Besairul Kuran Tefsiri (Ali Küçük Hoca Tefsiri 17 Cilt)Ali Küçük

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.117
Gösterim
Adı:
Besairul Kuran Tefsiri
Alt başlık:
Ali Küçük Hoca Tefsiri 17 Cilt
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
8500
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sofra Yayınları
Besairul Kuran Tefsiri
Müfessiri Ali Küçük hocadır. Diğer meşhur ismi ile Ali Sağir hoca. 17 cilttir. Sofra Yayınlarından çıkmıştır. Hüner yayınlarından çıkan 20 ciltlik şeklide mevcuttur. Önceleri Ali Küçük Hocanın ders halkalarına yaptığı tefsir derslerinin ses kayıtları şeklinde teşekkül etmiş bir tefsirdir. Ses kasetlerinin kağıda dökülmesi ile tashih ve düzenlemeler ile kitaplaştırılmış bir çalışmadır. Tefsirin ses kasetleri ve cdleri mevcuttur. Birçok tefsirden istifade edilerek hazırlanmış bir tefsirdir. Güncel örnekler ve konular ağırlıkta olan son dönem tefsir çalışmalarındandır. Dirayet tefsiri olarak tanımlanabilecek bir çalışmadır. İstifade edilebilecek bir çalışmadır. Kullandığı dil sade ve anlaşılır bir dildir. Tefsir usul kaidelerinin hemen hepsinin uygulandığı bir çalışmadır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Hz. Ali Efendimiz der ki:



"Kur’ân’ın tamamı Fâtiha’da, Fâtiha’nın tamamı besmelede, besmelenin tamamı da (B) harfin de toplan­mıştır.”



Her gün, her namazımızda defalarca okuduğumuz ve âlimle­rimi­zin beyanıyla Kur’an’ın tamamını içine alan bu besmele­nin “B” harfi nedir acaba? “B” harfi Türkçe’de “ile” mânâsına gelen bir bağ­laçtır. Arapça’da bunun adına “ilsak” denir. Bir konuş­mada, bir ya­zışmada “ile” kelimesini gördüğümüz veya duydu­ğumuz zaman he-men anlarız ki, iki taraf var ve bu iki taraf ara­sında bir ilgi, bir bağ, bir münâsebet kuruluyor. Meselâ “Hasan ile Tahir” ifadesinde, bu “ile” bağlacını görünce hemen iki taraf arasında, yâni Hasan ile Tahir arasında bir alâkanın, bir münâsebetin kurulduğunu anlarız. Bu cümle nasıl tamamlanırsa tamamlansın fark etmez. Hasan ile Tahir Afganistan'a gittiler, veya beyaz giyinmiş­ler gibi. İşte bu “İle” kelime­siyle ikisi arasında bir münâsebetin ku­rulduğunu anlarız.



Biz Besmelenin daha “B” harfine başlarken, “Bi” ”İle” der­ken hemen iki taraf olduğunu ve bu iki taraf arasında bir münâse­betin kurulduğunu görürüz. Peki kimle kim arasında bir münâse­bettir bu? Allah ile kul, âbid ile Mâbûd, Rab ile âbid arasında bir münâsebet. Allah ile kul arasında bir ilişki kuruluyor. Peki nedir bu münâsebet? Kulluk münâse­beti, ubûdiyet ve rubûbiyet münâsebeti. Demek ki Besmele Al­lah’la kulun irtibatının beyanı, Rab ile âbid arasındaki kul­luk mu­kavelesidir. Başka bir ifadeyle Allah’la kul arasındaki program maddelerinin tespitidir. Yâni bir mü'min besmelenin daha “B” har­fine başlarken şunu demektedir: Ya Rabbi! Şu anda senin adına, senin namına, senin için, sen istediğin için, senin benim hayatıma aldığın kulluk maddelerinden birini söyleyeceğim veya yapacağım demekte­dir.



İnsan ya konuşmaya başlarken, ya da bir iş yapmaya başlar-ken besmele çeker. Meselâ ben burada konuşmaya başlarken bes­mele ile başladım. Bu şu demektir: Ben Allah adına, Allah he­sabına, Allah namına bu işi yapmaya başlıyorum. Ya Rabbi! Ben şu anda se­nin namına, senin hesabına, senin adına konuşuyo­rum. Yâni yapaca­ğım bu konuşmayı yapmamı sen benden istedi­ğin için, bunları ko­nuşmamı kulluk maddesi olarak benim haya­tıma sen aldığın için ko­nuşmaya başlıyorum. Çünkü Allah’la kul arasındaki bu kulluk mad­delerini tespit eden kimdir? Bunu da he­men Besmelenin ikinci keli­mesinden anlıyoruz ki “Bismillah” Allah adına.



Öyleyse kul için, kulu adına kulluk maddelerini tespit eden Allah’tır. O halde besmeleye başlarken biz demek istiyoruz ki: Ya Rab-bi! Şu anda ben senin benim için, benim adıma tespit ettiğin, hayatıma koyduğun, yapmamı istedi­ğin kulluk vazifelerinden, kulluk mad­delerinden birini yapacağım, yapmaya başlıyorum. Yâni bir ko­nuş-maya veya bir iş yapmaya baş­larken besmele çekerek ya Rabbi bunu yapmamı sen istediğin için senin adına yapmaya baş­lıyorum diyoruz, ya da bunu ortaya koyma adına besmele çekiyo­ruz.



