Barbarın Kahkahası

·
Okunma
·
Beğeni
·
3434
Gösterim
Adı:
Barbarın Kahkahası
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753429993
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Hiçbir trajedi kişisel değildir: sirayet eder, bulaşır ve sonunda herşeyin rengini, kokusunu değiştirebilir. Sema Kaygusuz yeni romanı Barbarın Kahkahası'yla bir motelde olup bitenlerle bir ülkeyi anlatıyor. Tatil, dinlenme, tembellik zamanının beklenmedik ve pek nahoş bir şekilde kesintiye uğraması motel ahalisi arasında gerginliklere, bastırılmış kişisel hesaplaşmaların gün yüzüne çıkmasına, dillendirilememiş acıların ortalığa saçılmasına sebep olur. Tüm bu olan bitene bir ergenin sert, zalim ve el yordamıyla giden "erkek olma" uğraşları da eşlik eder. Kaygusuz okurlarının iyi tanıyacağı kendine has üslubuyla ilerleyen roman, alttan alta sürdürdüğü polisiye roman gerilimini de final sahnesine kadar taşımayı başarıyor.
152 syf.
Kim bu barbar? Okurken anlamadım, bitirince anladım ki barbar diye bize diyor kitap. Günümüz insanına diyor; "aman benim keyfim bozulmasın, ucu bana dokunmasın da ona da sessiz kalırım buna da" diyen bize sesleniyor, "sene de bir hafta tatilim var, bölmeyin benim keyfimi" diyen biziz barbar.
Modern dünya insanının, konforunu bozmak iştemeyişi, ortada bir suç varsa elbette ben ve benim gibiler değil sınıfsal ayrımın en alt tabakasındaki işlemiştir o suçu deyişlerimizi anlatıyor.

Öyle güzel anlatıyor ki, doyamadım okumaya.

Öncelikle zengin bir metin olduğunu düşünüyorum ve bu zenginlik; yazarın işlediği konular başta olmak üzere, (sınıf ayrımı, cinsellik, cinsiyetçilik, erkek egemen toplum yapısı, ırkçılık ve dahası)
anlatmak istediği birçok konuyu bir kitapta harmanlaması ve bunca mesajı, mesaj verme kaygısı gütmeden; bakın benim her konuda fikrim var, biraz ondan biraz bundan serpiştireyim de zengin görünsün demeden, -dediyse bile okuyucuya çaktırmadan ki asıl bu büyük bir başarıdır bana kalırsa- yazmış olmasından kaynaklanıyor.

Kitapta en zengin alt metin, en etkiliyici bulduğum öğe çiş meselesi. Yaşanan onca pisliğin karşısında kör sağır dilsiz kesilen insanlar, kendilerini rahatsız eden bir durumla karşılaşınca (rahatları bozulunca) bir anda nasıl duyarlı hale geliyorlar. Fakat burada asıl mesele şüphelenilen insanlar. İşte burada devreye sınıfsal ayrımlar giriyor. Bahçıvan dururken Bey diye anılan biri işemiş olamaz ya ulu orta.


Kitaptaki her karakterin içinde yaşadığı dünya çok gerçekçi, hatta hikaye bütünde çok sahici; her karakter aramizdan seçilmiş, elini uzatsan dokunacağın insanlar, karşımıza kitap karakteri olarak çıkıyor.

Pek yüz vermeyen bir samimiyet var kitapta, anlatabildim mi? Yani sanki yazar diyor ki, bak ben şimdi sana seni anlatacağım ama öyle bir anlatacağım ki, kendine dışardan göreceksin.

