Adı:
Bayel Ağıtçıları
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750840807
Kitabın türü:
Orijinal adı:
گاو [Gav: Scenario]
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Bayel Ağıtçıları
Beyel
Gerçekle gerçeküstü arasında gidip gelen, birbiriyle bağlantılı sekiz öyküden oluşan Bayel Ağıtçıları 1964 yılında İran’da yayımlandığında büyük ilgi toplar.

Eser İran edebiyatının yanı sıra sineması üzerinde de etkili olur. Bu kitaptaki “Dördüncü Hikâye” Gav (İnek) adıyla 1969’da ünlü yönetmen Daryuş Mehrcui tarafından beyazperdeye aktarılır. Film kazandığı ödülle birlikte İran sinemasının adını dünyaya duyururken, ülkenin sinema tarihinde de dönüm noktası olur.

Çağdaş İran edebiyatının özgün kalemi Gulam Hüseyin Sâedi, Top romanından sonra Bayel Ağıtçıları’yla Türkçede...



Meşhedi İslam öksürdü ve onun bir şey söylemesini bekleyerek: “Meşhedi Hasan, selamün aleyküm, halin keyfin nicedir, iyi misin diye bakmaya geldik.” Meşhedi Hasan sanki geviş getiriyordu: “Ben Meşhedi Hasan değilim, ben ineğim, ben Meşhedi Hasan’ın ineğiyim” dedi. Moserha korkuyla geri çekildi. Kethüda: “Böyle konuşma Meşhedi Hasan, sen Meşhedi Hasan’ın ta kendisisin, değil misin?” Meşhedi Hasan ayağını yere vurdu ve: “Hayır değilim. Ben Meşhedi Hasan’ın ineğiyim” dedi.
156 syf.
·2 günde·8/10
Her okuyucunun favori yazarı/yazarları vardır. Benim de var hatta bayağı fazla favori yazarım vardır. Ama bunun yanında yeni yazarlar keşfetmek, yeni kitapları okumak incelemek bilmek isteriz. Bir kitapçıya girdiğim zaman en az iki saat kalırım. Sırf yeni yazarlar bulmak ve incelemek için. Genelde de bulurum.

İşte bu yazar da böyle bir araştırmanın sonucunda tanıdığım bir yazar. İran edebiyatı her ne kadar dünyada ve Türkiye’de fazla tanınmasa da bence çok değerli yazarlar vardır. Ali Şeriati, Sadık Hidayet, Füruğ gibi yazarlar başta olmak üzere. Ve İran edebiyatının bir başka özelliği de sinema ile iç içe olması. Kitap kaliteli olunca filme uyarlanması sonucu kaliteli film de doğal olarak ortaya çıkıyor.

Bayel Ağıtçıları yazarın okuduğum ilk eseri ama son olmayacak. ( Aslında birden fazla kitabını alacaktım ama ellerinde bitmişti ).

Roman ve hikaye türünün belirli tanımları ve kuralları varmıdır? Tam bilmiyorum. Varsa neye göre ayrılıyor? İlk defa bu kitapta roman ve hikayenin bu kadar iç içe geçtiğini gördüm. Kitabın üzerinde her ne kadar tür olarak roman yazsa da hikaye olarak da okunabilir.

Kitap sekiz bölümden oluşuyor. Olayların geçtiği yer, mekan ve olay kahramanları hep aynı. Ama her bölüm farklı olayları anlatıyor. Birbirinin devamı olarak görünse de aslında sekiz ayrı hikaye olarak da okunabilir. Yukarda belirttiğim roman-sinema ilişkisi bu kitap için de geçerlidir. Sadece 19 sayfa olan dördüncü bölüm gav ( inek ) bölümü 1969 yılında sinemaya uyarlanıyor. Ve uluslararası alanda pek çok ödüle layık görülüyor.

Kitabın bir başka özelliği dini terimler. İran’ın şii olması nedeniyle İran’da ve Şii’likte kutsal olan pek çok olay ve kavram geçiyor. Bu da İran kültürünü, gelenek ve göreneklerini daha yakından tanımamıza vesile oluyor.

Yazar bu sayfada her ne kadar az okunmuş ve tanınmış olsa da bu yazarın değil bence biz okuyucuların eksikliği. Bu yazarla tanışın derim. Okuyacak olanlara iyi okumalar dilerim.
160 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap birbirine bağlı sayılabilecek 8 hikayeden oluşuyor. 4. Hikaye 1969 yılında Gaav (inek) isimli bir filme dönüştürülmüş. Film gerçekten güzel. 4. Hikayenin yanında diğer birkaç hikayeden de parçalar var. Kitapta karakterler ve yerler betimlenmemiş. Bu nedenle ilk dört hikayeyi okurken olayları ve mekanları bir türlü oturtamadım. Ancak 4. Hikayeden sonra filmi izledim ve her şey çok daha canlandırılabilir oldu benim için. Tavsiyem kitabı okumadan önce filmi izlemenizdir.

