Adı:
Başka Bir Mutluluk Fikri
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750736810
Kitabın türü:
Çeviri:
İnci Malak Uysal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Başka Bir Mutluluk Fikri
Başqa Bir XoşbƏxtlik
Philadelphia’da 2010 ilkbaharının ilk günlerinde, hayatının otuz yılını parmaklıklar ardında geçiren Agatha hapisten kaçar. Artık ellilerini sürmekte olan bu kadının cezasını tamamlamasına kısa bir süre kalmışken hapishaneden firarı, başta FBI olmak üzere Amerikan emniyet güçlerini harekete geçirir. Tüm bu karmaşadan habersiz, sıradan hatta sıkıcı bir yaşam süren Milly’nin hayatı ise, bu kaçak tarafından rehin alınmasıyla birlikte hiç ummadığı biçimde değişir. Peşlerindeki kanun adamlarını atlatmaya çalışarak emektar bir Oldsmobile ile yaptıkları beş günlük bu yolculuk sırasında, uğradıkları şehirlerde eski dostlarına yaptığı her ziyaret Agatha’nın geçmişine ait sırları tek tek ortaya çıkaracaktır.

Yazdığı romanlar çok sayıda dile çevrilen ve milyonlarca okura ulaşan Marc Levy, bu kez edebiyat severleri, yıllar sonra özgürlüğün ve mutluluğun peşine düşen iki kadınla birlikte heyecan dolu bir yolculuğa çıkarıyor.
404 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Səhər tezdən evdən çıxan Aqata üfüq boyunca uzanan mənzərəyə seyr etməyə başladı. O, nəm torpağın ətri ilə qarışan şam ağaclarının qoxusunu digərlərinə çəkdi. Aqata hər zaman arzuladığı başqa bir xoşbəxtliyin artıq həyatının onun üçün açdığı bu yeni səhifədə olduğunu anladı. O, hər zaman məhz bu xoşbəxtliyin arzusu ilə yaşamışdı.
Elə həmin səhər, qayıdarkən yolda Raula da baş çəkmiş Milli nəhayət ki, Filadelfiyaya çatdı.
O, ilk öncə evinə deyil, "Kambar Kampus Center" kafesinə doğru yol aldı.
304 syf.
·Beğendi·10/10
"Biz sadece vicdanları sarsmayı isteyen genç insanlardık ama içimizden bazıları azimle sistemi sallamak istiyordu." syf.167




Kitabın beni bu kadar saracağını ve deli gibi inceleme yazmak isteyeceğimi bilseydim baştan daha dikkatli bir okuma yapardım. Daha çok detayı not alırdım. Şimdi aklımda kalanlarla idare edeceğiz.


Kapağından ve tanıtım yazısından da anlayacağımız gibi bu bir yolculuk romanı. Ana kahramanlarımızdan ilki Milly adında 30 yaşlarında genç bir kadın. Oldukça monoton ve sakin bir hayatı var, ta ki benzin istasyonunda Agatha tarafından arabasında rehin alınana kadar.


Diğer kahramanımız Agatha 50'lerinde bir kadın. Hapishanede geçirdiği 30 yılın ardından tahliyesine 5 yıl kala firar ediyor. Planları ve kendini sorumlu tuttuğu, halletmesi gereken işleri var. Onları da okurken öğreniyoruz. Kitap boyunca merakımızı dinamik tutan unsurlardan biri de bu: Hapishaneden neden kaçtı? Tabi bir de hapse neden girdiği sorusu var ki hikâyenin bel kemiğini oluşturan da bu sorunun cevabı.

Uzun zamandır Beat Kuşağı'na ilgi duyuyor ama araştırmaya fırsat bulmuyordum. Bu kitapta bu dönemin konu edildiğini görünce çok sevindim ve ilgim daha da artarak okudum. Agatha bu kuşağın bayrak tutan gençlerindenmiş. Milly ile olan sohbetlerinden genel bir fikir ediniyoruz bu kuşakla ilgili. Soruya cevap olarak da: Agatha'nın dahil olduğu topluluk her türlü ırkçılığa, ayrımcılığa, savaşa karşıttı ve cinsel devrimin de öncüsü oldular. O zamanlar insanlar eşcinselliğini şimdiki kadar rahat ifade edemiyordu. Şimdi ne kadar rahat ifade edebiliyorlar o da ayrı bir tartışma konusu. Burda bunu konuşmayacağım. Agatha'yı hapse attıran sebep, polisin ırkçı bir katliamının intikamını alma amacıyla gerçekleştirilen bir eylemin (bir gece önce üç siyahi gencin uykusunda öldürüldüğü bir karakolu havaya uçurmuşlar ama içinde kimse yokken) faili kabul edilmesiydi.)
Ben bu Beat Kuşağı'na ilgim olduğu için meseleyi dallandırıp budaklandırmak istiyorum. Ufuk S. Yüksel'in yazısının büyük bir kesitini olduğu gibi paylaşıyorum. Çok az bir kısmını kırptım:

