Beynin Gölgeleri (Bir Psikiyatri Felsefesi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
233
Gösterim
Adı:
Beynin Gölgeleri
Alt başlık:
Bir Psikiyatri Felsefesi
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053160366
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Öznellik problemine ayırdığımız bu uzun tartışmanın sonunda nöro-biyolojik (nöro-bilimsel), nörolojik ve psikiyatrik olgu durumlarına dayanarak şunu söylemiş oluyoruz: naif gerçekçi tutumumuzda diş ağrımızı, şu masanın üstündeki kırmızı domatesi, bilincimizi, bedenimizi, uzayı, uzak yıldızları, başka insanları, ağaçları 'ben' duygumuzu ve daha pek çok şeyi içeren bu dünya, beyinde onu kuran nöral faaliyetlerle ontolojik olarak özdeş fenomenal bir dünyadır. Beyin bir özne değil de biyolojik bir organ olduğundan kurucu öznesi olmayan ve fiziksel gerçekliği kendi sunum biçiminde temsil eden bu fenomenal dünya özdeş olduğu nöral faaliyetler üzerine hiçbir fiziksel-nedensel etkiye sahip olmadığı için epifenomenaldir. "
-Saffet Murat Tura-
Bir Psikiyatri Felsefesi alt başlıklı Beynin Gölgeleri(2016) adlı çalışmanın üzerine eğildiği, yoğunlaştığı ana problem, psikiyatrideki "eş ölçümlü olmama" problemidir. Bu eş ölçümlü olmama durumu neyi ifade etmektedir ona bakalım; psikiyatride insan davranışına ilişkin iki farklı açıklama tarzı vardır; sebep-gerekçe veren açıklama ve fiziksel-kimyasal nedensel açıklama. Yani uzanıp şu ötede duran sigara paketine yönelmem, fiziksel-kimyasal bir çerçevede doğal bir olay olarak açıklanabilir fakat bu fizik biliminin epistemik sınırları içinde benim ötemde duran sigara paketine uzanmamın herhangi bir "anlamı" yoktur ("anlamsızdır" değil). Fizik biliminin teorik çerçevesi anlama kördür ve ve benim sigara paketine uzanmamı "Nasıl?" sorusuna yanıt olarak açıklamaya çalışır. Oysa bizim "sebep-gerekçe veren açıklama" dediğimiz şey ise benim sigaraya uzanmamı, "Niçin?" sorusuna yanıt olarak açıklamaya çalışır. Şimdi bu fiziksel-kimyasal açıklama bize diyecektir ki şu şu nörotrasmitterler şu şu nöral aktiveteler şu yolakla, şu assasyonlarla lokalize olup periferik sinir sistemini harekete geçirerek organizmayı harekete geçirmiştir; sebep-gerekçe veren açıklama ise şöyle diyebilecektir, kişi sigara paketine uzandı çünkü sigara içmek "istiyor (önermesel tutum [ö. t.]), sigara paketine uzandı çünkü pakette kaç adet sigara kaldığını" merak ediyor" [ö. t.], sigara paketine uzandı çünkü sigarayı bırakmaya karar verdiğinden paketi atması gerektiğine "inanıyor" [ö. t.]. Görüldüğü üzere bu iki açıklama tarzı birbirinden oldukça farklı dünyaları betimler gibidirler. Tura'nın kitaptaki hedefini de bu farklı epistemolojik temellerden yükselen iki açıklama tarzı arasında köprüler kurmaktır diyebiliriz sanırım. Elbette tözcü düalizme yer vermeden biyofonksiyalizm tezinden hareketle bir natüralizasyon operasyonuyla. Bu natüralizasyon bir tür "kavramsal operasyon" gerektirir çünkü psikiyatrinin teorik tutarsızlığı olarak adlandırılan "eş ölçümlü olmama problemi"nin nedenini bahsedilen kavramlardan kaynaklanmaktadır ve bu operasyondan nasibini alan kavramlar; (1)Fail (2) Öznellik (3)Gerçeklik (4) Teleoloji (5)Rasyonalite (6)Davranışın Anlamı ve (7) Dilsel İfadelerin Anlamı'dır. Özetle, (1) Fail; Doğada edim(action) yoktur olay(davranış) vardır ve biz edimde bulunan bir fail olarak insanı ele alırız. Hatalıdır. İnsan olaylardan bir olaydır. (2) Öznellik; Doğa bilimi açısından fenomenolojik deneyimlerin deneyimleyen bir öznesi olmaması gerekir; yani bunların derin fenomenolojik bir anlamda bir şahsın(mesela transandantal egonun) deneyimleri olmaması gerekir (s. 108). Fenomenal Dünya = Öznel Fenomenallik(diyelim sigara dumanın vücudumda yarattığı hafif pelteleşme hali [yani öznel-öznel]) + Nesnel Fenomenallik(diyelim ötemdeki sigara paketinin görüntüsü/varlığı [yani nesnel-öznel]). #33949567 buradaki alıntıda özellikle "c.)" maddesine dikkat. (3) Gerçeklik; Fenomenolojik gerçeklik hem günlük naif gerçeklik anlayışımızdan hem de natural gerçeklikten farklıdır. Burada N3 Monadik-Solipsist Beyin Modeli>>(http://i.hizliresim.com/GDOZg2.jpg). Temelde