1000Kitap Logosu
Bekaretin "El Değmemiş" Tarihi

Bekaretin "El Değmemiş" Tarihi

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
8.8
41 Kişi
94
Okunma
53
Beğeni
2.565
Gösterim
414 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 11 sa. 44 dk.
Adı
Bekaretin "El Değmemiş" Tarihi
Basım
Türkçe · Türkiye · İletişim Yayıncılık · 2014 · Karton kapak · 9789750506192
Bekâret nedir? Koruyup saklamak mı gerekir, yoksa hemen kurtulmak mı? Kaç çeşit bekâret vardır? Birinin bakire olup olmadığını anlayabilir miyiz? Bekâretin kanıtı yalnızca himen denilen küçücük bir doku parçası mıdır? Kaç çeşit himen vardır? Yüzyıllardır aile, eğitim, tıp, yasa, din gibi ataerkil kurumlar tarafından bedenlerimiz üzerine inşa edilen bekâret kültürü hakkındaki kapsamlı araştırmasında Hanne Blank bunlar gibi daha birçok soruya yanıt arıyor. Blank, kitabın “Bekâretbilim” başlıklı ilk kısmında bekâretin tıbbi ve bilimsel yönleri konusuna odaklanırken aslında kolayca gözden kaçırılabilecek, varla yok arası, incecik bir zara “himen” adını veren tıp biliminin özünde işlevsiz bir zar parçasını nasıl “işlevli” hale getirdiğini ele alıyor. İkinci kısım “Bakire Kültürü” ise bekâretin toplumsal ve kültürel yönleriyle ilgileniyor: Bekâret gibi soyut kavramları uygulamaya geçirme sürecinin, kaçınılmaz olarak hem geçmişin hem günümüzün ortamını, kuramlarını, düşünüşlerini ve göreneklerini yansıttığını; kuşaktan kuşağa aktarıldığını ortaya koyuyor. “Bekâret hakkında bildiğinizi sandığınız her şey yanlış,” diyen Blank, bekâretle ilgili olarak şimdiye dek aklımıza gelmeyen, gelse bile hiç sorgulamadığımız sorular üzerinden bu mitin el değmemiş tarihinin izini sürüyor.
SOLîn
bir alıntı ekledi.
Erkek egemen dil kurumumuz
TDK sözlüğünde kızlık zarı, “cinsel ilişkide bulunmamış kızların döl yolunu kısmen kapayan zar, himen” diye açıklanı­yor. Tıpkı bekâret gibi, cinsel ilişki ve, burada açık açık söylenmese de, bekâretin ayrılmaz bir parçası olduğu evlilik öl­çütleriyle tanımlanan “kızlık zarı," kızlarda, yani henüz zifaf yatağında penisin sihirli dokunuşuna nail olmamış ve kadınlık mertebesine erişmemiş dişi insanlarda “dölyolunu” sanılanın aksine tam anlamıyla değil, kısmen kapatan zardır. Hanne Blankın bu kitapta sunduğu kapsamlı tarihsel çalışmanın da gösterdiği gibi, bu zarın tıpta adının konulmasıyla ve tıp kuruntunun da toplum üzerinde büyük bir güç elde etmesiyle birlikte, bekâret adlı kontrol mekanizması ataerkil toplumlarda ciddi bir değişim geçirmiş ve doktorlar, kadınların bedenleri ve cinsellikleri üzerinde hiç de azımsanmayacak bir yetkiye kavuşmuştur. Bu sözlük tanımında dikkati çeken önemli bir ayrıntı da, vajina olarak da bildiğimiz beden parçasının döl, bir başka deyişle meni ya da spermin geçtiği yol olarak adlandırılmış olmasıdır. Bu adlandırma kadın bedeninin yok sayılarak, tamamıyla erkek bedeni üzerinden tanımlanmasını örneklendiren sayısız ataerkil kullanımdan sadece biridir.
2
32
SOLîn
bir alıntı ekledi.
Nawal el Saadawi’nin Arap toplumu için söylediği sözler, Türkiye için de geçerlidir: “Bizim Arap toplumumuzda çarpık bir namus kavramı vardır. Bir adamın namusu, ailesinin kadın üyelerinin himenleri sağlam olduğu sürece güvendedir. Namus, adamın kendi davranışlarından çok, ailedeki kadınların davranışlarıyla ilişkilidir”
3
44