Eda'nın konuştuğu bölüm, tokat gibi, çok derin, insan kendi bedenini sorguluyor.
Simin karakteri tek başına kitabın etkisini arttırdı ben de, keşke daha uzun okusaydık onu.
Melih ve İsmail'in arasında geçen o konuşmayı çok sevdim.
Kitabı çok sevdim, Sema Kaygusuz'u çok sevdim.
#klasikokurkitapkulübü ile birlikte okumayı çok sevdim.
Umarım daha fazla okuyucuya ulaşır bu kitap.
152 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Kitabı elinize alır almaz, okuyup bitirmek istiyorsunuz. Hiç sıkılmadan, bir sonraki sayfaya sabırsızlıkla geçip bir çırpıda bitiriyorsunuz. Çok yorgun olmama rağmen kitabı bırakamadım.
Karakterler, diyaloglar çok şey anlatıyordu. Feminizm, faşizm, cinsiyetçilik, din, taciz, şiddet, soykırım gibi bir çok konuya dikkat çekmişti. En çok da kapitalist sistemin bugünkü insanı nasıl da kendi dağıttığı rolleri oynayan oyunculara döndürdüğünü görüyorsunuz. İsmail, Melih, Alikar, Nihan, Eda, Turgay, Ozan, Okan, Serpil, Ferhan, Selçuk, Simin, biraz daha düşünsem bütün karakterlerin adını yazabilirim sanırım ve hikayelerini... Yani o kadar net aklınızda kalıyor kitapta anlatılanlar.
Sema Kaygusuz’un mesaj verme kaygısı gütmeden, fikirlerini öyle ortaya koyması, kitabın bana en çok tat veren kısmı oldu sanırım.
Kitabı okurken hikayeler, karakterler her ne kadar çok tanıdık gelse de, bir an düşünüp Hayır ya çok kurgusal dedim. Yani bu kadar net değil hiçbir şey. Bence insanlar daha sıradan düşünüyor ve çerçeveleri bu kadar keskin olmayacak kadar karışıklar. Yani analizler çok üst düzeydi ve keskindi. Eleştirdiğim tek nokta da bu oldu zaten.

Kitabı tavsiye ediyorum, mutlaka okuyun. Bizi yazan kitaplar bir başka oluyormuş. Sanırım Sema Kaygusuz’un bir kitabını daha okuyacağım, fikir dünyasını daha derinlemesine öğrenmek istiyorum.
Tabi bu kitabı bizimle tanıştran Begüm Çakır a teşekkür ediyorum. Ayrıca oluşturduğu çiçeği burnunda #klasikokurkitapkulübü’ müze dahil olmaktan da mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum.
152 syf.
·2 günde·7/10
Sema Kaygusuz'u pırıl pırıl hikâyeleriyle tanıyalı herhalde 7-8 sene olmuştur. Sandık Lekesi'ni sahilde, etraf çocuk sesleriyle dolu, bir yandan da bir şeyler içerek okuduğumu hatırlıyorum. Beni ilk çarpan elbette üslûbuydu; dil kullanımı, şiirsel anlatımı hemen etkilemişti beni. Yazarın romanlarını okumadım, 'Yere Düşen Dualar' ilk romanıydı, yalnızca ilk kısmını okuyabildim, ikinci kısımda, yani anlatımının daha soyut olduğu kısımda dayanamamış ve bırakmıştım. Seneler sonra ikinci kez bir romanını okuyorum Kaygusuz'un ve bitirmeyi başarsam bile anlayabildiğimi sanmıyorum, anlayabildiğim kadarıysa beni çok etkilemedi açıkçası. İnternette romanla ilgili yazılan yazılara, eleştirilere baktığımda, ülkenin kendi kirlenmişliğiyle hesaplaşamamasını, herşeyi kirletenlerin ve bütün kirliliklerde payı olanların özeleştiri yapamamasına bağlayan bir manası olduğunun söylendiğini gördüm. Barbar ve onun kahkahası buydu: kabalık, kötülük, basitlik, sığlık, değerler karşısında kendi değersizliğini başa kakan ve bunun yegâne anlam ve hakikat olduğunu savunanların kahkahası. Bunu okumuş olmasam ben düşünemezdim açıkçası. Beni rahatsız eden şey, yazarın karakterlerini kendisi gibi konuşmak ve söylemek yerine kendi düşüncelerini söyleyecek şekilde kullanması oldu. Bu bana göre gerçekliğini zedeliyor eserin. Sema Kaygusuz, kitabında hem çok sade hem de ağdalı dahi diyebileceğim daha kapalı bir dili bir arada kullanıyor. bazı karakterlerimizin konuşmaları 'edebiyat' kokuyor, oysa bu konuşmaları bu şekilde yapabilmeleri mümkün değil bu karakterlerin. Bazı yerlerde, dil yalın bir şekilde, olup biteni olduğu gibi anlatırken, bazı kısımlarda, özellikle diyalogların bazılarında karmaşıklaşıyor, bu kısımlarda konuşanlar sanki karakterler değil de yazarın kendisi oluyor. Örneğin iki garson arasındaki sohbetin içeriği gerçekliği bozuyor, aynı şekilde iki sevgili ismail ve Melih arasındaki gerginliği yansıtan bütün diyaloglar da öyle. Bu elbette benim kitabı doğru anlayamamamdan da kaynaklı olabilir, ama en başından beri metnin bana çekici gelmediğini, bu yüzden belki de daha yüzeysel bir okuma yaptığımı da söyleyebilirim.