bu model bize şunu telkin eder; beyin dış dünyadan izole olmuş bir şekilde kendini referans alan kapalı bir modeldir, bu model "nöroenformatik temsili dünya" üzerinden dış dünyayla ilişkide bulunur, algıladığım gerçeklik nesnel-dış gerçekliğin ta kendisi değildir onun temsili haritasıdır, simülasyonudur ancak, fakat benim günlük yaşamımın naif ontolojisindeki anlayışım N1 Beyin modeline uygun işler [N1 Girdi----->Beyin------>Çıktı]. (4) Yukarıda verdiğimiz örnekte benim sigara paketine uzanmamı sebep-gerekçe veren açıklama tarzıyla açıkladığımızda organizmanın davranışına (ister istemez) bir "maksat" atfettik. Peki doğa biliminde böylesi bir "normatiflikten" söz edilebilir mi? Bu kavram da biyofonksiyonalizmden güç alan "fonksiyonel teleoloji" kavramına evrilir. Yani sibernetiğin de gösterebildiği gibi natural bir normatiflikten bahsedilebilir [Tüm canlılar homeostasizi korumak ve uygun şartlar sağlandığında üremek ister ve canlılığın iki temel amacı olan bu iki ilke insanı büyük gruplar kurmaya sevk etmiştir. Buradan ise insan yaşamı, büyük gruplar halinde yaşamanın getirdikleriyle birlikte dolayımlanıp, kompleksleşip ancak temel amaçlarına ulaşabilmeye olanak verir olmuştur. Yani insanın türoluşsal sosyalizasyonu sürecinde, davranışları her ne kadar bu iki temel amaca yönelik olsa da artık davranışları daha fazla kompleks bir hal almıştır.>>kur davranışları, dil, sanat] (5)Rasyonalite; doğa biliminde yani nedensel açıklama dediğimiz fiziksel-kimyasal açıklamada bu nosyona yer yoktur yani rasyonalite normatif bir kavramdır. Uğradığı operasyonla "fonksiyonel rasyonelite" adını alır ve biyofonksiyonalizm açısından normatiflik;
"1. Hiçbir şekilde normatif olmayan durumlar (bir gezegenin elektromanyetik alan oluşturup oluşturmaması gibi).
2. İnsani-sosyal değer ve normlar açısından normatif durumlar (kanser ya da delilik iyidir ya da kötüdür gibi).
3. Biyofonksiyonal nesnel, doğal, tarafsız normlar bakımından normatif durumlar (biyolojik bir fonksiyonun maksadına uygun olup olmaması gibi). Bu tür durumların fonksiyonel rasyonellik açısından normatif değerlendirmesi durumuna 'fonksiyonel normatiflik' diyeceğim. " (s. 264). durumlarına göndermede bulunur. (6) Davranışın anlamı; afektif nörobilim ve evrimsel psikoloji-biyoloji açısından, insana, doğal robot, yaklaştığımızda davranışlarını sosyal normatiflik içinde dönüşen, mekan bulan ve fonksiyonel normatifliği hedef alan, sürekli gayesi fonksiyonel normatiflik(bu açıdan homeostasis ve üreme) olan bir canlı buluruz. Yani "Bir davranışın fonksiyonel anlamı davranışın parçası olduğu bütünsel davranıştaki fonksiyonel rolüdür." (s. 271) diyebiliriz. (7)Dilsel İfadelerin Anlamı; dilsel ifadelerin doğa bilimleri statüsünde hiç bir karşılığı, anlamı yoktur. Oysa dil, fonksiyonel anlamın yanında bir de potansiyel anlam barındırır. Fakat" epistemik nörofonksiyonel/fenomenal ayırt edilemezliğe göre organizmanın davranış fonksiyonunun bir bölümü olan beynin davranışsal fonksiyonlarının (beynin enformatik durumlarının) dil düzeyinde" (s. 280) ayırt edilemez. Kitaptaki problemi çözerken izlenen yolu şöyle gösterebiliriz >> ( http://i.hizliresim.com/NDRLoO.jpg) Tura'nın sebep-gerekçe veren açıklama ile fiziksel-kimyasal açıklama veren teorik çerçeveler arasına attığı köprüye "Biyofonksiyonalizm" diyebiliriz böylece. Fakat Tura bu kitabında epifenomenalist bir tutumla zihne eğilirken bu tutumu bir sonraki kitabı olan Zor Problem Bilinç:Bilinç Nörobiyolojisinin Fenomenal Dünya Yorumu'nda değişip ontolojik özdeşliğe kayar. Bu iki kitap arasında yapılacak karşılaştırmalı okumalar bütünsel bir kavrayış sağlayacaktır sanıyorum. Ayrıca Tura'nın Histerik Bilinç(2007) ve Madde ve Mana(2011) adlı çalışmaları da Beynin Gölgeleri'ni anlamakta yardımcı olacak bir temel sağlıyor diyebilirim. Bu zengin içerikli çalışmayı Tura, bitirirken şöyle diyor; "Varlık üzerine düşünmeyen bir psikiyatr düşünemiyorum." (s. 295). Çalışmanın, her ne kadar "Bir Psikiyatri Felsefesi" alt başlığını almış olsa da, varlığın kaygısını taşıyan her varlığa dönük bir çalışma olduğunu düşünmekteyim.

