Başka Dünyalarda Canlı Mahlukat Var mıdır?

·
Okunma
·
Beğeni
·
195
Gösterim
Adı:
Başka Dünyalarda Canlı Mahlukat Var mıdır?
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057865090
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karakarga Yayınları
Türkiye’nin ilk bilim-kurgu eseri, bir asır sonra ilk defa Latin harfleriyle okuyucuyla buluşuyor.

“Bu dünyalarda canlı yaratık var mıdır? Şüphesiz böyle bir sorunun cevabı lazımdır, dediğimiz sürece hayat neden sadece dünyamızda oluşmuş olsun? Bu âlemlerin ortasında, bu dünyaların hepsi birdir. Toz kadar olan Dünya’mızda hayat, canlı yaratık olsun da, onlarda olmasın? Onlar bu dünyadan küçük müdür? Onlar bu dünyadan ilerleme bazında farklı mıdır? Hayır, bu bahsedilen dünyamız gibi hep birbirinden doğmuştur. Hepsi birbirinin anası, babası, hepsi birbirinin kardeşidir. İşte bu soruya karşı bugün kesin cevap verilmiş:
Her âlemin kendine özgü, kendi doğal şartlarına göre oluşmuş canlısı, canlı yaratığı vardır.”

Bakteriyoloji ve kimya alanlarında uzmanlaşan Osman Nuri Eralp’in bilimsel çalışmaları, kendi döneminde en kapsamlı ve öncü çalışmalar arasında yer alıyordu.

Türkiye’de bilim-kurgu adıyla kategorize edilebilecek belki de en eski örnek olan bu eser, Bilge Kösebalaban tarafından keşfedildi ve Osmanlıca harflerle ilk yayımlanışından bir asır sonra, ilk kez Merve Köken tarafından Latin harfleriyle çevrildi.
96 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Osman Nuri Eralp,1918 senesinde bir yazı kaleme alıyor. Ve en çok merak edilen sorulardan birini yanıtlamaya çalışıyor:
‘Başka dünyalarda canlı mahlukat var mıdır?’
Diğer gezegenleri inceliyor; bilhassa Mars’a büyük hayranlık besliyor. Şunu da ekleyerek şaşırtıyor:
‘Her gezegende Marksizm, Darwinizm sistemleri hükmeder.’
Bu kısa eseri bilim-kurgu olarak görmek zor olsa da, yazıldığı dönem açısından değerlendirince büyük bir önem arz ediyor.
.
Çevirisinde Merve Köken.sadeleştirmesinde Bilge Kösebalaban ve kapak tasarımında Sedat Gösterikli yer alıyor ~
96 syf.
·2 günde·Puan vermedi
"Türkiye'nin ilk bilim-kurgu eseri, bir asır sonra ilk defa Latin harfleriyle okuyucuyla buluşuyor!"

Bu manşet beni harekete geçirmeye yetti tabi. Hayranı olduğum bi dilden hayranı olduğum kategoride bi kitap, yaşasın! Ama heyecanımın karşılığını pek buldum diyemem. Bahsedelim:

Osman Nuri Eralp, 1900'lerin başında bakteriyoloji ve kimya alanında uzman bi amcamızmış. Astronomik bilgilerle de tezlerini güçlendirip böyle, makaleyle bilim-kurgu arasında bi eser çıkarmış ortaya.
Benim memnuniyetsizliğim de burda devreye girdi galiba. Bilim-kurgu beklerken "gibi"si karşıma çıkınca biraz hayalkırıklığına uğramış oldum. Hâlbuki bey amcamız tamamen hayal gücünü yansıtmış; başka gezegenlerde hayat olabilir mi, olursa nasıl olur, oralarda da bizim gibi insanlar mı var, yoksa daha zekileri ya da daha hayvanîleri mi var, gibi bitakım suallere varsayımsal cevaplar sunmuş. (Darwinizm'den, Marksizm'den falan da bahsediyodu biraz, tercih meselesi.) Gayet bilimsel ifadelerle kütlesel, hacimsel vs. aklımda tutamayacağım birsürü sayı da vermiş. Daha n'apsın? Al sana bilim, al sana kurgu. Ne bekliyoduysam artık.. Ama Ziya Paşa'nın Tercii-i Bend'inden yaptığı alıntıları çok sevdim;
#50396165 , #50397358 , #50398805

"Acaba arzın kardeşleri olan Merih'te Müşteri'de, Zühre'de nebatatın ,hayvanatın, insanların da kardeşleri yok mudur? Şüphesiz var! Orada oralarda da o dünyalarda da yaşayıcı, canlı mahlukat var. Evet, var! Buna şüphe edilemez. Buna şüphe yok."
Bir asır öncesinden bi adam çıkıp heyecanla bunları yazmış ve bu duygu bir asır sonra okuyana da geçebiliyor, helal olsun. Ben aradığımı bulamasam da, bulanlar arayanlardır :) Merak edenler okusun, zaten aşırı kısa, fazla vaktinizi almaz. 96 sayfa ama ilk yarısında Türkçesi, diğer yarısında da Latin harfleriyle Osmanlıcası -bi nevi orijinali- bulunuyor. Yani takriben 50 sayfalık bi kitap.
Keyifli okumalar...

