Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım (Napoli Romanları Serisi 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.331
Gösterim
Adı:
Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım
Alt başlık:
Napoli Romanları Serisi 1
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051418964
Kitabın türü:
Orijinal adı:
L'amica geniale
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Kimliğini ısrarla gizlemesiyle adeta bir efsane haline gelen müstear isimli Elena Ferrante'nin dört ciltten oluşan "Napoli Romanları", sadece İtalya'da değil tüm dünyada fenomen olarak kısa sürede 22 dile çevrildi. Bugün milyonlarca okurun hayranlıkla okuduğu dizinin devam kitaplarının da en kısa sürede raflardaki yerini alacağını belirtiriz.

"Sen benim olağanüstü akıllı arkadaşımsın, hepimizden çok daha başarılı olmalısın, bütün kızlardan ve erkeklerden."

Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım, İtalya'da bir kenar mahallede yetişen iki genç kızın çekişmeler, kıskançlıklar ve sırlarla örülü dostluklarını, zorluklarla geçen büyüme ve varoluş serüvenlerini anlatıyor.

"Napoli Romanları"nın ilki 50'lerde, fakir bir mahallede başlıyor. Bu unutulmaz dostluk hikâyesinde fazlasıyla akıllı ve duyarlı iki genç kız, Lenù ile Lila, boğucu erkek-egemen kültür, duyarsız, buyurgan aileleri ve yoksunluklar karşısında birbirlerinde teselli bulur. Ancak bu iki sıradışı arkadaş büyüdükçe, onlara dayatılan değerleri kabule yanaşmayacak, büyük fedakârlıklar da gerektirse, birer kadın olarak tutkularını yaşamak ve yaratıcı olmak için ellerinden geleni yapacaktır…

"Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım sürükleyici, kalabalık, geniş bir 'olgunlaşma romanı.'"
-James Wood, The New Yorker-

"Elena Ferrante: öfkeli kadın yazarların en iyisi!"
-John Waters, yönetmen-

"Ferrante'nin genç kızlık ve arkadaşlık meselesini ele alışı olağanüstü etkileyici."
-Gwyneth Paltrow, oyuncu-
(Tanıtım Bülteninden)
360 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Kitabın girişine konulan övgü yazılarından hoşlanmasam da sonuna kadar bu övgü yazılarını okudum. Sonda gerçekten söyledikleri gibi mi diye kitabı okurken her zaman takındığım eleştirel tavırdan daha fazlasıyla ilerlemeye başladım ve şunu söyleyebilirim ki modern edebiyatta kadın'ın sağlam bir tasvirini yapmış, gerçek kimliği bilinmeyen Elena Ferrante. Kadınlar arasındaki dostluk, kıskançlık, imrenme, rekabet, sevgi, hoşgörü, paylaşım, destek olma vb. birçok duyguyu öylesine yalın, doğal anlatmış ki yazar, hayran kalmamak elde değil. Napoli'nin varoşlarının nasıl bir yaşam sürdürdüğünü, bu yaşamın kadın ve erkek davranışlarına nasıl etki ettiğini okuyacaksınız. İkinci kitabını okumak için sabırsızlanıyorum.
360 syf.
Kitabı elinizden düşürmeden hemen okuyabilirsiniz hatta bitti diye çok üzülebilirsiniz.Okuyacakların dikkat etmesi gereken birşey var Napoli Romanları nın ikincisi ve üçüncüsü türkçeye çevrilmemiş..Daha önce okudugum 'Bir Dilek Tut Benim İçin ' kitabını hatırlattı.
360 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Napoli kitapları serisinin ilk kitabı olan benim olağanüstü akıllı arkadaşım iki arkadaşın çocukluk çağlarından itibaren arkadaşlıklarını anlatan farklı bir roman, ilk başlarda sıkıcı gelsede sonradan açılan güzel bir kitap olmuş..
360 syf.
·18 günde·Puan vermedi
Selam. Erken kalkan erken yol alıyormuş Tabi benim gibi gece oturanlar için alışmak anca yani. 🤪
Bu kitabı bitirmek hiç istemedim. Çünkü diğerlerini henüz almadım.
Lale Abla'nın (@laleninbahcesi) tavsiyesi üzerine listeme eklemiştim. Ki kitabın ilk basımı 2011 🤫
Evde okunacak kitaplar yüzü geçince alınmayı beklemişti.
Veeee başladım. Girişte epey bir yorum yayınlamışlar. Kitabın güzelliğini anlatan.
Yazar #elenaferrante takma isimmiş. Acaba neden kendi adını yayınlanmamış diye merak ettim. Pek bişey yok...
"Kitap neden bu kadar sevilmiş " derseniz? Çünkü anlatıyor gibi yazmış yazar. Okurken sanki sizde o mahallede gibisiniz.
İki geç Kızın çocukluğu, kıskançlıkları, arkadaşlıkları, mahalle ortamı, aileler arası taşkınlıklar, gençler arası diyologlar... O kadar tanıdık ki...
Hep kendi çocukluğum ve mahallem geldi aklıma. Çoğu yeri okurken içimi ısıttı... Sıra diğer kitaplar da....
Benim gibi hâlâ omumadıusanız listenizde ekleyim derim.
#everestyayinlari #everestyayınları #benimolaganustuakilliarkadasim #benimolağanüstüakıllıarkadaşım #instabooks #vsbook #bookstagram #okumakiptiladir #okudukcabuyurinsan #okumadanolmaz #kitapkurdu#nekitapsiznekahvesiz #gulsahreads #instabooks #vsbook #gulsahinkitapligi #kimneokudu #biblophile #bibloyofil#kitaplık #kitapligim #kitapyorum #okudukçabüyürinsan #kütüphane #kutuphane #biblophile #kitaplar #kimneokudu #vscbook #instabook #kitapkurdu
360 syf.
·Beğendi·9/10
Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım


Bu yazı eksik bir yazı olacak; çünkü bu kadar yetkin bir kalemin sahibi hakkında yeteri bilgiye sahip değiliz. Çeşitli yerlerden bilgi bulmaya çalıştım ama kayda değer bir bilgi bulamadım. Yazarın İtalya Napoli’de yaşadığını hem ülkesinde hem dünyada bir üne sahip olduğunu anlıyoruz, eserleri 22 dile çevrilmiş. Elena Ferrante’nin gerçek kimliği de ne yazık ki muamma.” L’amore Molesto” adında ilk romanı filme çevrilmiş. “Ayrılık Günleri” kitabıyla büyük bir üne kavuşmuş ve ayrıca Uluslararası Man Booker ödüllü ile Strega ödüllüne de aday gösterilmiş.

Yazının konusu olan bu kitap Napoli kitap serisinin ilk kitabıdır. Bu seri; “Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım”, “Yeni Soyadının Hikâyesi”, “Terk edenler ve kalanlar”, “Kayıp Kızın Hikâyesi” kitaplarından oluşmaktadır. Bu kitabı okuyup bitirirken, açıkçası diğer kitaplarına da en kısa zamanda bakmak zorunda hissetim kendimi. Uzun bir aradan sonra böyle yetkin bir eseri hasretle kucaklamak olağanüstü geldi. Bu kadar kitap furyası arasında böyle değerli eselere okuyucuların ihtiyacı var. Kaliteli edebiyat adına kalitenin peşinden koşan okur için kaliteli bir eserle karşı karşıyayız. Kitaba başlamadan önce çeşitli ülkelerde, çeşitli yayınların, yayıncıların, aktörlerin, eleştirmenlerin kitap hakkında yazdıkları karşılıyor bizi. Bu az buz bir şey değil, neredeyse on sayfada sadece kitapla ilgili çeşitli görüşlere yer verilmiş. Romanın karakter kalabalığından dolayı girişte ayrıca aileler ve özellikle olaylarda etkin rol alan karakterlerin isimleri yer alıyor. Bu, kitabı anlamak için faydalı olur mu bilmem ama göz korkuttuğu kesin.

Elena Ferrante’nin ustalığı; daha ilk sayfalarda bizi etkisi altına alan dillidir. Yazar ayrıntılı, uzun ve sağlam cümleleri, betimlemeleri ve benzetmeleri ile dillin tüm gücünü ortaya koymuş, okuyucuyu bu dillin altında kitabın sonuna kadar mest etmeyi başarmıştır. Ayrıntılı bir dil kullanması kitabın akıcılığına etkisi olumsuz değil tam tersi olumlu bir etki yapmıştır. Burada yazarın dil sınırlarının çizilmesi ya da dillin ne kadar zorlanabileceğini kanıtlarcasına bir tuttum içerisine girerken yapmacık ve süslü bir dillin doğuracağı tehlikenin farkındadır. Onun için dillin ayrıntısıyla beraber okuyucunun sabrını da dikkate alarak, çok dengeli bir şekilde metnini ayarlayabilmiştir. Aynı cümle içerisine ve aynı olay etrafında yaptığı sıçramalarla, kopukluğa izin vermeden, cümle bozukluluğunun önüne geçmeyi çok ustaca halledebilmiştir. Belki de bu eserin yetkinliği, yazarın dillin sınırlarının çok ötesinde bir dil yaratarak ve bu dille özgün bir üslup yakalayabilmesidir.

Yukarıda belirttiğimiz gibi kahramanların çokluğu ve bunların hikâyelerinin çeşitliliği okuyucuyu korkutabilir. Bütünlüğü sağlayamam korkusu, olayları ve karakterleri karıştırma korkusu gibi korkular uzaktan uzaktan size göz kırpabilir. Yazarın her karakterde ayrı bir olay anlattığı ve anlatılan bu olayların bölümler içinde birbirleri ile olan bağlantıları yine ustaca halletmiş, böyle bir duruma mahal vermemiş. Bu kadar karakter çokluğunda öne çıkan, kitabın asıl konusunda rol alan karakterler, çok iki yakın arkadaş olan Lina ve Lenu’dur. Bu isimler yaşadıkları yoksul mahallede kendilerine hitap edilen adlardır. Asıl Lina, tam ismi Raffaella Cerullo, Lenu’nun ismi ise Elena Greco’dur. Lina ve Lenu birbirlerine tam zıt iki karakterdir. Lina ya da Lenu’un ifadesiyle Lila, daha muhafazakâr, daha hırçın ve daha bilgedir her haliyle. Çok küçük yaşta marjinal hareketler sergilerken romanın ilerleyen sayfalarında güzelliğiyle, bilgeliğiyle tüm dikkatleri üzerinde toplayabiliyor. Büyümüşte küçülmüş cümlesine en çok yakışan karakterdir. Lenu ise daha hovarda, ilgiye aç, kıskanç ve kendisiyle kavgalı bir karakterdir. Yaşadıkları mahalle ise yoksul bir mahalledir. Yağmur altında beraber ıslanırlar, beraber yaramazlıklar yaparlar, aile baskısını, okul heyecanını beraber yaşarlar. Lila her zaman Lenu’dan daha başarılı olmuştur. Zaman zaman Lenu Lila’yı kıskansa da o mahallede onu anlayan tek insan olduğunu da bilir. Lila’nın babası ve abisi kundura tamirliği yaparken Lenu’nun babası belediye de odacılık yapmaktadır. İkisinin ortak yanları; bir yoksul mahallede, aile içi kavgada, mahalle kavgasında, ağabey, baba, anne tahakkümü altında büyümeleridir. Sonradan okuldan tanıştıkları hoca sayesinde ikisi de sağlam iki kitap okuyucusu olurlar. Bu iki yakın dostun vakitleri çoğu zaman ilk başlarda okulda geçse de zamanla görüşmeleri azalır. Lenu tatile giderken Lila Okulu bırakıp babasının ve abisinin yanında kunduracılığa başlar. Bu kundura dükkânında abisiyle kendi soyadlarını taşıyan bir ayakkabı tasarlamaya başlar. Uzun süre uğraş verilen bu bir çift kundura aslında kitabın sonunu belirler.

