Adı:
Ben Söylemem Sen Anla
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059679688
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nota Bene Yayınevi
“Şimdilerde hayal meyal, ama sıcacık bir sevinçle hatırlıyorum, çocukluğumda "anlatan kadınlar" vardı. Annemlerin günlerine, güne paralarıyla katılmadıkları halde, sırf sohbetleri güzel diye davet edilirlerdi. Çantası gibi annemin elinde günden güne gezen ben, minnacık aklımla bu kadınların anlattıklarını, onları anlatırken hikâyeye kattıkları kimi neşeli, kimi üzgün detayları hayranlıkla dinlerdim. Alelade bir şeyden bahsediyor bile olsalar, bunu öyle güzel, öyle "anlatıcı" bir havada yaparlardı ki, çocukluğumun televizyonsuz, gazetesiz, kitapsız dünyasına bir gökkuşağı neşesi getirirlerdi. Ayşegül Kocabıçak'ın kurduğu anlatının, hikâyeleme yeteneğinin ardında bir yerlerde işte o kadınların saklandığını hissediyorum okurken. Üstelik bunu kalemi günden güne daha da keskinleşip parıldayan çok iyi bir öykücünün akıl ve duygusuyla yaptığını, yarattığı capcanlı ve diri anlatımı, öyküde kendine özgü bir kadın dili kurmaktaki başarısını hayranlıkla izliyorum. Kaleminin neşesinin, hikâyesinin soluğunun hiç tükenmemesi dileğiyle!” Mahir Ünsal Eriş
Ayşegül Kocabıçak, ilk öykü kitabı Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları ile fazlalıklarından arınmış ve sadeliğiyle öne çıkan bir öykü dili yaratarak, özellikle kadınlar ve çocukların, gündelik hayatta her an yaşadıkları travmalar karşısında dilsiz ve suskun bırakılmalarına dair metinlere hayat verdi. Toplumsal cinsiyet kodlarının gelenekle beslenerek nasıl yeniden üretildiği, daha da önemlisi nasıl görmezden gelindiği Kocabıçak öykülerinin konusu oldu. Yazar, ilk kitabında dahi oldukça “zor” konuları, meselenin önüne geçmeyen bir dil kullanarak anlatmayı tercih etti. Başarmış olmalı ki, ilk kitap kısa zamanda ikinci baskıya ulaştı.
Ben Söylemem Sen Anla, yazarın ikinci kitabı. Ayşegül Kocabıçak bu kitabında da bağırmayan bir dil kullanarak, usulca eleştirmiş “hallerimizi”. Bilinen ama anlatılamayan, görmezden gelinen travmaların aslında onu yaşayan bireyler için ne denli yaralayıcı ve unutulmaz olduklarına işaret ederken, ilk kitabında olduğu gibi usulca ama rahatsız eden bir anlatım dilini tercih etmiş. Tek bir taşla camı çerçeveyi indirerek değil, camı kırmadan küçük taşlarla sabaha kadar o pencereyi taşlayarak…
Ayşegül Kocabıçak, kadınların kırılgan, ama bir o kadar neşeli ve direngen hallerini taşımış metinlerine. Penceremize attığı o küçük taşlardan kurtulmak ne mümkün… Yazar adeta “Pencerenizi açın!” diye bağıran bir çocuk! İster istemez açıyorsunuz pencerenizi. Bu sefer de, “Ben Söylemem Sen Anla” diyor, çaresiz anlamaya çalışıyorsunuz, anlamak istiyorsunuz. Sonra “anlamak” eylemi bir şenliğe dönüşüyor. Anladıkça sevilirmiş her şey, anlıyorsunuz…
80 syf.
·2 günde·9/10
Bugün sanki komşu teyze gelmiş de bana bir sürü yaşanmış hikaye anlatmış da ben her birinde ayrı ayrı şaşırmışım gibi hissediyorum. O anlattı ben Aaa! diye nidaladım durdum. Diğer kitabına göre çok daha sakin ve romantik öykülerin olduğu Ben söylemem sen anla okunası bir öykü kitabı. Ayşegül Hanım'ın her iki kitabının kapağına da bayıldığımı belirmek isterim. Nevin Hirik tablolarının güzelliği kitaplara güzellik katmış kesinlikle. Öykü severler bu baskıları sakın kaçırmasın derim ben.
80 syf.
·1 günde
Kalemin neşesi de hüznü de bir kadına ne kadar güzel yakisirsa, o derece yakismis öyküler Ayşegül Kocabıyık' a. Hissederek okudum, tekrar okudum bazı cumleleri, hikaye anlatmak bir yetenek işidir aslında. Kısacık cümleleri iğnelestirmek meziyettir. Bu öykü kitabinda Ayşegül hanım bunu basarmak için uğraşmış, başarmış da. Her kadının saklandığı bir dünya vardir kendince, erkeklerin giremedigi, girmeye cesaret edemedigi.. Öyle kadınlar çıkıyor karşıniza bu kitapta.

