Geri Bildirim

Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez

·
Okunma
·
Beğeni
·
9.889
Gösterim
Adı:
Benim Hüzünlü Orospularım
Baskı tarihi:
Şubat 2005
Sayfa sayısı:
96
ISBN:
9789750705243
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Memoria de mis Putas Tristes
Çeviri:
İnci Kut
Yayınevi:
Can Yayınları
1982 Nobel Edebiyat Ödülü’nü de almış olan Gabriel Garcia Marquez’in, yaşayan en büyük dünya yazarlarından biri olduğunu herkes biliyor. Yazdığı son romanı Benim Hüzünlü Orospularım’la yine dünya kitap dünyasının doruğuna oturdu. Yazar, bu kez, doksanını bulmuş çok yaşlı bir gazete köşe yazarının ağzından müthiş bir aşk serüvenini dile getiriyor. Son yılların en güzel aşk romanlarından biri. Büyülü Gerçekçilik akımının yaratıcısı bu büyük ustadan büyüleyici bir roman daha. Kolombiyalı yazar, bu kitapta 90 yaşındaki bir adamla 14
yaşında bir yeniyetmenin ilişkisini anlatıyor...

"Doksanıncı yaşımda, kendime bakire bir yeniyetmeyle
çılgınca bir aşk gecesi armağan etmek istedim. Aklıma
Rosa Cabarcas geldi, hani şu gizli genelevinde eline bir
yenilik geçtiğinde hatırlı müşterilerine haber veren
kadın. Daha önce öyle şeylere ya da onun baştan çıkarıcı
müstehcen önerilerinin hiçbirine asla kapılmamıştım ama
benim ilke sahibi biri olduğuma hiç inanmazdı o. Ahlâk
da bir zaman sorunudur, derdi, yüzünde hınzır bir
gülümsemeyle, görürsün bak...
Kitabın pek okunmadığı dolayısıyla satılmadığı bir şehirden selamlar. Gerekli incelemeler zaten yapılmış ben bu kitapla ilgili anımı anlatacağım. 3 4 sene öncesi çok az sayıdaki kitapçılardan birine girdim. Kitapçı çoktur ama kırtasiye ve sınav hazırlık kitabı satarlar. Kitap raflarınız ne tarafta diye sorulunca, hep TEOG YGS KPSS türevi kitapların olduğu raflara yönlendirirler. Ben kitap alışverişlerimi internetten yaparım ama ucuz satılan bu kitap için, kitaptan fazla kargo ödemeyeyim diyerek elden alayım dedim.


Neyse nerede kalmıştık evet kitapçıya girdim. Benim Hüzünlü O.... Kitabı var mı diye sordum. (O... diye kısaltmamın nedeni bazı üyelerin yanlış anlayıp şikayet etmeleri). Kitapçı amca hiddetlendi. Burada öyle kitaplar olmaz çık dışarı dedi. Ama roman bu amcacığım yanlış anladın dedim. Zaten torunu işletiyor kitapçıyı amca ne bilsin. Çık çık hadi dedi. Ahhh çıkayım bari dedim adam beni ne sandıysa. Başıma gelecekleri tahmin etmiştim ama bu kadarını beklemiyordum.


Çıkarken çaktırmadan rafa göz atarken aha işte burada var satıyorsun dedim. Amca hemen doğrulup yanıma geldi bir hışımla kitabı elimden aldı sayfaları çevirmeye başladı. Çıplak kadın resimleri arıyordu sanırım. Bulsaydı kitabı bir güzel parçalardı eminim ama bulamadı. Al git senin olsun. Para mara istemez dedi. Sana birde poşet vereyim kimse görmesin. Böyle şeyleri okuma ayıp demeyi de ihmal etmedi. Sağ ol amca okumam bir daha! dedim. Zaten bir kere okuyacağım bir daha okumam. Poşetin dışından ismi gözükme ihtimaline karşı ayrıca bir kaç kat ambalaj kağıdına sardığı beleş kitabımla kitapçıdan çıktım. Ey Gabriel başka isim bulamadın mı beni ne hallere düşürdün.
"Kız doğmuş gibi kısa bir sessizlik olduktan sonra pastayı keseyim diye..." Marquez'in sanırım 3. kitabıdır bu tabiri görüyorum: Kız doğmuş gibi bir kısa sessizlik. İlginç, düşündürücü, biraz da iç yakıcı bir tabir...
Kitapta ise Marquez'in kaleminin klasik tadını alabiliyorsunuz. Güzel bir kitap. Öneririm.

Benzer kitaplar

  • Veba
    8.3/10 (457 Oy)433 beğeni1.450 okunma398 alıntı10.022 gösterim
  • Kar
    7.7/10 (422 Oy)361 beğeni1.638 okunma233 alıntı8.743 gösterim
  • Baba ve Piç
    7.5/10 (748 Oy)593 beğeni3.349 okunma321 alıntı13.978 gösterim
  • Doğu'nun Limanları
    8.5/10 (792 Oy)738 beğeni2.476 okunma396 alıntı10.027 gösterim
  • Son Ada
    8.7/10 (1.149 Oy)1.096 beğeni3.101 okunma310 alıntı13.791 gösterim
  • Ağrıdağı Efsanesi
    8.6/10 (520 Oy)446 beğeni1.587 okunma181 alıntı8.454 gösterim
  • Bulantı
    8.2/10 (536 Oy)546 beğeni1.629 okunma951 alıntı14.783 gösterim
  • Kitap Hırsızı
    8.8/10 (788 Oy)731 beğeni1.784 okunma498 alıntı12.891 gösterim
  • Az
    8.6/10 (820 Oy)744 beğeni2.219 okunma319 alıntı12.218 gösterim
  • Düşüş
    8.2/10 (463 Oy)412 beğeni1.305 okunma483 alıntı8.769 gösterim
Gabriel Garcia Marcuezle tanışma eserim olarak bu kitabı seçtim. Konu olarak hem sıradan, hem de merak uyandırıcı gelmişti. 90 yaşında hem kendini, hem de aşkı bulan şanslı bir karakter anlatılıyor. Şanslı diyorum çünkü; bu dünyada ne kendini tam anlamıyla tanıyabilen, ne de aşkı tatma şansına erişemeden ölüp giden o kadar çok insan var ki.. O yüzden bu iki şey her şeyden üstündür benim gözümde. Karakterimiz 90 yaşına dek genelevlerden çıkmayan, seksi para karşılığı yaşayan, hayatında duygusal hiçbir şeye yer vermeyen biridir. Ve bir sabah uyandığında 90. Yaşı için kendine bir bakire ile çılgın bir gece armağan etmek ister. Bu bakire kıza Delgadina ismini verir ve onun sayesinde yaşamını, aşkı, mutluluğu, kıskançlığı tadar. Bunun yanı sıra yazar, genelevlerinin müşterilerinin yaşantılarına, nasıl insanlar olduklarına ve hayatını bedenini satarak geçindiren genç kadınlara değinir. Son derece akıcı ve basit bi anlatım tarzıyla yazılmış ayrıca ve bir çırpıda bitti. Sonunda aa bitti mi şimdi? Diye kaldım. Sanki biraz yarım kalmıştı, ya da benim farklı beklentilerim vardı tam bilemiyorum. Yine de Gabriel Marcuez'le tanışmama vesile olduğu için sevindiğimi söylemeliyim :)
Kahramanımız doksan yaşına kadar hiç aşık olmamış ve evlenmemiş; ömrünü evi, köşe yazarlığı yaptığı gazete ve ünlü bir genelevde geçiriyor.

Doksanıncı yaşında ise kendine bir ödül olarak, genelev sahibi Rosa Cabarcas'tan kendisi için bakire bir kız bulmasını istiyor...

Doksan yaşına kadar sadece para karşılığı yaşadığı ilişkiler üzerine bu kız onda farklı duygular yaratmayı başarıyor. Onu seyrederek kendi yalnızlığı içinde bir dünya kuruyor. Hiç tatmadığı bu duygu, yaşlılığının hüznünde ona coşkuyu ve kendini genç hissettirmeyi başarıyor.

Delgadina'yı seyretmek aşkla dolması dışında kendine tekrar sorular sorup geçmişini yad etmesini sağlıyordu. Ona okuduğu masallar ve kendi yazıları ile mutlu oluyordu...
Hayal dünyasına yerleştirdiği Delgadina için kıskançlık duygusu da yaşamaya başlamıştı...

Yaşının verdiği yalnızlığı ve hüznü bu aşk ile bertaraf etmeye çalıştığını kendisine bile itiraf edemiyordu...

