Belki de Üzülmeliyiz

·
Okunma
·
Beğeni
·
2730
Gösterim
Adı:
Belki de Üzülmeliyiz
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759969424
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Kitap
Ahmet Murat, bir tür “ahir zaman yazıları” yazıyor.
Dünyanın ve insanın değiştiğine derinden şahitlik eden
yazılar bunlar. Derinden, çünkü yazar sulardaki ve
buğdaydaki değişimin izlerini, iftar çadırlarına ya da
telefon rehberlerine kadar takip ediyor. Bu yazılar, ahir
zamanda yaşayan müminin, dışarıdan hemen nüfuz
edilemeyen ıstırabının üzerine eğiliyor.

Belki de Üzülmeliyiz’de toplanan yazılar arasında,
taşradan insan manzaraları da var. Bunlar da bir yönüyle,
artık elimizin erişemeyeceği, aklımızın ermeyeceği bir
geçmişte gömülmüş kalmış olan, sıradan kahramanların
öyküleri. Sokaktan seçilmiş bu sıradan insanlar, yazarın
satırlarında, bir zamanlar içinde soluk alıp verdiğimiz
iklimin muhkem unsurlarına dönüşüyorlar.
Bu denemeleri belki de kestirmeden şöyle
tanımlayabiliriz: Her şeyin her şeye, her şeyin bir şeye
bağlandığı yazılar.

gizleAhmet Murat, bir tür “ahir zaman yazıları” yazıyor.
Dünyanın ve insanın değiştiğine derinden şahitlik eden
yazılar bunlar. Derinden, çünkü yazar sulardaki ve
buğdaydaki değişimin izlerini, iftar çadırlarına ya da
telefon rehberlerine kadar takip ediyor. Bu yazılar, ahir
zamanda yaşayan müminin, dışarıdan hemen nüfuz
edilemeyen ıstırabının üzerine eğiliyor.

Belki de Üzülmeliyiz’de toplanan yazılar arasında,
taşradan insan manzaraları da var. Bunlar da bir yönüyle,
artık elimizin erişemeyeceği, aklımızın ermeyeceği bir
geçmişte gömülmüş kalmış olan, sıradan kahramanların
öyküleri. Sokaktan seçilmiş bu sıradan insanlar, yazarın
satırlarında, bir zamanlar içinde soluk alıp verdiğimiz
iklimin muhkem unsurlarına dönüşüyorlar.
Bu denemeleri belki de kestirmeden şöyle
tanımlayabiliriz: Her şeyin her şeye, her şeyin bir şeye
bağlandığı yazılar.
176 syf.
·Beğendi·10/10
Bir sonraki kitabımız Ahmet Murat'ın çok beğenerek okuduğum deneme kitabı.
İçinde düşündüren, ufuk açan, kalbe saplanan ve okkalı cümleler barındıran, hayatın içinden belki de yapmaktan veya görmekten alıştığımız yüreği titreten yazılar mevcut.
Kitap bitince Belki de üzülmeliyiz demiyorsunuz, evet, üzülmeliyiz.. Hem de çok.
Dertlenmekle başlar ya her şey zaten. Bu kitap o babta bir kapı aralıyor size.
Hepsi için diyemeyeceğim ama ben şairlerin deneme kitaplarını çok seviyorum. Ahmet Murat'a onlardan biri.
Sanki ne bileyim dünyaya daha bir farklı bakıyor şairler. O yüzden okuyalım.
Ayrıca Belki de üzülmeliyiz üzülmek için bir başlangıç olabilir.
176 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Deneme türünü seven okurlar için etkileyici bir kitap. Olaylara farklı açılardan bakmayı öğreten, unutulan değerleri hatırlatan ve toplum olarak ihmalkâr davrandığımız bazı konuları bizlere hatırlatan bir kitap.
176 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Toplumumuzun sahip olduğu değerleri nasıl kaybettiğini çok yumuşak bir dille anlatmış yazarımız. Kitabı okurken evet böyleydi ,ne güzel günlerdi dediğim de oldu, ya öyle miymiş hiç bilmiyorum keşke ben de görseydim dediğim de oldu. Kaybettiğimiz sosyal medya ve daha bir çok etmenle kaybetmekte olduğumuz değerlerimiz için belki de gerçekten üzülmeliyiz.
Dili çok güzel yer yer çarpıcı ama daha çok düşündürücü bir kitap
176 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle yazarın okuduğum ilk denemesiydi. başlayalı çok oldu ama ara verip tekrar ancak bugünlerde devam edebildim. Kitabı ilk sosyal medyada incelemelerini sevdiğim bir arkadaşımın hesabında görmüştüm. Alıntıları çok orjinal bulmuştum. İsim direk "okumalısın" dedi zaten :)
Eskiye dair ne varsa anlamlı ve kıymetli geliyor bana ona dair anlatılar duygular çok manalı. Her şeye bakışımız ve yorumlayışımız o kadar değişti ki okurken zaman mı biz mi acaba kendimizden bir şeyleri söküp atıyoruz dedim. Belki de ruhumuzun en çok ihtiyacı olan şeyler bizden kopuyor zamanla.. biz de buna engel olmak için pek bir şey yapmıyoruz sanki.. gönüllü nâkıslarız sanki her birimiz.. Değerlerimize hassas noktalarımıza bir bakıyorum her şey ne kadar değişiyor ve değişmeye ne kadar meyilli ! Bu insanı çok korkutuyor..
Okurken açıkçası bunu kaleme alabilecek dertlenen yiğitler de var dedim, hatırlamak hatırlatmak mühim mesele.
Şimdiye kadar söylediklerim kitabın bende uyandırdığı etkiye dairdi.
Yazar bizi biz yapan ne varsa onu hatırlatmış ve gerek mizah gerek ironi ile çok keyifli bir anlatım oluşturmuş. ' ahir zaman yazıları' kaleme almış. Bizim gerçeğimizi dökmüş aslında.
özümüze sadık kalmamız gereken meseleler var ve belki de bunun için üzülmeli.
176 syf.
Tavsiye olunur ki ;

