Ben Bir Gürgen Dalıyım

9,1/10  (53 Oy) · 
96 okunma  · 
43 beğeni  · 
1.534 gösterim
Metinlerini varoluş ve yokoluş üzerine kurarak varoluşçuluğu taşraya taşımasıyla özgünlük kazanan, sade dilinden yükselen müzikle giderek hayatı yazıya, yazıyı ise büyülü bir hayata benzeten bir yazar... Yazma serüvenini hayatı kelime kelime genişletmek olarak adlandıran Hasan Ali Toptaş, metinlerini birer senfoniye de dönüştürerek, dışarıyla içerinin, görünenle iç dünyanın, gerçeklikle rüyaların, somutla soyutun çarpışmasından doğan tekinsiz bir atmosfere çağırıyor okurunu. Tam bir yazı ustalığıyla, Türkçenin imkânlarını sonuna kadar zorlayarak, edebiyatın büyülü dünyasına kapılar açarak... ben de, neden olmasın belki uçarım diye, hemen kanat çırpmaya başladım. Daha doğrusu, ne kadar yaprağım varsa hızla açıp kapadım. Böyle yapınca, ilkin, yemyeşil bir hışırtıya boğuldum tabii. Öyle ki, ellerindeki baltalarla üzerime yürüyen adamlar bile bu hışırtıyı duyunca bir an için duraksadılar. Derken, onların şaşkın bakışları altında, tıpkı bir kuş gibi yerden havalandım ben ve boşlukta, tıpkı bir kuş gibi uçmaya başladım.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2009
  • Sayfa Sayısı:
    98
  • ISBN:
    9789750506390
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
Yasemin Bektaş 
23 Oca 17:26 · 9/10 puan

Genç bir gürgen ağacının ağzından dinlediğim acılı bir masal bu, kim bilir belki de gerçeğin ta kendisi. Bencilliğe yüz tutmuş ruhlarımızın karşısında bir haykırış. İnsanı anlattı gürgen ağacı. İnsanın anlayabildiği, anlayamadığı yahut anlam veremediği yönlerini, insanın kusurlarını, vurdumduymazlığını, bencilliğini, çıkarcılığını, acılarını ve de acımasızlığını anlattı ağaç diliyle. Rüzgarı, dağı, tepeyi, düzlüğü, kuşları bizden daha iyi anlayarak, duyarak ve hissederek anlattı tüm ağaçların çaresizliğini. O anlattı Hasan Ali Toptaş da kelimelere döktü, satırlara işledi tek tek.Yine o yalın fakat kendine has, derin anlamlı cümleleriyle. Orman bir orkestra oldu, bir şiir oldu. Ben de hüzünlenerek, acılı gürgen ağacını dinledim durdum... İnsanın hayattaki yerini, nelere sebep olduğunu ve nelere engel olabileceğini söyledi.

Ne olursa olsun hayat denen uzun ince bir yolda eğilmeden, doğrudan, dik durmaktan vazgeçmeyen büyüklere, büyüyecek olanlara yazılmış bir masal okudum. Bir türlü rahat bırakılmayan bu canlıları, ormanı, ağaçları... Kirlettiğimiz bütün temiz, doğaya ait ne varsa bunları düşündüm. Hangi emeller uğruna yapılıyor bu işkenceler? İnsanoğlu kendi kuyusunu kazmayı çok seviyor. Geleceği, kendimizi, çocuklarımızı düşünmeden çöplüğe çevirdiğimiz doğa ve onu bir hiç uğruna hiçbir gerekçesi olmadan yok edişimiz.

İnsan dünyayı bir çiçek tarlasına çeviremez miydi? Olurdu elbet. Her şeye gücü yeten insan İstese bunu da başarabilirdi! Peki hayatımız nasıl bir imzayla son bulacak? Geriye anlamlı ne bırakacağız? Belki de buna göre bir yaşam sürmemiz gerekiyor.
Gürgen ağacı kaderini sessizce, çaresizce insanoğlunun eline bıraktı ve bir insanın kaderine eşlik etti... elinde olmadan istemeden! Ölüm bir yok ediliş, bir son olmadı onun için. Ama o yaşadığı, yaşayacağı ne olursa olsun kendi imzasını kendi attı.
Geriye bir gürgen dalı bıraktı...

