Bebeklerin Ahlaki Yaşamı (İyiliğin Ve Kötülüğün Kökenleri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
544
Gösterim
Adı:
Bebeklerin Ahlaki Yaşamı
Alt başlık:
İyiliğin Ve Kötülüğün Kökenleri
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
286
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056533754
Kitabın türü:
Çeviri:
Ezgi Kardelen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Verita
Ünlü seri katil TedBundy de bir zamanlar bebekti, şiddet karşıtlığıyla tanınan MahatmaGandhi de… Peki, bebeklerden sosyopatlar yaratan 'karanlığın' ya da empati ve merhamet duygularıyla dolu insanlar yaratan 'aydınlığın' kökenleri nerede aranmalı? İyiliği ve kötülüğü içimizde eşit biçimde mi barındırıyoruz? Paylaşımcılık, eşitlikçilik, fedakârlık gibi olumlu özelliklerimiz ve acımasızlık, saldırganlık, kıskançlık gibi olumsuz özelliklerimiz doğuştan mı gelir, sonradan mı edinilir? Onlara doğrudan zararı dokunmayan 'yanlış davranışlar', hem bebekleri hem de yetişkinleri neden bu denli öfkelendiriyor?

Yale Üniversitesi'nde psikoloji profesörü olarak görev yapan Paul Bloom, Bebeklerin Ahlaki Yaşamı'nda bu sorulardan yola çıkarak ahlakın, ahlak algısının ve ahlaki dürtülerin evrimsel kökenlerine ışık tutmayı amaçlıyor. Bloom bu kitabında, konu üzerine gerçekleştirilmiş şaşırtıcı deneylerden, araştırmalardan ve çalışmalardan yararlanıyor ve ortaya hayli ilgi çekici sonuçlar çıkıyor. Sonuçta hatırlamakta yarar var: "Bizler iki ayağı üzerine doğrulmuş maymunlarız, gökten inmiş melekler değil."

"Bloom'da, akademik çalışmaları anlaşılır ve çekici metinlere dönüştürebilme yeteneği var... Herhangi bir şüpheciyle tartışmaya girmekten haz duyacağını gösteren bir otorite ve açıklıkla yazıyor."
-Washington Post-
(Tanıtım Bülteninden)
Bilinçli Okumaların Sentezi: 1

İncelemeye başlamadan önce bir kereliğine mahsus, yukarıdaki kelimeleri ve birkaç konu hakkındaki düşüncelerimi söyleyeceğim.

İlk defa birkaç ay önce Ankara Buluşmasında söz edildiğini duyduğum "Bilinçli Okuma" şeklinde yansıtılan, eline kağıt kalem alarak ve notlar çıkartılarak yapılan okuma çeşidini, aylar sonra ilk defa bu kitap için kullanmak beni biraz üzdü. Gönül isterdi ki daha önce başlayayım.

Bu noktada yukarıda da bahsettiğim gibi Bilinçli Okuma kısmı için kitabı okurken notlar alarak okumamın sonucunda karşınıza Hegel'in Diyalektiğindeki Sentez kavramı ortaya çıkar.

Normalde bir kitabı okuduğum zaman ki bu genelde roman,anı ya da biyografi olur, kitap hakkında inceleme yaparken hislerimden ve kitabın bana yaşattıklarından bahsederim. Ama Bilinçli Okuma kısmı için Felsefe, Sosyoloji,Bilim, Psikoloji gibi daha nesnel konuları seçiyorum ve bu noktada hislerimi paylaşmadan kitap hakkında birkaç alıntı ile deyim yerindeyse "Sentez" yapacağım.

İncelemenin bu kısmına kadar gelenler için özel olarak söylemek isterim ki; normalde incelemelerim bazı kişiler tarafından "komik" diye adlandırılırken "Bilinçli Okumaların Sentezi" yazılı incelemelerim tamamıyla öznellikten uzak,resmi ve sıkıcı bir dille yazılacaktır. Bu noktada incelemelerim çok bilgilendirici olmakla beraber eleştirel gözle bakamayan "çomar,yobaz ya da bağnaz" diye adlandırılan kesimlerin bu tarz incelemelerimi okumamalarını rica ederim!

