·
Okunma
·
Beğeni
·
598
Gösterim
Adı:
Beyaz Sessizlik
Baskı tarihi:
Aralık 2000
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757796657
Orijinal adı:
Five Great Short Stories
Çeviri:
Bercan Tutar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
Ve insanın gözünü en çok korkutan, yüreğinin ağzına gelmesine neden olan işler içinde en kötüsü, daha önce hiç gidilmemiş bir yolda gitmek, yolculuk etmek olsa gerekti. Geniş ve büyük kar ayakkabısını, dimdik yukarı, kar yüzeyinin tamamen üstüne çıkana kadar kaldırmak zorunda kalırdı insan. Yoksa bir milimlik bir kayma bile insana feleğini şaşırtırdı. Sonra kaldırılan ayak ileri ve aşağıya doğru bastırılırken diğer ayağı dik olarak diz boyu kadar kaldırmak gerekirdi. Diyelim ki çömezin biri, tesadüfen de olsa, kar ayakkabılarını birbirine fazla yaklaştırmayıp tehlikeli yerlere basmayacak olsa dahi, yüz metre ilerledikten sonra bitkin bir halde karların üzerine yığılıp kalırdı; başı döner, midesi bulanırdı. Yolun çetinliği insanın imanını gevreten cinstendi. Habire tetikte olmaktan insanı gına gelirdi; fakat bütün bir gün köpeklerin önünde herhangi bir kazaya; belaya uğramadan yolalabilen bir insan, her tür anlayışın ötesinde bir gönül rahatlığıyla, gururla battaniyelerine sarınıp uyuyabilirdi.
(Arka Kapak)
Jack London Hikayelerine bu kitapla başlamış oldum ve şu kanaate vardım ki yazar her hikayede başarılı olamayabiliyor. Bu kitapta bir hikayede sıkılırken diğer hikayelerde zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Hikayelerine başlayacaksanız eğer bu kitap iyi bir seçim olabilir diye düşünüyorum. Özellikle ilk iki hikayeyi çok beğendim.
Kitap 5 ayrı hikaye bölümünde oluşmakta.
1)Beyaz sessizlik
2)Uzak Diyarlar
3)Bir Kuzey Macerası "Naass""
4)McCoy'un Dölü
5)Meksikalı
Dili ilk hikayede simgesel ve sıkıcı değil .
3 ve 4 için aynı şeyi söyleyemem.
Meksikalı hikayesi gerçek bir kesit gibi daha doğrusu bu hikayesinde sert bir kapitalizm eleştirisi göze çarpar. Devrim için canını hiçe sayan sıska boksör Rivera kendisi ve halkı içiin devrimin ne denli gerektiğini göz önüne koyuyor.
Hikayelerinde yaşam kavgasını romantik bir bakışla anlatmış
Uzak diyarlar hikayesindeki "Carter ve Pery Cuthfert hazin sonu buna en iyi örnek.
Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar
Umarım beyaz sessizlikler içinde kalmazsınız :)
Issızlığın ve ölümün o tüyler ürpetici sonsuzluğu,
çepeçevre kuşatmış kendilerini.
Yüreğini gönendirecek bir ses işitmek, bir ışık görmek
umuduyla pür dikkat kesilier, küçük bir
kımıltıyı bile anlatılmaz bir hasretle bekler.
Jack London
Sayfa 44 - Kırmızı Kedi
Ölüm döşeğinde yatan insanlar sıralarının gelip gelmediğini herkesten daha iyi kendileri bilirler.
Acının sessizliği şirindir, insanı birşeylerden korurmuş
gibi bağrına basarve anlaşılmaz binbir avutucu söz fısıldar.
Jack London
Sayfa 19 - Beyan
Ölüler arasında ölümle iç içe yaşıyordu
Yaşamın hiçliğinden muzdarip ,
Hiçliği içinde tükenip yitmişti
O ,eski devirlerin özlemiyle yanıp tutuşuyordu
Jack London
Sayfa 40 - Kırmızı Kedi
Kişi kendini tanımadan , ne olduğunu tam olarak bilmeden , bırakın gerçek dostluğu, sıradan arkadaşlığı bile ömrü billah kavramayamaz. Böylelerine dostluktan, arkadaşlıktan dem vurmak, ayıya kaval çalmak gibi birşey olsa gerek.
Jack London
Sayfa 35 - Kırmızı Kedi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beyaz Sessizlik
Baskı tarihi:
Aralık 2000
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757796657
Orijinal adı:
Five Great Short Stories
Çeviri:
Bercan Tutar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
Ve insanın gözünü en çok korkutan, yüreğinin ağzına gelmesine neden olan işler içinde en kötüsü, daha önce hiç gidilmemiş bir yolda gitmek, yolculuk etmek olsa gerekti. Geniş ve büyük kar ayakkabısını, dimdik yukarı, kar yüzeyinin tamamen üstüne çıkana kadar kaldırmak zorunda kalırdı insan. Yoksa bir milimlik bir kayma bile insana feleğini şaşırtırdı. Sonra kaldırılan ayak ileri ve aşağıya doğru bastırılırken diğer ayağı dik olarak diz boyu kadar kaldırmak gerekirdi. Diyelim ki çömezin biri, tesadüfen de olsa, kar ayakkabılarını birbirine fazla yaklaştırmayıp tehlikeli yerlere basmayacak olsa dahi, yüz metre ilerledikten sonra bitkin bir halde karların üzerine yığılıp kalırdı; başı döner, midesi bulanırdı. Yolun çetinliği insanın imanını gevreten cinstendi. Habire tetikte olmaktan insanı gına gelirdi; fakat bütün bir gün köpeklerin önünde herhangi bir kazaya; belaya uğramadan yolalabilen bir insan, her tür anlayışın ötesinde bir gönül rahatlığıyla, gururla battaniyelerine sarınıp uyuyabilirdi.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 23 okur

  • Can Öztürk
  • mevlüt Demircialan
  • Ali YURDAKUL
  • Mahmut Bilgic
  • İlayda
  • Gökhan K.
  • Vedat
  • Meili Meylis
  • Özlem
  • Yusuf Cevher

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%0
8
%0
7
%50 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0