Keyifle okuyun...
“Ev, kimsesizler sığınağı gibiydi. Koltuklarda, yere serili battaniyelerin üzerlerinde uyuyan yüzler. Dünyalık maskelerinden soyunmuş, hayata dair planlarını, kurnazlıklarını yastıklarının altına saklamış, yalın insan yüzleri. Uyanır uyanmaz yüze yapışan maskeler.”
“Anılar, paranı yutup kolanı vermeyen meşrubat makineleri gibi, ışıl ışıl, rengârenk, gözünün önünde ama dokunamıyorsun!”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ben Söylemem Sen Anla
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059679688
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nota Bene Yayınevi
“Şimdilerde hayal meyal, ama sıcacık bir sevinçle hatırlıyorum, çocukluğumda "anlatan kadınlar" vardı. Annemlerin günlerine, güne paralarıyla katılmadıkları halde, sırf sohbetleri güzel diye davet edilirlerdi. Çantası gibi annemin elinde günden güne gezen ben, minnacık aklımla bu kadınların anlattıklarını, onları anlatırken hikâyeye kattıkları kimi neşeli, kimi üzgün detayları hayranlıkla dinlerdim. Alelade bir şeyden bahsediyor bile olsalar, bunu öyle güzel, öyle "anlatıcı" bir havada yaparlardı ki, çocukluğumun televizyonsuz, gazetesiz, kitapsız dünyasına bir gökkuşağı neşesi getirirlerdi. Ayşegül Kocabıçak'ın kurduğu anlatının, hikâyeleme yeteneğinin ardında bir yerlerde işte o kadınların saklandığını hissediyorum okurken. Üstelik bunu kalemi günden güne daha da keskinleşip parıldayan çok iyi bir öykücünün akıl ve duygusuyla yaptığını, yarattığı capcanlı ve diri anlatımı, öyküde kendine özgü bir kadın dili kurmaktaki başarısını hayranlıkla izliyorum. Kaleminin neşesinin, hikâyesinin soluğunun hiç tükenmemesi dileğiyle!” Mahir Ünsal Eriş
Ayşegül Kocabıçak, ilk öykü kitabı Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları ile fazlalıklarından arınmış ve sadeliğiyle öne çıkan bir öykü dili yaratarak, özellikle kadınlar ve çocukların, gündelik hayatta her an yaşadıkları travmalar karşısında dilsiz ve suskun bırakılmalarına dair metinlere hayat verdi. Toplumsal cinsiyet kodlarının gelenekle beslenerek nasıl yeniden üretildiği, daha da önemlisi nasıl görmezden gelindiği Kocabıçak öykülerinin konusu oldu. Yazar, ilk kitabında dahi oldukça “zor” konuları, meselenin önüne geçmeyen bir dil kullanarak anlatmayı tercih etti. Başarmış olmalı ki, ilk kitap kısa zamanda ikinci baskıya ulaştı.
Ben Söylemem Sen Anla, yazarın ikinci kitabı. Ayşegül Kocabıçak bu kitabında da bağırmayan bir dil kullanarak, usulca eleştirmiş “hallerimizi”. Bilinen ama anlatılamayan, görmezden gelinen travmaların aslında onu yaşayan bireyler için ne denli yaralayıcı ve unutulmaz olduklarına işaret ederken, ilk kitabında olduğu gibi usulca ama rahatsız eden bir anlatım dilini tercih etmiş. Tek bir taşla camı çerçeveyi indirerek değil, camı kırmadan küçük taşlarla sabaha kadar o pencereyi taşlayarak…
Ayşegül Kocabıçak, kadınların kırılgan, ama bir o kadar neşeli ve direngen hallerini taşımış metinlerine. Penceremize attığı o küçük taşlardan kurtulmak ne mümkün… Yazar adeta “Pencerenizi açın!” diye bağıran bir çocuk! İster istemez açıyorsunuz pencerenizi. Bu sefer de, “Ben Söylemem Sen Anla” diyor, çaresiz anlamaya çalışıyorsunuz, anlamak istiyorsunuz. Sonra “anlamak” eylemi bir şenliğe dönüşüyor. Anladıkça sevilirmiş her şey, anlıyorsunuz…

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Büşra Tufan
  • Arzu Bahar
  • Mehmet Burhanettin Nizam
  • Cihan Yaylaci
  • İklim
  • Sevil Sema Gedikoglu
  • Burcu Bergen
  • İbrahim Demiroz
  • Derya Berber Tali

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%50 (2)
8
%25 (1)
7
%25 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0