Batılılaşma Yolunda

·
Okunma
·
Beğeni
·
624
Gösterim
Adı:
Batılılaşma Yolunda
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751035530
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkilâp Kitapevi
Baskılar:
Batılılaşma Yolunda
Batılılaşma Yolunda
Bir uygarlık çevresine girme aşamasındaki toplum, model aldığı toplumun kendine göre bir resmini çizer, o uygarlıkta ve hayat tarzında kendine göre demirleme alanları, referans noktaları saptar. Osmanlı İmparatorluğu'nun tüm yapı ve kurumlarıyla bir bütün olarak yaşadığı modernleşme olgusu da bu çizgiden hareket etmiştir. 23 Aralık 1876'da Osmanlı İmparatorluğu artık anayasal bir monarşi oldu ve ömrünün son 46 yılını bu rejimle tamamladı.

İlber Ortaylı'nın Osmanlı kurum ve cemaatlerinin modernleşme çabalarını irdeleyen eseri Batılılaşma Yolunda Tanzimat, Tanzimat devri basını, Osmanlı parlamentosundaki millet temsili, anayasal rejim sorunu, taşra bürokrasisi, idari modernleşme, mahalli idareler, diplomasi, Osmanlı'da laiklik hareketleri, Osmanlı idaresi altındaki dini gruplar, Alevîlik, Nusayrîlîk, Ortodoks Kilisesi ve Musevîler gibi pek çok konuyu tarihsel perspektifi içerisinde ele alıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
328 syf.
“Batılılaşma Yolunda”da, Tanzimatla başlayan batılılaşma hareketinin tarihi seyrini ve etkilerini diplomatik ilişkiler ve ekonomi tarihi üzerine makalelerle ortaya koyuyor Ortaylı.
Tanzimat, Tanzimat devri basını, Osmanlı parlamentosundaki millet temsili, anayasal rejim sorunu, taşra bürokrasisi, idari modernleşme, mahalli idareler, diplomasi, Osmanlı'da laiklik hareketleri, Osmanlı idaresi altındaki dini gruplar, Alevîlik, Nusayrîlîk, Ortodoks Kilisesi ve Musevîler gibi pek çok konuda aydınlatıyor okurları.
328 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitap osmanlının son dönemlerinden ve Türkiye Cumhuriyetine kadar avrupanın batilasma kültürüne bilimde sanatta kilik kıyafette yaşanan değişikleri bu güzel kitap ilber hoca yönüyle okumanızı tavsiye ederim.
328 syf.
·6/10
Dili oldukça ağır bir kitap, bazı bölümlerinde oldukça zorlanıyorsunuz ve ekstra araştırmalar yapmanıza yol açıyor. Bir bölümü üç kez okuduğumu söyleyebilirim size. Ama güzel ve oldukça iyi bir kitap olmuş. Bu konuda azıcık da olsa bilgisi olan kişilerin okumasını tavsiye ederim. Eğer bilginiz yoksa da biraz araştırdıktan sonra okursanız sıkıntı olmaz.
328 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
İlber hocanın okuduğum 3. kitabı, kendisini seven var sevmeyen var, ben sevenlerdenim :)

İlber hoca'ya yönelik en çok duyduğum eleştiri popülist söylemlerde bulunduğunun söylenmesi ve tv'de Murat Bardakçı ile programlardaki bazı söylemlerinin beğenilmeyişiyle ilgili... Aksine, ilber hoca radikal söylemlerden çoğu zaman kaçınıyor ve hayatın, 'dünyanın gerçeği budur' dercesine yapıyor tespitlerini... lise yıllarımdan beri okurum ve katıldığı pek çok programı izledim kesinlikle ülkedeki en sağlam entelektüellerden biri.

Kitaba gelirsek, ilber hoca okumak için asgari düzeyde tarih bilmek lazım, o Allah'ın emri; fakat bu kitap bır tık daha çok istiyor, şahsen 1-2 bölümü anlamak için tekrar araştırma yapıp bir şeyleri hatırladım ve tekrar okudum.