İÇİNDEKİLER

Teşekkür
Önsöz
1 Kitap Hakkında I
2 Kitap Hakkında II: Çözüm Yolları
3 Psikiyatrinin Pratik Sorunları I: Sosyal Değerler Sorunu
4 Psikiyatrinin Pratik Sorunları II : Fenomenoloji ve Psikiyatrinin Fenomenolojik Eleştirisi
5 Psikiyatride Teorik Sorunlar
6 Biyofonksiyonalizm I: Genel Olarak Fonksiyonalizm
7 Biyofonksiyonalizm II : Fizik ve Biyoloji
8 Öznellik I : Temel Varsayım: Bir Epistemolojik
Kopuş Olarak "Fenomenal Dünya"
9 Öznellik II : Naif Gerçekçilik ve "Fenomenal Dünya"
10 Öznellik  III : Epifenomenalizm
11 Öznellik IV: "Ben" ve Özdeşlik
12 Rasyonel Fail ve Davranışın Anlamı
13 Sonuç ve Tartışma

Ekler
Ek 1: Szasz
Ek 2: Foucault
Ek 3: Çağdaş Bilim Felsefesinde Bazı Tartışmalar
Ek 4: Sartre ve Varoluşçu Fenomenoloji
Ek 5: Fodor
Ek 6: Biyofonksiyonel Açıdan Beyin
Kaynakça  
Hata yapmaktan korkmuyorum: Eğer yanlış düşünüyorsam, en azından daha doğru düşünülmesine zemin hazırlayabilecek bir yanlışa işaret etmiş, problemin netleştirilmesine katkıda bulunmuş olurum.
İtiraf etmem gerekir ki psikanalizin bu aşırı rasyonalize eden yapısı beni daima büyüledi; zaten tıp okumayı da bu yüzden istemiştim. Ama bu büyüleyici yön Jaspers 'e göre aynı zamanda psikanalizin en zayıf halkasını da oluşturur. Çünkü ilk bölümde gördüğümüz gibi bu aşırı yorum çalışması "sahte bir aydınlanma" yaratır.
Bir davranışın rasyonel olup olmadığını neye göre değerlendirebilirim? Burada tek ölçütümüz davranışın maksadı olabilir; bir davranış maksadına uygunsa rasyoneldir.
Bir insani durumda parçayı anlamak için bütüne, bütünü anlamak için parçaya gitmek gerekir; anlama bu döngüsel gidiş geliş­ler içinde belirir.
Bizi varlığın en gizemli yönleriyle karşı karşıya bırakmayan bir psikiyatri, üzerine düşen görevi yerine getirmiş sayılmamalı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beynin Gölgeleri
Alt başlık:
Bir Psikiyatri Felsefesi
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053160366
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Öznellik problemine ayırdığımız bu uzun tartışmanın sonunda nöro-biyolojik (nöro-bilimsel), nörolojik ve psikiyatrik olgu durumlarına dayanarak şunu söylemiş oluyoruz: naif gerçekçi tutumumuzda diş ağrımızı, şu masanın üstündeki kırmızı domatesi, bilincimizi, bedenimizi, uzayı, uzak yıldızları, başka insanları, ağaçları 'ben' duygumuzu ve daha pek çok şeyi içeren bu dünya, beyinde onu kuran nöral faaliyetlerle ontolojik olarak özdeş fenomenal bir dünyadır. Beyin bir özne değil de biyolojik bir organ olduğundan kurucu öznesi olmayan ve fiziksel gerçekliği kendi sunum biçiminde temsil eden bu fenomenal dünya özdeş olduğu nöral faaliyetler üzerine hiçbir fiziksel-nedensel etkiye sahip olmadığı için epifenomenaldir. "
-Saffet Murat Tura-

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Mihriban Karadağoğlu
  • Eylül Türk
  • Tolga
  • Dr.Okur
  • Ruh Hekimi
  • Nivîsgeh

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60 (3)
9
%20 (1)
8
%20 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0