Bazen Hayat

7,3/10  (3 Oy) · 
11 okunma  · 
1 beğeni  · 
429 gösterim
Bir birbirlerine, bir önlerine bakıyorlardı, kimse konuşmaya başlamıyordu. İnanır mısınız, kalbim güm güm atıyordu. Benim de. Yakınlarda bir otel var, gidelim mi, dedi adam, yok artık, dedim, adam hızlı çıktı. Kadın utangaç, önüne baktı, hafifçe başını salladı. Artık utanacak ne kaldıysa. Duraksadı, Yanlış anlamayın, kocamı seviyorum, dedi, artık yanlış anlaşılacak ne kaldıysa. Merak etmeyin, ben de karımı seviyorum, dedi adam. Kesin evli değildi, eminim değildi. Kadın, evet, evliydi ama adam değildi. Sonradan musallat olmasın diye evli olduğunu söyledi, kalıbımı basarım.

Bazen Hayat, öykücülüğümüzün en genç kuşağının dikkat çekici yazarlarından Sine Ergün'ün ikinci kitabı. Ergün, kısa, yalın öyküler yazıyor. Bu öyküler, hayatın sıradan görünen yüzüne eğiliyor. Ama insanın içini kemiren, bir kez farkına varıldıktan sonra unutulamayan ayrıntılar yakalıyor orada...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2012
  • Sayfa Sayısı:
    92
  • ISBN:
    9789750714597
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Anlatıcı, ilk öyküsü kitabın. Kahramanlardan kimliğii belli olanın ismi Semih. Yazar Notos yayıncılıkta bir zaman editörlük etmiş. Notos’un sahibi Semih Gümüş ya, ondan olmalı diye şeytan fısıldıyor. Garip bir karmaşa var öyküde. Başa dönüp tekrar okuyunca çözülüyor düğüm. Çift anlatıcı var. Oldukça zekice. İçim ısınıyor daha ilk öyküden. Kalkıp kendime bir kadeh G.Afrika-Şiraz dolduruyorum. Gel keyfim gel.

Bir yazar arkadaşımla konuştum öğle üzeri. O da bir yazar arkadaşıyla konuşmuş. Sine Ergün 2017 Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü'nü kazandı, açtım onu tebrik ettim, demiş benim yazar arkadaşımın yazar arkadaşı.

1K’da biri Sine Ergün hakkında bir eleştiri paylaşmıştı. O yazı aklıma geldi. Saçma sapan, yazmayla alakası olmayan bir Türkçe öğretmeninin (Türkçe öğretmenlerini tenzih ederim) dilbilgisi kuralı anlatması kıvamında bir şeydi. İç konuşmayı, yazarın yazma bilgisinin olmadığına yoruyordu. Öykülerde kullanılmayan konuşma tırnakları kafasını karıştırmış gibiydi.

Her şey şaibeli bu memlekette anasını satim. Sine Ergün’den ilk kez 2013 yılında Sait Faik ödülünü alınca haberim olmuştu. Bir türlü kitaplarından bir tanesini bile okuyamamıştım. Ama niye yalan söyleyeyim, Notos’da editör olmasının bu ödüle uzanmak için çok etkisinin olacağını düşünmüyor değildim. Semih Gümüş istedikten sonra…

Sonra AB Edebiyat ödülü. Üstelik seçici kurul silme Türk. Yine dağılmıyor şüphe. Bol telefon trafiğinden sonra S.Faik ödülü almış kitabını ele geçiriyorum. Bir e-kitap. Anlatıcı öyküsü dahil tam 28 adet öykü var. Öykülerinde “Ne ki” kalıbını kullanması garibime gidiyor. Bu kalıp için çok genç. Bu kalıbı en çok Semih Gümüş kullanır. Yazarın bir ara patronuydu. Normal.

Göndermeler var öykülerinde. Yazarlara, olaylara. Bazıları açıktan bazılarını eğer iyi bir okursanız yakalıyorsunuz. Konusu ne mi? Öykülerin konusu mu sorulurmuş canım! Ne olacak ki, kadınlar, erkekler, ilişkileri onların; hayat işte. Bazıları küçücük. Küçürek öykü tadında. Öyle zaten. Her öykü bittiğinde içimde bukle bukle bir şeyler açıyor. Kah hüzün oluyor kah gülümseme kah şaşkınlık. Ama mutlu oluyorum nihayetinde. Seviyorum yazarı. Adama boşuna ödül vermezler diye düşünüyorum. Belki bir kere olur. Yanılgıyla, torpille iyi yazar yaratılmaz. Nihai kararı okur verir. Zeitgeist’in yaptırdığı hataları da zaman ortadan kaldırır. Türk öyküsü Sine Ergün’süz değerlendirilemez artık. Onsuz da olur elbette ama eksik kalır.

Evren Erarslan 
07 Ara 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · 6/10 puan

Bu kitabı ile 2013'te Sait Faik hikaye armağanını kazan Sine Ergün gündelik hayatta ufak tespitlerden küçük hikayeler çıkarıyor. Genel anlamda kadın bakış açısı ile yazılan hikayelerde yalnızlık, hayat amaçları ele alınmış. Basit bir şekilde yazılmış olmasına rağmen hikayelerin kendi içerisinde zor anlaşılan bir durumu var. Düşünceleri anlatılan kişileri de dışarıdan anlatan bu tarz, hikayelerin verdiği mesajı gölgeliyor gibi. Farklı üslup yaratmak için okuyucuyu yorma yoluna gitmesi bir seçim tabii ki. Hikayelerde özgün bir yan göremedim, akıcı şekilde yazılması sayesinde bir günde bitirilebilecek bir tarzda. Genel anlamda ortalamanın üstü, gelecek vaat ediyor. Ancak çok daha iyi öykü yazarları mevcut. Tespit kasmaktan öte daha içe dokunması gerekiyor Sine Ergün'ün.

