Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bataklıkta batmış vaziyetteyiz ve daha da ilginci Mutluyuz.
10/10
·140 syf.·
Beğendi
·
2023 115. kitabı
Andrei Gidenin kitapları kimisi için zor eserlerdir. Bunun sebebi de zannedersem yazarla kurulamayan duygusal bağlantılar diye düşünüyorum. Bu kitapta yazar değişik bir teknik kullanmış. Durağınlığın içerisinde hareket. Ne demek istediğimi okuyanlar anlayacaktır. Kitabın arka kapağında da yazdığı gibi yazar biraz spontane yazmış kitabı..genel kalıpların dışında olarak. Betimleme yahut karakter tanıtımları beklemeyin. Sanki bir büfeye sigara almaya gelmiş gibi kitaba girip çıkıyormuş gibiler. Tabii biraz daha etkin olan bir iki karakter hariç. Ana konusu ise yaşama, yaşamımıza aykırı bir bakış. Hayatı bir bataklığa benzetiyor, sıkıcı ve kendini tekrar eden bir monotonluk olarak. Yazarı asıl rahatsız eden bataklıkta batmaktan, bu yaşamdan insancıkların mutlu olmaları. Mutlular ise sorun yok deyip geçemiyor. Kendi yaşamını da dahil ediyor bu bataklığa lakin tek farkla kendi bunun farkında ve bataklıktan çıkıp gitmek için seyahatlere çıkıp alternatif yollar arama niyetinde. Genel olarak kitabın okuyucuları, kitabı pek anlayamasalar da anladıklarımız çok güzel anlayamadıklarımız kim bilir ne kadar da güzeldir yaklaşımların da olduklarından kitaptan memnun kalmışlar. Sağlıcakla ve kitapla kalın.
BatakAndré Gide · L&M Leyla ile Mecnun Yayıncılık · 2005240 okunma
8/10
·140 syf.·
2020 5. kitabı
Tityre benim içimde,senin ve onun da.Mesele aslında Tityre olmaktan kurtulmak değil.Zaman zaman onu yok sayıp değişimi denemek ve vakti geldiğinde yeniden Tityre olup bataklığı seyredip huzuru hissetmek,göremesek de nilüferlerin dallarının olduğuna inanmak.
BatakAndré Gide · L&M Leyla ile Mecnun Yayıncılık · 2005240 okunma
7/10
·140 syf.··
2018 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2018 08:58
Modernizm hareketleri Rönesans’la başlamış ve Ortaçağ’ın din merkezli düşüncesine ve bu düşüncenin etkilerine isyan etme, karşı koyma şeklinde kendini göstermiştir. Modernizm, var olan kültürün artık bir kenara atılması gerektiğini ve yeni bir kültüre ihtiyaç olduğu düşüncesini benimser. Modernizmin temelinde, modern bilimin etkilerinin geleneksel otoriteyi zayıflatan yenilikleri vardır.
1000Kitap
BatakAndré Gide · L&M Leyla ile Mecnun Yayıncılık · 2005240 okunma
Puan vermedi·140 syf.·
2025 48. kitabı
André Gide, iyi bir yazar. Ancak Batak kitabını yorumlamak pek o kadar kolay değil. Romanda Virgilius'un Kır Şiirleri isimli eserindeki kahramanı Tityre ile benzerlik kuruluyor. Tityre, bir bataklık kenarında yaşayan, bundan sıkılacağı yerde bu durumu umursamayan hatta mutlu olmaya çalışan bir insan. Yazar kendini, belki de tüm insanları Tityre'in içinde bulunduğu durum ile özdeşleştiriyor. Hepimiz, bir bataklık kenarı olan bir dünyada yaşıyoruz, ne yazık ki gidecek başka yerimiz yok, burada mutlu olmak zorunda olmamız nedeniyle arada mutlu oluyoruz. Örneğin bataklıkta birtakım gazların yol açtığı renkli ışıklar hoşumuza gidiyor, kötü kokulara alışıyoruz, bazen bu manzara hoşumuza bile gidiyor. İnsanın çaresizliği de kitaptaki ana temalardan biri bence. Bir yazarın kitap yazma süreci, farklı bir şekilde anlatılmış. Ama amaç, kitabı yazmaktan ziyade bu süreç içinde yaşanan düşünceler ve arkadaşları olan edebiyat çevresinin tepkileri. Kitabı sevdim mi sevemedim mi bilemiyorum. Anlatım tarzı ve söylemek istediği şeyler bakımından güzel; ama umutsuzluk, karamsarlık hissettirmesi bakımından da kasvetli ve huzursuz edici diyebilirim. Ancak yazarın amacı, okuru huzursuz etmek ise -ki büyük ihtimalle öyle- bunu başarmış gibi.
