim olmak onu tanımaktan geçiyor. Etkilenerek okuduğum bu kitap #bitigenyorumtavsiyesi dir.

Bayan İşlemci ile aynı satırlarda denk gelmek aynı duyguları paylaşmak çok güzeldi. Nice güzel kitaplarda buluşmak dileğiyle canım.
116 syf.
·3 günde·7/10
Hikayesi acıklı dikenlerin kafamda canlandırdığı görüntüsüyle gerçeği nerdeyse aynı . Yoksulluğu iliklerine kadar işleyen, bir parça ekmek için kavgaların edildiği dayakların atıldığı , açlığı anlatan zengilerin refah içinde yaşadığı, iki çocuğun dünyayı keşfetmek istemesini ve maceranın peşinden sürüklenmesini anlatan bir roman . Çeviriden mi kaynaklı bilmiyorum ama kitabın anlatımı biraz havada kaldı bazı yerler oldu bittiye getirilmiş. Uzun uzun betimlemelerden hoşlanan insanların bunun farkına varacağını düşünüyorum, ya da belki sadece bana öyle gelmiştir. Ama yine de çok beğendim. Panait Istrati nin okuduğum ilk kitabıydı umarım yenileri de olur.
120 syf.
·Beğendi·8/10
Panait Israti, genelde kaleme aldığı konular kendi hayat hikayesinin okuyucu ile buluşmasıdır. Çoğunlukla zorlukların. sefaletin, serseriliğin, adaletsizliğin, yoksulluğun maceralı yolculukların, anlatımıdır bunlar,
Bu sefer kendinin yaşanmışlığının hikayesini değil memleketi Romanya'nın,o devirde ki, köylüsünün, kasabalısı'nın, adaletsizliğin, eşitsizliğin , hakim sınıfların acımasızlığının öyküsünü, mükemmel betimlemeleri, duygusallığın ağırlığı ön planda tutarak harikulade bir eser koymuş ortaya.
1906 yılını güzün de ve 1907 de ağır mevsim şartlarının getirdiği; zaten yok yoksul, topraksız olan köylünün dahada zora giren hayat şartları ile birden patlak veren bir isyanı öyküleştirmiş. Hemde kendisi olamadan ama adeta kendisi imişcesine romanın kahramanı çocuk yaşlardaki Matake nin ağzından anlatıyor bize...
İlgi ile okuyup ve zevk alacağınız bir yapıt.
120 syf.
·Beğendi·8/10
Lise yıllarımda okuyup uzun süre etkisinden kurtulamadığım Istratti'yle tanışma kitabımdı.Sonrasında okuduğum Istratti kitaplarından aynı tadı alamadığımı itiraf etmeliyim, bu bakımdan Istratti eserleri içinde bana göre üstte yer alan bir eser. Yoksullukla boğuşan gençlerin hayata atılma şekli beni büyülemişti. Devedikenleri adeta kaderin ete kemiğe bürünmüş bir haliydi. Hiçbir plan yapmadan, nereye gittiğini bilmeden, haritalara bakmadan bir yerle gitmek istediğim zamanlarda bu kitap yüzünden gözüm hep bir diken aradı.Hayat bazen diken gibi batar insana, böyle zamanlarda bir dikenin peşine takılıp hayatın batmadığı yerlere gitmek gerek belki de. İnsanın eline küçücük bir diken batar, onu göremezsin ama orada batıp durmasıyla varlığından eminsindir. Bu kitap da tıpkı diken gibi, insanın içine görünmeyen fakat kendini arada bir hatırlatan maceracılık ruhu saplıyor.
Tavsiye ederim. İyi okumalar...
112 syf.
·6/10
Kısa roman yerine daha hacimli bir roman olsa çarpıcı bir eser olabilirmiş. Şu haliyle acelesi olan bir anlatı olmuş. Yine de idare eder.
................
112 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Hayatımızı dikenlerle dolu bir bataklığa mahkum edenler dönüp ambarları buğday dolu malikanelerinde keyif sürerken olan biten sürüp giden her şey 'in bize yazılmış ulvi bir kader olduğuna ikna olmamızı istiyorlar..
İstrati Baragan'ın dikenleri arasından bize bu gerçeği gösteriyor.. "Şu dikenleri aşsan Kralsın be oğlum" diyenlerin aslında mesele'nin dikenler olmadığını çok iyi bildiğini ama bizim sadece manüple olmamızı istediğini gösteriyor...

