Benim Hüzünlü Orospularım

·
Okunma
·
Beğeni
·
32751
Gösterim
Adı:
Benim Hüzünlü Orospularım
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750705243
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Memoria de mis Putas Tristes
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Benim Hüzünlü Orospularım
Benim Hüzünlü Orospularım
Benim Hüzünlü Orospularım’ın başkişisi, yaşamı boyunca hiçbir kadınla parasını ödemeden sevişmemiş yaşlı bir gazeteci. Yalnızlığının çaresini günlük, sıradan ilişkilerde aramış bu çirkin ve çe­­kingen ihtiyar, 90. yaş gününde kendine hiç alışılmamış bir armağan vermeye kalkışıyor. Eskiden tanıdığı bir genelev patroniçesini arayıp el değmemiş bir genç kızla birlikte olmak istediğini söylüyor. Patroniçe, onun bu isteğini yerine getirecek, ama yaşlı adam her ziyaretinde “uyuyan güzel” Del­ga­di­na’yı seyretmekle yetinmek zorunda kalacak, yaşamının güzünde kendisine böylesi bir oyun oynayan yazgısına boyun eğecek; ne ki bu çok özel ilişkiden o güne değin hiç tatmadığı bir aşk doğacaktır.

García Márquez, yaşlılığın hüznünü olağandışı bir aşkın coşkusuna dönüştürüyor. Belki de ölümü güzelleştirmek için... Ustanın elinden yaşlılığa, cinselliğe, aşka ve ölüme bir güzelleme.
96 syf.
·10/10
Kitabın pek okunmadığı dolayısıyla satılmadığı bir şehirden selamlar. Gerekli incelemeler zaten yapılmış ben bu kitapla ilgili anımı anlatacağım. 3 4 sene öncesi çok az sayıdaki kitapçılardan birine girdim. Kitapçı çoktur ama kırtasiye ve sınav hazırlık kitabı satarlar. Kitap raflarınız ne tarafta diye sorulunca, hep TEOG YGS KPSS türevi kitapların olduğu raflara yönlendirirler. Ben kitap alışverişlerimi internetten yaparım ama ucuz satılan bu kitap için, kitaptan fazla kargo ödemeyeyim diyerek elden alayım dedim.


Neyse nerede kalmıştık evet kitapçıya girdim. Benim Hüzünlü O.... Kitabı var mı diye sordum. (O... diye kısaltmamın nedeni bazı üyelerin yanlış anlayıp şikayet etmeleri). Kitapçı amca hiddetlendi. Burada öyle kitaplar olmaz çık dışarı dedi. Ama roman bu amcacığım yanlış anladın dedim. Zaten torunu işletiyor kitapçıyı amca ne bilsin. Çık çık hadi dedi. Ahhh çıkayım bari dedim adam beni ne sandıysa. Başıma gelecekleri tahmin etmiştim ama bu kadarını beklemiyordum.


Çıkarken çaktırmadan rafa göz atarken aha işte burada var satıyorsun dedim. Amca hemen doğrulup yanıma geldi bir hışımla kitabı elimden aldı sayfaları çevirmeye başladı. Çıplak kadın resimleri arıyordu sanırım. Bulsaydı kitabı bir güzel parçalardı eminim ama bulamadı. Al git senin olsun. Para mara istemez dedi. Sana bide poşet vereyim kimse görmesin. Böyle şeyleri okuma ayıp demeyi de ihmal etmedi. Sağ ol amca okumam bir daha! dedim. Zaten bir kere okuyacağım bir daha okumam. Poşetin dışından ismi gözükme ihtimaline karşı ayrıca bir kaç kat ambalaj kağıdına sardığı beleş kitabımla kitapçıdan çıktım. Ey Gabriel başka isim bulamadın mı beni ne hallere düşürdün.
96 syf.
Gabriel Garcia Marquez’den okuduğum ikinci kitap “BENİM HÜZÜNLÜ OROSPULARIM”.

