Bay Muannit Sahtegi'nin NotlarıVüs'at O. Bener

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.870
Gösterim
Adı:
Bay Muannit Sahtegi'nin Notları
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
81
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750806162
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Yine öldürgen bir intihar sabahı, yirmi miligram nobraksin almama karşın, ellerimin titremesini önleyemiyorum; kaydın bay Muannit Sahtegi, yapma, seni konuşmak değil, yazmak kurtarır derken, yani günlük adı altında ilk üç beş tümcenin yazıldığı günden tam üç yıl sonra, yeniden başlamayı deniyorum. Yoksa, galibe, dün gördüğüm, yanıbaşında sulandırılmış rakı şişesi, dilenen ihtiyardan beter yıkılmış olacağım. Neyi, nasıl, niçin kurtarmak? Neden bunca korkmak yıkılmaktan, yok olmaktadn." "Kendi yaşamını otobiyografi biçimine sahip bir kurmaca olarak mı sunuyordur Bener, yoksa otobiyografiyi andıran bir kurmaca mı yazıyordur? Muannit'te belli değildir bu." - Orhan Koçak-
DAHİ DELİ !

Ve karşınızda deli olduğundan mı dahi yoksa dahi olduğundan mı deli bilemediğim Vüs’at Orhan Bener. Çağdaş Türk Edebiyatı 1950 kuşağının yenilikçi öykü, oyun, roman yazarı ve İkinci Yeni’nin ilk öykücüsü.

Nam-ı diğer Oğuz Atay’ın en yakın arkadaşı, kendisini bu sebeple tanımıştım. Ve kendisiyle ilgili bilgim bu kadardı. Bener, Tutunamayanlar kitabının taslağını okuyan ilk kişi hatta Atay’dan kitaptaki bir bölümü çıkamasını ister Atay da çıkarır ve o bölümü Tehlikeli Oyunlar kitabında kullanır ama bazı kaynaklar da o el yazısının henüz gün yüzüne çıkmadığını söylüyor. Yani belirsiz. Neyse konumuz da bu değil zaten. Bener gibi amaçsız konulara girmeye başladım. Bener de bu romanında arkadaşını unutmamış isim vermeden Atay ve kızı Özge’den bahsetmiş, Atay’la ilgili şu alıntıyı yazmıştı.
#33447080

Kitaba geçecek olursak 80 sayfalık bir kitabı kırka yakın alıntı ile kapattığıma göre beğendiğimi söylememe gerek yok herhalde. Yazarla şimdi olmasa bile ilerleyen zamanlarda tanışacaktım lakin Liliyar ve sonradan başka bir hayranı daha olduğunu öğrendiğim İbrahim (Sisifos) “ Yeter Bener’i ertelediğiniz kendinize gelin” dedikleri için tıpış tıpış gidip aldık, okuduk ve iyi ki de okuduk. Teşekkürler size.

MUANNİT - SAHTEGİ
Kitabı elime ilk aldığımda ismi dikkatimi çekti. Daha önce hiç duymamıştım. Araştırdığımda Muannit - inatçı, Sahtegi - sahtekar yani ‘Sahtekarlıkta inat eden’ ya da ‘İnatçı sahtekar’ demekti. Bir yazar düşünün kendine bunları diyor varsın eserini siz düşünün.

HAYATI
Evlatlığı Fatoş dışında kimsesi yok. Fatoş da evlenip gidince hepten yalnızlığa bürünüyor. 3 evlilik yapmış ve boşanmış. İlk eşi hamileyken Menenjit tüberkülozdan ölmüş. Bunu şu dizelerle anlatıyor: #33589865
Bu olaylar onu huysuz, inatçı, yalnız, alkolik bir adam haline getirmiş. Olabildiğince cimri lakin içkisinden gram taviz vermeyen, cahilliğe tahammülü olmayan, çok zeki bir adam. Hayatı her ne kadar sıradan olsa da kalemi asla öyle değil. Bu yüzdendir ki hâlâ pek kimse tanımaz onu. Böyle tanımlamış kendisini : “Eğlendirici değilsem, kapkaralığıma dayanamıyorlar.”
#33588978

