Bilgelik Hikayeleri Felsefe Diyarından Hikmet Yurduna

8,3/10  (24 Oy) · 
72 okunma  · 
25 beğeni  · 
1.336 gösterim
Bazen bir hikmetli söz, bir anekdot insanın hayatını, düşünce ufkunu, zihniyetini ve her şeyini alt üst edecek güçte şok tesiri yapar. Bu yüzden bu tür hikmetli kıssalar bir aynadır, insanın iç dünyasını yansıtır. Bizden önceki yaşayanların halidir. Bize iyi veya kötü yönde örnek tarafları vardır. İbrettir, örnektir, uyarıdır, çağrıdır... Hikâyeler, öğüt verir, hikmeti anlatır, rehberlik eder, vicdani rahatlatır, hikmet ekseninde uyanmayı sağlar.

Bu eserde insanın zihninde geçmişteki insanların şimşekler çakan sözleri, olayları, hatıraları, hikâyeleri veya fabl türü kurguları bulacaksınız. Filozofların hayatlarından sunulan kesitlerle, onların söz ve davranışlarında, onları filozof yapan özelliklerini ön palana çıkaran hikmetin evrenselliğini göreceksiniz.

Bu eserde sadece filozoflar arasında seyahat etmeyeceksiniz. Onların sözlerinden, öğütlerinden veya hayatlarından kesitler okurken, aslında kendi duygularınızın, tecrübelerinizin ve inançlarınızın arasında bulacaksınız kendinizi. Belki Efendimiz (a.s.) söylemişti de onlara mal etmişler bu sözleri diyeceksiniz zaman zaman. Mutasavvıflar sizinle beraber yolculuk edecektir bu hikmet yolunda. Bilgeliği keşfedeceksiniz, başarının sırlarına vakıf olacaksınız. Sevginin, mutluluğun önemini ve tadını kavrayacaksınız bu satırlar arasında gezerken. Belki tabiattan değişik cansız veya canlı varlıklarla özdeş hissedeceksiniz kendinizi bir anda. Belki ben de böyle biri olabilirim, neden olmasın ki diyeceksiniz zaman zaman gözyaşlarınızı göz kapaklarınızın altında saklayamayacak derecede duygusallaşarak. Hayatınızın kodlarını bakış açısının önemi üzerinde tekrar kodlayacaksınız. Ama her şeyden önce ve her şeyden öte, felsefe diyarından hikmet yurduna bilgelik rehberliğinde seyahat ederken hayatınızda pek çok şeyin bu kesitlerle beraber akıp gittiğini göreceksiniz. Tekrar oturup düşüneceksiniz ve diyeceksiniz ki;

Demek ki felsefe hayatımızın tam ortasındaymış...

Demek ki felsefe hayatın ta kendisiymiş...
(Tanıtım Bülteninden)
Rümeysa Başakın 
21 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Her insanın kütüphanesinde ve düşüncelerinde yeri olması gereken bir kitap . Bazı dersler hayatta yaşanılarak değil okuyarak alınmalıdır. Kesinlikle okuyun ! Bu kitabı okumam için bana veren arkadaşıma çok teşekkür ederim . Kitaplar paylaşıldıkça güzeldir.

Polat S. 
02 Şub 2013 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Cevdet Kılıç'ın Bilgelik Hikâyeleri adlı çalışmasında, Antik çağ Yunan filozoflarından Thales, Bias, Pittakos, Kleobulos, Khilon, Solon, Periandros gibi isimlerin yanında; Sokrates'ten, Diyojen'den ilkçağ filozoflarından çeşitli konularla ilgili hikmetli hikâyelerin ve sözlerin yer aldığı görülmektedir.Yalnız batı değil, doğu dünyasından da öğüt verici hikâyelerin ve örneklerin yer aldığı, alanında özenle hazırlanmış bir çalışma örneğini gösteren kitap, zengin bir kültür hazinesi değerinde...

Mehmet MUCUK 
14 Ağu 13:30 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

okurken okuyucuyu yormayan, hoş anektodlar barındıran, yer yer de insanı düşünmeye sevk eden hoş bir kitap, seyahat esnasında okunabilecek güzel bir kitap derlenmiş. emeği geçenlerin eline sağlık

Kitaptan 37 Alıntı

Zeka
Bir bilgeye sordular:
— Bir insanın zeki olduğunu nereden anlarsınız?
— Konuşmasından.
— Ya hiç konuşmazsa.
— O kadar akıllı insan yoktur ki?

Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 132 - İnsan yayınları)Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 132 - İnsan yayınları)

Avucunuzdaki kelebek
Zamanın birinde çok akıllı iki kardeş yaşarmış. Etrafındaki ve okuldaki bilgiler kendilerine yetmediğinden, annesi onları, bulundukları beldenin bilge adamına götürmüş.

