Berci Kristin Çöp Masalları

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.259
Gösterim
Adı:
Berci Kristin Çöp Masalları
Baskı tarihi:
1984
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757650713
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Baskılar:
Berci Kristin Çöp Masalları
Berci Kristin Çöp Masalları
Berci Kristin Çöp Masalları
"Bir kış gecesinde, gündüzleri kocaman tenekelerin şehrin çöpünü getirip boşalttıkları bir tepenin üstüne, çöp yığınlarından az uzağa, fener ışığında, sekiz kondu kuruldu. Sabah konduların üstüne yılın ilk karı düştü. Borca alınmış ziftli kâğıtlardan, inşaat tahtalarından, at arabalarıyla harmanlardan taşınan briketlerden kurulan bu sekiz konduyu, ilkin çöp ayıklamaya gelen insanlar gördü..." – Latife Tekin
143 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Abartmayayım ama okuduğum en iyi romanlardan biridir belki. Muhteşem kurgu ve süper bir dil. Masalsı anlatımla gönüllere taht kuran dev isim Latife Tekin.

Sanayi ile çöplük arasında kalan kentin sosyal, ekonomik, kültürel tüm yaşantılarını geçmişten günümüze gelen tüm sorunlarla anlatıyor.

Çoğu kişinin anlamaması veya sevmemesi kesinlikle anlatılan dilin masalsı, imgelemi çok yüksek olması zannımca. Zaten başlı başına farklı bir dille yazılan bir roman. Başka şu ana kadar bu şekilde yazılmış roman okumadım. İmgelerin düşsel güçlere, mitolojik efsanelere ve metaforlara dönüşmesi işi git gide zorlaştırıyor.

Gecekondu yaşamını ele almış yazar şiirsel bir dille lakin çingenelerden tutun da kızılbaşlara kadar giden bir sosyalitesi var. Günümüzün tam da problemlerinden roman, çingene, kürt, alevi sorunları ile ilgili bir eser ortaya konulmuş.

"BERCİ kız" diye, köyde gece dışarıda kalan koyunları sağmaya giden kızlara denirmiş.

Çok sıkı politik söylemler var. Sanayileşmeden tutun, erozyona... Kirlilik ve sosyal çürüme hakkında bir sürü güzel düşünceler mevcut. İnsanların insanlığından utandığı ekolojik yıkım karşısında gerçekten de çaresizliği, politikanın ve devletin kötü gücünü yansıtmış. Kapitalizme karşı müthiş bir eleştiri var. Yoksulluğun nasıl olduğu içinize kadar işleyecek. Sosyallaştikçe yozlaşan halkın hikayesi.

Yoktan var olan bir çöpten şehir. Sıfırdan fabrikalaşan, sosyal yaşamı gelişen ve gelişirken tüm olayları ülkemizde, kendi şehrimizde dahi aynı şekilde ilerleten anlatım. Ampul, ilaç ve tabak fabrikalarının kenarında kurulan şehrin hikayesi. Fabrikaların atıklarından yıkanan, bacalardan üzerlerine dökülen atıkları kar gören halkın yoksullukla orada savaşması, yoğurt ile kandırılmaları. İşçi sınıfı ile ilgili muhteşem düşünceler.

Dine karşı tutumu, anlayışı ve eleştirisi de benim için ön plana çıktı. Muhtar seçimlerinde üç adayın farklı görüşleri ( düşünür, idealist, masalcı ) belirtmesi bunların bize anlatımı süperdi.

Berci saflığı,masumiyeti;
Kristin fahişeliği,kirlenmişliği;
Çöp itilmişliği,unutulmuşluğu,çaresizliği;
Masallar ise düşleri ve umudu ifade ediyor.