Bu bir Ahmet Murat / deneme kitabıdır, farklı üslup arayışlarında biri iseniz hayatınızda bir kez de olsa satırlarına muhatap olun , okuyun derim.

Kitaptan güzel bir kesit ;
Sezai Karakoç'un ,iyi bir şiir için koyduğu bir ölçüt ,şiirin okurunun o şiiri okuduktan sonra artık eskisi gibi biri olmadığıdır . İyi bir şiir okurunu değiştirir .

Bu tespite binaen diyeceğim odur ki; iyi bir kitap okurunu değiştirir. Eğer hislerine rikkat, görüşlerine bir ufuk , hayal dünyasına yeni heyecanlar katmıyorsa bir kitap, iyi bir kitap değildir . Bu ,kitap okumaktaki ölçütümüz de olabilir..
176 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kaybolan değerler...
Özlenilen çocukluk günleri...
Yitirilen mahalle kültürü...
Maziye gömülmüş, günümüz modern çağında aklımıza bile gelmeyen eski masum yaşamımız..
Ve daha aklınıza ne gelirse..
Gerçekten belki de üzülmeliyiz...
176 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Deneme yazılarının bende ayrı bir yeri var. Çünkü deneme okurken yazar sanki sizinle konuşuyor gibi. Bu yönünü çok seviyorum. Birde Profil Kitap Yayınları. Bu yayın evinin yazar, şair ve kitap konusu bakımından çok seçici ve kaliteli olduklarını düşünüyorum. Şimdiye kadar okuduğum bütün kitaplarından memnun oldum.
Ahmet Murat 'ın bu eseri güzel olmuş. Emeğine sağlık. Maziyi ve günümüze dair konulardan bahsetmiş ve çok eğitici konuları işlemiş. Öğrenmemiz ve ders almamız gereken çok şey var. Bir alıntıyla incelememe son vereyim.
"Kudüs' ün yüzük taşı Mescid-i Aksa'dır. Mescid-i Aksa'nın yüzük taşıysa saftaki o mümindir." (Sayfa 150)
176 syf.
·Puan vermedi
Çok naif bir deneme okudum. Dokunaklı..
Yeni bir yazar tanımanın en iyi yolu deneme ya da öykülerini okumaktır diye düşünüyorum. Özellikle deneme de yazarın tam olarak duygu ve düşüncesini bakış açısını anlamak mümkün. Yazarını anlamadıysanız tanıyamadıysanız kitabı da anlayamazsınız diye düşünüyorum. Benim için böyle en azından. Netice olarak bu kadar güzel kitaplar okuyabildiğim için şükreder durumdayım. Kitapta özellikle sevdiğim bir kaç yazı var Kudüs gibi, Ramazan gibi, yahşılık gibi ve daha bir kaç yazı..
Kitabın hediye edenin kıymetli olması da benim için ayrıca kıymetini arttırıyor.
Ayrıca yazarın selamını aldığım için de ayrıca çok mutluyum.
176 syf.
·35 günde·Beğendi·8/10
Ahmet Murat’ı bir şair olarak zaten seviyordum ve bu kitabından sonra yazar olarak da çok sevdim. Deneme türünde bir eser ama sanki daha fazlası gibi..Yazar kimi yazıda sizi çocukluğuna götürüyor kiminde ise sizi kendi içinize bırakıp derin bir muhasebenin kapılarını aralıyor.