Selman Ç. 
 20 Kas 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Gürgen ağacının dilinden anlatılan, insanoğlunun vahşiliğini, acımasızlığını içiniz yana yana okuyorsunuz. Şu zamana kadar ağaçların da dilleri, düşünceleri vardır diye bir düşünce gelmemişti aklıma. Ancak bu kitabı okuduktan sonra açıkçası çok derin düşüncelere daldım. Kitapta ağaçlar aslında her şeyin farkında ve sonlarını beklemekteler. Ancak gürgen ağacı kesildikten sonra ne olacaklarını düşünüyor ve düşündürüyor. Gerçekten acayip bir şekilde etkiliyor insanı. Eğri büğrü ağaçların odun olacağını düşünüyor, kendisinin ise odun olmak yerine dimdik bir şekilde büyüyerek en azından pencere, beşik, gitar, oyuncak vs. olabileceğini hayal ediyor. Ama ne olduğunu ben söylemiyim siz okuyun. Gürgen ağacının olacağı şey için çıktığı yolculukta başına gelen, yaşadığı olaylar da bir o kadar etkileyici ve düşündürücü.

Burada dik durmak, öldükten sonra (kesildikten sonra) ne olacağını düşünmekten kasıt, insan oğluna verilen mesaj, ne olursa olsun dik durmaktan vazgeçme, öldükten sonra da hayatta kalabilmenin yollarının olduğu (işe yarar bir şeylerin bırakılması, düşünceler ile, yaptıklarımız ile varolmak vs.)

Hasan Ali Toptaş hayranım sana. Bana, belki de kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek şeyleri düşünebilme fırsatı verdiğin için.

haribu 
19 Ara 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu bir masal...Bir varmış bir yokmuşu olmasa da ,insanların yaşadıklarını ,yaptıklarını ,acılarını acıttıklarını gürgen ağacının dilinden anlatan, büyükler için bir masal...Sayfaları akıp giden kısacık;"hayır bitmiş olamaz,böyle bitmiş olamaz ,"isyanıyla okuyacağınız bir masal...
İçinde umudun ,umutsuzuğun ,hayallerin hayal kırıklıklarının ,bekleyişlerin...günlerce aylarca bekleyişlerin olduğu bir masal...

Okuduğum ilk Hasan Ali TOPTAŞ kitabı.Yazarın gerçek hayatı,duyguları,yaşantıları bir gürgen ağacı vasıtasıyla anlatmasına hayran oldum...Ah o sonlar yok mu,beni en çok son sayfalar etkiledi,son dört sayfa da ağzım açık kaldı diyebilirim...

Her satırını severek okudum...Mutlaka okuyun...

Rıfat ÇELEBİ 
23 Kas 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

İnsanlardan ve ölümden kaçma , ölüm korkusu, ölüm karşısındaki çaresizlik bir gürgen ağacının dilinden aktarılıyor. Gürgen, beklemenin ve belirsizliğin azabını bulaştırıyor sayfalarda. Okuru, gürgen dalının peşinden  kuş ve balta sesli ormandan alıp bulutların üstüne oradan  çocuk ve hayvan sesleriyle bezeli bir köye, oradan hapishaneye götürüyor. Kokuya, renge ve güzelliğe sağır insanoğluna onurlu bir ölüm için düzgün ve dik yaşamanın gerekliliğini anlatıyor gürgen dalı. Kitapta gürgen olsun, mahkum olsun dik yaşayan herşey onuruyla göçüyor bu dünyadan, geride bıraktığı bir dalıyla, ismiyle ve anılarıyla yaşamaya devam ediyor.Velhasıl dik yaşayan hiçbir şey ölmüyor,sadece başka bir surete bürünüyor. Kitapta toprağın bağrına  yalnızca körpe bir gürgen dalı, köknarlar, çamlar, ağaçlar değil;gençliğinin baharında delikanlılar da düşüyor bir bir; askerler, dağsümbülleri...Ölen herşeyle beraber hayaller, ümitler gömülüyor toprağa. Kitabın sonunda insanın, Ege toprağında dik yaşayıp, onuruyla ölen bir gürgen olası geliyor.Sonra insan, düşman oluyor tüm baltalara ve cellatlara. Yazar dağlara, taşlara seslenerek bitiriyor kitabını. Ben de insanoğluna seslenerek bitirmek istiyorum incelememi :
Ey doğanın ahengini hoyratça baltalayan insanoğlu! Ey bir gürgene ölümü diletecek kadar zalim insanoğlu! Ey ilişkilerine kan bulaştıran insanoğlu! Yeşilden uzak gri ve tonlarına aşina gözlerinle; kuş seslerinden uzak gürültülerle uğuldayan kulaklarınla;topraktan uzak betonla örülü dünyanda mutlu musun? Ektiğin kin, nefret, düşmanlık tohumlarıyla mutlu musun? Çığlıklarla doldurup kanla boyadığın bu dünyada mutlu musun? Doğayla barış insanoğlu! Kendinle barış insanoğlu! İnsanla barış insanoğlu!
Şimdi sana gelecek olursak Ey Selman Ç.; beni Hasan Ali  Toptaş okumaya teşvik ettiğin 1000kitapta sen de mutlu musun? Senin yüzünden bak, neler yazdım...
İyi okumalar, saygılar...

