Bildiğin Gibi Değil (90'larda Güneydoğu'da Çocuk Olmak)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.809
Gösterim
Adı:
Bildiğin Gibi Değil
Alt başlık:
90'larda Güneydoğu'da Çocuk Olmak
Baskı tarihi:
Haziran 2011
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753428132
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınevi
Bildiğin Gibi Değil, iki genç araştırmacı Funda Danışman ve Rojin Canan Akın'ın, 90'lı yıllarda çocukluğu Güneydoğu’da geçmiş Kürt gençleriyle yaptıkları on dokuz söyleşiyi bir araya getiriyor.Söyleşi yapılan gençler yoğun bir şiddet ortamında geçen çocukluklarını ve ilkgençlik yıllarını anlatıyorlar: "Kışlaya benzeyen okullarda" geçen, Türkçe bilmedikleri için bir çok trajikomik olay yaşadıkları, öğretmenlerden gerizekâlı muamelesi gördükleri, zaman zaman ajanlık teklifleri aldıkları eğitim hayatlarını... Babalarının, analarının, kardeşlerinin, arkadaşlarının gözlerinin önünde dayak yediği, öldürüldüğü, koruculuğa zorlandığı, evlerinin kurşun yağmuruna tutulduğu, "sevdikleri, değer verdikleri insanların tek tek kaybolduğu", kaybettikleri yakınlarının kavurucu özlemiyle dolu aile hayatlarını... Sokaklarda, "yanı başlarında sürekli birilerinin öldürüldüğü" bir ortamda, mayınların arasında oynadıkları ya da BM mülteci kamplarında geçen gündelik hayatlarını anlatıyorlar bize.
312 syf.
·9/10 puan
Üniversite yıllarında okuduğum etkileyici röportaj kitabıdır. İki genç araştırmacı Funda Danışman ve Rojin Canan Akın'ın, 90'lı yıllarda çocukluğu Güneydoğu'da geçmiş gençlerle yaptıkları on dokuz söyleşinin röportaj tadında bir araya getirilmesiyle oluşmuş; okurken, okumaktan çok okutma isteği uyandıran bir eserdir.

Kitapta en ufak ajitasyon yok, propaganda yok. Burnumuzun dibinde, aynı toprakları paylaştığımız ama birbirimize bir türlü sahip çık(a)madığımız insanların hikayeleri var.

Okurken, yaşananları bir kez de o insanların ağzından dinlerken, utançtan yerin dibine girme hissi uyandırıyor ve içerisinde son derece etkili hayat hikayeleri barındırıyor. Okumamın üzerinden seneler geçmiş olmasına rağmen hala etkisini hayatımda hissedebiliyorum. Öyle çarpıcı bir eser ve hayata bakışınızı değiştiriyor.

Bu sitede bile, bu çarpıcı kitabın ne kadar az okunduğunu gördüğümde hayretler içerisinde kaldım. Bu kadar mı geçmişimize sırtımızı döndük, anlamıyorum...

90'lı yıllarda Güneydoğu'da nelerin yaşandığını siz de merak ediyorsanız, tarafsız bir dille yazılan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Yok, ben gözümü kulağımı kaparım İstanbul'daki yaşamıma bakarım diyorsanız, hiç kendinizi yormayın.
312 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10 puan
bu kitabın üzerine 10 tane kitap okudum bir inceleme yapabilecek kıvama yeni geldim, yeni soğudum diyeyim. okunması öyle zordu ki, okuduklarını hazmetmesi. zorluk nedir? dil ağırlığı ya da kitabın ağır ilerlemesi mi? bu kitaptaki zorluk öyle bir zorluk değil; gözünü kapadığın şeylerin ruhundaki ağırlığını hissetmek, nehrin bir de karşı kıyısına dikkatle/empatiyle bakmak, türk-kürt değil de insan olana kıymet vermek... uzar gider bu liste!

90lı yıllarda, yaşı yetenler bilir -beyaz Toroslar dönemi- faili meçhullerin tavan yaptığı dönemde çocuk olanlarla gerçekleştirilmiş röportajlardan oluşuyor kitap. asker çocuğuyum tabi ki önyargıyla başladım okumaya ama okuma niyetim bile içimdeki "bir de ondan dinle" sesini duyduğumu gösterdi bana. kadın, erkek, avukat olanı da var şuanda ev hanımı olanı da, babası müezzin olan da var, babası dağda ölen de öyle bir çok katmanlı topluluk bu 18-19 kişinin yaşadıkları ama okudukça zengin çocuğu olanında, ağanın çocuğunun da berikinin de anlattıkları hep aynı kapıya çıkıyor. bazı bölümlerde yaşanan ağır işkenceler benim kabuslarıma girdi, arkadaşlarıma anlatırken, buraya yazarken bile duygulanmama sebep olacak kadar kötü yaşanmışlıklar var kitapta. bir Hazal var ki ahh o küçücük Hazal`ın başına gelenleri yazarken bile ağlıyorum işte o kız aklımdan hiç çıkmıyor benim; o yüzden çok genç okurlara bu kitabı önermiyorum.

kitaba dönersek derleyenler olabildiğince objektif olmaya çalışmışlar bence. kitabın ilk bölümünde çevirmenin notu var bence o kısım da müthiş kıymetli bir tanıklık çünkü çeviri sırasında acının tam çevrilemediğinden, Avrupalı gazetecilerin anlatılanlarda abartı aramalarından, kendi bozulan psikolojisinden vb bahsediyor. hatta çok dürüstçe bu travmalara maruz kalan çocuklardan bu acıyla baş edip ayakta kalabilen ve meslek sahibi olanlara, baş edemeyip hayatını karartanlardan daha fazla sempati beslediğini fark ettiğini yazmış. nasıl bir kendini fark ediş ve nasıl bir yüzleşme! ayakta kalana duyduğu sempati, o çocuğun bizleri, devleti affedişinden geliyor aslında.

