Baştan Çıkarıcının Günlüğü

7,9/10  (19 Oy) · 
35 okunma  · 
12 beğeni  · 
1.115 gösterim
Kierkegaard, Baştan Çıkarıcının Günlüğü'nde insanlık tarihi kadar eski olan baştan çıkarma "uğraşı"nı yeniden gözden geçirmeye teşvik ediyor bizi. Bununla bağlantılı olarak da öpüşme, genç kızlık, nişanlılık, evlilik vs. gibi "bildik" konulara ironik yorumlar getiriyor. Kierkegaard'a göre hayatın üç aşaması vardır: Estetik, etik ve dinsel aşama. Bunlardan ilki olan estetik aşamada her şey zevkin çevresinde toplanır. Ya/Ya Da'nın bir bölümünü oluşturan ancak bağımsız bir bütünlüğe de sahip olan Baştan Çıkarıcının Günlüğü işte bu estetik aşamaya dair...
Kierkegaard, Regine Olsen adında on yedi yaşında bir kızla nişanlanır, bir sene sonra da kitapta da ipuçlarını bulabileceğiniz sebeplerden nişanı bozar ve Berlin'e kaçıp Ya/Ya Da'yı bitirir. Bazı temel otobiyografik özellikler yüzünden Kierkegaard'ı "baştan çıkarıcı" Johannes'le özdeşleştirenler olsa da günlük, kurmaca ağırlıklıdır. Aslında, kitapta ne sıradan bir baştan çıkarıcı söz konusu ne de alışıldık bir günlük: Johannes, kendini etik, estetik ve erotik içerimleri olan bir aşk bilgeliğiyle donatmış sıra dışı bir baştan çıkarıcı; bir estet, bir "erotist." Ayrıca özgürlük düşkünü biri. Hem kendisinin özgür olması gerekiyor, hem de baştan çıkardıklarının. Günlüğe gelince; her ne kadar bazı tarihler göze çarpıyorsa da okurun en az hissedeceği şey günlük formu olacak; en çok hissedeceği ise ironik gözlemlerle bezenmiş sıkı bir roman tadı.

Özgürlükçü bir erotist estetin baştan çıkarma üzerine klasikleşmiş gözlemleri...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9789755391441
  • Orijinal Adı:
    The Seducer's Diary
  • Çeviri:
    Süha Sertabiboğlu
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:

Yazarı, Ya/Ya Da şiiriyle tanıdım. O şiirden sonra bu adamın her kitabını okumalıyım dedim. Soren Kierkegaard, Baştan Çıkarıcının Günlüğü ' nde kendisine özgürlükçü erotist diyen Johannes isimli bir baştan çıkarıcının, hoşlandığı Cordela isimli genç bir kızla yaşadığı ilişkiyi gayet akıcı ve edebi bir dille romanlaştırmış.

Felsefeci, düşünür Soren' in her kitabı gibi bu da her ne kadar genel toplum tarafından marjinalize edilmeye çalışılsa bile aşkın doğasını, gerçekliğini en iyi anlatan eserlerden biri oldu benim için. Çoğu insan için bu kitap kadınlara ağır bir eleştiri ve ironilerden ibaret gelse de tam tersi olduğunu düşünüyorum. Aşkın özgürlük ve estetik olduğunu anlatıyor. Estetiğin özgürlük arayışını, en kadim ve olağanüstü olan hali aşkla kimlikleştiriyor. Aşkın en güzel ve samimi halinin özgürlük olduğunu, etik olan olgularınsa aşkı sığlaştırdığını düşünüyor. Mesela bir kız ve erkek sevgili olarak dışarı çıkınca eleştiren gözlerin, sözlerin hedefi oluyor. Ama nişanlı bir çift olarak çıktıklarında bu gayet etik görünüyor. Etik olanın estetiği, özgürlüğü öldürdüğünü, aşkı basitleştirdiğini anlatıyor. Soren Kierkegaard, tam da beklediğim gibi iyi bir yazar ve düşünür. Farklı bir kitap ve önyargısız okumanızı tavsiye ederim.

