Kitabın kurgusu da çok iyiydi, yazar bir çok şeyi ince ayrıntısına kadar düşünüp kurgulamış ve bunu çok güzel yazmış ki okuması ayrı bir zevkli oldu. Sadece Thomas ve onun realiteler arası geçişini değil, her iki realitede ki ortak bağlantılar ve yaşanan kaos gayet güzel işlenmiş.
Beyaz'dan sonra benim Yeşil'e olan merakım daha çok arttı, bir kitabın hem başlangıç hem son kitabı olması ilginç ve merak uyandıran güzel bir fikir. Umarım oda Beyaz kadar güzel olur.
Okuması zevkli ve güzel bir kitaptı, ben sevdim. Yazar sevgiyi de kitapta çok güzel işlemişti bence, bu tarz bir kitap için hem başarılı hem de alışılmadık olmuş.
Çember serisi bilim kurgu ve fantastik kurgunun karışımı güzel bir seri, bu türlere merakınız varsa bir bakın derim, seri boyunca tempo düşmüyor ve gizemle bir araya gelince ortaya iyi bir okuma şöleni çıkıyor.
Fantastik türle macera, gizem ve şimdiki yaşamın harmanlanıp; okuyucuya sunulduğu, bir solukta okunan serinin, yine müthiş bir kitabını daha bitirdim.
'Yeşil' kitabından başlayanlar için son, 'Siyah' kitabından başlayanlar için üçüncü kitap olan 'Beyaz' da yine sürprizler sizleri bekliyor. Raison Türü yine dünyayı tehdit etmeye devam ediyor. Herşeyin düğümü yine Thomas da. O da bu düğümü çözmek için elinden geleni yapıyor.
Her kitabında bu kadar çok sayfası olan bir serinin, biraz ağır ilerleyeceğini düşünürdüm. Ya da bir yerlerde tıkanacağını veya kendini tekrar edeceğini. Fakat fazlasıyla yanıldığımı itiraf ediyorum. Serinin diğer kitaplarını incelerken de bahsettiğim gibi, bir olayın kurgusu haricinde seriyi çok beğendim. Ben 'Siyah' kitabından başladığımdan dolayı, çemberi tamamlamak için sıra da 'Yeşil' var. Uyarı üzerine fazla beklenti içine girmeden ona başlayacağım. Ne yalan söyleyeyim, yine de yazarın nasıl bağlayacağını çok merak ediyorum.
Bu kitap ikinci kitaptan çok çok daha iyiydi. Artık bu kitapta iki dünya arasında geçiş yapan kişi sayısı artmış ve böylece her an yeni bilgi öğreniyoruz bu kitapla birlikte. Kitabın ilk 400 sayfası muhteşemdi. Su gibi aktı fakat bu sayfalarda olan bir olay yüzünden yeniden hem kitaptan hem seriden bayağı sıkılmaya başladım. Özellikle sonlara doğru bazı olaylar çok saçma gelse de yine de kitabı beğendim.
Serinin sondan bir önceki kitabında aşk ve fedakarlık öne çıkanlar arasında.
Aslına bakacak olursanız ortalara doğru karşılaştığınız detayları sorgulamaya başlıyorsunuz… gerekli mi? / değil mi?
Bu, bir kurgu için iyi bir şey değil. Diğerlerine nazaran akıcılığı sorgulatır. Fakat her ciltte olduğu gibi burada da sonlara doğru vites yükseliyor ki artık beklenen haline dönüşen bir şey oldu bu.
Bir İngiliz atasözü “sonu iyi biten her şey iyidir.” der. Şerh düşmeden ve fazla mızmızlanmadan katılacağım.
Serinin son kitabına kadar genel değerlendirme değil sadece o cilt ile ilgili hislerimi paylaştım. Şimdi son kitap olan Yeşil ile -bittiğinde- asıl incelemeyi paylaşacağım.
Mevcutta kesinlikle ortalamanın üstünde keyifli gidiyor. Hatta haksızlık yapmayalım; çok iyiye çok yakın. -Nedense kararsızım- ama acayip bir şey okudum seviyesinde de değil. Amma da uzattım.
Kırmızı'dan sonra Beyaz seriye çok güzel geldi, Kırmızı'yı Siyah'tan çok sevmiştim, Beyaz ise Kırmızı'dan da çok sevdim. Kitabı bir çırpıda okudum, en azından vakit ayırabildiğim zamanlarda sıkılmadan ve kitaba dalarak okudum.
Serinin sona yaklaşması (aslında seriye Yeşil'den başlayanlar için son kitap oluyor) ve olayların büyümesiyle kitap daha da güzel ve zevkli olmuş. Kitap boyunca olaylar hiç durmadan yaşanıyor ve sürekli yeni bir gelişme oluyor.
Okuması zevkli ve güzel bir kitaptı, ben sevdim. Bu türü seviyorsanız seriye göz atmanızı öneririm.
Daha fazlası için; yorumatolyesi.blogspot.com/2015/12/beyaz-c...