Tanzimat döneminden itibaren başlayıp 19. yy sonlarına kadar genel bazı belirli konularda yazdığı yazılardan oluşuyor. ağırlıklı olarak Osmanlıdaki etnik azınlıklar, dinler mezhepler vb. konular üzerinde durmuş. Batılılaşma fikri çok geniş bir alanı kapsıyor, ilber hoca tarihi yönüne değinmiş ve belirli konular üzerinde durmuş.

Kitabın güzel yanı, tarih okumayı sevenler bilir; bazı vasat tarihçiler gibi kendi görüşünü desteklemek amaçlı cımbızlayarak ortaya kanıt sunmayı değil kimi zaman 'bu konuda kesin bir yargı oluşturamayız' gibisinden bir tavırla yazmış olması bilge ve saygıdeğer bir tarihçi olduğunu gösteriyor.. her kitabında, her konuşmasında bu tavrı takınır zaten, takip edenler bilir...

Kitabı tarih okumayı ve ilber hocayı sevenlere tavsiye ederim...
Bize tarihin başka bir yönünü sevdirdiğin için teşekkürler hocam..
Çok tekrarlanan bir söz de 'memleketimizin yüzde doksan dokuzu müslüman' sözüdür. Mezheb, akide, ibadet biçimleri itibariyle renklilik ve bölümlenme müslümanlar için de söz konusudur. Yani Türkiye aslında sayılmayacak kadar çok dini cemaat ülkesidir. Bu dinler buna rağmen aynı akideye, hazreti ibrahim'in öğretisine, tek tanrıya, aynı inanç sistemine dayanır. yani budizm konfüçyanizm vs. gibi aynı dini kültürel çevreler söz konusu değildir. Ama sayılamayacak kadar bölümlenmiş üç büyük dinin parçalarının çoğuna Türkiye'de rastlanır. Bu kadar çeşitlilik nerede olabilir? Amerika'da olur ama orası göçmen ülkesidir burası ise dinlerin otokron toprağıdır. Tüm bunlara rağmen Türkiye'de insanlar dinleri tanımazlar ve merak etmezler.
Örneğin İstanbul'da doğar, yaşar ve ölürler ama bir kilisenin içine girip de burada pazar ayini nasıl yapılıyor, bunların inancı nedir, duaları nedir, bayram günleri nelerdir, burada pazar ayini nasıl yapılıyor, inançları nasıl açıklanır merak etmezler.
Kısacası kapalı kompartımanlar halinde yaşayan bir toplumduk ve halen öyle bir toplumuz. sokaktaki insandan vazgeçtik okumuş-yazmışların da bu konudaki bilgisizlik ve ilgisizlikleri bürokrasiye yansımaktadır.