Kitap bir çırpıda okunuyor. Oldukça keyif aldım. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Bir de baskısı tükenmiş Top isimli bir kitabı var okumak istediğim.

Bunun dışında her kitabın bir müziği olduğuna inanıyorum. Bayel Ağıtçılarının müziği de Ahura’nın Neyestan albümü.
160 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
İran edebiyatı, kültürü, sineması sürekli bizi etkileyen bize yol gösteren bir okumalar toplamı olmuştur.
Sekiz hikayeden oluşan kendi içinde ayrı okuma imkanıda veren bir eser. Hikayelerin ortak noktası Bayel köyü yoksuluk ve kayboluşlar. Ölümler yitirmeler. oluşturuyor
Kitapta dil oldukça yalın ve yoğunlaştırılmış
olarak karşımıza çıkmakta
160 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Okuduğum kitaplar arasında İran kültürünü  tanımak için tek önerebileceğim kitap.
Kitap aynı köyde oturan, aynı kahramanların farklı maceralarını anlatan 8 ayrı hikaye gibi ama hepsinin bütünü romanı oluşturmuş. Bu anlamda okuduğum en enteresan kitaptı. Hem hüzünlü, hem absürt öğelerin olduğu kitapta büyülü gerçekçilik havası var.



Kitabın önsözü bence müthişti ve çevirinin de müthiş olduğunu, çok emek harcandığını düşünüyorum.  Yazar Gulam Hüseyin Tebriz doğumlu ama Türk kökenli...  Oğuz Atay sevenlerin de bu kitabı seveceğini tahmin ediyorum, çünkü önsözde benzetme var.
160 syf.
·10/10
Çağdaş İran edebiyatı'nın özgün kalemi Gulam Hüseyin Sâedi’nin 1964 yılında kaleme aldığı ‘’Bayel Ağıtçıları’’ adlı eseri Gerçekle gerçeküstü arasında gidip gelen, birbiriyle hem bağlantılı hem de kendilerinden bağımsız da okunabilecek sekiz isimsiz öyküden oluşmaktadır. Bayel, kimi kaynaklarda Tebriz yakınlarında bulunan ve günümüz adı Beyg olan bir köy olduğu söylensede, kimi kaynaklarca da böyle bir köyün varlığı olmadığı, tamamen Gulam Saedi nin yarattığı hayali bir köy olduğu belirtilir. Bayel’i okuduğumuzda köyün yapısını, karakterlerini zihnimizde kurgulamamızda zorluk yaşamasak da, anlatılan olayların gerçek ile gerçeküstü ortasında seyir ediyor olması bizlere Juan Rulfo ve Gabriel G Marquez in Büyülü Gerçekliğini, özellikle Marquez’in pek çok eserinde karşılaştığımız,Büyülü Gerçekliğin tam ortasında kurulan kasaba ve köy yapısını anımsatıyor. Bu sebep ile Seadi için Bayel, Marquez’in Macondo’su gibidir diyebiliriz. Bu yanıyla Gulam Saedi’yi ‘’O, İranlılar için Marquez’den önceki Marquez’dir’’ olarak niteleyen İranlı ünlü şair Ahmed Şamlu’nun ne demek istediğini daha iyi anlıyoruz. Eser her ne kadar sekiz öyküden oluşsa da ben, beni en çok etkileyen ‘’İnek’’–(Gaav) گاو hikesi üzerinre bir incelemede bulunmak istedim.Kısa bir hikayeden söz edersek; Bayel de köyün tek inek sahibi olan Hasan, haklı bir gurur yaşamaktadır. İneğine sanki kendi çocuğuymuş gibi bakar. Onu besleyip, yıkayıp, doğum yapacağı günü büyük bir heyecanla bekler.Evli ve hiç çocuğu olmayan Hasan’ın hayatta ki tek mal varlığı ve ailesine bakmak için tek kaynağı bu inektir. Günün birinde ineğin aniden ölümü Hasan da derin ve kalıcı bir etkiye yol açar. Hikaye’nin esas başlangıcı bu süreçten sonra başlar.Hasan karakteri ani bir psikolojik değişime maruz kalır ve kendini bir inek olduğuna ikna eder. Kendini, öldüğüne inanmadığı ineğine dönüştürüp, tıpkı bir inek gibi ahırda yaşamaya, onun gibi beslenip onun gibi davranmaya başlar. Burada Kafkavari bir hava sezinlememek elde değildir.
’’Meşhedi Hasan, Bayel de bir öğle vakti ahırına girdiğinde kendini bir ineğe dönüşmüş halde buldu.’’
Gulam Hüseyin, İnek hikayesi başta olmakla birlikte diğer hikayelerinde de baskın bir şelikde İran toplumu’nun sosyo-külrürel yapısı, Şia geleneklerine sadık bir inanç birlikteliğinin toplumu nasıl şekillendirdiğini ve o dönemde ki ekonomik zorlukların insanları ne denli kötü etkilediğini, insanların tek varlıklarına tek geçim kayanklarına sımsıkı sarıldığına dikkat çeker. İran edebiyatına ilgisini olan yada olmayan her okurun mutlaka Gulam Hüseyin nin kalemi ile tanışması gerek diye düşünüyorum.
1969 İran yapımı, yönetmenliğini Dariush Hehrijui nın yaptığı uyarlama film Gâv (İnek) filmini de muhakak izlenizi tavsiye ederim. Asgar Ferhadi 2016 yılında "The Salesman" filmi için Yabancı dilde en iyi Oscar ödülü aldığı sırada yaptığı konuşmada "ben dramı ondan öğrendim" diyerek Gulam Saedi nin kendisinde yarattığı büyük etkiyi bizlerle paylaşmıştır.
"Hastaneye götürüp de ne yapacaksınız, bırakın köyünde huzur içinde ölsün"
Gulam Hüseyin Saedi
Sayfa 18 - Yapı Kredi Yayınları
İslam gidip taşın üstünü temizled ve ağıt yakmaya koyuldu. Erkekler gömleklerinin düğmelerini açıp ağlamaya, kadınlar damların üstüne gelip ay ışığında başların sallaya sallaya dinlemeye başladılar, önce Papah sonra Bayel'in bütün köpekleri dışarı çıkıp Meşhedi Safer'in evinin arkasındaki küçük meydana gittiler, kulaklarını dikip durdular. Bayel o gece sabaha dek ağıt yaktı.
"İnanıyor musun iyileşeceğine?" dedi.
"İyileşmesi de mümkün iyileşmemesi de. Allah'ın elinde bu."
Gulam Hüseyin Saedi
Sayfa 126 - Yapı Kredi Yayınları
Bence her kitabın bir müziği var. İhsan Oktay Anar okurken Turgut Özüfler’in Osmanlı Saray Müzikleri isimli albümünü dinledim. Bana göre kitapla bir bütünlük sağladı. Yine Jasper Kent okurken Tchaikovsky dinledim. Bunun gibi bir çok kitap için bir çok müzik. Bazıları tam anlamıyla bütünlük sağlıyor, bazıları sağlamıyor. Hobbit okurken Tony Braxton dinledim. Özellikle Un-Break My Heart, sanki Hobbit için yapılmış bir müzikti. Uzatmayayım, Bayel Ağıtçılarının müziği de Ahura’ nın Neyestan albümü bence. Yazdıklarım tamamen kendi fikrim. Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz bilmiyorum. Fikirlerinizi paylaşırsanız memnun olurum.
-Bayel’in köpekleri bunu yaşatmaz diye korkuyorum.
+Köpekler dokunmaz, sen insanları düşün.
Gulam Hüseyin Saedi
Sayfa 94 - Yapı Kredi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bayel Ağıtçıları
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750840807
Kitabın türü:
Orijinal adı:
گاو [Gav: Scenario]
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Bayel Ağıtçıları
Beyel
Gerçekle gerçeküstü arasında gidip gelen, birbiriyle bağlantılı sekiz öyküden oluşan Bayel Ağıtçıları 1964 yılında İran’da yayımlandığında büyük ilgi toplar.

