Beyin Bağırsak Bağlantısı (Vücudumuzdaki Gizli Konuşmanın Duygularımız, Tercihlerimiz ve Sağlığımız Üzerindeki Etkisi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
814
Gösterim
Adı:
Beyin Bağırsak Bağlantısı
Alt başlık:
Vücudumuzdaki Gizli Konuşmanın Duygularımız, Tercihlerimiz ve Sağlığımız Üzerindeki Etkisi
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059200288
Orijinal adı:
The Mind-Gut Connection: How the Astonishing Dialogue Taking Place in Our Bodies Impacts Health, Weight, and Mood
Çeviri:
Erkan Aktaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Paloma Yayınları
Beynimiz ile bağırsaklarımız arasındaki bağlantıyı hepimiz deneyimleriz; “doğru geldiği” için aldığımız kararlar, büyük bir toplantı öncesi midemize giren kramplar, stresli olduğumuzda karnımızın guruldaması bu bağlantının göstergeleridir. Bağırsak ile beyin arasındaki diyalog, Ayurvedik ve Çin tıbbı gibi eski tedavi gelenekleri tarafından kabul edilirken, Batı tıbbı beynin, bağırsakların ve bağırsak mikrobiyotasının birbirleriyle iletişim kurma biçimlerinin karmaşıklığını genel olarak dikkate almamıştır.

UCLA’da Stres Nörobiyolojisi Merkezi’nin direktörü olan Prof. Dr. Emeran Mayer, gelişmekte olan bu bilime devrimsel ve kışkırtıcı bir bakış açısı sunarak bize sağlığımızın sorumluluğunu üstlenmek ve vücutlarımızın doğuştan gelen bilgeliğini dinlemek için bağırsak-beyin bağlantısının gücünden nasıl faydalanmamız gerektiğini öğretiyor.

Beyin-Bağırsak Bağlantısı, ağırlıklı olarak bitkisel beslenmenin bağırsak ve beyin sağlımız için neden önemli olduğunu, bağırsak-beyin gelişiminde erken çocukluk döneminin önemini ve çocuklarının iyi gelişmesine yardımcı olmak için ebeveynlerin neler yapabileceğini, aşırı stres ve kaygının gastrointestinal hastalıklar ve bilişsel bozukluklardaki rolünü, “içimizden gelen hisleri” nasıl dinleyeceğimizi ve vücudumuzun bize gönderdiği sinyallere nasıl dikkat edeceğimizi ve çok daha fazlasını anlaşılır bir dille açıklıyor.