Kitaptan 6 Alıntı

Adam radyoyu açıyor. Allah, sözcüğünü seçiyorum. İlahi olmalı. Sonra erkek sesi, cehenneme gidecekleri betimliyor. Tanım bize uyuyor. Erkek sesi öfke ve heyecan içinde cehennemi anlatırken bir şey arabanın içinde büyüyor, nefes alacak yer yok sanki.

Orospu çocuğu, diyor, kafasını kaldırmadan. Sızmamış, sızsaydı. Adam koltukta kıpırdanıyor, direksiyona yüklenip doğruluyor. O ânı beklermiş gibi. Dikiz aynasından arkaya bakıyor. Bir şey mi dediniz? Yok, diyorum, telaşlı, bir yandan kavga da edebilirler, sayıklıyor. Yarın işte ilk günüm, niçin bu kadar içtim, ne işim var. Şu yol bir bitse. Orospu çocuğu, diyor yine. Taksici gözünü dikiyor, bu kez bana, Hanımefendi diyor, mukayyet olun lütfen, siz olmasanız. Ben olmasam ne, diyecek oluyorum, takside cehennemin işi ne, niçin herkes ötekini iteklemeye çalışıyor, niçin, orospu çocuğu, diyen ben değilim, bir şey demiyorum. Kavgaya hazırım, üşeniyorum da bir yandan. İnelim, diyorum, müsait bir yerde. İniyoruz.

Bazen Hayat, Sine ErgünBazen Hayat, Sine Ergün

Kadın, tedirgin, Otuz yıllık evliyiz, şimdi mi söylüyorsun, dedi, nereden çıktı bu? Sana bir şey demiyorum, dedi adam, hatta özür diliyorum, benden başkası çok daha mutlu edebilirdi seni. Benim bir davam vardı, yalnız olmalıydım, kimseyi ardımdan sürüklememeliydim, senin de günahını aldım. Etrafına bakındı, kumandayı buldu, kanalı değiştirdi. Herkes emir almış gibi televizyona baktı. On yedi yaşındaki genç, ablasını vurmuştu, ailesinin namusunu kirletmişti ablası. Genç pişman değildi, yine olsa yine yapardı, kadın gözlerini televizyondan aldı, başını eğdi, ağlamaya başladı.

Bazen Hayat, Sine ErgünBazen Hayat, Sine Ergün

Bunlar boşanınca babası kıza, Annenle aramızı yap, demiş. Kız da annesine gitmiş, babasıyla barışmasının onu çok mutlu edeceğini söylemiş. Annesi, Bunca yıl eziyet çektim, demiş, çok âşıktım, evlendiğime pişman değilim, seni yaptığıma da, bugün olsa aynısını yapardım. Ama şimdi babana ne sevgim ne saygım kaldı, bunu benden isteme, demiş, bir daha da yanımda adını anma, onunla ilgili bir şey duymak istemiyorum.

Bazen Hayat, Sine ErgünBazen Hayat, Sine Ergün

Ee, evliliği düşünüyor musunuz, Bilmem, diyorum, konuşmadık. İstiyor musun, Bilmem. Sessizlik. Uzuyor. Sizin nasıl gidiyor, diyorum. Elinde tabaklar, duraksıyor, bana bakıyor, bakışı içimden geçiyor, Çok iyi, diyor, çok iyi, çok mutluyum. Bana her konuda destek oluyor. Arkasına dönüp tabakları bulaşık makinesine yerleştiriyor, İnsan yapmayacağı şeyleri yaparken buluyor kendini, diyor başını çevirmeden, tabakları tek tek koymasını dinliyorum, tekdüze ritim. Evleneceğimi hiç düşünmemiştim. Ritim hızlanıyor, dinliyorum. Sevgi insana düşünmediği şeyler yaptırıyor. Hızlanıyor. Her şeyden önemlisi de bu, diyor, önemli olan sevgi, sevgi her şeyden önemli.

Bazen Hayat, Sine ErgünBazen Hayat, Sine Ergün

Ben onun yengesine vurgun olduğunu düşünürdüm. O fark etmese de, ağbisinin hapisten hiç çıkmamasını, belki de ölmesini dilediğini, bunu düşünde gördüğünü kurardım. Yengesi ona kol kanat geren bu küçük adamı fark edecek, bir gün utanç ve arzuyla birbirlerine sahip olacaklardı. Dalıp gittiği zamanlarda bunu düşlediğini düşünmek hoşuma giderdi.
Öyle daldığı zamanlarda, Halil Ağbi sırtına iki kez vurur, sıvazlardı, Âşık mısın lan sen, derdi. Yanıt vermezdi.

Bazen Hayat, Sine ErgünBazen Hayat, Sine Ergün
Evren Erarslan 
07 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

"O yıllarda iki şey öğrendim. Garsonları kızdırmamak gerekir, ve bir yere ait değilsen değilsindir."

Bazen Hayat, Sine ErgünBazen Hayat, Sine Ergün