Beton Bahçe

7,9/10  (7 Oy) · 
14 okunma  · 
3 beğeni  · 
467 gösterim
Biir kardeş her zaman sadece bir "kardeş" olmayabilir. Erken ölen anne babalar hep eksik kalır bir şeyleri öğretmeye. Ve kendi başınıza öğrendiğiniz hayat, bazen hiç benzemez size öğretilenlere...
Beton Bahçe, kelimenin tam anlamıyla, "elinizden düşmeyecek" bir roman.

*Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap Listesinde.
  • Baskı Tarihi:
    2010
  • Sayfa Sayısı:
    129
  • ISBN:
    9789755704388
  • Çeviri:
    Figen Bingül
  • Yayınevi:
    Sel Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
UĞURCAN KOÇ 
 13 Ağu 18:41 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Spoiler İçerir...

Çocuk Yasası kitabıyla tanıştığım ve beğendiğim yazarın bu kitabı beni gerçekten şaşırttı ve inceleme yazmaya itti. Düşündürmesi, sorgulatması açısından hoşuma giden ancak içeriği itibariyle yazara sormak istediğim; neden böyle bir hikaye?...

Dört çocuklu bir aile, müstakil bir ev, kızlı erkekli sıralanmış çocuklar ve aniden yitirilen anne baba...

En büyükleri Julie, sonra Jack, Sue ve en küçük Tom. Hikaye Jack'in gözünden anlatılmış. İngiliz yazar ve "Jack" isminin birleşiminden bu kitabın ingilizcesini de okumak istedim. Jack on beş yaşında bir erkek çocuk ve sürekli jerk off (mastürbasyon) yapan bir çocuk. Bu tabire gönderme olarak Jack's off da deniyor. (Özellikle Amerikan ingilizcesinde) Acaba bununla ilgili başka Jack'li yerleştirilmiş tabirler var mı orjinalinde merak etmedim değil.

Kitapta beni rahatsız eden birkaç şey var ve acaba bir amaç uğruna, bir şeyleri işaret etmek önemini belirtmek için bunlar seçilmeli miydi, ne kadar gerek vardı bilemiyorum.

Ancak belki bunlar olmasa belli başlı sorgulatmaları yaptırmayadabilirdi...

Jack'in sürekli mastürbasyon yapması değil beni rahatsız eden. Fakat bu bile bazı okurları rahatsız edebilir. Asıl neden diye düşündüğüm, kitabın başından beri neden ablası Julie ile birlikte olma isteği gibi bir algı vermesi (finalde evet birlikte oluyorlar) ve okuru böyle bir yolda ilerletmesi. Bundan vazgeçebilirdi de, havada da kalabilirdi...

Bir diğeri en küçük çocuk Tom'un okulda (muhtemelen bahsedilen okul kreş tarzı çünkü yaşı çok küçük) arkadaşları tarafından pataklanmasından dolayı kız olmak istemesi. Ona göre kızlar dayak yemiyor. Bu düşünceyle kız kıyafetleri ve peruk kullanması...

Bahçeyi beton ile kapatmaya çalışan bir baba aniden ölüyor ve anne çok hastayken başta en büyük kızı Julie ve oğlu Jack'i kendi ölümünden sonraki hayata hazırlamaya çalışıyor ancak o da bu zamanı bulabilmiş değil. Tüm bu eksiklikler, çocukların bir anda yapayalnız ve ebeveynsiz koca bir evde kalması sonucu bu çarpıklıkları oluşturuyor. Yazar anne ve babanın çocukların belli bilince hazırlanması için önemini bu şekilde vurgulamak istemiş tahminimce.

Jack aslında her ne kadar sürekli mastürbasyonla uğraşsa da bazen bulaşıkların yıkanması bazen kardeşi Tom'un durumuna takılması bazen Julie'nin hayatına giren Derek isimli gence duruş sergilemesi gibi yetişkin düşünceli reaksiyonlar da sergiliyor. Ancak final yine malum final...

Ilginç noktalardan biri de ki hoşuma giden; bu müstakil evin çevresinde gökdelenler olması. Dev binalarla çevrili bu evde yaşananlar ile ilgili kimsenin dikkatini çeken bir sey yok. Çünkü komşuluk ilişkisi yok. Belki o ev gökdelen sakinlerince görülmüyor bile. Bu sıkışık yaşamlardaki insanların farklı bir dünyada yaşadığını vurgulamak adına sürekli bahsi geçen bir tabirdi gökdelen. (Ballard'ın ve Tahsin Yücel'in Gökdelen isimli kitaplarını da tavsiye ederim bu arada)

Kitapta farkedebildiğim nüanslardan biri de Derek'in bilardo oyuncusu olması ve oynadığı oyun çeşidi de snooker. Yalnız bu isim geçmiyor. Sadece Derek'in topları deliğe yuvarlayışından (sırasıyla kırmızı ve siyah) anlıyoruz. Bu hem çok hoşuma gitti hem de acaba joyce tadı veren bu yazar kitabın çoğu yerinde de okura bırakan böyle şeyler barındırdı mı merak da ettirdi. Belki de birçok şey var ve ben sadece bilgim olan birine denk geldim ve fark edebildim.

Derek ile Jack'in arasında geçen nadir diyaloglardan biri de güzel mesajlardan. Derek'in kendi arabasının kırmızı rengine Jack'in oyuncak benzetmesi yapması ve Derek'in arabalar zaten oyuncaktır, büyüklerin oyuncağı, ilerde anlarsın şeklinde konuşması. Jack burada; o zaman arabalar oyuncaksa her şey oyuncak diye noktayı koyuyor. Ben bu yoruma katılıyorum. Evet her şey oyuncak. Tek gerçek ise ölüm. Ölüm bize oyuncaklarımızı bırakmamazı söyler. Oyun bitti. Sahneden çekilme zamanı...

Sonuç olarak her ne kadar bazı noktaları sevmesem de (okumak istediğim şeyleri okumak isterim) genel olarak kitabı beğendim. Bazı şeyleri düşündürtmesi bana yetti de arttı bile. Eminim farklı zihinler kimbilir neler çıkarır. Spoiler için kusuruma bakmayın ama yine de tavsiye ederim herkesin okuması için.

Keyifli okumalar...

Serdar Poirot 
25 May 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Dikkat spoiler içerir.
Yazardan güzel ve farklı bir roman. Jack, Julie, Sue ve Tom dört kardeştir. Önce babaları ve sonrasında da anneleri ölür. Yetimhaneye verilmemek ve evlerini kaybetmemek için annelerini, zamanında babalarının aldığı çimento ile bodrumda bir sandığın içerisine gömerler. Julie evin annesi olmuştur. Jack problemli bir çocuktur. Bu arada Julie'nin Derek adında meşhur bilardocu bir sevgilisi olur. Derek bir gün eve geldiğinde kokuyu fark eder ancak köpek diye geçiştirirler. Ancak başka bir gün eve geldiğinde çok daha kötü bir şeye rastlayacaktır. Karakterleri her ne kadar sorunlu olsa da insanı içine çeken bir hikaye. Soluksuz okunan bir roman.

Sharlot 
14 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 5/10 puan

Baba ve anne ölunce evde yalniz kalan 4 kardes.pek de iyi yetistirilmemisler sanki. Ben sevemedim.yazarin birkac romani daha var elimde.bir sans daha verecegim