Adı:
Benim Hüzünlü Orospularım
Baskı tarihi:
Şubat 2005
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750705243
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Memoria de mis Putas Tristes
Çeviri:
İnci Kut
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
1982 Nobel Edebiyat Ödülü’nü de almış olan Gabriel Garcia Marquez’in, yaşayan en büyük dünya yazarlarından biri olduğunu herkes biliyor. Yazdığı son romanı Benim Hüzünlü Orospularım’la yine dünya kitap dünyasının doruğuna oturdu. Yazar, bu kez, doksanını bulmuş çok yaşlı bir gazete köşe yazarının ağzından müthiş bir aşk serüvenini dile getiriyor. Son yılların en güzel aşk romanlarından biri. Büyülü Gerçekçilik akımının yaratıcısı bu büyük ustadan büyüleyici bir roman daha. Kolombiyalı yazar, bu kitapta 90 yaşındaki bir adamla 14
yaşında bir yeniyetmenin ilişkisini anlatıyor...

"Doksanıncı yaşımda, kendime bakire bir yeniyetmeyle
çılgınca bir aşk gecesi armağan etmek istedim. Aklıma
Rosa Cabarcas geldi, hani şu gizli genelevinde eline bir
yenilik geçtiğinde hatırlı müşterilerine haber veren
kadın. Daha önce öyle şeylere ya da onun baştan çıkarıcı
müstehcen önerilerinin hiçbirine asla kapılmamıştım ama
benim ilke sahibi biri olduğuma hiç inanmazdı o. Ahlâk
da bir zaman sorunudur, derdi, yüzünde hınzır bir
gülümsemeyle, görürsün bak...
Kitabın pek okunmadığı dolayısıyla satılmadığı bir şehirden selamlar. Gerekli incelemeler zaten yapılmış ben bu kitapla ilgili anımı anlatacağım. 3 4 sene öncesi çok az sayıdaki kitapçılardan birine girdim. Kitapçı çoktur ama kırtasiye ve sınav hazırlık kitabı satarlar. Kitap raflarınız ne tarafta diye sorulunca, hep TEOG YGS KPSS türevi kitapların olduğu raflara yönlendirirler. Ben kitap alışverişlerimi internetten yaparım ama ucuz satılan bu kitap için, kitaptan fazla kargo ödemeyeyim diyerek elden alayım dedim.


Neyse nerede kalmıştık evet kitapçıya girdim. Benim Hüzünlü O.... Kitabı var mı diye sordum. (O... diye kısaltmamın nedeni bazı üyelerin yanlış anlayıp şikayet etmeleri). Kitapçı amca hiddetlendi. Burada öyle kitaplar olmaz çık dışarı dedi. Ama roman bu amcacığım yanlış anladın dedim. Zaten torunu işletiyor kitapçıyı amca ne bilsin. Çık çık hadi dedi. Ahhh çıkayım bari dedim adam beni ne sandıysa. Başıma gelecekleri tahmin etmiştim ama bu kadarını beklemiyordum.


Çıkarken çaktırmadan rafa göz atarken aha işte burada var satıyorsun dedim. Amca hemen doğrulup yanıma geldi bir hışımla kitabı elimden aldı sayfaları çevirmeye başladı. Çıplak kadın resimleri arıyordu sanırım. Bulsaydı kitabı bir güzel parçalardı eminim ama bulamadı. Al git senin olsun. Para mara istemez dedi. Sana bide poşet vereyim kimse görmesin. Böyle şeyleri okuma ayıp demeyi de ihmal etmedi. Sağ ol amca okumam bir daha! dedim. Zaten bir kere okuyacağım bir daha okumam. Poşetin dışından ismi gözükme ihtimaline karşı ayrıca bir kaç kat ambalaj kağıdına sardığı beleş kitabımla kitapçıdan çıktım. Ey Gabriel başka isim bulamadın mı beni ne hallere düşürdün.
"Kız doğmuş gibi kısa bir sessizlik olduktan sonra pastayı keseyim diye..." Marquez'in sanırım 3. kitabıdır bu tabiri görüyorum: Kız doğmuş gibi bir kısa sessizlik. İlginç, düşündürücü, biraz da iç yakıcı bir tabir...
Kitapta ise Marquez'in kaleminin klasik tadını alabiliyorsunuz. Güzel bir kitap. Öneririm.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.703 Oy)18.283 beğeni41.418 okunma2.713 alıntı174.278 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.219 Oy)8.533 beğeni27.382 okunma770 alıntı133.455 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.361 Oy)12.940 beğeni33.115 okunma3.139 alıntı139.224 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.882 Oy)8.824 beğeni24.230 okunma1.645 alıntı112.417 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.141 Oy)7.710 beğeni21.667 okunma782 alıntı84.682 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.557 Oy)8.513 beğeni25.137 okunma2.296 alıntı108.598 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.273 Oy)8.712 beğeni24.253 okunma1.303 alıntı119.406 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.466 Oy)5.571 beğeni18.899 okunma774 alıntı96.604 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.203 Oy)3.723 beğeni12.324 okunma1.122 alıntı50.063 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.777 Oy)6.088 beğeni16.025 okunma2.720 alıntı82.697 gösterim
VE TANRI ERKEĞİ YARATTI