Aslı 
13 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitapla ilgili araştırmalar yaptığımda yazarın tıpkı anlattığı gibi bir nişanlılik geçirdiği ve nisani bozduğunu dolayısıyla kitabın biraz otobiyografik özellikler taşıdığını gördüm. Aşk,bağlılık,nişan ve evlilik kurumları üzerine yapılan bir deneyin felsefi anlatımı olarak yorumlanabilir.

mustafa adıgüzel 
 10 Nis 14:55 · Kitabı okudu · 4 günde · 10/10 puan

harika! nasıl bu kadar az okunduğunu anlayamadığım, birçok kitaba bedel bir eser. Döneminin olaylarına göndermeler, Hegel'e karşı çıkışları, berrak, cesurca ve bir felsefeciden beklenmeyecek kadar açık bir anlatım -kesinlikle muğlak değil-. Ertelenmeden okunması gerekli :)

Gulan 
23 Şub 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Harikulade bir anlatım, büyüleyici bir akış, can alıcı bir hikâye/günlük. Okurken insanı başka baska duygulara savuran bir kurgu. Elinizde olmadan kendinizi kaptiracaginiz bir kitap lakin çok kaptirilirsa sakıncalı olacak türden. Tabi bir kadın okuyucu olarak da oldukça korkunç, mide bulandırıcı, alçak bir adamın günlüğü olarak bulmus olmam da olası aynı zamanda. Böylesine bir anlatım dilini kaybedecek değilim. Bu seneye bir kaç tane daha Kierkegaard kitabı sigdiracagim kesin. Her ne kadar beni uzmus, korkutmuş, olmayan umudumu kere kere karalamis olsa da, kesinlikle kendisiyle daha yakından tanisacagim yazdıklarıyla.

Deliler Cumhuriyeti 
13 Mar 03:51 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

En başta karman çorman gibi geliyor eser ama okumaya devam edince zihin berraklasiyor. Hicbir eserde tahlillerin kusursuz olması beklenemez elbette ama burada olabildiğince az tutmuş kusurları.

Kitaptan 58 Alıntı

Şaşırt beni, tükendim, takatim kalmadı, gel namus ve şeref için savaşalım. O kızı bana göster, olanaksız gibi görünen bir olanak göster bana, yer altı dünyasının gölgeleri arasında göster bana onu, alıp yukarı çıkarırım, bırak benden nefret etsin, beni aşağılasın, kayıtsız kalsın, bir başkasını sevsin, korkmuyorum; ama suları karıştır, sessizliği boz. Benden daha güçlü olduğunu hayal etmene yatıyor diye bana böyle sefalet çektirdiğin için alçaksın sen.

Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard (Sayfa 31)Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard (Sayfa 31)
Aslı 
07 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yabancı bir gezgini yanlış yola yönlendirip onu orada tek başına bırakmak zalimce bir davranış da, insanın kendi içindeki patikalarda kaybolmasina neden olmak daha masum olabilir mi?

Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard (Sayfa 8)Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard (Sayfa 8)
A.rahim Kara 
09 Nis 15:03 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"... umutsuz birinin neye cüret edeceğini önceden kestirmek zor."

Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard (Sayfa 57 - İş Bankası Kültür Y.)Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard (Sayfa 57 - İş Bankası Kültür Y.)

Hasret ne demek? Dil ve şairler bununla kafiyeli bir kelime bulmuşlar: hapis. Ne mantıksız! Sanki yalnız hapiste yatanlar hasret çeker! Sanki özgürken hasret çekemez! Özgür kalsaydım, hasret çekmeyecek miydim? Ama diğer taraftan ben özgürüm, bir kuş gibi özgür, yine de nasıl hasret çekiyorum!

Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren KierkegaardBaştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard
tabula rasa 
19 Ara 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Bir olayın hatırlanabilmesi için zaman çizgisinde bizden ne kadar uzaklaşmış olması gerek; hatırasındaki özlemin artık ona yetişememesi için ne kadar uzaklaşmış olmalı? Çoğu insanın bu bağlamda bir sınırı vardır; zamanca onlara çok yakın olanı da, zamanca çok uzak olanı da hatırlayamazlar. Ben sınır tanımıyorum. Dün yaşanılanı zaman çizgisinde bin yıl geriye itiyorum, hala sanki dün olmuş gibi hatırlıyorum."

Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren KierkegaardBaştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard
Maya 
30 Mar 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Aşk hakkındaki şahsi görüşüm, her aşk ilişkisinin en fazla altı ay süreceği ve en uç noktaya kadar tadı bir çıkarıldı mı o ilişkinin sona ermeye mahkum olduğudur.

Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren KierkegaardBaştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard