Adı:
Benlik Pratikleri
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053142683
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Benlik Pratikleri, sosyolog Zygmunt Bauman ile akademisyen Rein Raud’un 2014 yılı boyunca elektronik posta yoluyla karşılıklı söyleşmelerinin ürünü.

“Benlik nasıl ortaya çıkar? Her insanda, her kültürde, her yaş grubunda aynı gelişim örüntüsünü mü gösterir? Yoksa tarihsel bağlamı içinde düşünülmesi gereken sosyo-kültürel bir yapı mıdır? Eğer öyleyse, şimdi neler yaşanıyor peki? Günümüz dünyasında benlik örüntüleri bir değişimden mi geçiyor? Günümüz teknolojileri bize daha fazla özerklik mi sağlıyor yoksa özgürlüklerimizden feragat etmemiz konusunda bizi baştan mı çıkarıyor?”

Bu sorulara verilmiş cevapları birlikte düşünmeye koyulan Bauman ve Raud, dert edindikleri bu teorik meseleyi bugünün aciliyet gerektiren toplumsal ve siyasal krizlerini anlamaya dair bir yol gösterici olarak görmemizi öneriyor.

Bu kitapta okuyacağınız uzun soluklu mektuplaşmalar, “insanca, pek insanca yaşama” ilkesinin önemini vurguluyor ve onun imkan ve sınırlarını sorguluyor. Bu ilkeyi Amartya Sen’in “bir insan olarak tam anlamıyla işlev gösterebilme yetisine dair eşitlik”e yaptığı vurgu ile birlikte düşünen Bauman ve Raud, sosyalizm ve liberalizme dair farklı siyasal vizyonlarından ötürü kimi zaman uzlaşıyor kimi zaman çatışıyorlar. Söz konusu uzlaşı ve çatışmaların gerçekleştiği metinsel evrenin bir ucunun Gılgamış Destanı’na diğer ucunun yirmi birinci yüzyıl Rus oligarklarının insan bilincini bilgisayar ortamına aktarma fütürist düşlemlerine uzandığı bu kitap, “Benlik nedir?” sorusu özelinde ziyaret ettiği düşünce dünyalarının zenginliği bakımından ufak ölçekli bir ansiklopedi niteliğinde...
208 syf.
Günümüz dünyasına hakim olan teknolojinin (kitap özellikle iletişim teknolojisi üzerinden ilerliyor) şekillendirdiği benlik yapılarının ve bu yapıların ortaya çıkardığı karakteristik özelliklerin insan için ne ifade ettiği, tutsaklık mı, özgürlük mü sunduğu, iyi mi kötü mü olduğu üzerine Rein Raud ile Bauman'ın mail yoluyla gerçekleştirdikleri yazışmaların bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir kitap bu.

Özellikle günümüz insanının yapısı üzerine yazılan metinler olması, sosyolojik ve psikolojik disiplinler için ve genel olarak da felsefe için çok değerli satır araları barındırıyor.

Her ne kadar torik bir konu üzerinde duruluyor gibi görünse de doğrudan reel yaşamı ve insanı ilgilendiren bir husus olduğu için önemle okunması gerektiğini düşünüyorum. Kitapta dikkatimi çeken en önemli konuların başında (buna ben de bir çok kişi üzerinde şahit olmaktayım) sosyal medya hesaplarına göre oluşan benlik yansımaları. Bir kişi, sosyal medya hesabında aşırı politik olup, paylaşımları sürekli bu minvalde gerçekleşirken aynı kişinin bir başka sosyal medya hesabında politik duruşa dair hiçbir iz olmadığı ve sadece kişisel hobilerine dair paylaşımlar yaptığına denk geldiğimde şu sorunun cevabını aradım; Bu bir kişilik bölünmesi mi, yoksa benlik ifadesi mi? Bauman buna benlik ifadesi demekte. Haklı da. Psikolojik anlamda kişi, sosyal medya hesaplarını da kendine ait bir alan ve bir tür kalkan olarak görmekte, buna göre bir davranış yoluna gitmekteydi.

Günümüzün bir çok konu başlığının ele alındığı bu eseri mutlaka okuyunuz. Ufuk açıcı bir eser. Keyifli okumalar dilerim.
208 syf.
·30 günde·Puan vermedi
Zygmunt Bauman ve Rein Raud'un karşılıklı yazışmalarının iskeletini oluşturduğu kitap; bireyin dünyadaki konumunu nasıl anlamlandırdığı, bizi belirleyenin kimler/neler/nasıl koşullar olduğu, bunda benzer koşullarda şekillenmiş bireylerin etken rol oynayıp oynamadığı, Benliğin nasıl ortaya çıktığı, her kişide, her kültürde, her yaş grubunda aynı gelişimi mi gösterdiği, teknolojik gelişmelerin Benliğimize nasıl etki ettiği, Özgürlestirip özerklik mi veriyor yoksa bağımlı zombiler haline mi geliyoruz? gibi sorulara cevap arıyor.