Her zaman insanın kendi fikirlerinin arkasında korkusuzca durmasını ve düşüncelerini her yerde çekinmeden açıklamasını,söylemesini savunan birisi olarak bu şekildeki incelemelerimde de çok açık olacağım ki bu bazılarını kırabilir hatta kavga çıkartmaya çalışabilirler. Cinsellik, Din, Siyaset gibi deyim yerindeyse kırmızı çizgi olan konulara çekinmeden gireceğim.

Bu yüzden lütfen köyünüze dönün ve bu incelemeleri okumayın :)

Şimdi ise kalanlar ile incelememize geçelim.

Paul Bloom adlı Psikoloji Profesörünün düşüncelerini yansıttığı Bebeklerin Ahlaki Yaşamı: İyiliğin ve Kötülüğün Kökenleri adlı kitap (Orijinal adıyla, Just Babies, The Origins of Good and Evil)
2015 yılında Verita adlı yayınevinden çıkmıştır. (1. Baskı, Haziran 2015)
Şu anda basımı bulunmamakla beraber okumak isteyenlere yardım etmek istediğim için bana ulaşabilirler.

Kitap 282 sayfadır ve genel olarak Ahlak hakkında söylemler içermektedir. 100'e yakın deneyi örnek göstererek ve açıklayarak genel bir düşünce ortaya koyar.

Kitabın genel olarak konusu 151. sayfa şu şekilde geçer:
"Bu kitapta tartıştığım ahlaki yargıların çoğu evrilmiş adaptasyonlar şeklinde değerlendirilebilir."

Yani bu noktada kitapta da geçen bazı örneklerdeki gibi insanın hayatta kalabilmesi için oluşturduğu bazı düşüncelere zamanla Ahlaki Yargı denilmeye başlanmış. Sırası gelince yazacağım bunu da...

İlk başta karşımıza çıkan 23. ve 24. sayfalarda olan Ahlak'ın bir çeşit kültürel, geleneksel durum olduğunu şu şekilde yazar:

"istisnasız herkes kendi yerel adetlerinin ve mensup olduğu dinin diğerlerinden üstün olduğuna inanır.
"O esnada sarayında bulunan Yunanları huzuruna çağırdı ve babalarının ölmüş bedenlerini yemeleri için ne kadar para isteyeceklerini sordu. Dünyadaki bütün paraları verse bile bunu yapmayacaklarını söylediler. Daha sonra, Yunanlar oradayken ve söylenenleri anlayabilmeleri için bir tercüman da hazır bulunurken, gerçekten de ebeveynlerinin ölmüş bedenlerini yiyen Callatiae kabilesine mensup bazı Hintlilere bu bedenleri yakmak için ne kadar para isteyeceklerini sordu. Dehşete kapılıp çığlık attılar ve böyle korkunç bir şeyin sözünü dahi etmemesini istediler. Adetlerin nelere kadir olduğu buradan da anlaşılabilir.

Kitabın bu kısmında da anlaşılacağı gibi Ahlak birazcık da genellemelere, geleneklere ya da kültürlere de bağlıdır.

Kitabın 114. ve 115. sayfalarında ise Irkçılık denilen kavramın ve Irkçılığın Kökenlerinin çocuklara kadar gittiği anlatılır.

"Bebekler yalnızca tanıdık insanlardan değil, aynı zamanda tanıdıkları türden insanlardan da hoşlanırlar.
(Bu noktada yapılan deneyden bahsediyor.) ...Bu bulgular ırkçılığın kökenine ilişkin basit bir teoriyi destekler niteliktedir: Bebeklerin tanıdık olana yönelik uyumsal eğilimi vardır, böylelikle tanıdıklarına benzeyen kişiler için bir öncelik, benzemeyen kişilere karşı ise bir ihtiyat geliştirirler."

Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi insanlığın başlangıcı,temelleri olan bebekler üzerinde çalışılarak ulaşılan bazı sonuçlar kitapta anlatılmaktadır.

Yine 117. sayfada da geçtiği şeklinde Irkçılık bir çeşit kendin gibi gözükeni tercih etme şeklinde ortaya çıkar: "...tanıdık olana iltimas geçme eğilimimizin..."

Yukarıda da bahsetttiğim gibi "benzerlik" olgusu yine 121. sayfa da "dil benzerliği" üzerinden şu şekilde geçer:
"...sizinle aynı dili konuşan kişiyle arkadaş olmak kolaydır..."

Özel olarak üzerinde durduğum ve günümüzde bazı kesimler "Kadın-Erkek ayrı eğitim görmeli!" şeklindeki haykırışlarına karşı olarak öne sürülebilecek bir olgu olarak "Temas Hipotezi"nden bahsetmek isterim.