BU ERKEK:
YAŞLI, ÇİRKİN, 90 YAŞINDA, YALNIZ BİR ERKEK

Ne kadar ömrün kaldı ey okuyucu?
Kaç yaşındasın?
Hayattaki amacın ne?
Aradığın aşkı buldun mu?
Söyle buldun mu? :)
Yapayalnız ölmek mi daha korkutucu?
Hiç âşık olmadan ölmek mi?

Arıyoruz....
Ömrümüz aramakla geçiyor...
Aşkı....
Huzuru...
Mutluluğu...
Ruh ikizimizi ( öküzümüzü buluyoruz o mevzu ayrı )

20 yaşında “Aşkımdan çıldırıyorum .”yazılı bir pankartla bir öğrenci gösterisinde en önde yürürseniz sizi herkes alkışlar.
23 yaşında sevdiğiniz için bir bahçeden çiçek çalarsanız kimse sizi ayıplamaz.
30 yaşında sevdiğiniz kadının güzelliğini saatlerce seyretmekten divane olsanız görenler tebessüm eder.

Peki ya bunları 90 yaşında bir adam yaparsa?
Peki ya bunları yaptığı kişi daha 14 yaşında bir çocuksa?

90 yaşında her an ölümü bekleyen bu adam ölüme bu kadar yakınken 90. yaş gününde kendine bir hediye sipariş verir geneleve:Bir bakire ile tek gece.
Genelevde bulduğu 14 yaşındaki bu bakireye bir gecede ( sadece seyrederek) deli gibi aşık olur....

Aşk bu , şişede durduğu gibi durmuyor elbet. :)
Yaşlı ama romantik şövalyemiz aşk acısından şikayet etmek yerine aşkı tanıyarak ölmenin mutluluğunu yaşar coşkuyla.

Kitapta eleştirebileceğim tek şey aşık olduğu kişinin 14 yaşında bir çocuk olarak kurgulanması.

Gerisi Marquez’in sihirli sözcükleriyle çizdiği rengarenk dünya ; gezdim, duydum, sevdim, büyülendim ....

https://youtu.be/aeZ8iOG8sdY
Gabriel Garcia Marcuezle tanışma eserim olarak bu kitabı seçtim. Konu olarak hem sıradan, hem de merak uyandırıcı gelmişti. 90 yaşında hem kendini, hem de aşkı bulan şanslı bir karakter anlatılıyor. Şanslı diyorum çünkü; bu dünyada ne kendini tam anlamıyla tanıyabilen, ne de aşkı tatma şansına erişemeden ölüp giden o kadar çok insan var ki.. O yüzden bu iki şey her şeyden üstündür benim gözümde. Karakterimiz 90 yaşına dek genelevlerden çıkmayan, seksi para karşılığı yaşayan, hayatında duygusal hiçbir şeye yer vermeyen biridir. Ve bir sabah uyandığında 90. Yaşı için kendine bir bakire ile çılgın bir gece armağan etmek ister. Bu bakire kıza Delgadina ismini verir ve onun sayesinde yaşamını, aşkı, mutluluğu, kıskançlığı tadar. Bunun yanı sıra yazar, genelevlerinin müşterilerinin yaşantılarına, nasıl insanlar olduklarına ve hayatını bedenini satarak geçindiren genç kadınlara değinir. Son derece akıcı ve basit bi anlatım tarzıyla yazılmış ayrıca ve bir çırpıda bitti. Sonunda aa bitti mi şimdi? Diye kaldım. Sanki biraz yarım kalmıştı, ya da benim farklı beklentilerim vardı tam bilemiyorum. Yine de Gabriel Marcuez'le tanışmama vesile olduğu için sevindiğimi söylemeliyim :)
Kahramanımız doksan yaşına kadar hiç aşık olmamış ve evlenmemiş; ömrünü evi, köşe yazarlığı yaptığı gazete ve ünlü bir genelevde geçiriyor.

