Benim Cumhuriyet'im

Emine Uşaklıgil

Sözler ve Alıntılar

Tümünü Gör
Diyarbakır’a giderken Ankara’ya da uğrayan Yaşar Kemal, daha doğrusu o günkü adıyla Kemal Sadık Gökçeli, Abidin Dino’nun, “Şimdi sen Kemal Sadık Gökçeli imzasıyla mı yazacaksın? Polis üç gün sonra gelir seni bulur, hapse gönderir. Bir ad bulalım sana,” deyip ona Yaşar Kemal adını önermesi üzerine, Cumhuriyet’te çıkan “Diyarbakır Ovasında Göç Var” başlıklı ilk röportajını Yaşar Kemal adıyla imzalar. Polis üç yıl sonra Yaşar Kemal’in gerçek kimliğini tespit edince, bir yerlerde Nadir Nadi’yle karşılaşan Adnan Menderes, “Sendeki komünisti at” der. Ancak, “İstersen atayım” diyen Nadir Nadi’nin alaylı tavrı karşısında, “Yok yok, atma, meşhur olur” diyerek ısrarından vazgeçer.
Bize göre, Cumhuriyet küçük ve aşırı angaje bir gazete olarak gitgide ufalmaya mahkûmdu. Mali vaziyet öyle bir noktadaydı ki, maaşları ödemekte zorlanıyorduk. Hatta dedemden kalma Hint işi oymalı antika bir dolabı ve içine irice bir çocuğun rahatça saklanabileceği bir Çin vazosunu satmıştık.
Reklam
Nadir Nadi, 1938 yılından itibaren üç yıl kadar Galatasaray Lisesi’nde son sınıflara yurttaşlık bilgisi ve sosyoloji dersleri vermişti. Babasının aksine, Nadir Nadi mücadele ve kavga adamı değildi. Bedii Faik ile haftada bir buluştuğu yıllarda ona, “Sen yazmayı seviyor musun?” diye sormuş. “Çok” cevabını alınca, “Ben sevmiyorum. Sakin bir köşede Mozart’la baş başa olmayı, Paris’te sonbahar yapraklarına basarak dolaşmayı hiçbir şeye değişmem” deyivermişti. Çok zor yazdığını saklamazdı zaten. Öğretmenlik yapmaktan keyif aldığını hep anlatırdı. Nadir Nadi’nin Galatasaray’da öğrencisi olmuş, olumlu yorum hasisi Çetin Altan, Nadir Nadi’nin hocalığını pek beğenmediğini söyler...
Hayatının son günlerinde dedem (Yunus Nadi) kırgın bir adamdı kuşkusuz. Hayat çizgisi başarılıydı. Kendisiyle hesaplaştığında bunu görmemesi olanaksızdı. Kalemiyle önceleri İttihat ve Terakki’nin silahşorluğunu yapmıştı. Osmanlı’nın küllerinden Türkiye Cumhuriyeti doğmuş ve buna gazetesi aracılığıyla önemli katkılarda bulunmuş, kelle koltukta Mustafa Kemal’in yanında yerini almış, kısa sürede zaferle sonuçlanan mücadeleye destek vermiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atılmasını ve sağlamlaştırılmasını kararlılıkla desteklemişti. Ne ki, son yılların ağzında acı bir tat bıraktığını tahmin etmek zor değil.
1940'larda Sansür
1940’larda sansür bazen absürt durumlara yol açabiliyordu. “Yarın hava açık olacak” haberi üzerine Doğan Nadi’nin aldığı ağır ihtar gibi. Doğan Nadi haber kaynağı olarak Ankara Radyosu’nu gösterince, Sıkıyönetim Komutanlığı bu hayati konuyu Başbakanlığa aksettirmiş ve görülen lüzum üzerine şu tebliğ yayımlanmıştı: “Şifre: Umum Müfettişlere, Valiliklere, 3060-5722 / Geçmiş, halihazır ve gelecek zamanlara ait meteorolojik tahminlerin ve hadiselerin neşredilmemesinin bütün gazetelere tebliğini rica ederim. Başvekil namına, Müsteşar Vehbi Demirel.
Reklam
100 öğeden 11 ile 20 arasındakiler gösteriliyor.