Bildiğin Gibi Değil (90'larda Güneydoğu'da Çocuk Olmak)Rojin Canan Akın, Funda Danışman

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.227
Gösterim
Adı:
Bildiğin Gibi Değil
Alt başlık:
90'larda Güneydoğu'da Çocuk Olmak
Baskı tarihi:
Haziran 2011
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
13 978-975-342-813-2
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınevi
Bildiğin Gibi Değil, iki genç araştırmacı Funda Danışman ve Rojin Canan Akın'ın, 90'lı yıllarda çocukluğu Güneydoğu’da geçmiş Kürt gençleriyle yaptıkları on dokuz söyleşiyi bir araya getiriyor.Söyleşi yapılan gençler yoğun bir şiddet ortamında geçen çocukluklarını ve ilkgençlik yıllarını anlatıyorlar: "Kışlaya benzeyen okullarda" geçen, Türkçe bilmedikleri için bir çok trajikomik olay yaşadıkları, öğretmenlerden gerizekâlı muamelesi gördükleri, zaman zaman ajanlık teklifleri aldıkları eğitim hayatlarını... Babalarının, analarının, kardeşlerinin, arkadaşlarının gözlerinin önünde dayak yediği, öldürüldüğü, koruculuğa zorlandığı, evlerinin kurşun yağmuruna tutulduğu, "sevdikleri, değer verdikleri insanların tek tek kaybolduğu", kaybettikleri yakınlarının kavurucu özlemiyle dolu aile hayatlarını... Sokaklarda, "yanı başlarında sürekli birilerinin öldürüldüğü" bir ortamda, mayınların arasında oynadıkları ya da BM mülteci kamplarında geçen gündelik hayatlarını anlatıyorlar bize.
Üniversite yıllarında okuduğum etkileyici röportaj kitabıdır. İki genç araştırmacı Funda Danışman ve Rojin Canan Akın'ın, 90'lı yıllarda çocukluğu Güneydoğu'da geçmiş gençlerle yaptıkları on dokuz söyleşinin röportaj tadında bir araya getirilmesiyle oluşmuş; okurken, okumaktan çok okutma isteği uyandıran bir eserdir.

Kitapta en ufak ajitasyon yok, propaganda yok, masum çocuk hikayeleri var yalnızca. Burnumuzun dibinde, aynı toprakları paylaştığımız ama birbirimize bir türlü sahip çık(a)madığımız insanların hikayeleri.

Okurken, yaşananları bir kez de o insanların ağzından dinlerken, utançtan yerin dibine girme hissi uyandırıyor ve son derece etkili hayat hikayeleri barındırıyor. Okumamın üzerinden seneler geçmiş olmasına rağmen hala etkisini hayatımda hissedebiliyorum. Öyle çarpıcı bir eser ve hayata bakışınızı değiştiriyor.

Bu sitede bile, bu çarpıcı kitabın ne kadar az okunduğunu gördüğümde hayretler içerisinde kaldım. Bu kadar mı geçmişimize sırtımızı döndük, anlamıyorum...