Ahmet Samsa 
19 Şub 17:05 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bir gürgen ağacının nezdinde insanları okumayı planlıyordum ben kitabı elime aldığımda. İnsanları okuyacaktım, insanların acımasızlığını, vurdumduymazlığını... Nasıl da ağaçları, ormanları, doğayı, acımasızca katlettiklerini okuyacaktım. Bencillik bataklığına, kendilerini bile düşünmeden, nasıl battıklarını okuyacaktım.

Öyle de oldu aslında, bunları anlatıyordu kitap bana. Ben de saydırıyordum kendi ırkıma, yine aynı 'acımasızlıkla' katledilip kağıt yapılan bir ağacın sayfalarını çevirerek aslında.

Sonra, birden nasıl oldu? Nasıl böyle bir kederin içine düştüm? Nasıl okurken sesim kesildi, soluğum kesildi... Nasıl oldu da bir kitaplık, bir pencere, belki de sahilde bir bank olma hayali kuran bir gürgen ağacı, bu hayal için, yakıt olmamak için yıllarca dimdik büyüyen gürgen ağacı, "Keşke odun olsaydım da yanıp küle dönseydim." dedi avaz avaz.

Belki de bu kitabı okurken bana bu olanlar, usulca süzülen yaşlar; günümüz gerçekliğini bu kadar derin hissettirdiği için, belki de her akşam haberlerde görmemek, duymamak adına kanalı değiştirdiğim feryatları yüreğimde yaşattığı için oldu.

Anlayacağınız kitap bana sonunda insanın en çirkin yüzünü gösterdi: Savaş.

Okumalısınız.

Nergiz 
27 Kas 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Ben Bir Gürgen Dalıyım ile Hasan Ali Toptaş'a başlamış oldum. Genel olarak hayvanlar yada cansız varlıklar üzerinden insanlığa bir şeyler anlatılmaya çalışılmasını zevkle okurum. Keza bu kitapta öyleydi. Hatta bazı cümleleri vardı ki diğer sayfaya geçmeden önce üzerinde düşünmüşlüğüm oldu. Hayatta ki acımasız gerçekleri böylesine yüze vurulması bir düşündürüyor insanı. Yazarın anlaşılır dili zaten kitabın akıcılığıyla bütünleşiyor. Fazla konusuna girmeden kitabı tavsiye ederim. Keyifli Okumalar.

Nisa 
06 Şub 01:09 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Öyle güzeldi ki.. Kitabı bir gürgen ağacı anlatıyor. Sanki gerçekten bir gürgen ağacı karşıma geçmiş anlatmış gibi.. Kitabın dili oldukça sade tasvirleri anlamlı ve netti. Her şeyi gözümde canlandırabildim insanlığa gürgen ağacı tarafından bakılmış. Duyguyu o kadar iyi hissettim ki kitabı bitirdiğimde gözyaşlarımı tutamadım...

"... Çünkü, yüzyıllardır çözülemeyen acayip bir bilmeceydi insan. Derinlerden daha derin bir sırdı ya da, ucu bucağı olmayan, içi pisliklerle, içi eşsiz güzelliklerle dolu, alabildiğine karanlık ve karmakarışık bir evrendi."

Kitabı böyle sessiz sessiz değil, bağıra bağıra okumak istedim, hatta bazı bölümlerini sesli okudum.
Böyle bir nefeslik bir hikaye , ama sonra alınan her nefeste acıyla hatırlanacak bir hikaye...

Hasan Ali Toptaş öyle samimi yazmış ki , bu kısa hikayeyi; bitirince "ben doyamadım ki bir daha okurum " diyorsun.
Okurken bu dünyadan sıyrılıp , anında kitaptaki o masalsı aleme akıveriyorsun ...
Kitabın sonlarına doğru da pat diye , insanların ideolojileri ve inandıkları uğruna birbirlerine eziyet ettiği , birbirlerini öldürdüğü dünyanın içinde buluveriyorsun kendini...

Sümeyye Ev 
02 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"..ben de, neden olmasın belki uçarım diye, hemen kanat çırpmaya başladım.. daha doğrusu ne kadar yaprağım varsa hızla açıp kapadım.. böyle yapınca ilkin yemyeşil bir hışırtıya boğuldum tabi.. Öyle ki ellerinde baltalarla üzerime yürüyen adamlar bile bu hışırtıyı duyunca bir an duraksadılar.

ve ben onların şaşkın bakışları altında tıpkı bir kuş gibi yerden havalandım ve boşlukta tıpkı bir kuş gibi uçmaya basladım.."

sonra mı?
sana vardım.
#HasanımAli

Handan Aksu 
24 Şub 13:57 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Dönüyoruz dolaşıyoruz ve gene insanın kötülüğüne geliyoruz. '' Dönüp dolaşıp insanda başlıyordu her şey, dönüp dolaşıp insanda bitiyordu. Gerisi boştu... Yani, insanın karışmadığı her şey bir masaldı.'' Hasan Ali Toptaş'ın masalsı anlatımı ve insan doğasının kötülüğü...