Kitabı zor okumaları sevenlere ve gerçek Sema Kaygusuz sevenlere önerebilirim. Bana gelince; ben gidiyorum, bir kez daha Çehov'a dönüyorum.
152 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Merhabalar. Öncelikle belirtmem gerekir ki (bence) bu kitap 20 yaş üzeri için uygun. İçinde aklınıza gelebilecek bir çok konuya ustalıkla değinilmiş. Hem çok bizden hem de çok soru işaretleri bırakan kitaplardan. Cinsiyetçilik, cinsellik, ırkçılık, milliyetçilik, şiddet, insanlık tarihi, "çocuk" tarihi, tıp tarihi...
*
Bir motelde konaklayan, "bizden" olan konukların tatiline eşlik ediyoruz kitapta. Kaldıkları bungalovlardan birinde de siz kalıyormuşsunuz gibi olayların içinde buluyorsunuz kendinizi. Yeri geliyor yazar oluyorsunuz, yeri geliyor çalışan, yeri geliyor anne, yeri geliyor çocuk...
*
Beni çok etkileyen iki karakter oldu. Biri Eda diğeri Ozan. Eda sürekli susan, susmak zorunda kalan kadınların sesiymişçesine konuşmaya, anlatmaya aç. Ozan ise çocuklara yüklenen masumiyet mecburiyetini üzerinden atmak istercesine vahşi. Kitabın sonunda farkettim ki Ozan yüzünden ağzım da gözlerim de tam anlamıyla fal taşı gibi açık. Ben ciddi anlamda kitabın çoğu satırında sarsıldım, yüzleştim, korktum, cesaretlendim. Özellikle italik yazılan ve parantez içi yazılan kısımlar çok etkileyici.
*
Kesinlikle okunması gerekenlerden diyemem herkese hitap etmeyebilir ama ben çok, çok sevdim.
*
Bana eşlik eden o k u d u k ç a ▪ ya da burdan tekrar teşekkür ederim. :)
147 syf.
·2 günde
İlk kez bir Sema Kaygusuz kitabı okumanın tereddüdüyle Barbarın Kahkahası'nın arka kapağını kapatınca anladım Türk yazarların kalemini okumaya olan ihtiyacımı. Çünkü dilimizin güzelliğine, orijinalliğine ancak Türk yazarların kitaplarında doyduğumu hissediyor, yazdıklarımın yetkinleşmesinde büyük fark atıyorum.

Kaygusuz hanımefendinin kitabını okumaya nasıl karar verdiğimi anımsayamıyorum fakat iyiki o sipariş listesine eklemişim. Kitabın o çok katmanlı kurgusunda kayboldum, sürüklendim. O büyülü sayfaların satırlarında kendimi buldum.

Barbarın Kahkahası'nı aslında Batıya Bakan Toplumun Ön Fermanı olarak kendime ilan ediyorum. Çünkü kitabın o çokyönlü yapısının alt mesajında bir toplum eleştirisi yatıyor. O eleştiriyi en çok toplumsaldan aileye, aileden bireye kayan sistematik bir sarsıntıyı artçı zelzeleler halinde yayılırken hissediyorum.

Roman türünde yazılmış bu kitabın karakter kadrosu geniş kurgusunda bir tatil beldesinde bulunan otele gelen müşterilerin hal, hareket ve davranışları üzerinden yola çıkarak bir ülke anatomisi çıkarılıyor.

Sema Kaygusuz'dan okuduğum ilk kitap olması sebebiyle biraz çekinerek okuduğum için yine çekinerek yorum yapıyorsam ki Kaygusuz hanımefendinin mühim ama ironik göndermelerini kesinkes yargılarla yahut da ahkam keserek değil de daha ılımlı bir dille anlattığını dile getirmeliyim. Hani bir propaganda sanılmasın bu kitap. Sadece o nahif kurgunun içerisine öyle zarif bir biçimde yerleştirmiş ki onun sistemi eleştirdiğini bile hissetmekte zorlandım.

Kitabın en sevdiğim yönü ise çokyönlülüğünün, çoktemliliğinin yanında büyülü, çok da iğnesini batırmamış olması. Ha bir de kadın-erkek ilişkileri, aile yaşantısı, çocuklar, cinsellik gibi birçok konuya el atıyor ya o yönünü de çok beğendim.

İtinayla tavsiye edilir.
152 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
İlk defa okudum Sema Kaygusuz' u. Kitabın olay örgüsünü çok beğendim. Her bölüm yerli yerinde ve ilerleyiş tam da olması gerektiği gibi geldi okurken sanki dna kodu gibi. Kitapta okura 'acaba kim' sorusu sorduran merak uyandırıcı bir konu ile beraber karakterlerin diyalogları üzerinden gidiyor. Yazar karakterleri üzerinden bizimle iletişime geçiyor, söyleyeceğini onlara söyletiyor. Ben söylediklerinin neredeyse her kelimesine katildığım için de bu kadar çok keyif alarak okudum sanırım. Diyalogları okurken belki bildiğiniz sorgulamalar çikar karşınıza ama hiçbir şekilde çiğ bir anlatımla karşılaşmıyorsunuz. ( bence) Kesinlikle tavsiye ediyorum. Severek okumanızı dilerim.
152 syf.
·Beğendi·10/10
Sevgili Sema Kaygusuz bizi bize anlatmış.Söylenecek çok şey olmasına rağmen bir cümleyle anlatabiliriz aslında. 'Hepimiz çevremizdekilerle Mavi Kumru Motelinde kendi hikayemizi yaşamıyor muyuz ? ' .
152 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Barbarın Kahkahası‘nda yazar, bir motelde tatilini geçiren insanlardan yola çıkarak, bize yaşamımızın çarpıklıklarını, küçük hesaplarımızı, çocukluğu, ikili ilişkilerdeki iktidar çekişmesini, insanın doğa karşısında anlamsızlığını ve hissizliğini, farklı olana karşı geliştirilen ön yargı ve nefreti okuyucuya sunuyor. Kitap boyunca farklı karakterler üzerinden farklı konuları ele almış. Böylece her karakter kendi hikayesinin kahramanı olmuş da diyebiliriz.
Çok güzeldi, iyi ki okumuşum. Simin karakterini sevdim ve sanki Sırdaş bölümü olmasa kitap olmazmış. O bölüme koca bir roman yazılır.
Tavsiyemdir.Kitaplarla ve sevgiyle kalın..
152 syf.
Buram Buram Çiş Kokan İtiraz: Barbarın Kahkahası

Anahtar Kelimeler: Sema Kaygusuz, Barbarın Kahkahası, Roman, Çok Sesli Roman, Nefret, Kötülük, Dışavurum, Minimal Sosyoloji.

Sema Kaygusuz, edebiyat alanındaki ününü öyküleriyle kazandı, romanlarını da öykülerine yaklaştırarak bu alanda da başarılı olabileceğini gösterdi. Türkiye'de verilen önemli edebiyat ödüllerinin hatrı sayılır bir kısmını kazandı her kitabıyla. Barbarın Kahkahası da 2016 Yunus Nadi Roman ödülünü kazandığı romanı oldu.

Barbarın Kahkahası, sembolik olması bakımından incelemesi tehlikeli bir eser. Çünkü sembolleri irdelemek romanın içeriğinden kesitler sunmak demek. Sembolik bir eserde de sembollerin çözümlenmesi zaten eseri, eseri okumamış okuyucular açısından tüketir.

Eserde bir motelde tatil yapan bir grup insanın üzerine mercek tutar. Bu mercek, bütün karakterler üzerinde belli bir süre durur. Bu süre neredeyse terazi ile ölçülmüş kadar intizamlıdır. Öyle ki, Barbarın Kahkahası'nda başrol yoktur demek mümkün.

Kaygusuz, Mavi Kumru motelinde kalan insanlardan adeta bir toplum simülasyonu oluşturur. Seçtiği karakterler hemen hemen toplumun bütün kesimlerinden alınır. Muhafazakar, seküler, ateist, eşcinsel, işçi, patron, aydın gibi özellikler taşıyan karakterler üzerinden bir toplum tahlili, dahası da toplum eleştirisi yapılır.

Romanda önemli olan ve bu inceleme için de başlık seçilen bir olay vardır: işemek. Eserde, Mavi Kumru motelindeki çeşitli eşyalar üzerine işeyen fakat kendini ele vermeyen bir karakter vardır. Kaygusuz'un romanında bu "işeme" sembolü bir dışavurum, bir taşımdır. Her kim ise, işeyerek itiraz eder topluma, dünyaya, geçmişe, geleceğe, tarihe, bilime, hurafeye.

Kitabin her bir bölümünde başka başka karakterler üzerine odaklanılır. Bu karakterlerin ortak noktası, nefret kavramına bir şekilde bulaşmış olmalarıdır. Kendilerinden ya da başka birtakım şeylerden nefret ederler. Bu nefret, katman katman işlenen sembollerle anlatılır. Bu bakımdan Barbarın Kahkahası okuması kolay, fakat anlamlandırması ve yorumlaması zor bir eserdir.

Romanın önemli karakterlerinden biri muhafazakar bir geçmişten gelen Alikar'dır. Alikar'ın garsonla girdiği ve biçimce de oldukça farklı olan diyalog onun muhafazakar değerlerle ilişkisini ele verir. Sarsılan bu ilişkide dini kavramları yeniden anlamlandırılır.

Eserin kapalı bir anlatımı var. Hatta zaman zaman çözülemeyecek kadar kapalı. Fakat dilin kullanımı, hayal gücü, kelimelerin özgün şekilde eğilip bükülmesi önemli. Bunun yanında sembolik olanın getirdiği katmanlılık ile çift sesli anlatıcı da romanın yapı bakımından değinilmesi gereken özelliklerinden.