Burada iki zıt karakterin aşkları, arkadaşlıkları, kıskançlıkları ve tüm bunların içinde devam eden dostlukları imrenilecek bir tarafı oluyor romanın. Konu bize çok yabancı olmasa da Napoli’nin kenar mahallerinde ele alınan bu konu fazlasıyla ilgi çekici. Yazar sadece konu odaklı bir eser ortaya koymamış. Burada ayrıcı, siyasi, teolojik, akraba ilişkisi, zengin-fakir kavramları ve bu kavramlar altında insanların sergilediği davranışları bir gözlemci titizliğiyle biz okuyuculara sunuyor. Aile kavramını da bu derece ayrıntılı ele alması, bir aile içinde babanın da annenin de konumunu irdelerken bu ayrıntıları gayet objektif bir şekilde sunmakla kalmayıp derin bir vicdan muhasebesine de tabi tutuyor. Ayrıca belki de kitapta en çok dikkat çeken şey; on altında yaşında bir çocuğun evliliğinin gayet doğal karşılanması. Ana karakterlerden biri olan Lenu’nun ağzında ele alınan bu kitapta, en çokta bu durum üzerinde durmak lazım diye düşünüyorum. Baba ve abi zoruyla kundura dükkânına yarımcı olma teklifi karşısında Lila’nın evliliğe evet demesi –bir nebze isteği olsa da- bize hiç yabancı gelmiyor.


İki arkadaşın çocukluktan başlayarak on beşine kadar geçen zamanda bir birlerine, ailelerine, diğer arkadaşlarına karşı tavırları bu derece titizlikle ele alan, bunları anlatırken mekân ve zaman kavramlarını da irdeleyen ve somutlaştıran elimizdeki bu eser ayrıca bazı normlaşan adet ve yaşam tarzlarını da tartışmaya açıyor.