Sen n'aptın Rumeysa ?
96 syf.
·Beğendi·8/10
Karakarga Yayınları Kayıp Kitaplar Kütüphanesi serisinden 1918 yılında yazılmış, tam 101 yıllık Osmanlıca ilk Bilim Kurgu eser. Tabi o zamanki isimlendirmesi ile Fenni Roman.

İnsanın varoluşundan itibaren aklında olan bir soruya cevap arıyor. Başka alemler var mıdır? Başka dünyalarda hayat var mıdır? Yazar bunu çok araştırarak yazmış okuduğunuzda bunun farkına varıyorsunuz. Anlatımında biraz fazlaca kesinlik var ama kendi kurgusunuda içine katmış.

Gezegenler, gezegenlerin oluşumu, yapıları, geleceği ve sonları üzerine fikir yürütüyor. Tüm gezegenlerin güneşten koparak oluştuğu. Zamanla soğuyarak canlı yaşamına imkan verdiği ve zamanla daha da soğuyarak yaşamların sona erdiğini anlatıyor.

Gezegenlerin oluşumunda ateş gibi olması, zamanla yaşam şartlarını sağlayan dönüşümü, her başkalaşımda canlı türlerinin kendilerini alıştırması ve evrimleşmesi var. Tabi bunları 50 sayfaya kısa kısa sığdırmış yazar.

Bizim kültürümüzde ve 1900'lü yılların başında yazıldığı düşünüldüğünde çağının çok ötesinde bir kitap. Tavsiyemdir.
96 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap, 1918 yılında yazılmış olan ilk Osmanlıca bilim kurgu eseri. 96 sayfa olmasına rağmen kitap 55. sayfada bitiyor. Bundan sonrası eserin orijinal hali ile yazılmış kısımlarının olduğu bölüm. Ben o kısımları okumadım. Zaten düzgün bir Türkçe ile çevrilmişti ve editörlüğü güzeldi. O kısımlarda farklı bir olay var mı diye kontrol ettim. Olmayınca kitabı yarısında bitirdim.

Kitap, birinci sözündeki eğitime - özellikle pozitif bilimlere - verilecek önemi anlatan 1 sayfalık bir yazı ile başlıyor. Sonra o kadar galakside sadece Dünya olmayacağı başka gezegenlerde de hayat olacağını ileri sürüp bunun yanıtını bizlere açıklıyor. Daha sonra Utarid (Merkür), Zühre (Venüs), Merih (Mars), Müşteri (Jüpiter) ve diğer soğuk gezegenler olarak belirttiği Zuhal (Satürn), Uranüs ve Neptün gezegenlerindeki hayatın, bitki ve hayvanların nasıl evrimleşebileceğini, o gezegenlerin genel özelliklerini veren kısımlara bulunmaktadır. Son kısımda ise bu gezegenlerde ve Güneş'te hayatın nasıl son bulunabileceğini anlatan bir kısım bulunmaktadır. Yazar sanırım Darwin'den etkilendiği için bazı sayfalarda Darwinizm ve evrimden bahsetmiş.

Yazarın Merih (Mars) gezegeninde anlattığı tahimnler bana Stanley G. Weinbaum'un yazmış olduğu Bir Mars Destanı kitabındaki Mars bölümlerini anımsattı. İki yazar da aynı gelişmiş canlılardan ve gelişmiş şehirlerden bahsediyordu. Ek bilgi olarak Bir Mars Destanı kitabını okumayanlara onu da öneririm.