BatakAndré Gide · L&M Leyla ile Mecnun Yayıncılık · 2005240 okunma
4/10
·140 syf.·
2023 43. kitabı
Enteresandı. Okuyup %62.7 sini anlamadığımı düşünmeme rağmen sevdim. Garip bir havası vardı kitabın. Yağmurlu havada kısa kolluyla gezdikten sonra güneşli havada eldiven takmaya benziyor sanırım. Bilmiyorum.
BatakAndré Gide · L&M Leyla ile Mecnun Yayıncılık · 2005240 okunma
Puan vermedi·140 syf.··
Beğendi
·
2017 1438. kitabı
Olduğu yerde saydığı halde bu kadar keyifli okunan bir kitabı bulmak zordur diye düşünüyorum. Karakter de eser de aslında olduğu yerde sayıyor ama yine de okutuyor kendini.
BatakAndré Gide · L&M Leyla ile Mecnun Yayıncılık · 2005240 okunma
BATAK (Kaygı, Bunalım, Yabancılaşma, Anlamsızlık...)
Puan vermedi·140 syf.··
2025 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2025 19:04
Eser, sanatsal üretimin sancısını ve hiçbir şey yapmamanın insan üzerindeki derin psikolojik etkilerini merkeze alan başkahramanı bir yazar olan hikâye etrafında gelişir. Bu yazar, mücadele eden fakat bir arpa boyu kadar ilerleyemeyen bir kişinin hikâyesini anlattığı ve ismini "Batak" olarak koyduğu bir kitap üzerinden hareketle asıl yazarın(Andre Gide) kendisini hicvettiği küçük bir romanın bunalımlı kişisidir. Böylelikle "Roman içinde roman" olgusu meydana çıkmıştır. Entelektüel dünyanın hiçbir harekette bulunmamasını, sığ görüşlü basit edebiyat insanlarını ve hayatın standartlarının eleştirildiği eserde toplumsal monotonluk; birey, yazar ve "bataklık" üzerinden varoluşçu felsefe etrafında çokta açık olmayan bir dille ele alınmış olup okunması gereken kitaplar arasındadır -bana göre-
BatakAndré Gide · L&M Leyla ile Mecnun Yayıncılık · 2005240 okunma
André Gide
7/10
·88 syf.··
2022 8. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2022 14:28
Bu eserin okuduğum diğer tüm eserlerden yazılış biçimi olarak farklı olduğunu söyleyebilirim. Kitabın ismi "Bataklık" fakat kitapta tam olarak asıl metni değil asıl metni nasıl yazdığını anlatıyor. Bu anlatımda asıl metni bir günlük şeklinde parça parça veriyor. Bu anlatımla yazım sırasında yaşadığı duyguları ve çevresinden aldığı etkiyi yansıtıyor. Bu ana metin etrafında dönen diyaloglara gelecek olursak asıl konu insanların harekete geçmemesi diyebiliriz. Mutluluğa nasıl kavuşacağımızı tartışırken var olan görüşlere eleştiriler de bulunuyor. Kendisi ise harekete geçmeden, bir şeyleri değiştirmeden mutluluğa ulaşamayacağımızı savunuyor. Eserin her bir karakteri bir görüşü savunduğu için onları diyaloglara eleştiriyor. Bunları bir kenara bıraktığımızda ana metin olan "Bataklık" sadece bir edebi metin olarak elimizde kalıyor. Farklı bir yazım biçimi olarak okunabilecek bir eser..
Edebiyat
BataklıkAndré Gide · Kapra Yayıncılık · 2022240 okunma
Puan vermedi·100 syf.··
2025 30. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2025 13:39
Andre Gide’in Batak adlı eseri, bireyin kendi arzuları ile toplumun dayattığı kurallar arasında sıkışmışlığını çarpıcı bir dille işler. Gide, insan karakterinin zayıflıklarını ve iç çatışmalarını derin bir psikolojik çözümleme ile aktarırken okura karanlık ama düşündürücü bir iç yolculuk sunar. Kısa ama yoğun anlatımıyla insanın kendi ‘bataklığına’ nasıl saplanabileceğini gözler önüne serer.