••••••••••••


“Beat Kuşağı” genel olarak Jack Kerouac, Allen Ginsberg ve William Burroughs merkezinde olmak üzere edebiyatla ilgilenen ve Amerika’nın dört bir yanında geniş arkadaş grupları oluşturarak sınır deneyime çok farklı araçlarla yaklaşan topluluğu tanımlamak için kullanılır. Bu süreçte özellikle bir grup oluşturma amacının olmadığı ve burada oluşan karmaşık ilişkilerin yolda, kendiliğinden oluştuğu görülür. 1940’larda, New York’taki Columbia Üniversitesi’nde bir edebi toplulukta tanışan bir grup öğrenci, Büyük Bunalım sonrası demiryollarına kendini vuran hobolar gibi amaçsızca otostopla Amerika’yı dolaşmaya başladılar. Gittikleri her eyalette yeni insanlarla tanıştılar ve adı henüz konulmasa da sisteme, geleneğe ve alışıldık yaşam biçimlerine muhalif bir kitle oluşmaya başladı. New York City merkez olmak üzere, Denver ve San Francisco‘da toplandılar.
50’li yıllarda bu grubun edebi çalışmalarının ve yaşam tarzının gençlik üzerinde etkisi çok büyük olmuş ve 50’lerdeki bu kıvılcımdan görkemli 60’lar doğmuştur. Dolayısıyla bize “Beat Kuşağı”nı bir grup edebiyatla ilgilenen arkadaş olarak almak yerine 50’li yıllardan 60’ların sonuna dek uzanarak Woodstock’la zirve yapan ve her alanda sınır deneyime doğru ilerleyen, kültürel anlamda insanlık tarihinin “Altın Çağı” olan dönemi yaratan kuşağı almak daha doğru görünmektedir. 60’lı yıllarda yükselen underground kültürün arka planına baktığımızda hep Beat Kuşağı’nın izlerini görmekteyiz. Jim Morrison, Bob Dylan, John Lennon gibi isimlerin yaşam tarzlarında doğrudan bu anlayışı görmek mümkündür.
Beatler, Buda’yı ve meditasyonu Amerika’ya tanıttılar. Onlar, gençliği özgürleştirdiler ve insanları kurgulanmış yaşam biçimlerinin ötesine davet ettiler. 60’ların ikinci yarısında on binlerce gencin akın akın Hindistan’a doğru yola çıkması, Batı’nın mekanik yaşam formlarından topluca kaçış anlamına geliyordu ve başkaldırının doğrudan eyleme dönüşmüş biçimiydi. Bu dönemde Jim Morrison “Dünyayı istiyoruz, hemen şimdi istiyoruz” diyerek, arayışın ne denli büyük olduğunu göstermekte ve daha fazla beklenemeyeceğini ifade etmektedir.

Beat romanlarının ortaya çıkar çıkmaz büyük tepkiyle karşılanıp sansürlenmesi, uyandırdıkları dehşetten kaynaklanmıştır. Beat Kuşağı yazarlarının ve şairlerinin ilk eserleri, alışılmadık üsluplarından ve içeriklerinden ötürü sansürlendiler. 1950’li yıllarda bu nedenle onlarca dava açıldı, birçok eser ancak büyük oranda sansürlendikten sonra yayımlanabildi. 1960’lara girilirken Beat Hareketi, Amerika’da yeraltı gençliğinin en büyük ilham kaynağı olmuş ve müzikten sinemaya, şiirden romana her alanda etkisini göstermeye başlamıştı.  60’ların öne çıkan müzisyenleri Beat Kuşağı’ndan ciddi anlamda etkilendiler. The Doors, Bob Dylan, the Rolling Stones, the Beatles, Pink Floyd gibi gruplar yaptıkları deneysel çalışmalarla Beat Kuşağı’nın gelenek yıkıcı-muhalif karakterinin müzikteki temsilcileri oldular. Mülkiyetsizlik-aidiyetsizlik gibi değerleri merkezine koyan Hippiler doğrudan Beat Kuşağı’nın derin etkisi altındaydılar. Amerika ve Avrupa’daki 68 hareketleri de eylem pratiğinde Beat Kuşağı’nın tavrına yakın bir duruş sergilemektedir. 60’lı yılların iyimserliği, coşkusu ve deneyselliği yerini 80’lerde sanat da dahil olmak üzere her şeyin mekanikleştirilmeye çalışıldığı, gerici bir döneme bıraktı. Bu değişim, Beat Kuşağı’nın pratikte sonu olacaktı.


•••••••••••••••

Tekrar merhaba! Yazıyı okuduysanız sonundaki 68 eylemleriyle ilgili, Agatha, ablası ve 10 kişiye yakın diğer arkadaşlarından oluşan bir grup, o yıllarda bu eylemlerde faaliyet gösterdiler. Olaylar esnasında kimileri öldürüldü, kimileri tutuklandı, kimileri kimliğini değiştirip kendine başka bir hayat kurdu. Devleti rahatsız ettiler çünkü Vietnam Savaşı'nda boşa dökülen kandan rahatsız oldular. İşçi topluluklarını korudular, feminist kolektifleri örgütlediler, ilk gey ve lezbiyen topluluklarına şekil verdiler, yöneten sınıfın dikte ettiği düzene saldırdılar, ırkçılığı ve her türlü ayrımcılığı bitirmek istediler. Her on gençten sekizinin aklına devrim fikrini soktular. Kısacası özgürlük ve başka bir mutluluk fikri'nin hayali ve amacındaydılar...

"Gençken yaptığımız her şey, savaşarak, kaçarak ve gizlenerek geçen bu yıllar, başka bir mutluluk fikri uğrunaydı." syf.173



Agatha'nın hikayesine geri dönelim. Malum suçtan hapsedildi. (Bu kısımda spoiler vermemek için gerçekten parmağımı ısırıyorum.) 30 yılın ardından da firar etti. Agatha'nın 5 yıl kadar önce ölmüş olan ablası, ölmeden önce gruptan sağ kalan birine bir defter emanet etmiş. Defteri verdiği kişiye, kendisine bir şey olması halinde onu Agatha'ya ulaştırmasını rica etmiş ama görünüşe bakılırsa çok da sözünün eri birine emanet etmemiş. Defter Agatha'ya gelmeyince Agatha deftere gitmeye karar veriyor. Eski bir arkadaşın yardımıyla hapisten kaçıyor. Aynı arkadaş para yardımını da esirgemiyor. Nihayetinde bir benzin istasyonunda o meşhur Oldsmobile'ı gasp ediyor. Arabanın sahibi tahmin ettiğiniz gibi Milly. Milly'le beraber 5 günlük yolculukları başlıyor. Bu yolculuk kısmını okumak öyle zevkliydi ki... Yol sohbetleri için kitabı tekrar tekrar okuyabilirim. Milly'i neden kendiyle beraber sürüklediğinin, görünürdeki sebebinden (hapisteki 30 yıldan sonra iyi araba kullanmayı unutmuş) başka bir sebebi de var. Milly de biz de epey bir zaman sonra öğreniyoruz gerçek sebebi. Bunu buraya yazmıyorum tabii ki çünkü büyük spoiler olur :Ddd Bu yolculuk esnasında, geçmişteki on kişilik grubun, bir şekilde kimlik değiştirip hayatta kalan üyelerine tek tek ziyarette bulunuyorlar, defteri soruyorlar. Yolculuk boyunca yaklaşık 7-8 kişinin evine/karavanına/barına, yaşamını sürdürdüğü yere, misafir oluyoruz ve hikâyesini dinliyoruz. Her bir hikâye etkileyiciydi ama beni en çok duygulandıran Agatha'nın, öğretmen olan Vera'yı ziyaretinde ayrılırken söylediği şu sözler oldu: "Öğrencilerine söyle biz onlar için savaştık, korkunç hatalar yaptık ama her zaman daha adaletli bir dünya yaratmak amacıyla hareket ettik."

En çok etkilendiğim kısmlar yine ırkçılıkla ilgili devlet eliyle yapılan insafsızlıkların anlatıldığı kısımlar oldu. Kitap sonlara doğru ne temposunu ne gizemini kaybederek öyle bir ilerliyor, karakterlerin bir düğüm gibi olan geçmişleri ve hikâyeleri gibi öyle güzel çözülüyor, hiç tahmin edemeyeceğimiz kişiler arasında öyle bağlantılar çıkıyor ki kitabın başındaki "Tesadüf yoktur, sadece buluşmalar vardır." alıntısı adeta ete kemiğe bürünüyor.


Kitapta geçen ve kitabın ruhunu delice yansıttığını düşündüğüm şu şarkıyı da buraya iliştirmekten kendimi alamıyorum: https://youtu.be/ADN1lLEp3H0


Yazın okumak için kesinlikle muazzam bir kitap ve hazır D&R - Can Yayınları 7₺ kampanyası (internet sitesinde geçerli değil bu arada, sadece mağazalar) kapsamındaki kitaplardanken kaçırmayın derim. Bol keyifli okumalar........


PS: Buna da değinmeden edemeyeceğim. Yazarın sondaki teşekkür metnine bakar mısınız ne kadar naif, kibar ve SADE :D -----> https://hizliresim.com/Or9EJz
304 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Sanırım marc levy ne yazsa okurum. Sonu belirsiz olan kitapların ustası kendisi. Diğer kitaplarının aksine bu biraz daha gerçekçi bir kitaptı. Irkçılığı eleştirmesi tarihi irdelemesi ve bunj olay örgüsünü hiç bozmadan yapmış olması bile bu kitabı okumanızı gerektirir. Marc levy ile henüz tanışmadıysanız hemen tanışın ve tüm kitaplarını okuyun
304 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Aslında nasıl başlayacağımı bilmiyorum.gerçekten tam bir marc şevy tarzında yazılmış sürükleyici,heyecanlı ve sonu ummadığınız bir şekilde biten bir kitap olmuş.severek okudum.yazarın anlatımı ve kurgusu gerçekten sıkmıyor.tavsiye ederim
Yayınevi:

Bakı, Qanun Nəşriyyatı

kampusun yaxınlığındakı yanacaqdoldurma məntəqəsində o, gizlicə Millinin maşınına oturur və heç bir şey anlatmadan ona dediyi yerə sürməsini əmr edir. Bir saniyə içində Millinin müntəzəm ritmli və nizamlı həyatı darmadağın olur. Aralarında iyirmi il yaş fərqi olan bu iki qadın çıxdıqları uzun yol boyu bir-biriləri ilə yaxından tanış olmağa çalışır, hətta sirlərini, arzularını belə ­paylaşırlar.

ABŞ-nın ştatlarında keçən 5 günlük yol… Bu səyahət zamanı görüşdükləri hər bir insan Aqatanın sirli həyatına bir az daha aydınlıq gətirir. Sonradan Milli isə bu qadınla görüşünün təsadüfi olmadığından ­şübhələnir.

Devamını Göster
Vasat insanlar, Tanrı yanlarında olduğu için yaptıkları her şeyin normal olduğu hissine kapıldıkları dinsel bir coşkuya katılırlar.
Bir erik ağacını sallar gibi sallamak istiyorum seni! Sadece iyi olduğu için biriyle hayatını paylaşmazsın, içini titrettiği için paylaşırsın... o yan odadayken bile onu özlediğin için, sohbetleri kadar sessizlikleri de sana bir şeyler anlattığı için (...) akşam uykuya dalarken ölümden korktuğunda seni yatıştıran tek şey onun bakışını, ellerinin sıcaklığını düşünmek olduğu için...
Primitiv insanlar möminliyə sığınmaqla həy şeyi düzgün etdikləri və doğru yaşadıqları,Tanrının onların tərəfində olduqları barədə özlərində bir illüziya yaradır və bununla da təsəlli tapırlar.
Kimileri, hayatları onları ölümden uzak tutan bir ipe bağlıymışçasına anılardan beslenir; kimileri ise kalan zamanı aydınlatmak için anılarını silerdi.
Marc Levy
Sayfa 14 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Başka Bir Mutluluk Fikri
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750736810
Kitabın türü:
Çeviri:
İnci Malak Uysal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Başka Bir Mutluluk Fikri
Başqa Bir XoşbƏxtlik
Philadelphia’da 2010 ilkbaharının ilk günlerinde, hayatının otuz yılını parmaklıklar ardında geçiren Agatha hapisten kaçar. Artık ellilerini sürmekte olan bu kadının cezasını tamamlamasına kısa bir süre kalmışken hapishaneden firarı, başta FBI olmak üzere Amerikan emniyet güçlerini harekete geçirir. Tüm bu karmaşadan habersiz, sıradan hatta sıkıcı bir yaşam süren Milly’nin hayatı ise, bu kaçak tarafından rehin alınmasıyla birlikte hiç ummadığı biçimde değişir. Peşlerindeki kanun adamlarını atlatmaya çalışarak emektar bir Oldsmobile ile yaptıkları beş günlük bu yolculuk sırasında, uğradıkları şehirlerde eski dostlarına yaptığı her ziyaret Agatha’nın geçmişine ait sırları tek tek ortaya çıkaracaktır.

Yazdığı romanlar çok sayıda dile çevrilen ve milyonlarca okura ulaşan Marc Levy, bu kez edebiyat severleri, yıllar sonra özgürlüğün ve mutluluğun peşine düşen iki kadınla birlikte heyecan dolu bir yolculuğa çıkarıyor.

Kitabı okuyanlar 51 okur

  • Sema Ergun
  • Hande Çiler
  • Şeyma Günal
  • Merve G.
  • Duygu Macar
  • eyüp duman
  • Nur
  • Mrv ck
  • Melike Meriç
  • Sevgi

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40.7 (11)
9
%3.7 (1)
8
%22.2 (6)
7
%7.4 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0