Kardeşler, bilge adama pek çok sorular sormuşlar ve her defasında kendilerinin tatmin olduğu cevaplar almışlar. Bundan çok memnun olan kardeşler, bir müddet için bilgenin yanında kalıp daha çok şeyler öğrenmek için annelerinden izin istemişler ve bilge adamın yanında kalmışlar.

Bilge adama sorduklarına ve aldıkları cevaplara çok sevinen ve mutlu olan çocuklar bir süre sonra bu işten sıkılmaya başlamışlar. Bilgenin bilemeyeceği bir soru bulmamız lazım diye düşünmüşler.

Kardeşlerden biri, “Buldum” demiş. “İki elimin arasına bir kelebek koyacağım ve bilge adama soracağım. Avucumun içinde bir kelebek var, canlı mı ölü mü? Ölü derse kelebeği bırakacağım, canlı derse avucumu hafifçe bastıracağım. Her ne derse cevabını bilemeyecek!”

Kelebeği ellerinde tutan kardeşlerden biri, kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatmış ve sormuş...

“Avucumun içinde bir kelebek var, canlı mı ölü mü?”

Bilge, uzun uzun çocuğun gözlerinin içine bakmış ve cevaplamış:

“Senin ellerinde evladım, senin ellerinde...

Aşkınız...

Geleceğiniz...

Gençliğiniz...

Hayatınız...

Her şeyiniz...

Huzurunuz...

Mutluluğunuz...

Sizin ellerinizde...”

Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 143 - İnsan yayınları)Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 143 - İnsan yayınları)

Çok israf eden birisi, Sokrat'a gelip, hiç parası kalmadığından dert yanmış ve biraz borç para vermesini istemiş. Sokrat adama şu cevabı vermiş: "Masraflarınızı
kısarak, kendinizden borç alın... ”

Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 48 - İnsan yayınları)Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 48 - İnsan yayınları)
Irem 
16 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Menfaatimize göre değil, vicdanımıza göre yaşayacağımız bir hayat dileğiyle...

Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 188)Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 188)

İNANIYOR MUSUN?
Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal traşı olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar.Değişik konular üzerinde konuştular. Birden Allah ile ilgili konu açıldı…
Berber: ” Bak adamım, ben senin söylediğin gibi Allah’ın varlığına inanmıyorum.”
Adam: ” Peki neden böyle diyorsun?”
Berber: ” Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için dışarıya çıkmalısın. Lütfen bana söyler misin, eğer Allah var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu, terkedilmiş çocuklar olur muydu? Allah olsaydı, kimseye acı çektirmez, birbirini üzmezdi.Allah olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini sanmıyorum…”
Adam bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz bir tartışmaya girmek istemediği için cevap vermedi. Berber işini bitirdikten sonra adam dışarıya çıktı. Tam o anda caddede uzun saçlı ve sakallı bir adam gördü.Adam bu kadar dağınık göründüğüne göre belli ki traş olmayalı uzun süre geçmişti. Adam berberin dükkanına geri döndü.
Adam: ” Biliyor musun ne var, bence berber diye birşey yok”
Berber: ” Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim.”
Adam: ” Hayır, yok. çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı.”
Berber: ” Hımmm… Berber diye birşey var ama o insanlar bana gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?”
Adam: ” Kesinlikle doğru! Püf noktası da bu! Allah var, ve insanlar ona gitmiyorsa, bu gitmeyenlerin tercihi. İşte dünyada bu kadar çok acı ve keder olmasının nedeni!

Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 273 - İnsan yayınları)Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 273 - İnsan yayınları)

İKİ Kişi
Xenocrates (Zenon) bir öğrencisiyle konuşuyor, o ne derse öğrencisi sürekli onaylıyormuş. Filozofun sabrı tükenmiş ve bağırmış: "Hiç olmazsa bir kere itiraz et, başka bir fikir söyle de, iki kişi olduğumuzu anlayayım.”

Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 83 - İnsan yayınları)Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 83 - İnsan yayınları)

EBHERî VE FELSEFE
Kaf Sûresi'nin 6. ayetinin tefsirini yaparken Esîrüddîn Ebherî, Batlamyus'un astronomi kitabını okuturdu.
Bunu okutmasını hoş görmeyen biri, "Müslüman
çocuklarına böyle ne okutuyorsun?” diye sorunca meali; "Yerleri, gökleri, yıldızları , bitkileri ne güzel yarattığımızı görmüyorlar mı?” olan, "Kaf Sûresi'nin altıncı ayetini tefsir ediyorum” diyerek cevap vermiştir.

Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 100 - İnsan yayınları)Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 100 - İnsan yayınları)

Ön Yargı
O gün derse geç kalmıştı. İlk ders Matematikti. Hocayı ve arkadaşlarını rahatsız etmemek için kantinde oturmuş, dersin bitmesini beklemişti. