Barbarları Beklerken

8,4/10  (18 Oy) · 
41 okunma  · 
13 beğeni  · 
1.033 gösterim
Nobel ödülü sahibi J. M. Coetzee, bu romanında hayalî bir imparatorlukta geçen olayları anlatıyor. Ancak, yazarın 1970’ler Güney Afrika’sına gönderme yaptığını seziyoruz. Geniş topraklara yayılmış bir imparatorluğun en ucundaki bölgede yaşayan Barbarlar, sözümona, ayaklanmak, imparatorluğu tehdit etmek üzeredirler. Onları bastırmak bahanesiyle merkezden gönderilen Albay ve emrindekiler, müthiş bir işkence ve kıyım başlatırlar. Bu olaylar, o bölgede görevli, yıllardır başkentin yüzünü görmemiş Sulh Yargıcı’nın ağzından aktarılır. Barbarları Beklerken, ürkütücü bir zorbalığın öyküsünü dile getirmekle birlikte, öncelikle bir aşk, sevecenlik, bağışlama ve insancıl duygular romanı. Coetzee roman kişilerini, olayların geçtiği ortamı öylesine ustaca aktarıyor ki, karakterlerin hiçbiri karikatürleşmeden, iyi ve kötü yanlarıyla somutlaşıyor. Coetzee zorbalara da, onların kurbanlarına da aynı insancıl tavır içinde yaklaşıyor. Barbarları Beklerken’i okurken, bir yandan az gelişmiş ülkelerde yıllardır oynanan siyasal oyunları izleyecek, öte yandan alışılmadık ama gerçek, sarsıcı bir aşka tanık olacaksınız.
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2006
  • Sayfa Sayısı:
    200
  • ISBN:
    9789750705991
  • Orijinal Adı:
    Waiting for the Barbarians
  • Çeviri:
    Dost Körpe
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
fazi 
24 Haz 17:33 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

İlk kez John Maxwell Coetzee kitabı okudum. Ve çok beğendim.. Bu aralar kitap seçimlerim beni hep mutlu ediyor. Şanslı bir ay oldu bu bakımdan benim için :)
Hayali bir imparatorlukta sınırda güvenliği sağlayan ve adı kitap boyunca belli olmayan bir sulh hakimi tarafından anlatılıyor olaylar. Hakim, vergilerle rahat bir yaşam sürer ancak bu rahatlık Albay Joll geldiğinde sona erer. Karakola hırsızlık nedeniyle getirilen kişilerden birisi ölür ve bir çocuk hayatta kalır. Albay Joll tarafından işkence gören çocuk barbarların imparatorluğa isyan hazırlığı yaptığını anlatır. Bunun üzerine Joll, bir grup askerle barbarları yakalamak için karakolu terk eder ve kısa süre sonra yanında esirler ile geri döner. Bu sırada nereden geldiği bilinmeyen bir dilenci kızı karakolun önünde bulan hakim çok geçmeden kıza farklı duygularla bağlanır.
Yazarın kendisi de Güney Afrikalı olduğu için anlattıkları ile sömürgeci devletler ve yönetimler neredeyse her sayfada eleştirilmişti. (Tabi ki haklı eleştirilerdi her biri.)
Okurken aklıma gelen sorular ise şöyleydi;
-Bir yerde otoritenin kurulması için mutlaka halkın korkutulması mı gerekir?
-Kötü olayları her zaman çaresiz ve kendini savunamayacak kişilerin üstüne yıkarak sıyrılmak neden en kestirme yoldur?
-Barbar 'yerli halk' mıdır yoksa halkın yaşadığı yerlerde zorla hakimiyet kurmaya çalışanlar mı?
-İnsanların dış görünüşü onları 'barbar' olarak adlandırmaya yeter mi?
-Adilce yargılanmadan infaz edilen insanlar hep gerçekten 'aradığımız suçlu' mudur?
-Somut bir delil olmadan suçlanan bu insanlar sorumluların içi rahat etsin diye günah keçisi olmak zorundalar mı?
-İnsanların yaşadığı yere sahip çıkması yanlış bir şey midir?
-Her zaman kendimiz gibi olanlara mı aşık olmalıyız?
-Sınıf farkına inananlar hep 'soylu' insanlar mıdır?
Bunlar şu an yazarken aklıma gelenler sadece. Emin olun aklınıza bunların dışında birçok soru gelecek okurken..
1980 yılında yazılan bu eserdeki her cümle ne yazık ki şu an da gerçekliğini koruyor. Halka hitaplar değişse de yöneticiler tarafından uydurulan kılıf hep aynı. Halktan korkanlar yaptıkları suçlamalarla, insanlık dışı işkenceleri haklı çıkardıklarını düşündükçe bu devran da böyle sürüp gidecektir diyor ve incelemeye noktayı koyuyorum..

Ahmet Leman 
13 Tem 15:28 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Hayatın bütün nasiplerinden faydalanmış, belli bir mevkiye kadar gelmiş bir insanın, insafsız ve hiçbir dayanağı olmayan bir yıkım karşındaki duruşu, mücadelesi. Bütün bunların gölgesinde naif bir aşk.

Hikaye tek bir kişinin ağzından aktarıldığı için okurken sıkıcı buldum yer yer. Lakin öyle sahneler de var ki, okuduklarınızı hazmedebilmek için kendinize zaman tanımanız gerekebilir.

Hakim karakterinin hem askerlere hem de barbarlara aynı insancıl tavırla yaklaşması kitabın beslendiği yer. Benim nacizane beğenimi de bu yönü kazandı. Psikolojik-dram sevenlerin okuması gereken bir eser.

Fatih DOĞANCI 
18 Kas 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Dünyanın acılar tarihinde katlanmakta zorlandığım ne varsa hepsinin ortak sebebini bildim bu kitabı okuyunca..insanın alçalmakta sınır tanımayan vahşi doğası..kesinlikle harika bir kitap..

orhan demir 
07 Mar 17:30 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

barbarları beklerken içerisinde bulundurduğu aşk ile diğer kitaplardan kendini ayırabiliyor..farklı bir anlatımı var evet ..sürükleyici ..düşündürücü ve o kadar acı içerisinde buruk bir mutluluk bırakabilir...okunmalı diyorum.. barbarların dünyasına hoşgeldiniz ..

Kitaptan 36 Alıntı

Belkin 
11 Ağu 10:09 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Gururumu yenemeyerek kendimi kandırmak için boşuna anlam çıkarmaya, ilişkiler bulmaya çalışan benim. Beni pençesine alan nasıl bir düşkünlük bu!

Barbarları Beklerken, J. M. CoetzeeBarbarları Beklerken, J. M. Coetzee
Belkin 
11 Ağu 10:20 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Neyin haklı, neyin haksız olduğunu bildiğini sanıyorsun. Anlıyorum. Hepimiz öyle sanırız.

Barbarları Beklerken, J. M. CoetzeeBarbarları Beklerken, J. M. Coetzee
fazi 
23 Haz 18:11 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

J. M. Coetzee - Barbarları Beklerken
"Çakal tavşanın karnını deşse de dünya dönüyor."

Barbarları Beklerken, J. M. Coetzee (Can Sanat Yayınları , E-kitap 1. Sürüm 2015)Barbarları Beklerken, J. M. Coetzee (Can Sanat Yayınları , E-kitap 1. Sürüm 2015)
Belkin 
11 Ağu 10:01 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Uzun süre düşünüyor yattığı yerde. Sonra, «Usandım konuşmaktan,» diyor.

Barbarları Beklerken, J. M. CoetzeeBarbarları Beklerken, J. M. Coetzee
4 /