Fatoş’a gelecek olursak Bay Muannit Fatoş’u şöyle anlatıyor: #33590086 Fatoş onun evlatlığıdır. Bener sayfa 21 de şunu dese de:
“ Pek şaştınız değil mi? Yirmi beş yaş fark var aramızda. Evlat edinenlerin karıştırdığı haltlarla ilgili hikayeleri yakıştırmaya kalkmayın bana da. Boğarım! Görenek baskısı deyip geçemem, o gözle bakamıyorum ona, bunca basit davranışımın nedeni, yoksa itikâfa çekilmiş papazın teki değilim. “ gerçek farklıdır. Zamanla Fatoş’a karşı başka duygular hisseder hatta günlüğü tutmaya başladığı tarih Fatoş’un İngiltere’ye gittiği tarihtir. Kitabın son cümleleri de onunla ilgili bitiyor zaten. Hatta Bener Fatoş’un da hisleri olduğunu düşünüyor ve belirtiyor şu son cümlelerinde:
“ “ Ateşin var mı?” “ Var. “ Serçe parmağımla ağzından yoklayacaktım her zamanki gibi. Önledi. Boynunu gösterdi. Dudaklarımı dokundurdum usulca. Titredi hafifçe, ürperdi. Kızardım galiba. Olsa olsa 37,1. Korkma, bir şeyciğin yok. “ “
Fakat bunu anlatanın Bay Muannit olduğu ve olayları kendi algılamak isteği gibi yansıtabileceği de unutulmamalı.

Vüsat O. Bener 2005 yılında 24. TÜYAP Kitap Fuarı onur yazarı oldu ama ödülünü alamadan 1 Haziran günü hayatını kaybetti. Ödülünü onun adına eşi Ayşe Bener aldı.

ROMANI
1 Ekim 1979 - 13 Eylül 1989 yılları arasında tuttuğu günlüklerden oluşan kurmaca- gerçeklik arası otobiyografik bir roman. 1991 yılında ilk basımı yapılmış. Günlüklerini romana zamansal sıçramalarla geçirmiş bu da anlam karmaşasına yol açabiliyor ilk okuduğunuz zaman. İlk 5 sayfa sabrederek, anlamaya-kavramaya çalışarak okuyun sonrası çorap söküğü gibi geliyor. Onun dil oyunlarına, kinayeli, ironili anlatımına alışıyorsunuz. Farklı anlatım teknikleri kullanıyor, kolay okuyucu istemiyor kendisi burnu havadalığı burda bile var. Cümleyi düz bir şekilde vermiyor. Yeni anlamlar türeterek, çoğunlukla devrik cümle şekilde; çok fazla yardımcı birleşik fiil, bağlaç ve zamir kullanarak anlatıyor. Olayları parçalı ve çok katmalı anlatması okuyucuyu yorabiliyor. Ayrıksı bil dili var. O da bunu istiyor zaten.

Günlük tarzında yazdığı için o dönemde meydana gelen siyasi-sosyal-psikolojik olaylar hakkında da bilgi sahibi oluyorsunuz. O dönem yaşanan siyasi olayları, siyasi cinayetleri, sıkı yönetimi, gelen zamları eleştiriyor bu durum kitaba biraz belgesel tadı da katıyor.


Kitaba hakim olan kavram Albert Camus’un Saçma kavramı ve İç Konuşma Tekniğidir. (Yazar anlatmak istediği şeyleri kahramanın kendi ağzından, kafasından geçenler şeklinde okuyucuya verir. Kahraman kendi kendine konuşur gibidir. )

Köklerinden kopmuş, temelini yitirmiş, geçmişe, tarihe güvenini kaybetmiş, topluma yabancılaşmış mutsuz, huzursuz, insan varlığını dile getiren bir felsefedir. Bu felsefe daha çok “toplum içinde yaşamış bireyin tehdit altında olduğu, günümüzle gelenek arasındaki bağlantının koptuğu, insanın manasız bir varlık haline geldiği, kendi kendini yitirmek tehlikesinin baş gösterdiği yerde” ortaya çıkar.


Camus’a göre, “Saçma, varolanın kendisinden değil, bilinçten kaynaklanır. Bilincin olmadığı ve bilinç ile bir varlık karşılaşmasının gerçekleşmediği yerde saçma ortaya çıkmaz. Demek ki saçma, bir ilişkidir, bilinç ile dünyanın ilişkisidir. Saçma, insanın dünyadan kopuşunun, onun anlamlı ve özlemlerine uygun düşen bir ilişkiyi kuramayışının ifadesidir.”

Bener saçma sözcüğünü kitapta çokça kullanır. “Bugünden gidebildiğimce ileri gidebileyim, saçma'yı saçma kılmayı deneyeyim” syf 10
“Notlarımı okumayı içim kaldırmıyor, saçmayı saçma kılamamışım besbelli.” syf 80 diye devam ediyor.