Bauman'ın daha önceleri TV üzerine yaptığı endişeli kritikler, yerini bu kitapta "internet" ve "çevirimiçi" dünya histerisine bırakmış.

Online/Offline yaşam analizleriyle insanlara bugününü sorgulatacak bir kitap. Okuyun. Tavsiye.
208 syf.
·5 günde·7/10 puan
Baumann benim bundan yaklaşık ilk yirmi yıl önce okumaya başladığım ve uzun süredir de okumadığım bir yazardı. Bu söyleşi halinde ilerleyen eseri açıkçası ben beğendim. Özellikle satır aralarını sıkıştırılmış, uzun bir entelektüel ömrün son demlerinden sızan kimi ifadeler beni çok etkiledi. Bir tanesini aktarmam gerekirse (elbette ifadeyi değiştirerek); Nietzsche'yi yankılayan bir biçimde Baumann, kültürün, ölümün kaçınılmazlığı ve bu kaçınılmazlığa eşlik eden anlamsızlıkla, bu anlamsızlığı gidermek adına, bir bakıma katlanılabilir kılmak adına, yaptığımız etkinliklerimizin tümü olduğunu vurguluyor. Arada bir bilgenin sesini ve ona karşılık veren iyi bir entelektüelin söyleşisini okumak isteyenlere önerilir.
208 syf.
Kitap Zygmunt Bauman ve Rein Raud’ un “benlik” (selfhood) üzerine yazışmalarının bir araya getirilmesinden oluşuyor. Kitaba hakim olan sohbet havası sayesinde farklı bakış açılarının benlik’e yaklaşımlarını daha rahat görebiliyorsunuz.
Benlik’in oluşumunun bir çok açıdan ele alındığı kitapta modern öncesi zamanlardan içinde bulunduğumuz modern zamana kadar geçen sürede teknolojik yeniliklerin, toplumsal yapının ve içinde yaşadığımız kültürün bireylerin hayatlarına ve dolayısıyla “benlik”lerine etkisine ve çeşitli dinlerde “benlik”lerin algılanış şekillerine yer verilmiş.
Kitapta birbirinden değerli görüşlerin bulunmasına rağmen, beni üstünde düşünmeye iten üç yaklaşımın daha ağır bastığını söyleyebilirim. Bunlardan ilki; ölümün biz insanların hayatına anlam kattığı, ölümsüzlük fikrinin günlerimizi değersizleştireceği bu sebeple insanın hayatına anlam katmaya çalışacağıydı. Geçmişten günümüze tarih sahnesini düşündüğümüzde tüm yaşananları bu şekilde açıklayabilir miydik? Tüm bu yaşananların yalnızca insanların hayatlarına anlam katma çabası olarak görmek, konuyu bu kadar bireysele indirmek biraz ürkütücü açıkçası. İkincisi ise; çevrimiçi ortam (internet) ve çevrim dışı ortamın (sosyal yaşam) “benlik”lerimizi böldüğü ve gün içinde defalarca geçiş yaptığımız bu iki ortamın “benlik”lerimiz üzerindeki etkileriydi. Düşünsenize gün içinde çevrim dışı “benlik”imizle varlık gösterirken yüzlerce kez de buradaki “benlik”imize bürünüyor, anlık da olsa buradaki yansımamızla varlık buluyoruz. Aynı anda iki farklı evrende ve iki farklı “benlik”le yaşamak oldukça yorucu açıkçası. Üçüncüsü ise; içine doğduğumuz toplumun özgün bir “benlik” geliştirmemizi kısıtlamasıydı. Hepimiz özgür bireyler olduğumuzu düşünüyor ve o şekilde hareket ettiğimizi varsayıyoruz. Peki “benlik”lerimizin doğduğumuz toplum tarafından ve biz farkında olmadan şekillendiğini düşünsenize, aslında verdiğimiz hiç bir kararın bize ait olmadığını... Bu düşünceye göre ne kadar özgün olduğumuzu düşünürsek düşünelim hepimiz birbirimizin yansıması olabilir miyiz?
En güçlü kimliğe ona sahip olduğunu fark etmediğin zaman sahipsindir; sadece o kimliksindir. Yani, kendinin en az farkında olduğun vakit en çok kendin olduğun vakittir.
Farklı düşünen insanları mağlup etmek değil, bütün taraflara fayda sağlayan ‘modus vivendi’ yi (yaşam biçimi)farklılıkla birlikte ayrıntılı düşünmek için karşılıklı anlayış ve birlikte sarf edilen çabadır.
''Çevrimiçi dünyada dışarıdan aşılmaz duvarlarla çevrili bir niş oluşturabilirim kendime. Böyle bir özellik, bir barınak altında bu kadar özgür ve güvende hissedebileceğim bir yer, çevrimdışı evrende düşünülemez bile!''
''Ciddi bir varoluşsal soruna nihai bir çözüm bulmanın mümkün olmadığını tabii ki biliyoruz. Bana sorarsan, bizi biz yapan şey, o geçici olmaya mahkûm, kusurlu çözümlerdir. Ama eğer bütün kusurlu yanlarımı, onların üzerinde çalışmak yerine, üzerinde oynayarak değiştirebiliyorsam, bu beni nerede konumlandırır?''
Evrenin sonsuzluğu ile karşılaştırınca ölümlü olduğumuzu bildiğimiz bilgisinin gölgesi altında yaşamak, insan ömrünün gülünesi güdüklüğünün; mekanın sınırsızlığı ile karşılaştırınca; yaşamın içinde hapsolacağı yerin içler acısı küçüklüğünün farkında olmak, bütün bunlar “orada değil de burada, geçmiş başka bir zamanda değil de şimdi de yaşamam için hiçbir nedenin olmadığını” bilmekle eşdeğerdir.