Ayrıca kitap gelecekte gerçekleşecek bir telefon görüşmesiyle başlaması, bizi seriyi merak etmeye teşvik ediyor. Bu kitabı okuyan her okuyucu diğer kitaplarını da merak içinde ve büyük bir dil ziyafetiyle bitireceklerine inanıyor. Yazar bu kitapta bunun teminatını veriyor. Başta da belirttiğim gibi bu yazı her iki konu açısında eksik bir yazı. Bu kitap çok daha uzun ve ayrıntılı bir yazı hak ediyor. Genel konusu ve içeriğinden bahsetmiş olsak ta anlatılmayan ve anlatılmayı bekleyen, irdelenmeyi gerektiren daha çok şey var. Usta kalem Elena bize muhteşem bir eser sunmuş. Son zamanlarda okunmayı bu derece hak eden çok az eser var. Tadı uzun süre damağınızda kalacak gerçek bir roman.
360 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
O kadar sıcacık bir kitaptı ki sanki kendimi o mahallede onlarla yaşamış gibi hissettim. Hiç araştırmadan aldığım bir kitaptı beni şaşırttı. İki kızın aralarındaki kıskançlık, bir o kadar da yakın oluşu garip hissettirdi. Bu kadar kin, sevgi, samimiyeti nasıl aynı anda hissediyorlardı. Okurken çok keyif aldım. Kesinlikle her kadının okuması gereken bir kitap !
360 syf.
·4 günde·6/10
Anlatım güzel ancak zaman zaman sıkıcıydı. Çeviri ise başarılıydı. Devamını okumayı isterim ama cok merak etmedim.
Kitap boyunca arkadaşların kıskançlıkları ve birbirlerine olan etkileri konusunda düşündüm. Lenu mu daha kıskanç Lila mı karar veremedim. Lenu'nun kendini küçümsemesine çok kızdım. Üstelik kendini küçümserken değerini fark edemeyişi ve bunu fark ettiği anda ise çevresini küçümsemesini sevmedim. Çünkü insan çevresine rağmen değil çevresiyle birlikte var olur. Lenu'nun yaptığı tam olarak yumurta-kabuk meselesi olmuş.
Diğer taraftan bazen sanki Türkiye'de yazılmış bir kitap gibiydi. Yaşanan sorunlar tüm dünyada benzer.
360 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
İlk olarak Elena ferrante'yi "Benim olağanüstü akıllı arkadaşım" kitabıyla tanımış oldum. Konunun usta bir şekilde işleyişiyle, dilin akıcılığı ve kahramanların canlılığıyla beni kendine çekmeyi başardı. Buda diğer 3 serisinide okumam yetti. İki kız arkadaş arasında geçen bir yaşamı konu edinmiş. Çocukluk, ergenlik, olgunluk ve yaşlılık olmak üzere dört evreye ayrılmış. Bu evreler "Benim olağanüstü akıllı arkadaşım", "Yeni soyadının hikayesi"," Terk edenler ve kalanlar" ve "Kayıp kızın hikayesi" olarak seri halinde dört kitapta işlenmiş. "Benim olağanüstü akıllı arkadaşım" çocukluk evresini ele alıyor. Kitap lila'nın ortadan kaybolmasıyla kitabın asıl kahramanı olan elenanın hayatlarını yazmaya karar vermesiyle başlar. Daha ilk evreden iki kız arkadaşın arasında yaşanan amansız bir yarışı görüyoruz. Bu yarışta diğer evrelerde de fark edildiği gibi yaşadıkları olaylar karşısındaki davranışları, duyguları onların bir bütün olduğunu ve asla birbirlerinden kurtulamadıklarına işaret gibi. Aralarındaki adını veremediğim bağ o kadar etkileyici ve canlı ki; sanırım beni bu kitaba çeken şey tam olarak adını veremediğim bu 'bağ' da. O kadar güzel ki her dört serisini de şiddetle tavsiye ediyorum. :)
360 syf.
·70 günde·Beğendi·7/10
Keyifle okudum. İtalya'nın bir kasabasını, bir sokağını, yaşayanlarını gözlerinizde canlandırıyor, kendinizi orada hissediyorsunuz. Çok beğendim.
360 syf.
·49 günde·Puan vermedi
16-20 yaş arasında değilseniz çok da kendinizden bir şey bulabileceğiniz bir kitap değil. Bu sebeple elimde fazla süründü kitap.İtalya'da fakir bir mahallede oturan bir genç kızın gözünden en yakın arkadaşı ve diğer arkadaşlarının hayatını aktarmış.Lina ve Lenu'nun azmine ve inadına hayran kaldım diyebilirim.Kitabın giriş bölümü beni çok etkilemiş bu sebeple okumak istemiştim.Bir insan nasıl olurda geride hiç bir iz bırakmadan yok olur diger insanların hayatından diye merak etmiştim.Ama ilerleyen bölümler beni hayalkırıklığına ugrattı. Çok gereksiz ayrıntılara değinmiş benim zannımca.
360 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Çocuk yaşta iki kız arkadaşın kıskançlık ve koruma ile harmanlanmış hikayesi. Ergenlik ve yetişkinliğe atılan adımı çocuk gözüyle çok başarılı anlatmış. Kenar mahalle yaşamı, komşuluklar, yoksulluktan kurtulma hayalleri... Türkiye ye benzer birçok şey bulabilirsiniz
407 syf.
·21 günde·Puan vermedi
Tek kelime ile muhteşem bir eser. Napoli romanları dortlemesinin ilk kitabi. Muazzam bir derinliğe sahip, okurken içine hapsediyor.

Serinin diger kitaplarını ararken kitabın hbo tarafindan dizi olarak çekildiğini öğrendim.