Kitapta neredeyse her kesimden insana yer verilmiş. Geneleve giden erkek müşterilerin toplum ve sosyal yaşamlarında ki yerlerinden, bedenini satıp ailesine bakmak zorunda kalanlara kadar...
Her tür kötülüğün üstünü örtebilecek insanların var olduğu anlatılan bu eserde, doksan yıllık bir yaşamın nerede başlayıp nasıl bitebileceği sade bir dil ile anlatılmış...
Şimdi ben neden 10 puan verdiğimi de açıklayayım :)

Gabriel García Márquez'in okuduğum ilk kitabının Yüzyıllık Yalnızlık olması gerekiyordu evet biliyorum ama bu kitap 1 yıla yakın süre önce biri tarafından hediye edilmişti ve o zaman okumamıştım. Şimdi de sanırım okumaya hazır hissettiğim için okudum. Neden bu kitabı okumamı istediğini anladım. Geçmişe dönebilsem kesinlikle verdiği an okurdum ama işte bunu her zaman yapıyorum. Her zaman geç kalıyorum. Neyse amaç kitap yorumuydu...

Kısacık bir kitap ama dev bir hikaye öncelikle bunu belirtmem gerekir. 90 yaşında hayattan tamamen umudunu kesmiş bir adam aşkla tanışıyor ve bize anlatıyor.. Birine yanındayken çıplakken bile dokunmamak.. Adamın yaşını boş verin hangi yaşta olursa olsun seven bir adam dokunamazdı.. Dokunmadı.. Sadece seyretti..

Tamam bu kitaba kesinlikle torpilli yaklaşıyorum çünkü içinden böyle bir aşk çıkmamalıydı! Hayran kaldım her cümlesine.. Bolca alıntı yapacağım affınıza sığınarak..
*****SPOİLER İÇEREBİLİR*****
Benim Hüzünlü Orospularım yazarın son romanı. Daha önce yazarın Kırmızı Pazartesi kitabını okumaya başlamış ancak konuya konsantre olamadığım için yarım bırakmıştım. Çevremin tavsiyesi devam ettiği için bu kitabı hala okumayı düşünüyorum. Yazarın Benim Hüzünlü Orospularım kitabında dili oldukça akıcı, okuyucuyu yormuyor. Ortalama 1 günde bitirebilirsiniz. Kitabın isminden konusunu, kurgusunu çok farklı düşünmüştüm. Lakin ortaya 90 yaşındaki bir adamla 14 yaşındaki yeni yetme bir kızın aşkı çıkıyor. Bunu ben değil kitabın tanıtım yazıları söylüyor. Kusura bakılmasın buna hiç mi hiç katılmıyorum. Bu kitap 90 yaşındaki bir adamın 14 yaşındaki bir çocuğu cinsel istismarını anlatıyor. Keza bu istismara yardım eden, destekleyen, özendiren bir söylem söz konusu karakterlerin ağzında. Yazar dünyaca ünlü, Nobel Edebiyat ödülüne layık görülmüş, başarılı bir yazar...Hepsine saygım sonsuz. Ama bu kitap olmamış hem de hiç olmamış. Kesinlikle okuyun tavsiyelerinde bulunmak isterdim lakin okumamak bir şey kaybettirmez kanısındayım. Zira kitap 90 yaşındaki karakterin yaşamına zıt olarak kadını her fırsatta aşağılamış, bakireliği yüceltmiş. Bu da tartışılması gereken ayrı bir konu. Kitapta kayda değer tek güzel mesaj, insan yaşlandıkça pişmanlıklarını daha ağır yaşıyor. O yüzden zamanı, hayatı güzel, kaliteli değerlendirmek gerek. Mutlu bir hafta sonunda keyifli okumalar diliyorum.
90 yaşına kadar aşkı hiç tatmamış bir adam düşünün, geçimini gazetede yazdığı haftalık yazılarla sağlayan,yalnızlığının farkına varamayacak kadar yalnız bir adam.

O güne kadar cinsel ihtiyaçlarını hep parayla karşılamış olan kahramanımız, 90. yaş gününde kendisine bakire bir kız bulması için Rosa Cabarcas'ı arar. Eski müşterisini kıramayan Cabarcas 14 yaşında bir kız bulur kendisine.

Bir anda aşık olur kahramanımız. Çünkü aşk kapıyı çalmaz,yaşını sormaz insana. Zamansız ve makansızdır,dilsizdir aşk. Hayalinde bir isim verir ona "Delgadina". Gerçek ismini asla bilmez. Tanışamaz onunla ama aşık olmuştur bir kere.
Aşkın çat kapı gelişine mi sevinecektir yoksa ömrünün son deminde aşkla tanıştığına mı üzüleceltir?

Peki ya Delgadina aşık mıdır ona ?