Böylece Latife Tekin’in kurguladığı çatışma,kitabın kapağında başlamış oluyor…(Burcu Sevil Şahin)

Gerçekten de muazzam bir eser. Kesinlikle tavsiye ederim.
143 syf.
·Puan vermedi
Latife Tekin’in ekofeminizmi büyülü gerçeklik ile birlikte ele aldığı ve okuduğum ilk romanı.Ekofeminizmde kadın ve doğa üreticidir, verimlidir, hayatı üretir. Bilim ise erkekler gibi hükmedici, bencilce hakimiyet altına alıcıdır. Bilim, doğanın insanın kullanımına hazır bir hammadde olmasından sorumludur. Doğanın ve kadının kurtuluşu ise birbirlerine bağımlıdır; yani feminizm ve ekoloji hareketleri aslında aynı şeydir ve temelde ataerkil gelişmeyi hedef alırlar. İşte bu bağlamda Latife Tekin romanda doğaya yapılan haksızlıkları, kadına yapılan haksızlıkları erkekleri belirli şartlarda belirli ölüçülerde cezalandırarak okuyucuya sunmuştur. Romanda rüzgar hastalığına sadece erkekler yakalanır ve bu şekilde Tekin erkekleri cezalandırır. Toplum tarafından ötekileştirilmiş, örselenmiş bir kesimin doğaya verdikleri zararları adeta bir çizgifilm edasında büyülü gerçeklikle aktarmıştır. Zaten Latife Tekin edebiyatımızda büyülü gerçekliğin temsilcilerindendir ve ondaki büyülü gerçekliği Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlığında da görmek mümkündür. Cahilliğin ve örselenmişliğin çevresinde çeşitli akılüstü tavırlarla küçük bir kasabanın rivayetimsi öyküsü bir çırpıda okunabilir. Cumhuriyet dönemi Türk romanının konularından ve karakterlerinden uzak bir yapıya sahiptir ama kullanılan dil çok sadedir. Romanı okurken sanki bir mahallenin içinde bu olaylar sizin etrafınızda yaşanıyormuş hissine kapılabilirsiniz.
143 syf.
·26 günde·Beğendi·7/10
Şimdilik ilk 40 Sayfayı okuyabildim ama karşımızda modern ve bir o kadar acıtıcı, zorlayıcı bir Dede Korkut Masalı var gibi... Ilk sayfalarda okurken düşünmeden edemediğim toplumun ne kadar fevri olduğu oldu. Fabrikadan gelen atıklar yüzünden hastalanan gecekondu halkının fabrika sahibine isyan ederken iki gün sonra gönderiği yoğurt için duacı olduğunu görüyoruz maalesef. Fevri ama boşuna, neye feverân ettiği belli değil, dün sayarken bugün duacı... Yani normal yurdum insanı aslında...
Henüz okuma devam ediyor...
...
Dedikten sonra nihayet bitirebilDim!