Eser İran edebiyatının yanı sıra sineması üzerinde de etkili olur. Bu kitaptaki “Dördüncü Hikâye” Gav (İnek) adıyla 1969’da ünlü yönetmen Daryuş Mehrcui tarafından beyazperdeye aktarılır. Film kazandığı ödülle birlikte İran sinemasının adını dünyaya duyururken, ülkenin sinema tarihinde de dönüm noktası olur.

Çağdaş İran edebiyatının özgün kalemi Gulam Hüseyin Sâedi, Top romanından sonra Bayel Ağıtçıları’yla Türkçede...



Meşhedi İslam öksürdü ve onun bir şey söylemesini bekleyerek: “Meşhedi Hasan, selamün aleyküm, halin keyfin nicedir, iyi misin diye bakmaya geldik.” Meşhedi Hasan sanki geviş getiriyordu: “Ben Meşhedi Hasan değilim, ben ineğim, ben Meşhedi Hasan’ın ineğiyim” dedi. Moserha korkuyla geri çekildi. Kethüda: “Böyle konuşma Meşhedi Hasan, sen Meşhedi Hasan’ın ta kendisisin, değil misin?” Meşhedi Hasan ayağını yere vurdu ve: “Hayır değilim. Ben Meşhedi Hasan’ın ineğiyim” dedi.

Kitabı okuyanlar 21 okur

  • Ünsal Yılmaz
  • Ahmet Konukseven
  • vedat alıci
  • Gülşen
  • Elanur Sarı
  • gregor samsa
  • Ezgi_kkk
  • Levent Varol
  • Kardelen Çiçek
  • Murat

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.9 (3)
9
%0
8
%42.9 (3)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%14.3 (1)
2
%0
1
%0