Bu kitabı, bilim kurgu eserleri okuyanlara tavsiye ederim. Puanım 9.5/10.
Burcu Kumbay
Burcu Kumbay Başka Dünyalarda Canlı Mahlukat Var mıdır?'ı inceledi.
96 syf.
·Beğendi·7/10
Dikkat, yazı spoiler içerebilir. Çok merak ettiğim bir kitaptı, büyük bir zevkle okudum ve bilimkurgu severlerin kesinlikle okuması gerektiğini düşünüyorum fakat; Osman Nuri Eralp’ın bu kitabı bilimkurgu değil de bilimsel bir makale olarak yazdığını düşünüyorum. Osman Nuri Bey’in dönemin bilimkurgu ve bilimsel kitapları ile etkileşimi ve zengin hayal gücü sonucu (büyük ihtimal balık burcuydu) güneş sistemi ve gezegenler üzerine yazdığı bilimsel makalesi bir bilimkurgu hikayesine dönüşmüş. Kitapta gezegenler ile ilgili doğru bilgiler olsa da, gerçekle ilgisi olmayan fantastik bilgiler de mevcut örneğin Osman Nuri Bey Mars’ın 9 derece olduğuna, gezegende insandan kat be kat akıllı ve gelişmiş canlıların yaşadığına; Venüs’ün 22 derece olduğuna ve gezegenin bataklıklarla kaplı, ejderhalar ve timsahlarla dolu bir Amazon Ormanı olduğuna inanıyor. “Mars’ta medeniyet pek ileri gitmiştir. Maharet dolu makinalar icat edilmiştir. İnsanlar aklen pek yüksek bir seviyeye çıkmışlardır. O derece ki uzuvları makinaların çalışması yüzünden çalışmaktan geri kalmış, fikren oluşan aralıksız çalışması sonucu beyni yetişip büyümüş ve evrimleşmiş, bedenleri küçülerek körelmiş ve kuruyup kalmıştır.” demekte. Kendisi sıkı bir Darwinci ve bilime sonuna kadar inanan bir hayalperest. “Acaba Dünya’nın kardeşleri olan Mars’ta, Jüpiter’de, Venüs’te de bitkilerin, hayvanların, insanların kardeşleri yok mudur? Şüphesiz var! Evet, var! Buna şüphe edilemez. Buna şüphe yok!” diyerek inancını büyük bir inatla tekrar tekrar dile getirecek kadar kendinden de emin. Keşke zamanında Osman Nuri Bey gibi bilime bu kadar tutkuyla bağlanan, araştıran, yazan, yıldızlara bakan biliminsanlarımız olsaydı da bugün ledli ekmek kutusu yapacağımıza uzay gemisi inşa edip Venüs’ün ormanlarını görmeye gitseydik. Bu kadar değerli bir insanın yazdığı bu kısacık denemeyi bizlerle buluşturan herkese teşekkürler.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Söze başlamadan önce kitabın tükenmekte olduğunu belirtmekte fayda görüyorum. Yine baskı yapar mı, yapmaz mı bilinmez. İlgi duyduğunuz bir kitapsa eğer almanızda fayda var.

Karakarga Yayınları’nın Kayıp Kitaplar Kütüphanesi’nin ikinci kitabı. İlk kitabı olan "Ejderha Kitabı"nı bu başlık içerisinde incelemiştim. Arama çubuğunu kullanarak buna ulaşabilirsiniz.

İlk kez Türkçe yayınlanan bu eser uzaylılar ve Osmanlı döneminde bilimin konumuyla alakalı güzel bilgiler sunuyor. Gerçi yazar şu an yeniden dirilseydi büyük hayal kırıklığına uğrardı fakat bu önemli değil. Önemli olan o dönemlerde başta Mars olmakla birlikte diğer gezegenlerdeki yaşam türlerine ve biçimlerine nasıl bakıldığını görmenizi sağlaması.

Kitabın ilk yarısı günümüz Türkçesi olarak basılmış. Diğer yarısı ise eski dilde yazılmış. İstediğiniz taraftan okuyabilirsiniz. Her ikisi de aynı şeyi anlatıyor. Siz hangi şekilde okumak istiyorsanız onu tercih edebilirsiniz. Günümüz Türkçesi olan bölümde taş çatlasa birkaç bilmediğiniz kelimeye rastlarsınız. Zaten onlardan başka da rastlamanız mümkün değil.

Ben beğenerek ve merak ederek okudum. O zamanlardaki bilimsel veriler ışığında özellikle Mars gezegenindeki yaşam formlarına olan bakış açısı gerçekten okuma değerdi. Üstüne tartışılabilecek bir kitap aslında.
Yayın dünyası sayesinde tamamıyla anladığım ve emin olduğum bir şey varsa, o da memleketimiz halkında eğitime, terbiyeye, insaniyete yönelim ve yeteneğin gerçekten fazla olmasıdır.
"Osmanlı'nın son dönem usta ve bilge edebiyatçılarından olan, 1880 yılında vefat eden aslen Erzurumlu, öğretici üslubu ile nam salmış merhum Ziya Paşa'nın Tercii-i Bend'inde yer alan didaktik bir bölümü, bu kitabın anlattığı bilimsel fikirlere uygun olması bakımından, buraya büyük bir tutku ile aktarmak oldukça münasiptir.

"Ecrâm-ı bî-nihâye ile pürdür âsmân,
Nisbet olunsa zerre değildir bu hâk-dân.
Bin şems-i tâbdâr ü hezârân meh-i münîr,
Yüz bin sevâbit ü nice seyyâre-i ıyân.
Her şems eder tevâbi-i mahsûsasiyle seyr,
Her tâbie tevâbi-i uhrâ eder kırân.
Her şems eder levâhikına neşr-i feyz-i hâs,
Her lâhikın tabiatı emsâline nihân.
Her cümle merkezinde eder seyr-i bî-vukûf,
Her kıt'a mihverinde bulur feyz-i câvidân.
Her cümle-i vesîada mebsût bin vücûd,
Her kıt'a-yı fesîhada meşhûd bin cihân.
Her bir vücûd masdar olur bin vücûd için,
Her bir cihân hezâr cihândan verir nişân.
Her zerrede tarîka-i mahsûsa üzre feyz,
Her cismde tabiat-ı mahsûsa üzre cân.
Her âlemin sinîn ü tevârîhi muhtelif,
Her bir zemînde başka hisâb üzredir zaman.
Peyvestedir sevâhili girdâb-ı hayrete,
Bir bahrdır ki hâsılı bu bahr-ı bî-kerân.
Subhâne men tahayyare fi sun'ihi'l-ukûl,
Subhâne men bikudretihi ya'cüzü'l-fuhûl."
"İnsan aklı kanatlanır, uçar ve uçar. Bu uzay boşluğunun uçlarına doğru yükselir. Yükseldikçe önünde yeni bir sonsuz alan açılır. Gördüğü, düşündüğü her şey, bilimin gösterdiği, öğrettiği her şey estetik birer şiire dönüşür. Onun için bilim; şiir ve edebiyatın hayal gücünü ve düşüncesini sanki düşünceden eyleme geçirir."
"Tahkîk olunsa nakş-ı temâsîl-i kâinât
Ya hâb u ya hayâl u yâhud fesânedir
Müncer olur umûr-ı cihân bir nihâyete
Sayfın şitâya meyli, bahârın hazânedir."

(Ziya Paşa)
Osman Nuri Eralp
Sayfa 47 - Dünyada görünen şekiller, oluşumlar incelense; ya rüya ya hayal ya da efsane olduğu ortaya çıkar. Yazın kışa dönüşmesi, baharın sonbahara dönüşmesi gibi; dünyanın işleri de elbet bir sona varacaktır.
"Hayat denilince sadece dünya akla geliyor. Hâlbuki böyle bir zan pek yanlıştır. Bu bir hatadır. Çok büyük bir hatadır. Sonsuz uzaya dair büyük ve uçsuz bucaksız bunca âlem ortasında bir tuz tanesi, özel bir zerre bile olmayan yeryüzüne, Dünyamıza her şeyi tamamen atfetmek yok mu, işte bu, bilime hiç, hiçbir şekilde uygun olmayan bir fikirdir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Başka Dünyalarda Canlı Mahlukat Var mıdır?
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057865090
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karakarga Yayınları
Türkiye’nin ilk bilim-kurgu eseri, bir asır sonra ilk defa Latin harfleriyle okuyucuyla buluşuyor.

“Bu dünyalarda canlı yaratık var mıdır? Şüphesiz böyle bir sorunun cevabı lazımdır, dediğimiz sürece hayat neden sadece dünyamızda oluşmuş olsun? Bu âlemlerin ortasında, bu dünyaların hepsi birdir. Toz kadar olan Dünya’mızda hayat, canlı yaratık olsun da, onlarda olmasın? Onlar bu dünyadan küçük müdür? Onlar bu dünyadan ilerleme bazında farklı mıdır? Hayır, bu bahsedilen dünyamız gibi hep birbirinden doğmuştur. Hepsi birbirinin anası, babası, hepsi birbirinin kardeşidir. İşte bu soruya karşı bugün kesin cevap verilmiş:
Her âlemin kendine özgü, kendi doğal şartlarına göre oluşmuş canlısı, canlı yaratığı vardır.”

Bakteriyoloji ve kimya alanlarında uzmanlaşan Osman Nuri Eralp’in bilimsel çalışmaları, kendi döneminde en kapsamlı ve öncü çalışmalar arasında yer alıyordu.

Türkiye’de bilim-kurgu adıyla kategorize edilebilecek belki de en eski örnek olan bu eser, Bilge Kösebalaban tarafından keşfedildi ve Osmanlıca harflerle ilk yayımlanışından bir asır sonra, ilk kez Merve Köken tarafından Latin harfleriyle çevrildi.

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Hale Şahin
  • Hayrettin Dilli
  • Eren Özkan
  • Ali TAŞDEMİR
  • Derya Demirci
  • Nisle
  • Selin ARIER
  • ata
  • Rumeysa
  • bi dilini tutabilsen.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.2 (2)
9
%0
8
%11.1 (1)
7
%55.6 (5)
6
%0
5
%0
4
%11.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0