Dedikten sonra nihayet bitirebilirim...
Öncelikle ilk yorumumu devam ettirerek zor okunan bir roman/destan diyebilirim.
İç ezici... Romandaki karakterlerin hayatları içinizi eze eze yaşıyorlar hayatı, daha doğrusu vahşi kapitalizmle birleşmiş cehaleti. Okurken sanki Yılmaz Güney filmi seyreder gibi oluyorsunuz, seyretmem lazım bu kadar gerçekliği diyorsunuz ya filmi seyrederken işte öyle bir duygu verdi bana bu kitap.
Baştan sona derlenmiş bir emek hikayesi aslında.
Halk bir barınak, ev kurmak için geliyor çöp toplama bölgesine ve bir gecede kuruyor haneleri ama önce rüzgar, sonra fabrika kuracaklar rahat vermiyor barınmalarına. Halk cehalet ve çaresizlik içinde her söylenceyi dinleyip inanmaya ve ondan bir efsane yaratmaya hazır. Her söz allanıp pullanıp efsane oluyor ve kendi masallarına inanıyorlar. Arada isyan etmek geliyor içlerinden ama tabi ki birileri bir kap yoğurda dindiriyor isyanları. Tek bir işçinin direnişi ile fabrika çalışıyor veya duruyor ama farkında değiller güçlerinin öyle bilinçsizce, içgüdüsel ayaklanıyorlar sabun köpüğü gibi. Ne zaman bir grev çadırı kurulsa hep aynı şey oluyor, bir söylenti başlıyor ve korkutucu bir efsaneye dönüyor ve elbette bitiriyorlar grevi...
Demem o ki bu kitap insan hayatı uğruna sanayileşen küçük burjuva toplumu destanı.
143 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Varoşları, sömürü düzenini, yozlaşmayı şiirsel bir dille anlatıyor yazar. Bazı bölümler ilgimi çekmekle beraber bazı bölümlerdeki acımasızlık ve bunun çok olağan anlatılması yüreğimi kabarttı. Dili nedeniyle farklı bir tarz kitap okumuş oldum, biraz binbir gece masallarını anımsatıyor. Tavsiye kısmında yine herkesin kendisinin deneyimlemesini söyleyeceğim çünkü herkesin kendisine göre farklı yorumlar çıkarabileceğini düşünüyorum.
143 syf.
·Beğendi·8/10
Elimdeki baskı 1985 basımı. Bunun için yakın geçmişde geçen bir Dede Korkut hikâyesi diyebiliriz. Kısa ve kesin cümlelerle konu üzerinde gerçeğe hem yakın hem de masalsı anlatımlar harmanlanarak sunulmuş.
Yokluk anlatımıyla kitaba hakim. Gecekondu kültürünün, yeri yurdu olmayan insanların bir gecede yaptıkları çatısı bile olmayan evler ile bir çok büyükşehrin oluşumunun başlangıcı ve sonrası anlatılmış. Bu düzensiz yaşamda insanların çektikleri Türkân Şoray'ın oynadığı "Sultan" filmini aklıma getirdi.
Bu bağlamda konular o kadar güzel anlatılmış ki, yokluk, insanlar, dayanışma, toplumun oluşumu, gelişmesi, sorunları, sanayinin etkisi, kadın-erkek ilişkileri konularında yaşanmışa yakın olaylar mevcut.
Başlarda tarzıyla değişik gelmesine rağmen, sonraları okuyucuyu kendisine bağlayan kitap, anlatılamayacaklardan. Okuyunca siz de hak vereceksiniz...
143 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Yazara ait okudugum ilk kitap oldu. Okudugum anda birden duraksadim okudugum kitaplara nazaran üslubu tamamen farklı.Değindiği konular ise bir o kadar tanıdık maalesef... Konularinı masalsı bir dille anlatmis yazar, masalsı dedigime bakmayin icinde toplumda yer edinmiş ahlaksızlik, acımasızlık, batıl inançlar vs. Herşey mevcut(en cok dikkatimi ceken kısım yazarın bu batıl inanç ve hocaları gayet özgün sekilde ortaya koymasi belki bu yüzden cok sevdim, bilemem...) Bu konudaki katılıgımdan ötürü bu konu cok dikkatimi cekti ) Ayrıca erkeklerin kadinlar uzerindeki baskisi çocuklarıyla birakilan imtihani egitilmeyen yönleri, dile getirmeyebilir yazar ama hayatlarina