Kitabın 123. sayfasında da şu şekilde geçen: "Irk bakımından heterojen olan okullardaki beyaz çocuklar, resimlerdeki karakterlerin ırkından etkilenmemiştir."

Yine aynı kitabın 201. sayfasında da şu şekilde geçen: "Demek ki çocuklarının ırkçı olmamasını engellemek için onları karma okullara gönderen aileler gayet mantıklı davranmaktadır."

Bu noktada Kadın ile Erkeği ayırmaya çalışan kesim sanırım cevabını almıştır.

Kitabın 127. sayfasında ise insanlar her şey üzerinden ayrımlaştırılabileceği ve gruplandırılabileceği örneklerle açıklanıp "...yazı-tura aracılığıyla dahi insanların gruplaştırmanın mümkün olduğu..." ortaya çıkarılmıştır.

141. sayfadan itibaren Ahlak ile Din beraber gitmekte olup kitap içerisinde de neden din ya da neden din geçiyor sorusu 205. sayfada şu şekilde cevaplanmıştır:
"...dini ele almayan hiçbir ahlak tartışması, tamamlanmış sayılmaz."

206. sayfada ise Din ile Ahlak bağıntısı irdelenmekle beraber iki farklı görüşte ortaya konulmuştur. "...bireylerin Tanrı inancı yoksa bile iyi olabileceklerini, fakat bu iyiliğin bir kısmını dini değerlere sahip bir toplumda yetişmeye borçlu olduklarını savunur."

Bir diğer görüş olarak ise; "Christopher Hitchens'ın dinin "şiddet dolu, mantık dışı,tahammülsüz,ırkçı, aşiretçi ve bağnaz olduğunu..." savunan düşüncesini benimser. "

Bu noktada yine kitapta geçen şekliyle insanların da dini ahlak konusu için farklı şekilde yorumlayabilecekleri anlatılır.. Yani bir kesim Kutsal sayılan kitaplarında iyilik yap yerlerini okuyup iyilik yapabilir, bir kesim ise öldür yazan yerleri okuyup insanları öldürebilir...

210. sayfada ise din yine de faydalıdır şeklinde bir yorum olarak: "...hızlandırıcı işlevi görebilirler." denir.

141. sayfadan itibaren ise din üzerinden giderek temizlik kavramlarının kullanılmasını cinsellik ile ilişki içine sokar, ve örnekler ile durumu açıklar.

159. sayfada ise din-temizlik-cinsellik konusu ise :"Hıristiyanlık ve Sihizm'deki vaftiz ya da İslam'daki abdest gibi." diye örneklendirir.

195. sayfada ise Ahlak ile ilgili araştırmalar yapmanın, bir açıdan da insanın ahlakı kendi kendine geliştiremeyeceğini ve buna ek olarak bir "üst akıl" olması gerektiğini ve eğer ahlak çözülürse "...Tanrı'nın varlığının kesin kanıtına doğru götürür." şeklinde açıklar.

196. sayfada ise bu durumun tam tersi açıklamasını da yaparak Tanrı'ya ulaşılamayacağını ve "üst akıl" şeklinde yansıtılan olayın aslında "...gelişkin ahlakımız da insan etkileşiminin ve insan zekasının ürünüdür." şeklinde açıklamasını yapar.

Kitapta ve daha geçenlerde de burada da geçen bir olay ile de bağlantılı olan kısmını da sizinle paylaşmak isterim.
Yazar 189. sayfadan itibaren "Ahlaki Tercih" ile "Ahlaki Tutum"un farkını anlatıp bu noktada ikisini karıştırmamak gerektiğini söyler.

"Ben kuru üzümden hoşlanmam.Fakat bu ahlaki bir tutum değil, bir tercihtir. Bu yüzden, başkalarının kuru üzümden hoşlanıp hoşlanmaması umurumda değildir, kuru üzüm yiyenlerin de cezanlandırılması gerektiğini düşünmem."

Bu açıklamayla beraber geçen günlerde buradaki bir arkadaşımıza da giyiminden dolayı hakaret eden o "gelişmemiş varlık" için ve diğer kesimler için de söylemek istediğim: Din sizin için bir ahlaki tercihtir. Bu yüzden de kendi dini inançlarınıza göre kimseye şu şekilde giyineceksin, bu tarz düşüneceksin diye karışamazsınız. Haddinizi bilin!