(Tanıtım Bülteninden)
304 syf.
·14 günde·9/10
Bu kitap beyin ile bağırsak arasındaki iletişimi ve bu iletişimin önemli bir bileşeni olan bağırsak mikrobiyotamızın bizim duygularımızı, verdiğimiz kararları yani kısaca hayatımızı nasıl etkileyebildiğinden bahsediyor. Ev sahipliği yaptığımız bakterilerin yeteneklerini merak ediyorsanız okuma listenize ekleyebilirsiniz.
304 syf.
·Beğendi·9/10
Demem o ki,serotonin ve dopamin bir araya geldim mi ister 80 ister 30 her şekilde mutlusundur ve yaşlanmaya uzaksandır. Ancak, insan kendisinin ve çevresinin farkında olursa bir şeyler değiştirebilir ve amaç güder. Amaç uğruna yapılan eylemler hem içinizde faaliyet gösteren ekosistemlerinizi hem de sizleri besleyip yüceltecektir. Mikroorganizmalara saygı göstermeliyiz onlar bazılarımızın sahip olduğu tek kültürdür.
Şaşırtıcı bir şekilde, son araştırmalar, tat alma ile ilgili olan bazı me­kanizmaların ve moleküllerin ağzınızla sınırlı olmadığını, aynı zamanda mide-bağırsak sistemimize de dağıldığını göstermiştir.
Duygular sadece mideyi değil tüm sindirim sistemini etkiler. Weeks tarafından 1946'da bildirildiğine göre, 2. Dünya Savaşı sırasında cephede çalışan askeri bir doktor savaşta karın duvarı geniş hasar almış ve ince ve kalın bağırsakları ortaya çıkmış bir askeri gözlemlemişti. Doktorlar, bu talihsiz askerin yaralı arkadaşları hastaneye geldikçe daha fazla stres yaşadığını ve hem ince, hem de kalın bağırsaklardaki hareketin arttığı­nı görmüşlerdi.
Ancak bizler, bu duyguların bağırsaklarda oluşturduğu belirtilere karşı tamamen körüz. Trafikte sinirleriniz tepenize çıktığında beyniniz, tıpkı yüz kaslarınıza gönderdiği gibi sindirim sisteminize de karakteris­ tik sinyal örüntüleri gönderir ve o da çarpıcı bir şekilde tepki verir. Siz trafikte önünüzü kesen sürücüden dolayı sinirlendiğinizde, mideniz şid­ detle kasılarak asit üretimini artırır ve kahvaltıda yediğiniz yumurtanın boşaltılmasını yavaşlatır. Bu arada ince bağırsaklarınız kıvrılıp bükülerek içindeki mukus ve diğer sindirim sularını artırır. Benzer, ancak yine de kendine özgü bir durum endişe duyduğunuzda veya üzüldüğünüzde de gerçekleşir. Depresyona girdiğiniz zaman bağırsaklarınız neredeyse hiç hareket etmez. Aslında, bağırsaklarınızın beyninizde ortaya çıkan her duyguyu ayna gibi yansıttığını artık biliyoruz.
Bağırsak-beyin iletişimi ile ilgili yapılmaya başlanan bilimsel araştır­maların son birkaç yıldır bilim insanları ve medya için çok ilgi çekici konulardan biri olduğu konusunda herkes hemfikir. "Dışadönük" bir farenin bağırsak mikrobiyotasını içeren dışkı parçacıklarını "çekingen" bir fareye basitçe aktararak onun daha sosyal, daha sokulgan bir fare gibi davranabileceğine kim inanırdı? Ya da benzer bir deney yapılarak, doymak bilmez bir iştaha sahip obez bir fareden nakledilen dışkı ve mik­ropların incecik bir fareyi obur bir hayvana dönüştürebileceğine? Veya sağlıklı kadınlarda probiyotik ile zenginleştirilmiş yoğurdun dört hafta süreyle tüketilmesinin beyinde olumsuz duygusal uyaranlara verilen
tepkiyi azaltabileceğine?
sindirim sistemimiz bir zamanlar varsaydığımızdan çok daha hassas, karmaşık ve güçlüdür. Son yıllarda yapılan araştırmalar, yerleşik mikroplar ile yakın ilişkiler içinde olan bağırsakların temel duygularımızı, ağrıya karşı duyarlılığımızı ve sosyal etkileşimlerimizi etkileyebildiğini ve hatta yiyecek tercihlerimiz ve yedi­ğimiz yemeklerin miktarı dışında diğer konularda aldığımız kararların birçoğunu da yönlendirdiğini göstermiştir
Ne var ki günümüzde, vücuttaki serotoninin yüzde 95'inin aslında bağırsakta bulunan özel
hücrelerde yer aldığını biliyoruz ve bu serotonin içeren hücreler yedikle­rim izden, bazı bağırsak mikrobu türlerinin saldığı kimyasal maddeler­den ve bu hücrelere duygusal durum ile ilgili bilgilendirme yapan beynin kendilerine gönderdiği sinyallerden etkilenirler.
Ne var ki günümüzde, vücuttaki serotoninin yüzde 95'inin aslında bağırsakta bulunan özel hücrelerde yer aldığını biliyoruz ve bu serotonin içeren hücreler yedikle­ rim izden, bazı bağırsak mikrobu türlerinin saldığı kimyasal maddeler­ den ve bu hücrelere duygusal durum ile ilgili bilgilendirme yapan beynin kendilerine gönderdiği sinyallerden etkilenirler. En dikkat çekici olan şey ise bu hücrelerin beynin duygu düzenleyici merkezlerine doğrudan sinyal gönderen duyu sinirlerine sıkı sıkıya bağlı olmasıdır ki bu da onları bağır­ sak-beyin ekseni içerisinde önemli bir kavşak yapar. Bu stratejik konum nedeniyle, bağırsak mikropları ve metabolitleri, depresyonun gelişiminde, şiddetinde ve uzunluğunda önemli ve büyük ölçüde fark edilmemiş bir rol oynamaktadır. Bu durum, kontrollü çalışmalarla doğrulanırsa beslen­ meye yapılan özel müdahaleler gibi daha etkili tedavilerin geliştirilmesine yönelik yeni fırsatlar yaratabilecek ilginç bir olasılıktır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beyin Bağırsak Bağlantısı
Alt başlık:
Vücudumuzdaki Gizli Konuşmanın Duygularımız, Tercihlerimiz ve Sağlığımız Üzerindeki Etkisi
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059200288
Orijinal adı:
The Mind-Gut Connection: How the Astonishing Dialogue Taking Place in Our Bodies Impacts Health, Weight, and Mood
Çeviri:
Erkan Aktaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Paloma Yayınları
Beynimiz ile bağırsaklarımız arasındaki bağlantıyı hepimiz deneyimleriz; “doğru geldiği” için aldığımız kararlar, büyük bir toplantı öncesi midemize giren kramplar, stresli olduğumuzda karnımızın guruldaması bu bağlantının göstergeleridir. Bağırsak ile beyin arasındaki diyalog, Ayurvedik ve Çin tıbbı gibi eski tedavi gelenekleri tarafından kabul edilirken, Batı tıbbı beynin, bağırsakların ve bağırsak mikrobiyotasının birbirleriyle iletişim kurma biçimlerinin karmaşıklığını genel olarak dikkate almamıştır.

UCLA’da Stres Nörobiyolojisi Merkezi’nin direktörü olan Prof. Dr. Emeran Mayer, gelişmekte olan bu bilime devrimsel ve kışkırtıcı bir bakış açısı sunarak bize sağlığımızın sorumluluğunu üstlenmek ve vücutlarımızın doğuştan gelen bilgeliğini dinlemek için bağırsak-beyin bağlantısının gücünden nasıl faydalanmamız gerektiğini öğretiyor.

Beyin-Bağırsak Bağlantısı, ağırlıklı olarak bitkisel beslenmenin bağırsak ve beyin sağlımız için neden önemli olduğunu, bağırsak-beyin gelişiminde erken çocukluk döneminin önemini ve çocuklarının iyi gelişmesine yardımcı olmak için ebeveynlerin neler yapabileceğini, aşırı stres ve kaygının gastrointestinal hastalıklar ve bilişsel bozukluklardaki rolünü, “içimizden gelen hisleri” nasıl dinleyeceğimizi ve vücudumuzun bize gönderdiği sinyallere nasıl dikkat edeceğimizi ve çok daha fazlasını anlaşılır bir dille açıklıyor.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 64 okur

  • Ezel
  • Senanur EROL
  • öznur
  • Alev Kalem
  • Salman Ferzelıyev
  • Nagiyevski
  • Merve Dinçarslan
  • Ahu şimşek
  • Fatih Çelikbaş
  • Erdem Şamlı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19 (4)
9
%19 (4)
8
%14.3 (3)
7
%23.8 (5)
6
%9.5 (2)
5
%9.5 (2)
4
%4.8 (1)
3
%0
2
%0
1
%0