baktigimizda karakterlerin sosyal olmaktan engellenen, (egitim hakki ellerinden alınmış) zarar verilen yönlerinin hak ettigi kısımları aslinda yine onlarin mecbur bırakıldiklari hayati yasamalarindan dolayi oldugunu anlıyoruz. Ayrica en aci kisim ise namus kavraminin sadece kadinlar üzerinden ele alinmasi, yani o dusunceye sahip erkeklerin dusuncesi ortaya konulmuş. Beni etkileyen kısımları cumlelelerime doksemde daha bir cok toplumsal sorunda dile getirilmis. Gecekondu mahallelerinde yasayan insanlar, cektikleri zorluk ve sıkıntılar... Cevre, insan, doga, ekonomik sorunlar, bilincsizlik, eğitimsizlik... Okudugumuzda toparlanmaz zannediyoruz ama muazzam sekilde bilincli bir bilgi birimi olusuyor. Kitapta her sayfada farkli bir ince mesaj oldugundan ciddi bir odak istiyor, dilinin sade olmasina ragmen. Ara vermeden okumus olsaydim emin olun kitabin incelemesi anlatilmayla bitirilmez o kadar güzel islenmis konulari. Ayrica incelemesi zor olan bir kitap bunu da belirtmiş olayım. Okuyan herkese hitap edecegini düşünüyorum sonuc olarak toplumsal sorunlar gözler önüne serilmiş.
Siddetle tavsiye ederim...
Iyi okumalar.
143 syf.
·Puan vermedi
Latife Tekin - Berci Kristin Çöp Masalları... İletişim Yayınlarından çıkıyor bu kitap. Latife Tekin uzun süren sessizliğinden sonra yakın zamanda iki kitapla yazın dünyasına döndü. Okuduğum kitap Latife Tekin'in ikinci kitabı. Birinci kitabı da Sevgili Arsız Ölüm. O kitabını da okumuş pek beğenmiştim. Fakat bu kitabı okurken kendimi veremedim sanırım... Bir şey eksikti -ben kaynaklı bir sorundur muhakkak-. Kitaba gelecek olursak bir gecekondu mahallesinin kurulmasıyla başlıyor hikaye. Çöplük yolunda bir grup kadın ve erkek tarafından kurulan bir mahalle. Bu mahalleye dair tutkular, batıl inançlar, çalışma yaşamı, grevler, çıkar grupları, siyaset, aşk Latife Tekin'in özgün uslübuyla işleniyor. Memet Fuat şöyle söylüyor Latife Tekin için "Bu 'cinli kız' Türkiye'de yaşayan insanların çok kalabalık bir kesiminden seçtiği kişilerin inançlarını, tutkularını, sevgilerini, boşinanlarını, sürekli didişmelerini anlatırken, neredeyse ülkemizdeki 'akla aykırı' yaşama biçiminin nedenlerini de sergiliyor." Latife Tekin ve yazını daha iyi anlatılamazdı. İyi okumalar...
143 syf.
·1 günde·8/10
Çöp masalları! ilk bakışta çok enteresan görünüyor. Ancak kitabı okudukça sayfalar birbiri ardına ilerledikçe ne kadar doğru bir tabir olduğunu belirtmekten alamıyorum kendimi. Evet çöpten masallar; evinin çöp, çevrenin çöp ve hayatının çöple dolu olduğu...
Berci ve Kristin in ne veya kim olduğunu merak edebilirsiniz. Onu da kitabın ilerleyen sayfalarında karakterleri tanıdıkça anlayacaksınız ve çok şaşıracaksınız..
Sanayi devrimi ilk zamanlar insanlık için büyük bir nimetti ki halen teknolojik acıdan baktığımızda .önemini muhafaza etmekte. Ancak getirileri kadar götürülerini de görüyoruz acı bir şekilde. Güçlünün daha da güçlendiği zayıfın ise daha da insanlıktan çıktığı bir sistemden fayda beklemek pek akıl karı olmasa gerek.
İnsanların oldukları için aşağılandığı yok sayıldığı bir masal... Ne masal ama... Yaşadıkça pisliğe battığımız, çırpındıkça ruhumuzun kirlendiği hayalimizin ütopyalar gerçeğimizin ise distopyalar olduğu hakiki bir masal...
144 syf.
·Beğendi·10/10
İlk kez okuduğum yazarımız Latife Tekin gönlüme taht kurmayı başardı. Masalsı anlatımı, muhteşem kurgusu büyüleyiciydi. Yutkunarak okudum çoğu zaman yutkunarak okudum.