Din kültürüne karşı ilgi ve bilgilenme olayı bizim toplumumuz üyelerine gerçekten uzaktır. Dinle ilgili laik bir tutum, merak eden ve hoşgörü ciddi bilgiyle temellendirilmiş değildir. Dinin sözü buna rağmen çok ediliyor, eksik bilgilerle tarih yorumlanıyor.
Geleneksel Osmanlı şehrindeki mahalle, henüz sınıf ve statü farkına göre biçimlenmiş bir mekân değildi. Bir paşanın konağı karşısında, küçük bir evkaf kâtibinin aşıboyalı küçük evi, ilmiyye ricalinden bir efendinin kâşanesinin yanı başında mahalle su yolcusunun kulübesi bulunur, bütün bu insanlar birbirleriyle her gün karşılaşır, belirli bir sosyal dayanışma
saygı ve himaye kurallan içinde yaşarlardı. Aynı tarz hayat gayrimüslimlerin şehrin kenar bölgelerine sıkıştırılmış mahallelerinde de görülürdü.
Osmanlı Ïmparatorluğu anayasal bir yönetime bu ortam içinde geçti. 1876 Aralığı'nda Kanun-u Esasi'yi bazi görüşlerin tersine dış baskılarla değil, ülkenin geleceği için iç gelişmelerin baskısıyla ilan ettirmişlerdi. Büyük devletlerin bazıları Osmanlı Devleti'nin anayasal bir monarşi olmasına ilgisiz, bazıları da karşıydı.
Tanzimat döneminin devlet adamları, yürür1ükteki aile hukuku ve evlenme geleneklerinin sorunlar yarattigının farkındaydilar. Rengârenk dinî yapida herkese hitap edecek bir aile hukuku; bu konudaki yasama programlan Sadrazam M. Emin Ali Paşa'nm Fransiz Medenî Kanunu'nu kabul etme girişimine kadar varmaktadir, ama hiçbir cemaat bu konuda müsait davranmadığından geleneksel evliliği düzenlemek için bazi ferman ve tembihler çıkarmakla yetinmişIerdir. Bu ferman ve tembihler, esas olarak evlenme sirasında başlık ödemeyi yasaklamakta, ağır masraflarin
yapilmasını önlemek istemekteydi. Kuşkusuz bu ferman ve
tembihlerin yaşayan gelenekleri ortadan kaldırdığı söylenemez, bunlar aile hayatındaki belirli gelişmeleri yansıtmaktaydılar. Tanzimat döneminde hiç değilse şehirli nüfus arasında ekonomik ve sosyal zorunluluklarla, eski geleneklerin ve çok karı evliliğinin adamakıllı gerilediği' ve hoş karşılanmadiği bilinmektedir.
Tanzimat yöneticilerine göre bugünün muhalifi yarının çalışma arkadaşıydı.
( Benim notum: İdari tarihimizin değişmeyen ilkesi tam da budur.)
İlber Ortaylı
Sayfa 11 - İnkılap yayınevi
Keçecizade Fuat Paşa'ya atfedilen bir nükte vardır: Muhaliflerinden müraî bir kişi, Babıâli'nin parke döşenerek genişletilen caddesini över ve pek münasip bir iş yapıldığını söyler. Paşa da, "Bize atılan taşlarla döşettik," cevabını verir. Gerçekten de Tanzimat yöneticilerine çok taşlar atılmış, onlar da bu taşları bir devri bina etmek için kullanmışlardır.
İlber Ortaylı
Sayfa 9 - Merkez Kitaplar
Nihayet yabancilann kapitülasyon haklarından yararlanarak gazetecilik yapmasi ve gazete çikarmasıyla önemli bir kurum daha ortaya çıkmıştır; hükümetin sansür ve para ile gazeteci ve gazete satın alarak istedigini
yazdırması... Bu iş, son asır devlet örgütünün degişmeyen bir meşguliyeti olarak da kalmıştır

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Batılılaşma Yolunda
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751035530
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkilâp Kitapevi
Baskılar:
Batılılaşma Yolunda
Batılılaşma Yolunda
Bir uygarlık çevresine girme aşamasındaki toplum, model aldığı toplumun kendine göre bir resmini çizer, o uygarlıkta ve hayat tarzında kendine göre demirleme alanları, referans noktaları saptar. Osmanlı İmparatorluğu'nun tüm yapı ve kurumlarıyla bir bütün olarak yaşadığı modernleşme olgusu da bu çizgiden hareket etmiştir. 23 Aralık 1876'da Osmanlı İmparatorluğu artık anayasal bir monarşi oldu ve ömrünün son 46 yılını bu rejimle tamamladı.

İlber Ortaylı'nın Osmanlı kurum ve cemaatlerinin modernleşme çabalarını irdeleyen eseri Batılılaşma Yolunda Tanzimat, Tanzimat devri basını, Osmanlı parlamentosundaki millet temsili, anayasal rejim sorunu, taşra bürokrasisi, idari modernleşme, mahalli idareler, diplomasi, Osmanlı'da laiklik hareketleri, Osmanlı idaresi altındaki dini gruplar, Alevîlik, Nusayrîlîk, Ortodoks Kilisesi ve Musevîler gibi pek çok konuyu tarihsel perspektifi içerisinde ele alıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 48 okur

  • Feride Yeter ARI
  • Tuğçe Ata
  • Buzdanadam
  • Özlem
  • Curse of Feanor
  • Sefa Çeliker
  • Halil İbrahim TANRIVERDİ
  • Doğukan Parlak
  • Cahit
  • yûsuf

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.1 (1)
9
%27.3 (3)
8
%27.3 (3)
7
%9.1 (1)
6
%9.1 (1)
5
%9.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0