Gabriel Garcia Marquez bu kitabında aşkın sadece cinsellik olmadığını gösterir okuyucusuna. Aşk 90 yaşında da olsa aşktır aşk...
Doksan yaşında bir insanın hayatını dinlemek gerçekten inanılmaz bir durum. Konu ne olursa olsun hayat deneyimiyle dolmuş taşmış bir insan demek sonuçta doksan yaşında bir insan. Kaldı ki Benim Hüzünlü Orospularım doksan yaşında anca aşık olmaya adım atan bir insanı anlatıyor. Anlayacağınız konu hayli ilgi çekici. Kitabı okuyup da eleştirenlerin, konuyu ve karakteri sığ bulanların çok olduğunu biliyorum. Hatta kitabı sadece reşit olmayan kızların genelevlerde çalıştırılması ve yaşına başına bakmadan hala sevişmekten başka derdi olmayan bir adamın hikayesi olarak okuyanlar olduğunu da fark ettim. Buna hayli şaşırmadan edemedim doğrusu. Benim Hüzünlü Orospularım biri doksan yaşında bir adam ve diğeri on dört yaşında bir kızı içerse de inanın orospu kelimesinin çağrıştırdıklarından fazlasını bir çırpıda anlatan bir roman. Kimseyi dinlemeden, ön yargısız bir şekilde okuyun derim.
Bir ömrü yazı yazmak ve çeşitli işlerle harcayan kahramanımız hayatın gerçek anlamını yani aşkı 90 yaşında buluyor ve hayata yeni gelmiş bir bebek sevinciyle aşkı karşılıyor
Herkese iyi okumalar dilerim
Kitabın konusu daha önce okuduğum hiçbir kitaba benzemiyor.Gerçekten ilginç bir konu.90 yaşındaki adamın genç bir kıza aşkını anlatıyor.Yazarın zaten betimlemeleri benim çok hoşuma gidiyor.Betimlemeler okuyucuyu sıkmıyor hatta kitaba akıcılık katmış. Çok güzel bir kitap herkesin okumasını tavsiye ederim.
"Dünya ilerliyor." "Evet,"dedim ben de, "ilerliyor, ama güneşin çevresinde dönerek."
Ne yaparsan yap , bu yıl ya da yüz yıl içinde bir gün sonsuza dek öleceksin.
İnsanın aşkından ölmesinin dilde hoş görülebilir şiirsel bir abartı olduğunu düşünmüşümdür hep.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Benim Hüzünlü Orospularım
Baskı tarihi:
Şubat 2005
Sayfa sayısı:
96
ISBN:
9789750705243
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Memoria de mis Putas Tristes
Çeviri:
İnci Kut
Yayınevi:
Can Yayınları
1982 Nobel Edebiyat Ödülü’nü de almış olan Gabriel Garcia Marquez’in, yaşayan en büyük dünya yazarlarından biri olduğunu herkes biliyor. Yazdığı son romanı Benim Hüzünlü Orospularım’la yine dünya kitap dünyasının doruğuna oturdu. Yazar, bu kez, doksanını bulmuş çok yaşlı bir gazete köşe yazarının ağzından müthiş bir aşk serüvenini dile getiriyor. Son yılların en güzel aşk romanlarından biri. Büyülü Gerçekçilik akımının yaratıcısı bu büyük ustadan büyüleyici bir roman daha. Kolombiyalı yazar, bu kitapta 90 yaşındaki bir adamla 14
yaşında bir yeniyetmenin ilişkisini anlatıyor...

"Doksanıncı yaşımda, kendime bakire bir yeniyetmeyle
çılgınca bir aşk gecesi armağan etmek istedim. Aklıma
Rosa Cabarcas geldi, hani şu gizli genelevinde eline bir
yenilik geçtiğinde hatırlı müşterilerine haber veren
kadın. Daha önce öyle şeylere ya da onun baştan çıkarıcı
müstehcen önerilerinin hiçbirine asla kapılmamıştım ama
benim ilke sahibi biri olduğuma hiç inanmazdı o. Ahlâk
da bir zaman sorunudur, derdi, yüzünde hınzır bir
gülümsemeyle, görürsün bak...

Kitabı okuyanlar 2.058 okur

  • Günay İlgar
  • Veli Altinkaya
  • İdil Karaoğlu
  • Kitap Güneşim
  • Mehmet Emin Mayda
  • Özkan Özbunar
  • Gamze Zeynep ALMAZ
  • Kesra Berk
  • Melek Işık
  • Çağatay Göktuğ Polat

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.4
14-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%22.7
25-34 Yaş
%36.2
35-44 Yaş
%22.2
45-54 Yaş
%7.6
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.8
Erkek
%34.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.2 (89)
9
%15.2 (95)
8
%24.9 (156)
7
%24.7 (155)
6
%10.7 (67)
5
%5.1 (32)
4
%1.8 (11)
3
%1.9 (12)
2
%1 (6)
1
%0.6 (4)

Kitabın sıralamaları