Doksanıncı yaşında ise kendine bir ödül olarak, genelev sahibi Rosa Cabarcas'tan kendisi için bakire bir kız bulmasını istiyor...

Doksan yaşına kadar sadece para karşılığı yaşadığı ilişkiler üzerine bu kız onda farklı duygular yaratmayı başarıyor. Onu seyrederek kendi yalnızlığı içinde bir dünya kuruyor. Hiç tatmadığı bu duygu, yaşlılığının hüznünde ona coşkuyu ve kendini genç hissettirmeyi başarıyor.

Delgadina'yı seyretmek aşkla dolması dışında kendine tekrar sorular sorup geçmişini yad etmesini sağlıyordu. Ona okuduğu masallar ve kendi yazıları ile mutlu oluyordu...
Hayal dünyasına yerleştirdiği Delgadina için kıskançlık duygusu da yaşamaya başlamıştı...

Yaşının verdiği yalnızlığı ve hüznü bu aşk ile bertaraf etmeye çalıştığını kendisine bile itiraf edemiyordu...

Kitapta neredeyse her kesimden insana yer verilmiş. Geneleve giden erkek müşterilerin toplum ve sosyal yaşamlarında ki yerlerinden, bedenini satıp ailesine bakmak zorunda kalanlara kadar...
Her tür kötülüğün üstünü örtebilecek insanların var olduğu anlatılan bu eserde, doksan yıllık bir yaşamın nerede başlayıp nasıl bitebileceği sade bir dil ile anlatılmış...
Şimdi ben neden 10 puan verdiğimi de açıklayayım :)

Gabriel García Márquez'in okuduğum ilk kitabının Yüzyıllık Yalnızlık olması gerekiyordu evet biliyorum ama bu kitap 1 yıla yakın süre önce biri tarafından hediye edilmişti ve o zaman okumamıştım. Şimdi de sanırım okumaya hazır hissettiğim için okudum. Neden bu kitabı okumamı istediğini anladım. Geçmişe dönebilsem kesinlikle verdiği an okurdum ama işte bunu her zaman yapıyorum. Her zaman geç kalıyorum. Neyse amaç kitap yorumuydu...

Kısacık bir kitap ama dev bir hikaye öncelikle bunu belirtmem gerekir. 90 yaşında hayattan tamamen umudunu kesmiş bir adam aşkla tanışıyor ve bize anlatıyor.. Birine yanındayken çıplakken bile dokunmamak.. Adamın yaşını boş verin hangi yaşta olursa olsun seven bir adam dokunamazdı.. Dokunmadı.. Sadece seyretti..

Tamam bu kitaba kesinlikle torpilli yaklaşıyorum çünkü içinden böyle bir aşk çıkmamalıydı! Hayran kaldım her cümlesine.. Bolca alıntı yapacağım affınıza sığınarak..
*****SPOİLER İÇEREBİLİR*****
Benim Hüzünlü Orospularım yazarın son romanı. Daha önce yazarın Kırmızı Pazartesi kitabını okumaya başlamış ancak konuya konsantre olamadığım için yarım bırakmıştım. Çevremin tavsiyesi devam ettiği için bu kitabı hala okumayı düşünüyorum. Yazarın Benim Hüzünlü Orospularım kitabında dili oldukça akıcı, okuyucuyu yormuyor. Ortalama 1 günde bitirebilirsiniz. Kitabın isminden konusunu, kurgusunu çok farklı düşünmüştüm. Lakin ortaya 90 yaşındaki bir adamla 14 yaşındaki yeni yetme bir kızın aşkı çıkıyor. Bunu ben değil kitabın tanıtım yazıları söylüyor. Kusura bakılmasın buna hiç mi hiç katılmıyorum. Bu kitap 90 yaşındaki bir adamın 14 yaşındaki bir çocuğu cinsel istismarını anlatıyor. Keza bu istismara yardım eden, destekleyen, özendiren bir söylem söz konusu karakterlerin ağzında. Yazar dünyaca ünlü, Nobel Edebiyat ödülüne layık görülmüş, başarılı bir yazar...Hepsine saygım sonsuz. Ama bu kitap olmamış hem de hiç olmamış. Kesinlikle okuyun tavsiyelerinde bulunmak isterdim lakin okumamak bir şey kaybettirmez kanısındayım. Zira kitap 90 yaşındaki karakterin yaşamına zıt olarak kadını her fırsatta aşağılamış, bakireliği yüceltmiş. Bu da tartışılması gereken ayrı bir konu. Kitapta kayda değer tek güzel mesaj, insan yaşlandıkça pişmanlıklarını daha ağır yaşıyor. O yüzden zamanı, hayatı güzel, kaliteli değerlendirmek gerek. Mutlu bir hafta sonunda keyifli okumalar diliyorum.
İnceleme yazsam mı yazmasam mı kararsız kaldım çünkü inceleme yazacak kadar bir fikre sahip olamadım. Yazılmak için yazılmış bir kitap gibiydi. 90 yaşındaki bir adamın 14 yaşındaki bir kıza aşkını anlatıyor fakat ben bunu zihnimde canlandıramadım, bana çok uçuk ve anlamsız geldi.