BatakAndré Gide · Timaş Yayınları · 2023240 okunma
Yazmaya Adanmış Bir Hayat
7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Yazmaya adanmış bir hayat. Yazarın hayatının bir yansıması olarak kabul edebileceğim bu eserde (belki de ana karakter yazarın kendisidir) “Batak” adlı bir kitap yazabilmek için toplumla savaşır. Toplumun bireylerine göre “yazmak sanatı” çok önemsiz bir iştir. Sanatın bu şekilde değersiz biçilmesine karşılık en büyük başkaldırıyı, yazar Andre Gide, karakterinin koyduğu son nokta ile bizlere bir kez daha göstermiş ve ustalığını kanıtlamış olur.
BatakAndré Gide · Timaş Yayınları · 2023240 okunma

Yazar Hakkında

André GideYazar · 40 kitap
André Paul Guillaume Gide (22 Kasım 1869 Paris - 19 Şubat 1951 Paris) Fransız yazar. 1947 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Gide, 22 Kasım 1869 tarihinde Paris, Fransa`da dünyaya geldi. Babası Protestan ve köylü kökenli, annesi Katolikti. 8 yaşında Paris'te Alsace Okulu'na gönderildi. Sık sık hastalandığı için öğrenimi kesintiye uğradı. Gide henüz 11 yaşındayken (1880) Paris Üniversitesi`nde hukuk profesörü olan babasını kaybetti. Ailedeki kadınların etkisi ve annesinin katı otoritesi altında büyüdü. 1889'da okuldan mezun oldu. Yaşamını yazarak geçirmeye karar verdi.Yazı hayatına 1891’de 21 yaşındayken yayımladığı André Walter'in Günlükleri(Les Cahiers d'André Walter) ve Narsis Üstüne İnceleme ile başladı. Ama ikisi de başarısız bulundu. 1893'te Kuzey Afrika gezisine çıktı. Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı. Fransa'ya döndüğünde oradaki katı Victorya dönemi yaşantısının olumsuzluklarından rahatsız oldu. 1894'te tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Burada Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas'la tanıştı. Onların yüreklendirmesiyle baskı altında tuttuğu eşcinselliğini kabul etti. Annesi hastalanınca Fransa'ya döndü. 1895'te kuzeniyle evlendi. 1896`da Normandiya`da bir komüne belediye başkanı oldu. 1908`de bazı seçkin yazarlarla birlikte Nouvelle Revue Française adında bir edebiyat dergisi kurdu. 1916`da 16 yaşındaki Marc Allégret ile sevgili oldu. Marc Allegret ile eşcinsel ilişkisi ailesinde huzursuzluk yarattı. Eşi Gide'nin kendisine yazdığı mektupları yok etti. I. Dünya Savaşı yıllarında Kızılhaç ile gönüllü insani kuruluşlarda çalıştı. 1923'te ilk feministlerden ünlü Elizabeth van Byyselberghe ile olan yasak ilişkisinden tek çocuğu kızı Catherine doğdu. 1924 yılında Corydon adlı homoseksüelliği savunan bir kitap yayımladı, fakat eser ilk etapta kınandı. 1925'te Fransız Ekvator Afrikası'na gitti. Burada gördüklerinden de etkilendi. Dönüşünde sömürgeciliği eleştiren yazılar yazdı. 1925 yılında yayımladığı Kalpazanlar Gide`nin en önemli eserlerinden biri olarak görülür. 1926`da otobiyografik eser olan "Si le grain ne meurt"u yayımladı. Komünizme ilgi duydu. 1936'da büyük umutlarla gittiği Sovyetler Birliği'nden hayal kırıklığı ile döndü. 1938'de eşini kaybetti. II. Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra 1942'de tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Savaşın sonuna kadar burada yaşadı. 1947'de Oxford Üniversitesi'nden "Edebiyat Doktoru" unvanı aldı. Aynı yıl Kasım ayında da Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi oldu. 19 Şubat 1951'de yaşamını yitirdi. Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Edebi, siyasal ve toplumsal sorunlara karşı hoşgörülü bir tutum benimsedi. Genel ahlak anlayışının karşısında bireysel özgürlüklerin savunucusu oldu. Ama aynı zamanda 19'uncu Yüzyıl Fransız edebiyatının en önemli hümanist ve ahlakçı yazarı olarak tanındı. Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki arılık ve uyumla Fransız edebiyatının saygın isimleri arasında yer aldı. Katolik kilisesi André Gide'in eserlerini 1952 yılında Yasak kitaplar listesi'ne koymuştur.