Kitap hakkında yoruma geçmeden önce sırf ismine bakarak kitabı yargılayan ve bu kitabı okuyanları utanmaz adlandıran “ahlak bekçileri”mize değinmek istiyorum. Keşke utanma duygunuzu bu kitabın ismine gösterdiğiniz gibi gerçek hayatta da gösterebilseniz.
Daha bir kadınla konuşmasını bilmeyen gelmiş hayatta belki de en çok duyduğu ve kullandığı kelime kitapta olduğu için medeniyet, utanma taslıyor. Bir sözün anlamının kötü olması o sözün kullanılmayacağı anlamına mı geliyor?

Gerçek yaşantıda ağızda kullanılınca utanma gerekmiyor da kitapta olunca mı utanma gerekiyor? Bu kitabı okuduğum için “okur “ sayılamazmışım. Neden? Çünkü utanma duygum yokmuş(!)
Allah bizleri böyle “ahlak bekçileri”nden korusun!

Gelelim kitaba. Marquezin kalemini çok severim. Özellikle de mekanı, insanları canlandırmasını. Herşeyi en ince ayrıntısına kadar canlandırmayı gerçekten çok güzel yapabiliyor.

Konusuna gelecek olursak 90 yaşına kadar hayatında hiç aşık olmamış, gününü kadınlarla geçirmiş bir adamın aşkı tatmasından bahsediliyor (“Elli yaşıma kadar en azından bir kez birlikte olduğum beş yüz on dört kadını bulmuştu liste”.). Kitapta beni rahatsız eden konu kızın yaşı oldu. 14 yaşında bir çocuğun “kadın” olarak algılanmasını sevmedim. Ve kızın sürekli uyuması. Adam her defasında geldiğinde uyumuş oluyor. Ama sonda sorulunca kız sırılsıklam aşık olmuş. Uyuyordun sen. Ne ara aşık oldun?:D

-"Dünyada tek başına ölmekten daha büyük bir felâket olamaz."
Hayatında hiç gerçek aşkı tatmamış ölen kaç milyon insan vardır kim bilir... Kitabın en sevdiğim yanı yaşın kaç olursa olsun aşkı bulabileceğini insana göstermesi. Aşık olmadan ölmememiz dileği ile:)
  • Kör Baykuş
    8.2/10 (2.951 Oy)2.636 beğeni9.519 okunma6.087 alıntı62.582 gösterim
  • Anayurt Oteli
    7.3/10 (2.813 Oy)2.079 beğeni10.860 okunma842 alıntı46.130 gösterim
  • Siddhartha
    8.4/10 (3.953 Oy)3.610 beğeni12.150 okunma4.940 alıntı65.950 gösterim
  • Koku
    8.5/10 (2.510 Oy)2.254 beğeni8.031 okunma1.540 alıntı44.118 gösterim
  • Böyle Söyledi Zerdüşt
    8.5/10 (3.168 Oy)3.980 beğeni12.714 okunma26.244 alıntı141.035 gösterim
  • Yaşlı Adam ve Deniz
    8.1/10 (2.781 Oy)2.363 beğeni10.130 okunma1.795 alıntı47.286 gösterim
  • Ana
    8.6/10 (2.947 Oy)3.177 beğeni11.894 okunma9.477 alıntı62.500 gösterim
  • Açlık
    8.2/10 (2.861 Oy)2.508 beğeni9.424 okunma2.986 alıntı68.348 gösterim
  • Veronika Ölmek İstiyor
    8.4/10 (5.130 Oy)5.047 beğeni17.120 okunma7.383 alıntı83.509 gösterim
  • Yüzyıllık Yalnızlık
    8.4/10 (4.411 Oy)4.545 beğeni14.924 okunma2.833 alıntı103.775 gösterim
96 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Mutluluğun tedavi edemediği hastalığı ilaç iyileştiremez " diyerek Gabriel 17 nisanda hayata gözlerini yumdu. Ne hikmetse ölümünün ardından kitapları yok sattı.
Malesef ölmeden kıymet bilmiyoruz. Ama yine de ıyi ki bu dünyadan geçtin ıyi ki bizlere bu guzel sözleri biraktin...

"Birlikte gülüyorsanız mutluluktur, birlikte ağlıyorsanız dostluktur; ama birlikte susuyorsanız bu aşktır."
96 syf.
·2 günde
Kitabı alırken önyargılıydım ama kitabı okuduktan sonra hiç bir kitaba önyargılı davranmamam gerektiğini bana farkettirdi. Kitabın konusu doksanıncı yaş gününe giren doksanli delikanlının genelev pantroniçesinden bakir bir kadın istemesiyle hikaye başlıyor. Ganriel markuezin yaşlı adam diye önümüze attığı karakter burjuvazi bir aileden geliyor en iyi okullarda okumuş ve hayatinı gazetecilik yaparak devam ettiriyor. Otuzlu yaşlarına geldimi anne babasını kaybediyor ve mükemmel evde tek başına yaşmaya başlıyor. Elli yaşına kadar tam 594 kadın ile birlikte oluyor. Genelevin surekli müşterilerinden ve iki kere en saygın müşteri ödüllerini alıyor tabi yaş ilerledikçe artık daha az gitmeye baslıyor. Gazeteden de emekli olup sakin bir hayat yaşamak istiyor. Ama doksanınci yaş gününde bir çılgınlik yaparak bakir bir kız ile birlikte olmak istiyor. Hemen eski dostunu arıyor ve ona uygun bakir bir kız bulunmasıni istiyor. Gece bir teledon geliyor kızın bulundugunu söylüyorlar. Kızın adi daniela ondört yaşında daha körpecik bir bakire kadın. Doksanlik delikanlı kız ile dört kere uyuyor ama kiza dokunmuyor. Danielaya kitaplar okuyor , mucevherler alıyor vs.... tahlileri okadar başarılı yapiyor ki danielanın vucudu sanki canlı karşınızda. Daha sonra ise danile yaşlı adamin rüyalarına girmeye başliyor ve aşik olduğunu farkediyor...
Kitap kolambiyanin iç çekişmelerindende dem vuruyor.zenginin parasi ile suçsuz oldugu, yoksul sınıfı , cinayetler vs...
Gabriel markuez romanda sadece bir aşkdan bahis etmiyor aynı zamanda yanlızlık, ölüm, yaşlılık gibi kavramlarıda sanki size yaşatiyor.
Doksan yaşına kadar yanlız yaşmamış doksan yaşından sonra aşık olmup tekrar yaşama dönenlerin hikayesi....
96 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
VE TANRI ERKEĞİ YARATTI

BU ERKEK:
YAŞLI, ÇİRKİN, 90 YAŞINDA, YALNIZ BİR ERKEK

Ne kadar ömrün kaldı ey okuyucu?
Kaç yaşındasın?
Hayattaki amacın ne?
Aradığın aşkı buldun mu?
Söyle buldun mu? :)
Yapayalnız ölmek mi daha korkutucu?
Hiç âşık olmadan ölmek mi?

Arıyoruz....
Ömrümüz aramakla geçiyor...
Aşkı....
Huzuru...
Mutluluğu...
Ruh ikizimizi ( öküzümüzü buluyoruz o mevzu ayrı )

20 yaşında “Aşkımdan çıldırıyorum .”yazılı bir pankartla bir öğrenci gösterisinde en önde yürürseniz sizi herkes alkışlar.
23 yaşında sevdiğiniz için bir bahçeden çiçek çalarsanız kimse sizi ayıplamaz.
30 yaşında sevdiğiniz kadının güzelliğini saatlerce seyretmekten divane olsanız görenler tebessüm eder.

Peki ya bunları 90 yaşında bir adam yaparsa?
Peki ya bunları yaptığı kişi daha 14 yaşında bir çocuksa?

90 yaşında her an ölümü bekleyen bu adam ölüme bu kadar yakınken 90. yaş gününde kendine bir hediye sipariş verir geneleve:Bir bakire ile tek gece.
Genelevde bulduğu 14 yaşındaki bu bakireye bir gecede ( sadece seyrederek) deli gibi aşık olur....

Aşk bu , şişede durduğu gibi durmuyor elbet. :)
Yaşlı ama romantik şövalyemiz aşk acısından şikayet etmek yerine aşkı tanıyarak ölmenin mutluluğunu yaşar coşkuyla.

Kitapta eleştirebileceğim tek şey aşık olduğu kişinin 14 yaşında bir çocuk olarak kurgulanması.

Gerisi Marquez’in sihirli sözcükleriyle çizdiği rengarenk dünya ; gezdim, duydum, sevdim, büyülendim ....

https://youtu.be/aeZ8iOG8sdY
96 syf.
·Beğendi·9/10
Kitapla tanışmam geçen sene çöpte bulmamla başlamısti fakülteden dönerken .
Kitap ince ama okuması 3 buçuk ayımı aldı Nerden bilebilirdim ki hayatımı değiştirip etrafimda ahlak bekçilerinin sayısını arttıracağını toplumun asil zihniyetini göstereceğini büyük bir bunalım ve maceraya sürükleyeceğimi neyse siz de belki bu satırları okurken yakistiramiyor ya da şaşırıyor olabilirsiniz sevgili gabriel öyle bir isim koymuş ki kitaba görür görmez grinin elli tonu ya da erotik/fantazi kitabı olduğunu çağrıştırıyor.

Sitede görünce (okudum)ibaresini bile koymaya çekinmiştim çünkü insanların nasıl baktığı konusunda baya deneyimim oldu aşağıda anlatacağımla yasadiklarim belki inanmazsanız ama inanın çok zor şeyler oldu benim için bunları yaşanması kolaylıkla atlatamadım.Kurgu olduğunu düşünüyorum hala bunların.
ben yine de kitabı görünce ya haksızlık etme kızım önyargılı bakma belki farklıdır diyerek arka kapak kısmını okudum herhangi yanlış birşey bulmadım hatta beğendim. çöpün (üst kısmındaydı kirlenmemişti ayrıca kagit/atık)kısmında buldum dezenfekte de ettim)

Kitabı alıp yurttaki odama koydum ve akşam uyumadan okumaya çalıştım o anda başladı maceram sevgili okurlar..
Oda arkadaşım ters ters bakışlarıyla sorularımı cevaplamamasiyla kaçmasıyla başladı birşeyler olduğunu anladım normalde muhabbetimiz vardır çünkü. ısrarla sormama ragmen
_Kızım bilmeden kırdım mı seni?Valla seni sevdiğimi biliyorsun aramızda ne oldu biri bisey mi söyledi?Felan derken..En son bana ;
_ya beni böyle bilmezdim çok okuyorsun ama yanlis okuyorsun okudugun kitaplar beni rahatsız ediyor.Erotik kitapları okumani yakıştıramıyorum senin ahlakına da yakıştıramıyorum bide demesin mi?

_Ben gulmeye başladım hüzünlü oruspularimi mi diyorsun? ya o kitap öyle değil ismi öyle ama 90 yaşındaki bir adamla genç bir kızın aşkını anlatıyor ama bildiğim gibi değil yani o şekilde kafanda kurduğun gibi senaryolar felan yok derken..
Karşımda gayet ciddi bir edayla ;
_olsun ben görmek istemiyorum siyah bir posete koy rafina da istersen odaya gelen insanlar yanlis anlamasin beni dedi.

Ben de inatla anlatmaya çalıştım sacmaliyorsun felan dedim Sanane istediğimi okurum diyebilmeyi o kadar cok istedim ki sıkıntı yaşamamak için;

_Tamam istediğim gibi olsun okumam yurtta Tv odasında etutte felan okurum dedim.Ama siyah poşet olayını unut bir kitaba asla bunu yapamam dedim.

Ve öyle yapmaya başladım Tv odası etut vs yurdun biraz büyük olduğu için bir köşede kıvrılıp okumaya çalıştım nitekim sayfa 30a gelmeden bir öğle arası telefonum çaldı.

Arayan yurdun müdür yardımcılarından biriydi beni yanına çağırdı gittiğimde 2 kasları çatılmış müdür yardımcısı ve yurt müdürüm vardı

_Hafsa biz bir şikayet aldık da yurtta yanlış kitaplar okumuyuşsun tv odasından şikayet geldi orda okuyormuşsun üstelik.

_Nasil yanlış kitaplar hocam ?Ben karma bir okuyucuyum ama okuduklarıma dikkat ediyorum hem okuduklarım kimseyi ilgilendirmez dedim tahmin ettiğim gibi ;

_Ya erotik kitap okuma yine de burda birçok insan sana farklı bakar biz de istemeyiz arkadaşlarının etkilrnmesini ayrıca biz seni böyle bilmezdik ahlak ve basortune yakışmıyor..tarzında ifadeler

_Hocam valla hüzünlü oruspularimi kasetmis arkadaslar ama kastedildiği gibi degil...bakin isterseniz anlatayim ;
Demeden sözüm kesildi Ve yurt müdürüm;

_Isminden belli yani lutfen bu sekilde kitaplar okumayalim alanina da ters dedi.
Yurtta okumasan daha iyi olur evde oku.ve anlamadığım skeilde dine bağladı.

Ben neye uğradığımı şaşırdım tabi hızla çıktım odadan..Gözlerim dolu dolu oldu çıkarken ben sizin cahilliğinize ahlâklik anlayışınıza tüküreyim gözünüzün onun de herşey olur umrunuzda olmaz ama bir Kitabin isminden dolayı beni terbiyesiz koltuğuna oturtursunuz hala en ahlakli siz olursunuz.Hem sizene ne okursam ya siz ne ara keyfimin kayhasi oldunuz ?tarzında fikirlerle stresten sahile çıkıp dolaştım.

Verdiğim bir kararla okulun kütüphanesinde okumayı düşündüm zaten ince bir kitaptı biterdi ya.O fikirle kütüphane de çalıştığım gibi kitabı da yanıma aldım ve kütüphane de okumaya çalıştım kitabın ortasına gelmiştim artık herşey iyi gidiyordu takı öğle yemeğine çıkıp gelene kadar..

Yemekten döndüğümde ders çalıştıktan sonra ara vermemle Kitabı elime aldım arasında şu notu buldum ;

_selam ben jeoloji mühendisliğinden.........istersen kitabı beraber okuyabiliriz adresim ;

:))

Gördüğüm zaman şoka uğradım sonra gülmeye başladım ahh be gabriel ne isim koymuşsun sayende adım oruspuya cıktı etrafimda cahil insan oranı da arttı...Diyerek etrafa baktım ama bulamadım yazanı görsem iki çift laf ederdim cahilliğini kutlardım.

Neyse bunu da atlattık ben arttık gerçekten bunalmaya başlamıştım bu durumda ve kitabı sömestr tatilinde eve götürmeye karar verdim asıl büyük facia beni orda bekliyormuş haberim yok:)

O şekilde kitabı eve getirdim annemin görmesiyle başladı kıyamet ;
_Sen ne biçim kitaplar okumaya başladın?Ben sana güveniyordum kimle takılıyorsun bu kitabı kim verdi sana?Nerden aldın?Ne izledin ?Arkadaşların kim ?
Biz seni boşuna okutuyormusum...nidaları başladı

_Annem valla öyle değil be kitabın adı böyle ama yemin ederim ki sandığın gibi değil yani icin de yaşlı bir adamın bir kıza aşkını anlatıyor oruspuluk felan yok ya.

_Sen kimi kandırıyorsun iste o aşka adam oruspuluk diyor yatak üzerinden felan..

Arkada ablam da annemi destekleyince kahroldum
Sürekli yemin ederim ,kuran-i kerim,ekmek musab çarpsın ki öyle değil..diyebildim:))
En son yeter ya dedim istediğimi okurum ama gerçekten artık illallah etmişti söylenenler yaşadıklarım felan..Kitabı kaldıracağım felan dedim bitirmeme az kalmıştı zaten en son pdf halini bir yerlerden buldum ordan okuyim dedim kitabi yorgan çarşaf dolabımıza yerleştirdim rafa koymakta izin yoktu malesef ve yine gelen geçen yanlış anlayacaktı. ufak bir dolap büyük değil çok ama son bir kazık daha vardı daha kötüsü akrabalar:))

Herşey yolunda ilerlerken kitabı bitirdim hatta çok etkilendim gabrielin hayatı sorgulamaniza sebeb olacak özellikle genç yaşlarda okunulması gereken güzel romanı diye düşünüyorum. herkes hayatın bi ucundan yakalar önemli olan mutlu olmaktır. eğer mutluysan ne yaptığının ve kaç yaşında olduğunun bir önemi yok yeterki hayata inan der bu roman
Böyle güzel bir alıntıyı taşır.
insan okuyunca genç olduğuna , önünde uzun yıllar olduğuna sevinir ve geri kalan yıllarını daha iyi geçirmek için plan yapmaya başlıyor.
hayatı boyunca para karşılığı ilişkiye girmiş bir adamın doksanıncı yaş gününde kendisine ayarladığı on dört yaşındaki bir kız ve daha sonra bu kıza beslediği duyguların aslında cinsellikten çok uzak olmasıyla başlayan bir aşk serüvenini anlatıyor. neticede aşk dediğimiz hissiyatlar bütününün sevişmekten ibaret olmadığınını, kimi zaman dokunmaya kıyamayacağımız insanlara karşı beslediğimiz duygulardan oluştuğunu ve bu durumun sosyal statü-yaş-maddiyat ayrımı olmadan gerçekleştiğini bize anlatmaya çalışan bir eserdir.Aski o kadar güzel anlatıyor ki o zaman günümüz de ne kadar farklı olduğunu görüyorsunuz.kimse de 90 yaşındaki adamın 20 yıldır temizliğini yapan kadından bahsetmemiş. beni en çok etkileyen o kadının adama duyduğu aşk oldu değinilmemiş olması şaşırttı o kısımda kesinlikle önemli.Adamın aşkı hem rahatsız edici hem de hissettiği duygular birçok yönden büyüleyici okurken görürsünüz.

aradan biraz zaman geçti taki akrabalar evimize gelene kadar.. cocuklar oyun oynarken nerden bilebilirdim ki orayi karistirip kitabi alacaklari ?

Çocuklar kitabı çıkartıp misafir odasında herkesin icin de oynuyorlardi ben çay götürdüğümde içeriye ellerinde görünce büyük bir şok yaşadım gelenlerde gerçekten herkesin ailesinde olur ya sevmediği tipler ama burnunun ucunda belirenler bu tayfa da onlardan faydaları bile yok kendilerine o derece ayrıca oldukça dedikoducu kesim..

Onlar gidene kadar bir sürü laf sokmalara,ahlak dersine,Din anlatımlarına maruz kaldım bide başörtüsüne bağlayıp anlatmaları okulu şunu bunu alakasız şekilde bağlamalarına...Sırf annem üzülmesin diye sabrettim.Ama adım şuanda okuduğum bu kitabın başlığından dolayı ona çıktı ve o dedikodular aile icin de üstüne katılarak yayıldı.

göstermelik din anlayisi ve onun altina gizlenip her türlü ahlaksızlığı yapmak. hep başkalarının ne yaptığı ile ilgilenmek ve eleştirmek, kendine bakmamak. paraya, makama, kadina ulaşamayacağı noktadayken boyun bükük alçakgönüllülük ve ahlak timsaliyken ve bu konuda baskalarini yererken, bunlara parmaklari değebilecek hale geldiğinde elleri pençeye dönüşmek ve saldirmak. bu sinavdan anında kalmak, hatta agizlardan dusmeyen nefs, sınav gibi sözcükleri hatirlamamak, aksırıncaya tıksırıncaya kadar gömülmek yine de gözü doymamak. kendini gelistirmemek ama herseyi kıskanmak gorduklerim benim bu toplumun eğitimi ve ahlak anlayışını baya sorgullatti.Bugünün türkiye'sinde televizyonda bile RTUK baya sansurler adını zikredemeyeceğimiz bahsedemeycegimiz bir kitaptır.

Bütün bunlar üzdü ve en son ağlaya ağlaya Nobel edebiyat ödülü almış olan Gabrielin bana çok şey öğreten bu kitabını bireylerin cehaletinden gördüklerimden ahlak satanlardan dolayı terasta yaktım. Ama kitap benim için çok önemli hâlâ çok derin izler bırakmıştır.sevdiğine dokunamazsın ya bazen, işte bu kitap bunu anlatan en güzel örnektir. öyle bir sevmek ki; kendinden bile korumak...

Bağırarak söylüyorum bu kitabı okuyun okutun tavsiye ediyorum..
96 syf.
·Beğendi·8/10
"Kız doğmuş gibi kısa bir sessizlik olduktan sonra pastayı keseyim diye..." Marquez'in sanırım 3. kitabıdır bu tabiri görüyorum: Kız doğmuş gibi bir kısa sessizlik. İlginç, düşündürücü, biraz da iç yakıcı bir tabir...
Kitapta ise Marquez'in kaleminin klasik tadını alabiliyorsunuz. Güzel bir kitap. Öneririm.
96 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Gabriel Garcia Marcuezle tanışma eserim olarak bu kitabı seçtim. Konu olarak hem sıradan, hem de merak uyandırıcı gelmişti. 90 yaşında hem kendini, hem de aşkı bulan şanslı bir karakter anlatılıyor. Şanslı diyorum çünkü; bu dünyada ne kendini tam anlamıyla tanıyabilen, ne de aşkı tatma şansına erişemeden ölüp giden o kadar çok insan var ki.. O yüzden bu iki şey her şeyden üstündür benim gözümde. Karakterimiz 90 yaşına dek genelevlerden çıkmayan, seksi para karşılığı yaşayan, hayatında duygusal hiçbir şeye yer vermeyen biridir. Ve bir sabah uyandığında 90. Yaşı için kendine bir bakire ile çılgın bir gece armağan etmek ister. Bu bakire kıza Delgadina ismini verir ve onun sayesinde yaşamını, aşkı, mutluluğu, kıskançlığı tadar. Bunun yanı sıra yazar, genelevlerinin müşterilerinin yaşantılarına, nasıl insanlar olduklarına ve hayatını bedenini satarak geçindiren genç kadınlara değinir. Son derece akıcı ve basit bi anlatım tarzıyla yazılmış ayrıca ve bir çırpıda bitti. Sonunda aa bitti mi şimdi? Diye kaldım. Sanki biraz yarım kalmıştı, ya da benim farklı beklentilerim vardı tam bilemiyorum. Yine de Gabriel Marcuez'le tanışmama vesile olduğu için sevindiğimi söylemeliyim :)
96 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
“Heyhat, bu aşksa, nasıl da acı çektiriyor” (s.72)
aynı zaman da nasıl da mutlu ediyor...

Aşk var oluş mudur? yoksa yok oluş mudur?

Belki de önce varolduğumuzu, yaşadığımızı, her şeyin gözümüze güllük gülistanlık göründüğünü hissediyoruz. Daha sonra aşkın acı hali başlayınca da, yok oluyoruz. Yapılan fedakarlıklar, kıskançlıklar, karşımızdaki kişiyi kendimize göre şekillendirme çabaları sonucunda, her şey bitebiliyor.

Mesnevi’de şöyle bir hikâye anlatılır: Birisi geldi sevgilinin kapısını çaldı. Sevgilisi “kimsin?” diye sordu. Kişi “benim” deyince “git” dedi. Şimdi zamanı değil burada ham kişinin yeri yok. Ham kişiyi ayrılık ateşinden başka ne pişirebilir? İkiyüzlülükten kim kurtarabilir? O yoksul gitti tam bir yıl yollara düştü. Sevgilinin ayrılığı ile kıvılcımlar saçarak cayır cayır yandı. O yanmış yakılmış kişi pişti olgunlaştı. Geri geldi yine sevgilinin kapısına dayandı. Korku ve edeple kapının tokmağına dokundu. Sevgilisi “kapıdaki kim?” diye bağırdı. Adam “A gönüller alan, kapıdaki sensin!” dedi. Sevgilisi “Mademki bensin gel içeri gir; zira ev dar, iki kişi sığmıyor” dedi.

Gerçek aşk da; benlik yoktur, bencillik yoktur. Bir olmak vardır, tek olmak vardır...

Aşkı tatmayan bir insan yaşamın anlamını bilmeyen bir insandır...

Yazarın okuduğum ikinci kitabıydı Benim Hüzünlü Orospularım..

Kitabın konusuna gelince; 90 yaşına kadar aşkı yaşamamış, para karşılığında kadınlarla birlikte olmuş yaşlı adam, kendine armağan olarak bakire bir kızla birlikte geçireceği bir gece ayarlıyor, Ve aşkla tanışıyor...

Güzel ve ilginç bir kitaptı, ben beğendim..

Anlamadığım şey; bu kızın hiç mi uykusu kaçmadı? :)))

Ya da böyle bir kız gerçekten de var mıydı?

Neyse...
Keyifli okumalar...
96 syf.
·1 günde·7/10
İsmi dolayısıyla ilgimi çeken bir kitaptı.

...Spoiler içerir...

Hayatı boyunca aşkı tatmamış olan kitabın 90 yaşındaki gazeteci kahramanı, yeni yaş gününde bakire bir kız ile ilişkiye girmek istiyor. Sürekli gittiği genelevin patronu ona 14 yaşında düğme fabrikasında çalışan bir kız ayarlıyor. Cinsel hazlarının tatmini için yaklaştığı kıza aşık oluyor.
Kızı sadece uyurken görüyor ve onu izliyor, ona masallar, hikayeler anlatıyor.

Konusu bakımından değişik bir kitap olmasıyla birlikte okurken rahatsız olmamak elde değil.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Benim Hüzünlü Orospularım
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750705243
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Memoria de mis Putas Tristes
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Benim Hüzünlü Orospularım
Benim Hüzünlü Orospularım
Benim Hüzünlü Orospularım’ın başkişisi, yaşamı boyunca hiçbir kadınla parasını ödemeden sevişmemiş yaşlı bir gazeteci. Yalnızlığının çaresini günlük, sıradan ilişkilerde aramış bu çirkin ve çe­­kingen ihtiyar, 90. yaş gününde kendine hiç alışılmamış bir armağan vermeye kalkışıyor. Eskiden tanıdığı bir genelev patroniçesini arayıp el değmemiş bir genç kızla birlikte olmak istediğini söylüyor. Patroniçe, onun bu isteğini yerine getirecek, ama yaşlı adam her ziyaretinde “uyuyan güzel” Del­ga­di­na’yı seyretmekle yetinmek zorunda kalacak, yaşamının güzünde kendisine böylesi bir oyun oynayan yazgısına boyun eğecek; ne ki bu çok özel ilişkiden o güne değin hiç tatmadığı bir aşk doğacaktır.

García Márquez, yaşlılığın hüznünü olağandışı bir aşkın coşkusuna dönüştürüyor. Belki de ölümü güzelleştirmek için... Ustanın elinden yaşlılığa, cinselliğe, aşka ve ölüme bir güzelleme.

Kitabı okuyanlar 8.473 okur

  • Yağmur Ceren Zurnacı
  • Mustafa Çetin
  • Sibel ÇETİN
  • Ayça
  • Özgüç Çoruh
  • Yeşim özkan
  • Hatice Karaşoğlu
  • Cihat pişkin
  • M.Can Karakaş
  • Hazal A.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.7
14-17 Yaş
%3.1
18-24 Yaş
%22.7
25-34 Yaş
%35.5
35-44 Yaş
%21.6
45-54 Yaş
%7.1
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.4
Erkek
%34.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.7 (362)
9
%12.3 (284)
8
%22.4 (517)
7
%23.4 (540)
6
%12 (278)
5
%5.2 (121)
4
%2.2 (50)
3
%1.5 (35)
2
%0.9 (20)
1
%1.1 (26)

Kitabın sıralamaları