Özet olarak Barbarın Kahkahası çok katmanlı, çok sesli, sembolik bir eserdir. Eserde toplumun sinir uçları olan birtakım konular, bu uçlardan seçilmiş karakterler üzerinden özgün bir üslupla işlenir.
152 syf.
·Beğendi·8/10
https://youtu.be/ILtoiCUxoUE
Bu linkten ulaşabileceğiniz son videomda anlattığım sürükleyici kitaplardan biri. Bir motelde geçiyor hikaye ve sıradan insan tipleri anlatılıyor. Hikayeyi ilginçleştiren ise motelde gerçekleşen esrarengiz olaylar. Benim için unutulmaz olan bölüm ise Alikar ve Selçuk’un diyaloglarının geçtiği sayfalar. Alıntılara tadımlık bir bölüm atarım şimdi.
152 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Tarz olarak Sema Kaygusuz'un diğer kitaplarından farklı ama aynı lezzette.Kaygusuz Abdal soyundan gelen Sema Kaygusuz kendisi gibi bir roman yazmış;ufak tefek bir bedenden gür bir ses çıkması sizi nasıl şaşırtırsa bu roman da sizi güldürecek hafif bir roman gibi görünürken derinlerde öyle çığlıklarla dolu ki sersemliyorsunuz.Bir otelde biraraya gelen farklı insanların hayatlarına bir kamera çevrilmiş.Hepsinin tatilde olmalarının dışında diğer ortak noktaları da hayatlarındaki barbarlar...
Sema Kaygusuz bu kısacık romanı da yine altı çizilecek çok cümlelerle donatmış.Ben bunların sadece birkaçını sizlerle paylaşacağım.Türk Edebiyatı'nda en üst sıralarda yeralan,kalemi kıvrak,sözcük dağarcığı zengin yazarlarımızdan Sema Kaygusuz'u henüz okumadıysanız hararetle öneririm.
''Yanlış anlamışsın sen garibanlığı. Gariban insan başkasının kâbusunu görebilen insandır. Sen benim kâbusumu gördün mü hiç? Bendeki piçi gördün mü, tecavüzü, katliamı, kayıpları gördün mü? Benim tarihimde , dışlanma var, linç var, hakaret var. Babamın ezikliği, annemin dünya tiksintisi var. Hayvanın azabı var, insanlığın felaketi var.''
Dünya diyorum, dünya. ben dünyaya hiç dokunmadım. kurcalamadım. dağıtmadım. tane tane ayırmadım. masum kalmak için... masum olunca mazlum oluyorsun. mazlum hissedersen masum olduğunu biliyorsun.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Barbarın Kahkahası
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753429993
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Hiçbir trajedi kişisel değildir: sirayet eder, bulaşır ve sonunda herşeyin rengini, kokusunu değiştirebilir. Sema Kaygusuz yeni romanı Barbarın Kahkahası'yla bir motelde olup bitenlerle bir ülkeyi anlatıyor. Tatil, dinlenme, tembellik zamanının beklenmedik ve pek nahoş bir şekilde kesintiye uğraması motel ahalisi arasında gerginliklere, bastırılmış kişisel hesaplaşmaların gün yüzüne çıkmasına, dillendirilememiş acıların ortalığa saçılmasına sebep olur. Tüm bu olan bitene bir ergenin sert, zalim ve el yordamıyla giden "erkek olma" uğraşları da eşlik eder. Kaygusuz okurlarının iyi tanıyacağı kendine has üslubuyla ilerleyen roman, alttan alta sürdürdüğü polisiye roman gerilimini de final sahnesine kadar taşımayı başarıyor.

Kitabı okuyanlar 297 okur

  • Elif Osmanoğlu
  • elvan kara
  • Esra Özen
  • Mustafa Birbilen
  • Selçuk öztürk
  • Fatma
  • DFDS
  • Spooky Physicist
  • Hüseyin Sabuncu
  • Edebiyatutkusu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%20.6
25-34 Yaş
%41.2
35-44 Yaş
%17.6
45-54 Yaş
%11.8
55-64 Yaş
%5.9
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71
Erkek
%29

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14 (15)
9
%21.5 (23)
8
%29.9 (32)
7
%17.8 (19)
6
%12.1 (13)
5
%0.9 (1)
4
%0.9 (1)
3
%0
2
%0.9 (1)
1
%1.9 (2)

Kitabın sıralamaları