Ilk 3 bölümü izledim kitap sonrasi kesinlikle tavsiye ederim.....
Hiç bir davranış , söz ve iç çekiş yoktur ki, bütün insanoğlunun işlemiş ve işlemekte olduğu bütün suçları içermesin.
Hayat böyleydi, işte o kadar; başkaları bize hayatı zindan etmeden, biz onlara zindan etmeliyiz zorunluluğuyla büyüyorduk.
Çünkü o kendine yetmeyi bilirken, ben ona gereksinim duyuyordum, çünkü onun içinde, benim dahil olamadığım kendine ait şeyler vardı
Bayan Galiani beni avluda durdurdu ve kompozisyonumun "eğer aşk şehirden sürgün edilirse, şehirlerin hayırlı doğaları lanetli bir doğa kazanır." şeklindeki ana düşüncesinin onu çok etkilediğini dile getirdi. Sonra da sordu: "Senin için 'aşksız şehir' ne anlama gelir?"
-"Mutluluktan yoksun bir halk."
Çünkü o kendine yetmeyi bilirken ben ona gereksinim duyuyordum çünkü onun için de benim dahil olamadığım kendine ait şeyler vardı...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım
Alt başlık:
Napoli Romanları Serisi 1
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051418964
Kitabın türü:
Orijinal adı:
L'amica geniale
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Kimliğini ısrarla gizlemesiyle adeta bir efsane haline gelen müstear isimli Elena Ferrante'nin dört ciltten oluşan "Napoli Romanları", sadece İtalya'da değil tüm dünyada fenomen olarak kısa sürede 22 dile çevrildi. Bugün milyonlarca okurun hayranlıkla okuduğu dizinin devam kitaplarının da en kısa sürede raflardaki yerini alacağını belirtiriz.

"Sen benim olağanüstü akıllı arkadaşımsın, hepimizden çok daha başarılı olmalısın, bütün kızlardan ve erkeklerden."

Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım, İtalya'da bir kenar mahallede yetişen iki genç kızın çekişmeler, kıskançlıklar ve sırlarla örülü dostluklarını, zorluklarla geçen büyüme ve varoluş serüvenlerini anlatıyor.

"Napoli Romanları"nın ilki 50'lerde, fakir bir mahallede başlıyor. Bu unutulmaz dostluk hikâyesinde fazlasıyla akıllı ve duyarlı iki genç kız, Lenù ile Lila, boğucu erkek-egemen kültür, duyarsız, buyurgan aileleri ve yoksunluklar karşısında birbirlerinde teselli bulur. Ancak bu iki sıradışı arkadaş büyüdükçe, onlara dayatılan değerleri kabule yanaşmayacak, büyük fedakârlıklar da gerektirse, birer kadın olarak tutkularını yaşamak ve yaratıcı olmak için ellerinden geleni yapacaktır…

"Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım sürükleyici, kalabalık, geniş bir 'olgunlaşma romanı.'"
-James Wood, The New Yorker-

"Elena Ferrante: öfkeli kadın yazarların en iyisi!"
-John Waters, yönetmen-

"Ferrante'nin genç kızlık ve arkadaşlık meselesini ele alışı olağanüstü etkileyici."
-Gwyneth Paltrow, oyuncu-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 187 okur

  • Özge Özdemir
  • Polly Dame
  • Özlem İnci
  • _susamuru_
  • Penny lane
  • Zehra Ekinci
  • İlknur Yalvaçlı
  • withessie
  • deniz kara
  • Evren i.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.9
14-17 Yaş
%3.9
18-24 Yaş
%13.7
25-34 Yaş
%21.6
35-44 Yaş
%35.3
45-54 Yaş
%17.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%88.9
Erkek
%11.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.9 (24)
9
%20.5 (17)
8
%27.7 (23)
7
%9.6 (8)
6
%7.2 (6)
5
%3.6 (3)
4
%0
3
%0
2
%2.4 (2)
1
%0