Ya ben kitabı tam kavrayamadım ya da cidden kitap anlamsız. Çok merak ettiğim bir kitaptı ama hayal kırıklığına uğramadım değil. Edebi anlamda daha yoğun bir kitap bekliyordum fakat dili çok sade, anlaşılır. Konusuna gelince de ana karakterin samimi olduğunu düşünmüyorum. Bana karakterin duygusunu geçiremeyen bir kitaptı. Hele bahsedilen o yoğun aşkı hiç hissettiremedi. Kitabı bitirince 'allah allah bu mu aşk?' diye dönüp kendime sordum.

Bunlar benim kendi düşüncelerim, okumanızı önermem.
90 yaşına kadar aşkı hiç tatmamış bir adam düşünün, geçimini gazetede yazdığı haftalık yazılarla sağlayan,yalnızlığının farkına varamayacak kadar yalnız bir adam.

O güne kadar cinsel ihtiyaçlarını hep parayla karşılamış olan kahramanımız, 90. yaş gününde kendisine bakire bir kız bulması için Rosa Cabarcas'ı arar. Eski müşterisini kıramayan Cabarcas 14 yaşında bir kız bulur kendisine.

Bir anda aşık olur kahramanımız. Çünkü aşk kapıyı çalmaz,yaşını sormaz insana. Zamansız ve makansızdır,dilsizdir aşk. Hayalinde bir isim verir ona "Delgadina". Gerçek ismini asla bilmez. Tanışamaz onunla ama aşık olmuştur bir kere.
Aşkın çat kapı gelişine mi sevinecektir yoksa ömrünün son deminde aşkla tanıştığına mı üzüleceltir?

Peki ya Delgadina aşık mıdır ona ?