İncelememi bitirmeden önce de son nokta olarak bir çeşit tartışma konusu olarak da seçilebilecek olan "Uç noktalar neler?" adlı soru ile 211. sayfadaki yazıları paylaşmak isterim.

"1500'lerin Paris'inde, eğlenmek amacıyla bir kediyi ateşe doğru sarkıtmak gayet kabul edilebilir bir şeydi...
...peki ya bir sonraki adım, hayvanları avlamayı, yemeyi ve tıbbi araştırmalarda onlardan yararlanmayı bırakmamız mı olacak?"

Yine kitabın devamında da bu soruya cevap veriyor yazar...

Kitap hakkında yaptığım incelemeyi buraya kadar okuyabilenlere teşekkür ederim. Kitap hakkında fazla derine girmeden aldığım notlar eşliğinde yaptığım "Sentez"in sonuna geldik.

Kitap içerisinde geçen ya da alıntı yapılan kitaplar listesi:
Freud-Uygarlığa Dair Hoşnutsuzluğumuz
Alison Gopnik- Filozof Bebek
Ahlak Psikolojisi El Kitabı (Moral Psyhology Handbook)
Peter Singer- Genişleyen Ortam (The Expanding Circle)
Robert Wright- Tanrı'nın Evrimi
David Brooks- Sosyal Hayvan
Leslie Irvine- Biz ve Onlar (Us and Them)
Gordon Allport- Ön Yargının Kökeni Üzerine( On The Nature of Prejudice)
Adam Smith- Ahlaki Duyguların Teorisi
Chiristopher Boehm- Ormandaki Hiyerarşi
Jane Goodall- Gombe'nin Şempazeleri

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim.
İstisnasız herkes kendi yerel adetlerinin ve mensup olduğu dinin diğerlerinden üstün olduğuna inanır.
Empati yeteneği yüksek bir kişiyseniz,suçluluk duymaya yatkın bir insansınız demektir.
Kötülüğe karşı duyarlılık,iyiliğe karşı hissedilen hassasiyetten daha güçlüdür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bebeklerin Ahlaki Yaşamı
Alt başlık:
İyiliğin Ve Kötülüğün Kökenleri
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
286
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056533754
Kitabın türü:
Çeviri:
Ezgi Kardelen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Verita
Ünlü seri katil TedBundy de bir zamanlar bebekti, şiddet karşıtlığıyla tanınan MahatmaGandhi de… Peki, bebeklerden sosyopatlar yaratan 'karanlığın' ya da empati ve merhamet duygularıyla dolu insanlar yaratan 'aydınlığın' kökenleri nerede aranmalı? İyiliği ve kötülüğü içimizde eşit biçimde mi barındırıyoruz? Paylaşımcılık, eşitlikçilik, fedakârlık gibi olumlu özelliklerimiz ve acımasızlık, saldırganlık, kıskançlık gibi olumsuz özelliklerimiz doğuştan mı gelir, sonradan mı edinilir? Onlara doğrudan zararı dokunmayan 'yanlış davranışlar', hem bebekleri hem de yetişkinleri neden bu denli öfkelendiriyor?

Yale Üniversitesi'nde psikoloji profesörü olarak görev yapan Paul Bloom, Bebeklerin Ahlaki Yaşamı'nda bu sorulardan yola çıkarak ahlakın, ahlak algısının ve ahlaki dürtülerin evrimsel kökenlerine ışık tutmayı amaçlıyor. Bloom bu kitabında, konu üzerine gerçekleştirilmiş şaşırtıcı deneylerden, araştırmalardan ve çalışmalardan yararlanıyor ve ortaya hayli ilgi çekici sonuçlar çıkıyor. Sonuçta hatırlamakta yarar var: "Bizler iki ayağı üzerine doğrulmuş maymunlarız, gökten inmiş melekler değil."

"Bloom'da, akademik çalışmaları anlaşılır ve çekici metinlere dönüştürebilme yeteneği var... Herhangi bir şüpheciyle tartışmaya girmekten haz duyacağını gösteren bir otorite ve açıklıkla yazıyor."
-Washington Post-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Ceren
  • Winter Swan
  • Ömer Gezen
  • daral_1988
  • RABİA KARAKUZU
  • YASEMİN SAMSA
  • Selçuğunzevcesi
  • Ferah

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0