3 /

Kitaptan 57 Alıntı

Yasemin Bektaş 
23 Oca 09:25 · İnceledi · 9/10 puan

Boş yere hayallere kapılıp şu insan denen yaratığa bel bağlamamalıydım. Çünkü, yüzyıllardır çözülemeyen acayip bir bilmeceydi insan. Derinlerden daha derin bir sırdı ya da, ucu bucağı olmayan, içi pisliklerle, içi eşsiz güzelliklerle dolu, alabildiğine karanlık ve karmakarışık bir evrendi.
Öyle ki, onca kafa patlatmasına rağmen, binlerce yıldan bu yana kendisi bile çözemiyordu kendini...

Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 28 - Everest Yayınları)Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 28 - Everest Yayınları)
Yasemin Bektaş 
23 Oca 14:17 · İnceledi · 9/10 puan

Zaten, bir zamanlar bana ak sakallı meşenin anlattığına göre, adına savaş denen şey, yeryüzünün herhangi bir noktasında başlayıp herhangi bir noktasında bitmezdi.
Her şey gibi, o da insanda başlayıp insanda biterdi.
Bu yüzden, cepheler falanca dağda ya da falanca ovada değildi.
Cepheler, bütün acımasızlıklarıyla insanoğlunun içindeydi.

Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 97 - Everest Yayınları)Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 97 - Everest Yayınları)
Nisa 
06 Şub 01:01 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Zaten, bir zamanlar bana ak sakallı meşenin anlattığına göre, adına savaş denen şey yeryüzünün herhangi bir noktasında başlayıp herhangi bir noktasında bitmezdi.
Her şey gibi o da insanda başlayıp insanda biterdi.
Cepheler bütün acımasızlığıyla insanoğlunun içindeydi.

Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 97)Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 97)
Selman Ç. 
19 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Zaten, bir zamanlar bana ak sakallı meşenin anlattığına göre, adına savaş denen şey, yeryüzünün herhangi bir noktasında başlayıp herhangi bir noktasında bitmezdi.
Her şey gibi, o da insanda başlayıp insanda biterdi. Bu yüzden, cepheler falanca dağda ya da falanca ovada değildi. Toprağı titrete titrete yürüyen tanklar, art arda gümbürdeyen toplar ve durup dinlenmeden kurşun kusan tüfekler insanoğlunun içindeydi. Hatta, henüz icat edilmemiş silahlar da insanoğlunun içindeydi.

Yani, insan bir savaş alanıydı. Ceket, gömlek, pantolon ya da etek giymiş, kravat takmış, tıraş olmuş, kokular sürmüş bir savaş alanı. Gülümseyen bir savaş alanı. Öpen hatta, okşayan, konuşan, susan, çiçekler alıp çiçekler veren bir savaş alanı...
Peki, bir barış bahçesi olamaz mıydı insan? Şöyle, güllerin kuş cıvıltılarına, kuş cıvıltılarının güllere karıştığı, mutlu yüzlerle dolu rengarenk bir barış bahçesi?

Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 97 - Everest Yayınları)Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 97 - Everest Yayınları)
Rıfat ÇELEBİ 
22 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Az önce gölgemde terlerini kurutup karınlarını doyuran iki adam,şimdi hızla balta savuruyordu gövdeme.

Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 63 - Everest  Yayınları)Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 63 - Everest Yayınları)
Ahmet Samsa 
20 Şub 00:51 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ola ki başka bir masala gidecektim ama, henüz o masal yaratılmamıştı. Hiç kuşkusuz, beni anlatacak olan masal söylenir söylenmez uçup gidecektim.

Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali ToptaşBen Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş
Nisa 
05 Şub 22:24 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yüzyıllardır çözülemeyen acayip bir bilmeceydi insan. Derinlerden daha derin bir sırdı ya da ucu bucağı olmayan içi pisliklerle , içi güzelliklerle dolu, alabildiğine karanlık ve karmaşık bir evrendi.

Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 28)Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 28)
Nisa 
06 Şub 00:46 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İnsan bir savaş alanıydı. Ceket, gömlek, pantolon ya da etek giymiş, kravat takmış, traş olmuş, kokular sürmüş bir savaş alanı. Gülümseyen bir savaş alanı. Öpen hatta okşayan, konuşan, susan, çiçekler alıp çiçekler veren bir savaş alanı...

Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 98)Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 98)