İnceleme mi oldu makale mi ? bilemesem de yazar bunu çokça hak ediyor bence. Onu bilmemiz gerektiğini düşünüp bu derece ayrıntılara boğdum. İstanbul gibi metropol bir şehirde kitabı sadece Taksim’de rahatça bulabiliyorsak -ki orda da Yapı Kredi’nin kendi yayınevi var diye- bu bizim ayıbımızdır. Okumayı erteleye erteleye kitapları raflardan kaldırtıyoruz. İlk baskısı 1991 yılında yapılan kitabın 2. baskısı 2001’de 7.baskısı da 2018 de çıkmış. 27 yıllık bir kitap ve 7 baskı. Zweig kahkaha atıyordur şimdi.


Buraya kadar okuduysanız ne mutlu bana, vaktinizi aldıysam affola. Keyifli okumalar.

NOT: Acele etmeden sindire sindire okuyunuz.
Neden bunca doğuştan uygarsın. Hiç insanca yanın yok. Sevemiyorsun. Savın boş. Nesin sen? Oysa isteyebilsen, istemeyebilirdin de. Hadi oradan, bilinçsizliğimin aç bilinci!

Kitap,Muannit Sahtegi'nin 13 yıl boyunca yazdığı güncelerden oluşuyor,Otobiyoğrafik bir roman özelliği de taşıyan kitap bize dönemin siyasi olaylarını da zaman zaman anlatarak belgesel tadı da veriyor.

Bay Sahtegi, hayatın saçmalığından ve anlamsızlığından yakınan,cimriliğinden ödün vermeyen,Cehalete asla sabrı olmayan,yalnız bir emekli olarak Ankara'da yaşayan bey amcamız.

Burada ki etkinlik sayesinde Vüs'at O. Bener ile tanıştım,ve okurken çok keyif aldım,yazarın okuduğum ilk kitabı ama son olmayacak.
Tüm kitapseverlere tavsiye ederim,keyifli okumalar..
  • Satranç
    8.7/10 (8.422 Oy)8.372 beğeni22.705 okunma1.429 alıntı104.926 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.969 Oy)12.416 beğeni31.604 okunma2.734 alıntı131.921 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.806 Oy)8.098 beğeni25.876 okunma618 alıntı126.017 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.034 Oy)17.406 beğeni39.310 okunma2.092 alıntı164.512 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (3.946 Oy)3.471 beğeni11.639 okunma1.034 alıntı47.422 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.789 Oy)7.322 beğeni20.474 okunma674 alıntı79.037 gösterim
  • Aylak Adam
    8.3/10 (2.085 Oy)1.869 beğeni6.294 okunma1.263 alıntı28.942 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.000 Oy)3.060 beğeni9.373 okunma3.992 alıntı84.726 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.495 Oy)5.771 beğeni15.155 okunma2.193 alıntı78.130 gösterim
  • Kör Baykuş
    8.4/10 (1.068 Oy)880 beğeni2.680 okunma1.037 alıntı19.440 gösterim
Hayatınızın herhangi bir döneminde günlük yazdınız mı bilmiyorum. Ancak yazanlar bilir , geri dönüp tekrar okuduğunuzda , ''Ben bunu niye böyle yazmışım?'' yada ''Neden böyle düşünmüşüm acaba?'' dersiniz. Kitapta da sık sık bu duyguyu yaşadım. Bir de olaylar kafamda tam oturmadı. Yani bir insan size gelip pat diye hiç tanımadığız birini anlatsa ilk cümleniz '' O kim ? '' olacaktır. Kitapta günlük şeklinde yazıldığı için , karakterlerin kim olduğu pek belli değil. Bir insanın kendiyle konuşmasını duyarak nasıl onun tüm dünyasını anlayabilirsiniz ki ? Bana göre günlükler , yazara özgü bir şifreyle yazılmış metinler . Öyle ki öyle kısımlar var ki siz hiçbir şey anlamasanız da ,yazar okuduğunda çok şey anlar, çok şey hisseder. Çünkü yazar sizde olmayan bir şeye sahiptir : Anılar. Sizin gördüğünüz zaman kesitinin bir geçmişi var ve bundan mahrum oluş o kesiti yorumlamakta güçlük çıkarıyor.
Ben kendiyle konuşabilen , konuşurken de birileriyle konuşurken olduğu hanımefendi / beyefendi kimliğinden sıyrılan insanları severim . Kitabın günlük olarak yazılması sebebiyle yazarın kendiyle konuşma şekli dikkat çekiyor ve söylediğim gibi kendiyle samimi bir üslupla konuşmuş. Bu açıdan güzeldi.
Genele baktığımda ise kitap akıcı değildi. Epey yavaş ilerledi de diyebilirim.
Güzel insanlar..