Yazın bir ayda tüm seriyi bitirmiştim o kadar sürükleyici ki harika bir roman serisiydi. Ted Dekker bu işi iyi biliyor. Tomas Hunter yani Avcının Tomas'ı zamanda yolculuk yapıyordu. Kan ile geçişlerin yapıldığı bu yolculukların neticesinde Tomas hangi dünyanın gerçek olduğunu bir türlü kavrayamıyordu. Bir alem de kabilesinin yöneticisi iken diğer tarafta ise sade bir hayat sürüyordu. Tomasın kabilesi iyiliği sembollerken diğer kabile ise kötülüğü sembolize ediyordu. Sade hayat sürdüğü alem de bir anda işler karışmaya başlamış, teröristin biri tüm dünyayı kısa sürede öldürecek olan bir virüsü salmıştı tüm büyük metropollerde. İnsanlar bir hafta içersinde ölecekti. Tomas panzehiri bulmak için ilkel olan aleme geçmiş ve panzehiri arıyordu. Antivirüs bulunana kadar ülkeler arasında diplomatik çözülmeler baş göstermişti. Özellikle İsrailin saldırgan tavır izlemesi dünyayı bir savaşın eşiğine getiriyordu. Panzehir Tomas Hunter de gizliydi. Kırmızı beyaz yeşil ve siyah serisini şiddetle okumanızı tavsiye ederim
Çok sürükleyici bir seri daha bitti. Bitmese korkarım okurlarda rüya görüp başka dünyalara geçecekti. :) çoğu karakter rüya görüp başka gerçekliğe geçmeye başlamıştı. Bu kitapta güzeldi ama en çok Kırmızı'yı beğendim.
Ve azizim Tomas tüm dünyalar senin gibi insanların yüzü suyu hürmetine ayakta duruyor. :)
Kırmızı'nın ardından serinin 3.kitabı bence."Bence" diyorum,çünkü isterseniz Siyah ile başlayıp Yeşil ile bitirirsiniz,ya da Yeşil ile başlayıp Beyaz ile Çemberi tamamlarsınız.Eee,ben 3.kitap bu olsun dedim ama Beyaz'da hiç beklemediğim gelişmeler oldu ve her iki dünyada da karmakarışık her şey?..Thomas virüsle başa çıkmaya çalışırken kanındaki kurtarıcı madde yüzünden canına kastedenler?Kendini feda etmeye istekliliği?!!!Aşk cephesinde de değişik gelişmeler.Hayretlerle elimden bıraktım ve sırada kitap 0,yani Yeşil.Bana göre son kitap.Onu da bitireyim emin olcam,acaba Yeşil son kitap mı gerçekten ya da Beyaz son muydu?Emin olmak güç,çünkü Ted Dekker öyle bi kurgulamış ki kitaplardan biri hem başlangıç hem son...Çember bu.Ve itiraf edeyim,bu seneyi seri yılım ilan ediyorum.Seri okumalara doyamıyorum.
Beyler esasında tatilde olduğum için okumaya pek fırsat bulamıyorum, ama herşeye rağmen günlük 30 sayfa kadar ilerliyorum. Tatil bittiğinde bu rakamı 100-150 lere çıkartmayı planlıyorum, kitaba gelecek olursak, siyah kırmızı beyaz sıralamaya göre en iyisi siyah, sonra kırmızı,
sonrada beyaz diyebilirim.
Ted Dekker, 40'tan fazla ödüllü romanın yazarı, New York Times ve uluslararası çok satan yazarlardan biridir.
Çalışmaları dünya çapında on milyonlara ulaştı ve birçok dile tercüme edildi. Ayrıca önemli filmlere uyarlandı. (Thr3e, House)
2013 yılında NPR okuyucuları, onu bütün zamanların en üst düzey gerilim yazarlarından biri olarak ilan ettiler.
Ted'ın tutkusu basittir: Zihin yoluyla gerçekleri keşfetmek için - okuyucuları dünyayı farklı bir mercekle görmeye davet eden hikayeleri bükmek.
Hikaye onun için, insan kalbi ve gerçek arasındaki en kısa mesafedir ve hayatına adamıştır.
Dekker, Endonezya'nın av kökenli kavimler arasında yaşayan misyonerler içinde doğdu.
Ebeveynlerinin çalışmaları genellikle çocuklarının uzağında uzun süre kaldığı için Dekker, erken yaşantısını hem yabancı hem de yalnız olduğu yabancı bir kültürde anlatıyor.
Kendisinin ait olduğu bir dünya yaratmak için, kendi hayal gücüne güvenmesini sağlayan bu eşsiz yetiştirme tarzının bir parçası oldu.
Endonezya'dan ayrıldıktan sonra Dekker, çok kültürlü bir liseden mezun oldu, Felsefe ve Din dersleri için Amerika Birleşik Devletleri'nde daimi ikametgah aldı.
İki yıl boyunca sıfırdan başlamadan ve her ikisini yeniden yazmadan önce iki tam uzunlukta roman yazdı.
Süreç ve öyküler onu tamamen şaşkına çevirmişti, hikaye anlatmanın kanında olduğunu fark etti ve hikayeyle gerçeği keşfetmek için yeni bir takıntı onu ele geçirdi.
Diğer işlerini bıraktı, ailesini Batı Colorado dağlarına götürdü ve üçüncü romanı üzerine tam zamanlı olarak yazmaya başladı.
İki yıl süren üç romanın yazımından sonra ilk romanı yayınlandı.
Dekker, eşi Lee Ann ile birlikte Nashville bölgesinde yaşıyor.