of of konu fazlasıyla tabu! ama elbet içindeki insani merakla düşünen vardır; ne oldu da bu insanlar dağa çıktı diye. cevabın tamamı yok elbette ama bireysel tarih anlatıcılığının gücüne inananlar için güzel bir kaynak olur. biraz olgun bir kafa lazım zannediyorum çünkü içerik bazen yaralayıcı. biraz da açık bir zihin lazım hazmetmek için yazılanları. faşolar okumasın, çok duygusallar ve çocuklar da okumasa güzel olur.
hiç bir çocuğun bunlara maruz kalmayacağı bir ülke dilerim hepinize, bir de biraz empati!
312 syf.
·Puan vermedi
Kitap için hiç inceleme olmaması beni bir inceleme oluşturmaya itti. Her ne kadar söylemek istediklerimin tümünü söyleyemeyeceksem de kitaptan izlenimlerimi aktarayım.
Kitap, 90'lı yıllarda resmen bir iç savaşın hüküm sürdüğü ortamda, çocuk olmak gibi bir talihsizlik yaşayan çocukların röportajlarını içeriyor. Yaşadıklarını, o zamanki psikolojilerini, pek farklı olmayan şu anki psikolojilerini ve dileklerini kanlı canlı karşılarındaymışçasına dinliyorsunuz. Dinlemek yetmez, empati kurmak, anlamak lazım. Tüm bildiklerinizi bir kenara çekip , kitapta anlatılanların bir an bile olsa gerçek olduğuna ihtimal vermeniz gerek görüşünüz ne olursa olsun. Evet bu kitabın en çok kazandıracaklarından biri olarak değerlendiriyorum empatiyi. Empati kurun; ama yıkmaktan korkmayacağınız tabularınızı yıkarak, fikirlerinizin değiştirilmesine cesaret ederek.
312 syf.
·Puan vermedi
Dili akıcı, uslup doğal, sıkmıyor okutuyor kendini. Keşke ilk sayfada yazıldığı gibi tarafsız anlatılsaydı herşey. Uygulananlar her zaman eleştirilebilir, çok acılar çekildi, büyüklerin hatalarının bedelini maalesef çocuklar da ödedi.
Okurken o yıllara gittim, o yıllarda ben de oradaydım ancak anlatanların karşı tarafındaydım. 90-95 yılları arasında ben de yaşadıklarımı anlatsam, kitabı okurken ben nasıl ağladıysam belki kitapta anlatıcı olanlar da gözyaşlarını tutamaz.
Asker, polis çocuğu olmak zaten zordur ancak Doğu ve Güneydoğu’da daha zordur...sınıfta seninle kimsenin konuşmamasının ne demek olduğunu yaşamayan bilemez, okuldan çıkıp oturduğun lojmana gidene kadar taşlarla sopalarla kovalanmanın ne demek olduğunu da... ben yaşadıkkarımın hiçbirini unutmadım, unutamam.
Daha fazlasını da burada anlatamam...Acılar silinmeyecek ancak hiçbir insan hele ki hiçbir çocuk korkuyla yaşamayı haketmiyor. Bu ülke hepimizin. Okumaktan ve anlamaya çalışmaktan korkmayın lütfen. O yıllardan geçip şimdi kocaman insanlar olduk yarınlarımızın da bizim yaşadıklarımızı yaşamaması için herkes empati yapmak zorunda. Bu ülkede büyüklerin hatalarını çocuklar ödememeli artık.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bildiğin Gibi Değil
Alt başlık:
90'larda Güneydoğu'da Çocuk Olmak
Baskı tarihi:
Haziran 2011
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753428132
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınevi
Bildiğin Gibi Değil, iki genç araştırmacı Funda Danışman ve Rojin Canan Akın'ın, 90'lı yıllarda çocukluğu Güneydoğu’da geçmiş Kürt gençleriyle yaptıkları on dokuz söyleşiyi bir araya getiriyor.Söyleşi yapılan gençler yoğun bir şiddet ortamında geçen çocukluklarını ve ilkgençlik yıllarını anlatıyorlar: "Kışlaya benzeyen okullarda" geçen, Türkçe bilmedikleri için bir çok trajikomik olay yaşadıkları, öğretmenlerden gerizekâlı muamelesi gördükleri, zaman zaman ajanlık teklifleri aldıkları eğitim hayatlarını... Babalarının, analarının, kardeşlerinin, arkadaşlarının gözlerinin önünde dayak yediği, öldürüldüğü, koruculuğa zorlandığı, evlerinin kurşun yağmuruna tutulduğu, "sevdikleri, değer verdikleri insanların tek tek kaybolduğu", kaybettikleri yakınlarının kavurucu özlemiyle dolu aile hayatlarını... Sokaklarda, "yanı başlarında sürekli birilerinin öldürüldüğü" bir ortamda, mayınların arasında oynadıkları ya da BM mülteci kamplarında geçen gündelik hayatlarını anlatıyorlar bize.

Kitabı okuyanlar 152 okur

  • Hümeyra Esma Yalçınkaya
  • Derya bakırcı
  • Hatice Kübra Karakoç
  • cihan yilmaz
  • Veysikan
  • Hanım koçyiğit
  • kutsi
  • Özlem yılmaz
  • Elvan Çetinkaya
  • Ali İPEK

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%50
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.4
Erkek
%28.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.9 (14)
9
%38.5 (15)
8
%20.5 (8)
7
%5.1 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0