Bir gecede şehrin kenar mahallesine kurulan gecekondular, burada yaşamaya çalışan insanlar, sanayi ile çöplük arasında kalan hayatlar masalsı bir dille anlatılmış.
Sosyal mesajlar veriyor bizlere şiirsel bir anlatımla roman, köyden şehre göçle başlayan gecekondulaşma ile çingene, kurt ve alevi sorunları anlatılıyor.
Çiçektepe'nin hikâyesi okuyanı alıp götürüyor ve büyülüyor,çünkü Latife Tekin #büyülügerçekçilik diyor tarzına ve büyülüyor bizleri, geç tanıdım onun kalemini bundan sonra okumaya çalışacağım.
Mutlaka kalemiyle tanışın okuyun ve okutun tavsiyemdir
143 syf.
·13 günde·7/10
Masallara özgü tekerlemelerin bolca kullanıldığı, masalsı bir dille anlatılmış bir kitap bu. Dolayısıyla isminin vadettiğini karşılıyor. Kitap boyunca kırsal yaşam ile büyük şehir yaşamı arasında sıkışıp kalmış insanların abartılı hikayesini okuyoruz. Karakterler devamlı değişiyor. Olaylar çok hızlı akıyor. Ve çok fazla gerçekçiliğin sınırları aşılıyor. Farklı bir anlatım okumak isteyenler tercih edebilir. Ben sevdim mi sevmedim mi karar veremedim.
144 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Berci Kristin Çöp Masalları kendine özgü dili ve kurgusuyla çok değişik bir kitaptı. İsmine münhasır çöplerin ve insanların olduğu Masalları anlatıyor. 
İsmi Çiçektepe olan, çöpler ve fabrikalar arasında kalan bölgeye ilk önce rüzgârla sonra yıkım ekipleriyle defalarca yıkılan kondular yapılıyor. Her yıkımdan sonra yılmadan yenisi yapılıyor. En sonunda bir gece kondu mahallesine dönüşen bölgeyi Latife Tekin masalsı bir dille anlatmış bize.
Türkiye'den bilindik manzaralar. Yoksulluk kokan bir kitap. Yoksullukla birlikte batıl inanç, cahillik ve hastalıklar kol geziyor. Halkın hemen her şeye inanmasını iç burukluğuyla okudum. Bir kase yoğurda, kocakarı ilaçlarıyla okunan bir duayla fabrika artıklarından olan hastalıklara çareler aramaları, kadın-erkek ilişkileri mahallenin farklı farklı karakterleri üzerinden anlatılmış. 
Bir yandan her yüzüyle insan diğer yanda çöp dağları ve insanın insanla ve insanın çöple savaşımı olan bu kitabı ben çok sevdim. Tavsiyedir.
143 syf.
·8 günde·7/10
Değişik bir tarz, değişik bir uslup. Masalsı tarzını çok sevdim. Okurken sürekli Gözünüzün önünde çizgi film gibi sahneler canlanıyor. Kurgu nefis.....
Allah'ın onca meleği varken insanlardan ibadet istemesine de aklını yatıramadığını söyledi.
Güneş hışır hışır döndü. Asfalt yolda, “İşçi hakkı yenmez, kursakta kalır!” diye haykıran işçilerden biri kurşun yarasıyla düşüp öldü. Güneş usulca çöp tepelerinin ardına çekilip söndü.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Berci Kristin Çöp Masalları
Baskı tarihi:
1984
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757650713
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Baskılar:
Berci Kristin Çöp Masalları
Berci Kristin Çöp Masalları
Berci Kristin Çöp Masalları
"Bir kış gecesinde, gündüzleri kocaman tenekelerin şehrin çöpünü getirip boşalttıkları bir tepenin üstüne, çöp yığınlarından az uzağa, fener ışığında, sekiz kondu kuruldu. Sabah konduların üstüne yılın ilk karı düştü. Borca alınmış ziftli kâğıtlardan, inşaat tahtalarından, at arabalarıyla harmanlardan taşınan briketlerden kurulan bu sekiz konduyu, ilkin çöp ayıklamaya gelen insanlar gördü..." – Latife Tekin

Kitabı okuyanlar 224 okur

  • Halimenurr
  • Şadan Çağlar
  • emre er

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0