Vüs'at O. Bener'in okuduğum ilk kitabı olması, kendisini tanıma imkanına nail olmam beni sevindirdi.

Öncelikle bu kitabı tavsiye üzerine okumaya başladığımı ve beklentimi karşılaşmadığını söyleyebilirim.

Kitap için:

Günlüklerden oluşan kitabı sindire sindire okumaya çalıştim fakat kelimelerde tuhaf bir şekilde oynamaların olması beni okurken duraklattı ve bu yüzden bir cümleyi iki üç defa okumam gerekti. Kitabın hoşuma giden tek yönü yazarın kendisini ve kendisi dışındaki şeyleri güzelce eleştirmesi ve okkalı cümleler ile kendisini okutması.. kitabı bu sayede bitirdim diyebilirim.

(Okumasanız da olur yani. (: )
"Bay Muannit Sahtegi" umutsuz, uyumsuz, karamsar bir kişidir ve bu özelliklerinin bilincindedir. Sürekli kendi kendisiyle didişen, dış dünya ile ilişki kurmaktan hoşlanmayan, kendi yalnızlığı içine gömülmüş bir insandır. Tek kurtuluşu olarak gördüğü yazmak da onu kurtaramaz. Belki bir ototbiyografi belki de bir kurmaca olan bu romanı okumalısınız.
Yazarın bireysel duygularının ve Türkiye'nin Siyasal olaylarının iç içe geçerek yer aldığı bir roman.huysuz inatçı maddi sıkıntılar yaşayan karakterin günlüklerinden oluşan bir kitap..
Binlerce bıçak sokup çıkaracağım göğsüme, ama sonunda, ağır ya da hızlı önemli değil, er geç yenileceksin..
Kimileri "ne çok kendinlesin, kendine acıyorsun" u çarptılar suratıma. Eğlendirici değilsem, kapkaralığıma dayanamıyorlar. Verdiğim zekat yetmiyor mu? Söz bıçkınlığım?
"Alsanıza acımı siz de dev dalgalar biraz koynunuza? "
Soğuksunuz.
Buzsunuz, benden beter!
Kendimizi bir yana koyduğumuzu varsayıp, yakınlarımızın sınırsız isteklerini
karşılamaya çabalamak, onları bu sakat alışkanlıklarından uzaklaştırmaya
yanaşmamak, hatta onların bu tutumlarını özendirmek neden erdem sayılıyor? Var mı, bunlara verilebilecek dürüst, inandırıcı yanıtlarımız? Büyük harflerle söylüyorum kendi payıma. YOK. Öyleyse?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bay Muannit Sahtegi'nin Notları
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
81
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750806162
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Yine öldürgen bir intihar sabahı, yirmi miligram nobraksin almama karşın, ellerimin titremesini önleyemiyorum; kaydın bay Muannit Sahtegi, yapma, seni konuşmak değil, yazmak kurtarır derken, yani günlük adı altında ilk üç beş tümcenin yazıldığı günden tam üç yıl sonra, yeniden başlamayı deniyorum. Yoksa, galibe, dün gördüğüm, yanıbaşında sulandırılmış rakı şişesi, dilenen ihtiyardan beter yıkılmış olacağım. Neyi, nasıl, niçin kurtarmak? Neden bunca korkmak yıkılmaktan, yok olmaktadn." "Kendi yaşamını otobiyografi biçimine sahip bir kurmaca olarak mı sunuyordur Bener, yoksa otobiyografiyi andıran bir kurmaca mı yazıyordur? Muannit'te belli değildir bu." - Orhan Koçak-

Kitabı okuyanlar 63 okur

  • Hilal
  • Dnsnmeryem
  • Deniz Kabuğu
  • Hayriye Ç.
  • Dilara Uluer
  • Mazlum Kaplan
  • S. Burak Manav
  • Alev Yılmaz
  • kyane
  • Sinan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%7.7
18-24 Yaş
%19.2
25-34 Yaş
%42.3
35-44 Yaş
%23.1
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%3.8
65+ Yaş
%3.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.3
Erkek
%44.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8.3 (2)
9
%12.5 (3)
8
%20.8 (5)
7
%20.8 (5)
6
%8.3 (2)
5
%16.7 (4)
4
%4.2 (1)
3
%4.2 (1)
2
%4.2 (1)
1
%0