Geri Bildirim

Benim De Söyleyeceklerim Var! (üç)Umut Sarıkaya

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.101
Gösterim
Adı:
Benim De Söyleyeceklerim Var! (üç)
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
234
ISBN:
9786054173679
Yayınevi:
Mürekkep Basın Yayın
İçine kapanık ve karamsar bir yazara yakışmayacak derecede iyi yüzerim. Edebiyat dünyası olarak Sarıyer sahiline insek, diğer yazarlar mıy mıy oturup etrafa utangaç gözlerle bakarken ben ağzımda sigara ile havada takla atıp suya dalarım yada koşarken birden havada döner hazırolda asker selamı vererek kaybolurum derin mavilikte. Yüzeye çıkınca dalarken ağzımın içine hapsettiğim sigaramı bir dil hareketi ile tekrar çıkarır, sahilde duran Türk Edebiyatı'nın şaşkın bakışları eşliğinde içmeye devam ederek yüzerim. Sonra çıkar banktaki ayakkabımın, çorabımın, kotumun yanına oturmuş şairleri, yazarları kaldırıp banka boylu boyunca uzanır öyle yaparım betimlemelerimi, sosyal tespitlerimi; anlatırım insan hikayelerini… Benim için yazarlık ayrı, sahiller iti olmak ayrıdır. Bundan ne utanırım nede gocunurum çünkü sahilde büyüdüm ben.
Umut Sarıkaya aslında bir mühendis, gemi makineleri mühendisi. Ama aynı zamanda alaylı bir "sosyolog" olduğunu söylemek abartılı olmaz. Karikatürist olmasının da getirdiği esprili dille sosyolojik tespitlerini o kadar güzel anlatıyor ki bir yandan kahkahalara boğulup bir yandan da ölesiye hak veriyorsunuz. "Benim de Söyleyeceklerim Var" serisini komple okumanızı öneriyorum. Müthişsin Umut, gerçekten!
Umut sarıkaya'nın harika tespitleriyle kendi kendinize gulme krizine girebileceginiz bir kitap. Ozellikle askerdeyken fotografina yapilan fotosop hikayesi gulme garantili. Ben hepsinde fazlasiyla guldum. Ayrinti ve tespit adamiysaniz ve gulmeyi seviyorsaniz kesinlikle okuyun.

Benzer kitaplar

Umut'u ve çemçük zihninden dökülen bizden düşüncelerini çok severim. Kitaplarını, dergilerini, yaptığı işleri sürekli takip ederim. Bu seri(benim de söyleyeceklerim var 1-2-3) bana göre en iyi işi kendisinin. Karikatürleri muazzamdır ama ben yazılarını daha çok seviyorum. Ve ne zaman canım sıkılsa gelişine bir hikayesini açıp okuyorum. Her ne kadar bazı hikayeler biraz zorlama olsa da çoğunluğunu beğeniyorum. Ki zorlama diyerek toprağın dibine gömdüğüm hikayelerin bazı bölümlerinde de acayip benzetmeler ve tespitler var, bunu söylemeden geçemeyeceğim.

Keşke daha fazla üretse... Naber'i bir sene sonra çıkararak bizi ne kadar siklemediğini gösterdi zaten, o yüzden kendisine "Kadıköy veya Beşiktaş sokaklarında görüşmek üzere Umut'um!" diyerek tehditvari bir selam çakmak istiyorum.
Yine Umut Sarıkaya’nın hayata dair tespitlerini içeren hikayelerle dolu bir kitap. İkinci kitapta olduğu gibi bu kitapta da kendi hayatı dışında hikayeler var. Hikayelerde özellikle Umut Sarıkaya’nın kendi hayatından kurguladığı bölümler daha çok hoşuma gitti. Kitaptaki hikayeleri genel itibari ile elit takılmaya çalışan ama aslında -kitaptaki hikayelerden birisinde de geçen- içinde birer emmi barındıran insanların hikayeleri olarak tanımlayabiliriz. Eğlenceli ve komikti.
"Kadınları anlayan yazar olmak istiyorum lan artık. Bıktım artık hayvan gibi adamları anlatmaktan." diyor Umut Sarıkaya kitabın bir yerinde. Hayvan gibi terli tespitler içeren, aşırı samimi ve duyarsız bir öykü kitabı. İlk iki kitaba göre daha acımasız ve daha gerçekçi.
Erkeklerin başkalarına söyleyemediği iç sesi birebir aktarıyor. Ayrıca mühendislik geçmişinin olduğu o kadar belli ki, tamamen sayısal kafa ile yazılmış tespitler var. Şöyle bir konu var bunu çok seviyorum. Umut Sarıkaya'yı seven çok seviyor sevmeyen ise anlamsız buluyor. Bir yazar / öykücü için olması gereken de bu zaten. Bütün kesime hitap eden bir yazar olabilir mi? ya da olmalı mı?
Kahkahalar attırmayan ancak her öyküde "kıs kıs" güldüren müthiş tespitler içeren bir kitap.
"Kızılderililer, öleceğini anladıkları yaşlıları bir ata bindirip dağlara, ormanlara yollarlarmış. Yaşlı Kızılderili de buna itiraz etmeden kabiledekilerle vedalaşır, huzur ve sessizlik içinde ölümü beklemek için uzaklara gidermiş."
Yoldan geçenleri izlerken "Ne çok insan var" diye düşündüm. Hepimiz bir yerlere gidiyoruz, birileriyle konuşuyoruz, çalışıyoruz, dinleniyoruz. Ne kadar çoğuz. Hepimiz ne kadar çok kendimizi önemsiyoruz. Hayallerimiz var. Çok azımız uyguluyor hayallerini. Uğraşıyoruz yinede. Belli bir yaşa kadar, bişey olmaya çalışıyoruz. Olamayanlarımız çocuk yapıyor, kendi olamadıklarını, onlar olsun istiyor. Kafamızdaki olmak istediğimiz insan da farklı farklı. Genelde çok zengin olmak istiyoruz. Sıradan olmayı hazmedemiyor birçoğumuz. Özel olmalıyız, en azından bir kişi için. Kafasında olmak istediği kişiyi olamamış biri olarak, başka bir olamamış ile ilişkiye giriyoruz. İki sıradan insan, birbirinin ne kadar özel olduğunu hatırlatıp duruyor. Aralarında biri hatırlatmayınca ilişkiyi kesip, başka bir sıradana hatırlatması için arayışa giriyor. Uzun süre hatırlatanlar belli bir zaman sonra sıkılıp evleniyor,baktılar ki ikisi de birbirine bunu anlatmaktan sıkılmış, çocuk yapıp onu dünyanın en özeli kılıyorlar. Seçildiği için, annesinin babasının sıradanlığını aşmakla görevlendiriliyor. İstediği gibi biri olmak yerine, anne-babanın kafasında olmak istediği ama olamadığı insanı olmak zorunda. Hayır demesi neredeyse imkansız...
Bu hayır diyemeyenler de büyüyüp çabalıyor, olmuyor, birini buluyor, sıkılıyor, çocuk yapıyor... Bu kısır döngü, böyle sürüp gidiyor, gittikçe artıyoruz.
"Bizim sülalenin erkeklerinin temel özelliği; ailesinin rızkını, parasını pulunu elaleme yedirmeyi çok sevmesidir. Kadınların ise temel görevi bunu engellemeye çalışmaktır."
"Öyle gürültülü bi öksürük nöbeti geçirdi ki ağzında bi ara ciğerinin ucunu gördüm."
"Modern insan dediğimiz kişi arabanın iç hacmi kadar alanda özgürdür, ya da sitedeki apartmanın yüz ölçümü kadar bir alanda. Yakında sadece bilgisayar ekranının inçi kadar özgür olacağız. Teknoloji ilerledikçe insanlar makineleşmedi, insanlara makine satıldı."
"İnsanlar, yalan söyleyip sonra kendi yalanlarına inanmaya bayılırlar. Bu, insanlık tarihinin başından beri böyledir. Bu konunun toplumsal izdüşümlerini boşverelim ve biz kendimize bakalım. Hatta o kadar çok inanırlar ve bunu o kadar çok yaparlar ki hangi duyguların gerçek, hangilerinin yalan olduğunu bile kestiremezler. Yalan uydurma duyguları onları ele geçirir çoğu zaman. Dokunulmazlar, efsaneler yaratırlar, sonra onların uğruna mücadele ederler, ağlarlar, üzülürler, kutlarlar. Kendilerine, başkalarına zarar verirler. Şu yaşamaya, tadı çıkarılmaya gelinmiş dünyayı dar ederler. Kendilerine de, başkalarına da... Belki de başka türlü hayat geçmez, sıkıcılaşır. İnsanlığa bir meşgale lazımdır sıkılmaması için, onun kaynağı da yalandır."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Benim De Söyleyeceklerim Var! (üç)
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
234
ISBN:
9786054173679
Yayınevi:
Mürekkep Basın Yayın
İçine kapanık ve karamsar bir yazara yakışmayacak derecede iyi yüzerim. Edebiyat dünyası olarak Sarıyer sahiline insek, diğer yazarlar mıy mıy oturup etrafa utangaç gözlerle bakarken ben ağzımda sigara ile havada takla atıp suya dalarım yada koşarken birden havada döner hazırolda asker selamı vererek kaybolurum derin mavilikte. Yüzeye çıkınca dalarken ağzımın içine hapsettiğim sigaramı bir dil hareketi ile tekrar çıkarır, sahilde duran Türk Edebiyatı'nın şaşkın bakışları eşliğinde içmeye devam ederek yüzerim. Sonra çıkar banktaki ayakkabımın, çorabımın, kotumun yanına oturmuş şairleri, yazarları kaldırıp banka boylu boyunca uzanır öyle yaparım betimlemelerimi, sosyal tespitlerimi; anlatırım insan hikayelerini… Benim için yazarlık ayrı, sahiller iti olmak ayrıdır. Bundan ne utanırım nede gocunurum çünkü sahilde büyüdüm ben.

Kitabı okuyanlar 105 okur

  • Galip
  • G
  • Eyüp Tatar
  • Ferhat Turna
  • Okan Yalın
  • Merve Gündoğdu
  • Burak Kolazlı
  • Naziko
  • Selahattin Ünal
  • Gökhan Yalın

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.2
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%30.4
25-34 Yaş
%45.7
35-44 Yaş
%19.6
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%2.2
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41
Erkek
%59

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (14)
9
%26.2 (11)
8
%28.6 (12)
7
%7.1 (3)
6
%0
5
%2.4 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%2.4 (1)