90'lı yıllarda Güneydoğu'da nelerin yaşandığını siz de merak ediyorsanız, tarafsız bir dille yazılan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Yok, ben gözümü kulağımı kaparım İstanbul'daki yaşamıma bakarım diyorsanız, hiç kendinizi yormayın.
Kitap için hiç inceleme olmaması beni bir inceleme oluşturmaya itti. Her ne kadar söylemek istediklerimin tümünü söyleyemeyeceksem de kitaptan izlenimlerimi aktarayım.
Kitap, 90'lı yıllarda resmen bir iç savaşın hüküm sürdüğü ortamda, çocuk olmak gibi bir talihsizlik yaşayan çocukların röportajlarını içeriyor. Yaşadıklarını, o zamanki psikolojilerini, pek farklı olmayan şu anki psikolojilerini ve dileklerini kanlı canlı karşılarındaymışçasına dinliyorsunuz. Dinlemek yetmez, empati kurmak, anlamak lazım. Tüm bildiklerinizi bir kenara çekip , kitapta anlatılanların bir an bile olsa gerçek olduğuna ihtimal vermeniz gerek görüşünüz ne olursa olsun. Evet bu kitabın en çok kazandıracaklarından biri olarak değerlendiriyorum empatiyi. Empati kurun; ama yıkmaktan korkmayacağınız tabularınızı yıkarak, fikirlerinizin değiştirilmesine cesaret ederek.
1990'lı yılları tüm çıplaklığıyla, dönemin tanıkları ve fotoğraflarıyla söyleşilerine yer verilmiş. O dönemdeki ohal ve uygulamalarına ışık tutuyor
"Benim Kürtçemde hayatın her şeyi var. Kürtçe espri yapabiliyorum. Kürtçe gülebiliyorum. Kürtçe konuşabiliyorum. Kürtçe ağlayabiliyorum. Kürtçe haykırabiliyorum. Benim dilimin eksikliği yok. Niye birileri inatla Türkçeyi öğretiyor? Benim dilimin ne problemi var ki?"
Aslında benim dilimde problem yok. Benim Kürtçemde hayatın her şeyi var. Kürtçe espri yapabiliyorum, Kürtçe ağlayabiliyorum, Kürtçe haykırabiliyorum. Benim dilimin eksikliği yok. Niye birileri inatla Türkçeyi öğretiyor? Benim dilimin ne problemi var ki?
Ölmeden birkaç gün önce babam bize meyve almıştı. Elma, portakal falan. Dolapta duruyordu, aldım onun elmasını. Bu babamın aldığı elma, dedim, damda oturup elmayı yedim, bunu çok iyi hatırlıyorum. Ağlayarak yemiştim o elmayı. Babamın en son aldığı şeydi. Bana çok iyi gelmişti.
Sınırsız bir dünya, tarafsız bir ülke, herkesin eşit haklara sahip olduğu bir ülke istiyorum.
Onlar kendi kimliklerinden , pek anlam veremedikleri bir kinle silinen tarihlerinden, kısacası, #Kürt olmaktan saklanıyorlar. Bunun adı #olaganüstü hâl..
Sonra beni götürdüler.
Oyun oynayalım, dediler.
Daha önce bizi doktora götürdükleri için bakire raporumuz var. Bakire olduğumuz için önden bir şey yapamıyorlar. Ha bire arkadan.Şişe vardı, bilmem ne vardı. Şişeyi içinde patlatalım mı, yok getir kıralım falan. Bilmem hangi ülkede öyle yapıyorlarmış.Kırıyorlar mı ne. Şişe oyunu oynayalım vesaire ama samimi olarak söylüyo...rum. Arkam parçalandı desem yeridir. Göğüs ucum koptu. Çıktıktan sonra tek dikiş attırdık. Göğsümün bu tarafından süt gelmiyor. Bende sadece iki gözenek var. O da kenarlarda kaldı. Üzerimde sigara yaktılar. Hâlâ izi var. Ben bir erkeğin bu kadar çirkinleşebileceğini orada gördüm. Daha hiçbir erkekle tanışmadan erkeklerin ne kadar çirkin olabileceğini orada gördüm... Bunlar devletin milliyetçileri,devlete sahip çıkanlar, koruyanlardı. Arkamızdan ha bire kan akıyordu....Karşıdan bir çığlık kopuyor ki dehşet. Küçük bir kız. Çığlığı korkunç. Anlamıyoruz. Dokuz veya on yaşlarındaydı. Bize göre çok çocuktu. Göğüsleri daha gelişmemişti. Hazal nasıl zevk alıyor musun, falan diyorlar. Ama kız ölüyor. Bir adam sürekli bağırıyor. Gözlerimiz kapalı. Anlamıyoruz. Arkamdan kanakıyor. Göğüs uçlarım ağrıyor, dayanacak güçte değilim.Vücudum alev alev yanıyor. Artık dayak yemek istemiyordum.Arkamın acısı beni zorluyor. Yanımdaki beni dürttü. Gözlerini aç, dedi. Açamam, dedim. Dayanacak gücüm yok, dedim.Kürtçe, aç gözlerini, dedi. Kararlı sesi beni korkuttu.Göğüsleri daha belirgin olmayan bir kız çocuğu, saçları dağılmış. Kızın bacaklarının arasından kan akıyor. Ne oldu anlamadık. Tokat atıyorum yok. Kızın gözleri fal taşı gibi açılmış. Kız defalarca tecavüze uğramış. Kızdan ha bire kan boşalıyordu. Ne yapsam kendine gelmiyor. Sanki gözleri yırtılıyor. Kürtçe konuşuyorum yok, Türkçe konuşuyorum yok.Hiç tepki yok. Kaskatı olmuş. Ped koyalım, bir şey yapalım diyorum ama taş gibi kaskatı. Ped tutacak gibi değil. Ben ses etmiyorum ama yanımdaki bastı küfrü. Artık ağzına geleni sayıyor. Biri gelip diyor ki dokuz kişi onu... Biraz daha konuşursanız yirmi kişi gelip sizi... Biri diyor ki babası daha konuşmadı mı? Babasını konuşturmak için küçücük kıza gözünün önünde tecavüz etmişler.”
90 lı yıllarda göz altında bir Kürt kızın yaşadıklarına dair anlatımı.
("Bildiğin gibi değil" adlı kitaptan alıntıdır)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bildiğin Gibi Değil
Alt başlık:
90'larda Güneydoğu'da Çocuk Olmak
Baskı tarihi:
Haziran 2011
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
13 978-975-342-813-2
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınevi
Bildiğin Gibi Değil, iki genç araştırmacı Funda Danışman ve Rojin Canan Akın'ın, 90'lı yıllarda çocukluğu Güneydoğu’da geçmiş Kürt gençleriyle yaptıkları on dokuz söyleşiyi bir araya getiriyor.Söyleşi yapılan gençler yoğun bir şiddet ortamında geçen çocukluklarını ve ilkgençlik yıllarını anlatıyorlar: "Kışlaya benzeyen okullarda" geçen, Türkçe bilmedikleri için bir çok trajikomik olay yaşadıkları, öğretmenlerden gerizekâlı muamelesi gördükleri, zaman zaman ajanlık teklifleri aldıkları eğitim hayatlarını... Babalarının, analarının, kardeşlerinin, arkadaşlarının gözlerinin önünde dayak yediği, öldürüldüğü, koruculuğa zorlandığı, evlerinin kurşun yağmuruna tutulduğu, "sevdikleri, değer verdikleri insanların tek tek kaybolduğu", kaybettikleri yakınlarının kavurucu özlemiyle dolu aile hayatlarını... Sokaklarda, "yanı başlarında sürekli birilerinin öldürüldüğü" bir ortamda, mayınların arasında oynadıkları ya da BM mülteci kamplarında geçen gündelik hayatlarını anlatıyorlar bize.

Kitabı okuyanlar 53 okur

  • Margarita Pesadilla
  • Ersin ERDOĞAN
  • Huzur
  • Virginia_ Simone
  • Derya Ökmen
  • Ragarus
  • Habibe
  • Mehmet Kervancı
  • vedat uğur
  • Cansu Özyapıcıel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%50
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.4
Erkek
%28.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.4 (5)
9
%47.1 (8)
8
%17.6 (3)
7
%5.9 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0