Bu kitabı tek bir kelime ile anlatmam gerekirse “samimiyet” derim. Dertli bir insanın kaleminden çıktığını sayfaları çevirdikçe daha iyi anlıyorsunuz. Hissettiren ve dertlendiren yazılar..özellikle dinlenirken okumak için şiddetle tavsiye ediyorum
176 syf.
·2 günde·9/10
Deneme türü en sevdiğim yazın türü, aynı pencerenden baktığımız yazarlara denk gelince de ayrı bir lezzet veriyor. Bu kitapta da toplumun dini, kültürel ve sosyolojik problemlerini ele almış yazar. Hutbelerden, eşrafın kaybına, toplumun gençlere bakışından folklörümüzün yok oluşuna kadar bir çok meseleye değinmiş. Kapağını kapatınca biz ne olduk, ne olacağız sorusunun cevabını aramaya başladım. Ki yazar bunların da cevabını vermiş aslında. O cevaplara kendimizden de bir şeyler katıp olması gerekeni uygulabilirsek bu tarz kitapların da hakkını vermiş oluruz.
“...Seçilmemiş olduğumuza, aşk seçkinlerinden olmadığımıza seviniyoruz. Ama belki de üzülmeliyiz.”
176 syf.
·10 günde·9/10
Tasavvuf ehli bir ilahiyatçı ve edebi yönü kuvvetli bir yazar oluşu ayrıca gözlemlerini ifade şekli ve üslubundaki samimi havanın etkisiyle Ahmet Murat'ın kalemini kendime ayrı bir yakın hissederim. Kitaba gelince ismiyle müsemma, hüzünlenmemiz için pek çok sebep olduğunu okudukça farkediyorsunuz. Bazen keşkelerle harmanlanıyor bazen de tebessümle birlikte hayıflanma hâlini ruh dünyamıza aksettiriyor yazar. Yitirdiğimiz ve sahip çıkamadığınız değerleri bize hatırlatıyor.
Hatırlamak isteyenlere tavsiye edilesi...
Görünmediğimizde yok olduğumuzu, unutulduğumuzu, yer kaplamaz olduğumuzu sanıyoruz.
Yeterince iyi, yeterince derin, yeterince hakikatli göremediğimizden olsa gerek, gördüklerimiz bizi yeterince meşgul etmiyor. Biz, görünmenin telaşındayız.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Belki de Üzülmeliyiz
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759969424
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Kitap
Ahmet Murat, bir tür “ahir zaman yazıları” yazıyor.
Dünyanın ve insanın değiştiğine derinden şahitlik eden
yazılar bunlar. Derinden, çünkü yazar sulardaki ve
buğdaydaki değişimin izlerini, iftar çadırlarına ya da
telefon rehberlerine kadar takip ediyor. Bu yazılar, ahir
zamanda yaşayan müminin, dışarıdan hemen nüfuz
edilemeyen ıstırabının üzerine eğiliyor.

Belki de Üzülmeliyiz’de toplanan yazılar arasında,
taşradan insan manzaraları da var. Bunlar da bir yönüyle,
artık elimizin erişemeyeceği, aklımızın ermeyeceği bir
geçmişte gömülmüş kalmış olan, sıradan kahramanların
öyküleri. Sokaktan seçilmiş bu sıradan insanlar, yazarın
satırlarında, bir zamanlar içinde soluk alıp verdiğimiz
iklimin muhkem unsurlarına dönüşüyorlar.
Bu denemeleri belki de kestirmeden şöyle
tanımlayabiliriz: Her şeyin her şeye, her şeyin bir şeye
bağlandığı yazılar.

gizleAhmet Murat, bir tür “ahir zaman yazıları” yazıyor.
Dünyanın ve insanın değiştiğine derinden şahitlik eden
yazılar bunlar. Derinden, çünkü yazar sulardaki ve
buğdaydaki değişimin izlerini, iftar çadırlarına ya da
telefon rehberlerine kadar takip ediyor. Bu yazılar, ahir
zamanda yaşayan müminin, dışarıdan hemen nüfuz
edilemeyen ıstırabının üzerine eğiliyor.

Belki de Üzülmeliyiz’de toplanan yazılar arasında,
taşradan insan manzaraları da var. Bunlar da bir yönüyle,
artık elimizin erişemeyeceği, aklımızın ermeyeceği bir
geçmişte gömülmüş kalmış olan, sıradan kahramanların
öyküleri. Sokaktan seçilmiş bu sıradan insanlar, yazarın
satırlarında, bir zamanlar içinde soluk alıp verdiğimiz
iklimin muhkem unsurlarına dönüşüyorlar.
Bu denemeleri belki de kestirmeden şöyle
tanımlayabiliriz: Her şeyin her şeye, her şeyin bir şeye
bağlandığı yazılar.

Kitabı okuyanlar 360 okur

  • Hatice Selva Hazine
  • Zâil
  • Münire
  • Tuğba
  • Gözde
  • okuyan tercüman
  • Fatma
  • Seda Çınar
  • Müsayere
  • Sukeynaa

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.9 (35)
9
%28.1 (34)
8
%16.5 (20)
7
%15.7 (19)
6
%3.3 (4)
5
%4.1 (5)
4
%0
3
%0.8 (1)
2
%0.8 (1)
1
%1.7 (2)