Bayel Ağıtçıları

10,0/10  (1 Oy) · 
3 okunma  · 
0 beğeni  · 
23 gösterim
Gerçekle gerçeküstü arasında gidip gelen, birbiriyle bağlantılı sekiz öyküden oluşan Bayel Ağıtçıları 1964 yılında İran’da yayımlandığında büyük ilgi toplar.

Eser İran edebiyatının yanı sıra sineması üzerinde de etkili olur. Bu kitaptaki “Dördüncü Hikâye” Gav (İnek) adıyla 1969’da ünlü yönetmen Daryuş Mehrcui tarafından beyazperdeye aktarılır. Film kazandığı ödülle birlikte İran sinemasının adını dünyaya duyururken, ülkenin sinema tarihinde de dönüm noktası olur.

Çağdaş İran edebiyatının özgün kalemi Gulam Hüseyin Sâedi, Top romanından sonra Bayel Ağıtçıları’yla Türkçede...



Meşhedi İslam öksürdü ve onun bir şey söylemesini bekleyerek: “Meşhedi Hasan, selamün aleyküm, halin keyfin nicedir, iyi misin diye bakmaya geldik.” Meşhedi Hasan sanki geviş getiriyordu: “Ben Meşhedi Hasan değilim, ben ineğim, ben Meşhedi Hasan’ın ineğiyim” dedi. Moserha korkuyla geri çekildi. Kethüda: “Böyle konuşma Meşhedi Hasan, sen Meşhedi Hasan’ın ta kendisisin, değil misin?” Meşhedi Hasan ayağını yere vurdu ve: “Hayır değilim. Ben Meşhedi Hasan’ın ineğiyim” dedi.
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2017
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9789750840807
  • Çeviri:
    Makbule Aras Eivazi, Farhad Eivazi
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Erkan Akdemir 
06 Şub 21:11 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Her okuyucunun favori yazarı/yazarları vardır. Benim de var hatta bayağı fazla favori yazarım vardır. Ama bunun yanında yeni yazarlar keşfetmek, yeni kitapları okumak incelemek bilmek isteriz. Bir kitapçıya girdiğim zaman en az iki saat kalırım. Sırf yeni yazarlar bulmak ve incelemek için. Genelde de bulurum.

İşte bu yazar da böyle bir araştırmanın sonucunda tanıdığım bir yazar. İran edebiyatı her ne kadar dünyada ve Türkiye’de fazla tanınmasa da bence çok değerli yazarlar vardır. Ali Şeriati, Sadık Hidayet, Füruğ gibi yazarlar başta olmak üzere. Ve İran edebiyatının bir başka özelliği de sinema ile iç içe olması. Kitap kaliteli olunca filme uyarlanması sonucu kaliteli film de doğal olarak ortaya çıkıyor.

Bayel Ağıtçıları yazarın okuduğum ilk eseri ama son olmayacak. ( Aslında birden fazla kitabını alacaktım ama ellerinde bitmişti ).

Roman ve hikaye türünün belirli tanımları ve kuralları varmıdır? Tam bilmiyorum. Varsa neye göre ayrılıyor? İlk defa bu kitapta roman ve hikayenin bu kadar iç içe geçtiğini gördüm. Kitabın üzerinde her ne kadar tür olarak roman yazsa da hikaye olarak da okunabilir.

Kitap sekiz bölümden oluşuyor. Olayların geçtiği yer, mekan ve olay kahramanları hep aynı. Ama her bölüm farklı olayları anlatıyor. Birbirinin devamı olarak görünse de aslında sekiz ayrı hikaye olarak da okunabilir. Yukarda belirttiğim roman-sinema ilişkisi bu kitap için de geçerlidir. Sadece 19 sayfa olan dördüncü bölüm gav ( inek ) bölümü 1969 yılında sinemaya uyarlanıyor. Ve uluslararası alanda pek çok ödüle layık görülüyor.

Kitabın bir başka özelliği dini terimler. İran’ın şii olması nedeniyle İran’da ve Şii’likte kutsal olan pek çok olay ve kavram geçiyor. Bu da İran kültürünü, gelenek ve göreneklerini daha yakından tanımamıza vesile oluyor.

Yazar bu sayfada her ne kadar az okunmuş ve tanınmış olsa da bu yazarın değil bence biz okuyucuların eksikliği. Bu yazarla tanışın derim. Okuyacak olanlara iyi okumalar dilerim.