“Neden yokluğu”, anlamın yokluğuna denk düşse de anlamsızlık Homo sapiens için katlanılamaz bir durumdur.
“Bilgisayar faresi ile silahlanmış bir kişi tüm toplumsal temasları üzerinde mutlak kontrol sahibi olduğunu hayal eder. Bütün olağan engeller ortadan kalkmış gibi görünür ve sonsuz imkanlarla dolu bir dünya açılır... İnternette dolanan bir kişi şekerci dükkanına salıverilmiş bir çocuk gibidir.”
Diyalog, düşünce ve hükümleri sizden farklı biriyle konuşabilmektir; sizinle aynı görüşlere sahip insanlarla yapılan bir konuşma, sahici bir diyalog sayılmaz.
Ve bir diyaloğun amacı, farklı düşünen insanları mağlup etmek değil; bütün taraflara fayda sağlayan modus vivendi'yi* farklılıkla birlikte ayrıntılı düşünmek için karşılıklı anlayış ve birlikte sarf edilen çabadır.

*(Lat.) "Geçici anlaşma" ve "yaşam biçimi"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Benlik Pratikleri
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053142683
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Benlik Pratikleri, sosyolog Zygmunt Bauman ile akademisyen Rein Raud’un 2014 yılı boyunca elektronik posta yoluyla karşılıklı söyleşmelerinin ürünü.

“Benlik nasıl ortaya çıkar? Her insanda, her kültürde, her yaş grubunda aynı gelişim örüntüsünü mü gösterir? Yoksa tarihsel bağlamı içinde düşünülmesi gereken sosyo-kültürel bir yapı mıdır? Eğer öyleyse, şimdi neler yaşanıyor peki? Günümüz dünyasında benlik örüntüleri bir değişimden mi geçiyor? Günümüz teknolojileri bize daha fazla özerklik mi sağlıyor yoksa özgürlüklerimizden feragat etmemiz konusunda bizi baştan mı çıkarıyor?”

Bu sorulara verilmiş cevapları birlikte düşünmeye koyulan Bauman ve Raud, dert edindikleri bu teorik meseleyi bugünün aciliyet gerektiren toplumsal ve siyasal krizlerini anlamaya dair bir yol gösterici olarak görmemizi öneriyor.

Bu kitapta okuyacağınız uzun soluklu mektuplaşmalar, “insanca, pek insanca yaşama” ilkesinin önemini vurguluyor ve onun imkan ve sınırlarını sorguluyor. Bu ilkeyi Amartya Sen’in “bir insan olarak tam anlamıyla işlev gösterebilme yetisine dair eşitlik”e yaptığı vurgu ile birlikte düşünen Bauman ve Raud, sosyalizm ve liberalizme dair farklı siyasal vizyonlarından ötürü kimi zaman uzlaşıyor kimi zaman çatışıyorlar. Söz konusu uzlaşı ve çatışmaların gerçekleştiği metinsel evrenin bir ucunun Gılgamış Destanı’na diğer ucunun yirmi birinci yüzyıl Rus oligarklarının insan bilincini bilgisayar ortamına aktarma fütürist düşlemlerine uzandığı bu kitap, “Benlik nedir?” sorusu özelinde ziyaret ettiği düşünce dünyalarının zenginliği bakımından ufak ölçekli bir ansiklopedi niteliğinde...

Kitabı okuyanlar 22 okur

  • Gülce atay
  • Hüseyin başak
  • eda
  • efnan
  • Hüseyin Zorlu
  • Serkan 〄
  • Gok Oz
  • Uğur De Molinari
  • esra
  • Tolga Ersoy

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.5 (3)
9
%12.5 (1)
8
%25 (2)
7
%12.5 (1)
6
%12.5 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0