Gabriel Garcia Marquez bu kitabında aşkın sadece cinsellik olmadığını gösterir okuyucusuna. Aşk 90 yaşında da olsa aşktır aşk...
Doksan yaşında bir insanın hayatını dinlemek gerçekten inanılmaz bir durum. Konu ne olursa olsun hayat deneyimiyle dolmuş taşmış bir insan demek sonuçta doksan yaşında bir insan. Kaldı ki Benim Hüzünlü Orospularım doksan yaşında anca aşık olmaya adım atan bir insanı anlatıyor. Anlayacağınız konu hayli ilgi çekici. Kitabı okuyup da eleştirenlerin, konuyu ve karakteri sığ bulanların çok olduğunu biliyorum. Hatta kitabı sadece reşit olmayan kızların genelevlerde çalıştırılması ve yaşına başına bakmadan hala sevişmekten başka derdi olmayan bir adamın hikayesi olarak okuyanlar olduğunu da fark ettim. Buna hayli şaşırmadan edemedim doğrusu. Benim Hüzünlü Orospularım biri doksan yaşında bir adam ve diğeri on dört yaşında bir kızı içerse de inanın orospu kelimesinin çağrıştırdıklarından fazlasını bir çırpıda anlatan bir roman. Kimseyi dinlemeden, ön yargısız bir şekilde okuyun derim.
Bir ömrü yazı yazmak ve çeşitli işlerle harcayan kahramanımız hayatın gerçek anlamını yani aşkı 90 yaşında buluyor ve hayata yeni gelmiş bir bebek sevinciyle aşkı karşılıyor
Herkese iyi okumalar dilerim
Okuduğum 3. Gabriel García Marquez romanı.. Her kitabında bambaşka bir kurgu ile karşımıza çıkan kimseye benzemeyen muhteşem bir yazar.. Bu kitabı da sadece yazarından dolayı aldım ve iyi ki almışım.. Kitabı bitirdikten sonra bir süre bakakaldım ve düşündüm; ölümü, yaşamı, aşkı, hayatı nasıl yaşamam gerektiğini ve doksan yaşıma gelirsem eğer hangi ruh halinde olacağımı. Kitap 90 yaşına gelmiş ama aşkı hiç tatmamış bir adamın 90. Yaş gününde aşık olduğunu ve hayatının değiştiğini anlatıyor. Bu aşk sizi biraz rahatsız edebilir fakat eminim yazar günümüzdeki sapık zihniyetleri düşünmeden sayılardan bağımsız bir şekilde aşkın yüceliğine ilgi çekmek amacıyla böyle bir yaş farkı seçmiştir. Bir ömrün nasıl geçmesi gerektiğine ilişkin derin anlamlar barındıran çok akıcı bir kitap. Gabriel García Marquez ile hala tanışmadıysanız büyük ziyandasınız..
İnsanın aşkından ölmesinin dilde hoş görülebilir şiirsel bir abartı olduğunu düşünmüşümdür hep.
"Göğsümde bir sıkıntı hissettim. "Ömrümde hiç âşık olmadım." dedim.Hemen karşılığını verdi:"Ben oldum." Sonra da işini yarıda kesmeden sözünü tamamladı: "Yirmi iki yıl sizin için gözya­şı döktüm."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Benim Hüzünlü Orospularım
Baskı tarihi:
Şubat 2005
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750705243
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Memoria de mis Putas Tristes
Çeviri:
İnci Kut
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
1982 Nobel Edebiyat Ödülü’nü de almış olan Gabriel Garcia Marquez’in, yaşayan en büyük dünya yazarlarından biri olduğunu herkes biliyor. Yazdığı son romanı Benim Hüzünlü Orospularım’la yine dünya kitap dünyasının doruğuna oturdu. Yazar, bu kez, doksanını bulmuş çok yaşlı bir gazete köşe yazarının ağzından müthiş bir aşk serüvenini dile getiriyor. Son yılların en güzel aşk romanlarından biri. Büyülü Gerçekçilik akımının yaratıcısı bu büyük ustadan büyüleyici bir roman daha. Kolombiyalı yazar, bu kitapta 90 yaşındaki bir adamla 14
yaşında bir yeniyetmenin ilişkisini anlatıyor...

"Doksanıncı yaşımda, kendime bakire bir yeniyetmeyle
çılgınca bir aşk gecesi armağan etmek istedim. Aklıma
Rosa Cabarcas geldi, hani şu gizli genelevinde eline bir
yenilik geçtiğinde hatırlı müşterilerine haber veren
kadın. Daha önce öyle şeylere ya da onun baştan çıkarıcı
müstehcen önerilerinin hiçbirine asla kapılmamıştım ama
benim ilke sahibi biri olduğuma hiç inanmazdı o. Ahlâk
da bir zaman sorunudur, derdi, yüzünde hınzır bir
gülümsemeyle, görürsün bak...

Kitabı okuyanlar 2.687 okur

  • Furkan Kaya
  • Esra Hcmr
  • Ö.
  • Büsra Kahveci
  • Fatih
  • sedef köksal
  • Sıla Saraç
  • Erdm
  • MEHMET FIRAT ÇİFTÇİLER
  • Mona Rıza

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.7
14-17 Yaş
%3.1
18-24 Yaş
%22.7
25-34 Yaş
%35.5
35-44 Yaş
%21.6
45-54 Yaş
%7.1
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.4
Erkek
%34.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.7 (164)
9
%13.3 (111)
8
%23 (192)
7
%23 (192)
6
%10.4 (87)
5
%5.2 (43)
4
%1.8 (15)
3
%1.9 (16)
2
%1 (8)
1
%0.7 (6)

Kitabın sıralamaları