Memleket nere ?
Baragan
Ben de silopi ,
Ben de çileli,
yahu ne kadar çok dikenli köy varmış bu dünyada...
112 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Her bir sayfasında, insanların açlığını, yoksulluğunu ve acılarını aktarırken, aynı zamanda bunları hissettiren bir kitaptı. Toprağına sahip çıkmak isteyen insanların kavgasına şahit etmekle kalmayıp, kitabı okurken o meşhur ve acımasız dikenlerin de battığını düşünebilirsiniz. Zalimliğin ne denli sonuçlara ulaştığını gösteren yapıt, yazar Istrati’nin yaşamından ve siyasi görüşünden kesitler de sunuyordu. 1900’lü yılların başına, Balkanlar’a uzanan bir öyküydü.
96 syf.
·Beğendi·7/10
Bu galuska ( köfte) bizim köylerde ekmeğin ve kovrig ( gevrek ) 'ın son lokmasıdır ki , bazı çocuklar çiğnedikten sonra bunu yutmaz , ağızlarından bir yuvarlak şeklinde çıkarıp daha sonra ikinci bir defa yemek zevki için bir kenara koyarlar . Istrati bu kitabında yine açlığı , sefaleti , acı ve gözyaşını tüm gerçekliğiyle hissettiriyor. Öyle ki Istrati gerçekliği diye birşey var artık benim için .
96 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Yıllar önce fakültede karşıt gorüste olduğum bir hocamin ağzından duymuştum ilk Baraganın Dikenleri'ni.Ne anlatabilirdi ki demistim içimden bana duyumsatacağı şey ne ola ki neden benimle her konuştuğunda Baraganın Dikenleri'nden söz ediyordu kitabı bitirdiğimde anladım elbet Baragan ıssiz bucaksiz bir çol Baraga güneşin kavurduğu ruzgarin savurduğu ucsuz bucaksız bir vadi Baraga yürünmesi için ayaklarından vazgeçeceğin bir yol Baraga hayatlarımız Baraga yaşamaya çalıştıgımız bu koca dunya ve elbette Baraganin Dikenleri dikenler her yerdedir diyor Panait Istrati dikenler nerede yok ki bir yerleriniz kanıyorsa iyi bakın Baraganın Dikenleridir muhakkak hangi insan bu tenine batan dikenden kurtulmaz ki soküp atmalı yakmalı tüm dikenleri

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Baragan’ın Devedikenleri
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051724010
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les Chardons du Baragan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Kitap Yayınları
Baragan’ın Devedikenleri, “Balkan edebiyatının Gorki’si” olarak bilinen Panait İstrati’nin kaleminden son derece sürükleyici, gerçek olaylara dayanan bir yapıt. Daha iyi bir hayat bulmak için evlerini terk eden serüvenci çocukları, bir lokma ekmek uğruna verilen kavgaları ve yoksul köylülerin adalet arayışını anlatıyor. İstrati’nin şiirsel üslubu, eşsiz güzellikteki doğa ve insan betimlemeleri yine hayranlık uyandırıcı.

Anlatılan hikâye ne kadar etkiliyse onu bize aktaran on dört yaşındaki Matake’nin yüreği de o denli saf. Devedikenlerinin peşinden koşarak dünyayı keşfetme, sevgiyi bulma ve yaşama arzusuyla dopdolu. İstrati bu kitabını, 1907 Mart’ında Romen hükümeti tarafından katledilen binlerce isyancıya, “dünyanın hak arayıcıları”na adamış. Edebiyatımızın büyük ustalarından Salâh Birsel’in Fransızca aslından çevirisiyle Yordam Edebiyat’tan!
“İstrati’nin şahısları hareket halinde yaratılmış! Hep baş döndürücü bir sürat içinde yaşıyorlar. Hele Baragan’ın Devedikenleri’nde eşya ve bitkilerin de bu sürat koşusuna iştirak eden bir hâli var.”
Salâh Birsel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0