O halde meselâ içki içerken, içki içmeye başlarken çekebilir-se­niz besmele çekin. Veya zinaya başlarken, faizli muamelelere gi­rer-ken, tesettüre uymayan bir elbiseyi üzerinize giyerken, sakalınıza usturayı vururken, vurdururken, yabancı bir kadının elini sıkarken, ha­ramla, israfla kurulmuş bir sofraya otururken, parmağınıza altın bir yüksük takarken, meşru olmayan bir paraya el uzatırken, kanalizas­yonları seyretmeye başlarken, eliniz onun düğmesine giderken, mâlâ-yâni işlerken çekebilirseniz besmele çekin. Allah adına, Allah namına, Allah istediği için ben bunu yapmaya başlıyorum deyin diye­bilirseniz.



Eğer Allah içki içmenizi istiyorsa, veya üzerinize tesettüre uygun olmayan bir elbise giymenizi istiyorsa besmele çekin. Ya Rabbi, ben bunları senin adına, senin namına, sen istediğin için yap­maya başlıyorum deyin. Ama yok Allah bütün bunları yapmanızı iste­mi­yor-sa, o zaman bunların başında “bismillah” demeye hakkınız yoktur. Ya Rabbi ben bunları se­nin adına, senin namına yapıyorum, sen istediğin için yapıyorum diyemezsiniz.



Hattâ haramın başında besmele çekmek insanı din­den bile çıkarır. Çünkü haramın başında besmele çekmek onu helâl kabul etmektir ki bu küfürdür Allah koru­sun. Haramın ba­şında besmele çekmek Allah’a akıl vermeye kalkış­mak ve Allah’a en büyük iftira etmektir. Allah’ın istemediklerini O isti­yormuş po­zisyonunda, O’nun adına yapmaya çalışmak zulümlerin en büyüğü­dür.



İşte besmelenin bizim hayatımızdaki rolü budur. Öyleyse ha-ya­tımızda başında besmele çekemeyeceğimiz işimiz olmamalıdır. Yâ-ni bismillah diyerek, Allah adına diyerek yapacağımız her işimiz, ko-nuşacağımız her sözümüz İslâmî olmalıdır. Esasen besmele İslâmî bir hayatın ifadesidir. Besmele mahza İslâm’dır. Onun içindir ki Kur’-an’ın tamamı onda toplanmıştır. Mü’min besmele çekeme­yeceği bir hayatın adamı değildir. Onun yaptıklarının tamamı kul­luk akdine uy-gun olmalıdır. Yaptığı her şeyin yaptırıcısı Allah ol­malıdır. İşte o za-man mü’min her işinin başında besmele çekebi­lecektir.
Rabbimizin “Rahmân” ismi öyle bir isimdir ki, tüm isim ve sı-fatları buna bağımlıdır. Meselâ Allah “Hâdî” dir, kullarını hidâyet edicidir, ama bu ismi Rahmân ismine bağlıdır. Yâni eğer Rabbimiz Rahmân olmasaydı, sonsuz merhamet sahibi olmasaydı kullarını hi­dâyete ulaştırmazdı. Veya meselâ Rabbimiz “Rezzâk” dır, tüm ya­ratıklarını doyurup besleyendir, ama eğer Rahmân olmasaydı hiç kimseye rızk vermezdi. Öyleyse Rabbimizin tüm isim ve sıfatlarının başı bu “Rahmân” sıfatıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Besairul Kuran Tefsiri
Alt başlık:
Ali Küçük Hoca Tefsiri 17 Cilt
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
8500
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sofra Yayınları
Besairul Kuran Tefsiri
Müfessiri Ali Küçük hocadır. Diğer meşhur ismi ile Ali Sağir hoca. 17 cilttir. Sofra Yayınlarından çıkmıştır. Hüner yayınlarından çıkan 20 ciltlik şeklide mevcuttur. Önceleri Ali Küçük Hocanın ders halkalarına yaptığı tefsir derslerinin ses kayıtları şeklinde teşekkül etmiş bir tefsirdir. Ses kasetlerinin kağıda dökülmesi ile tashih ve düzenlemeler ile kitaplaştırılmış bir çalışmadır. Tefsirin ses kasetleri ve cdleri mevcuttur. Birçok tefsirden istifade edilerek hazırlanmış bir tefsirdir. Güncel örnekler ve konular ağırlıkta olan son dönem tefsir çalışmalarındandır. Dirayet tefsiri olarak tanımlanabilecek bir çalışmadır. İstifade edilebilecek bir çalışmadır. Kullandığı dil sade ve anlaşılır bir dildir. Tefsir usul kaidelerinin hemen hepsinin uygulandığı bir çalışmadır.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Esracan
  • Fesih Taşkaya

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (4)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0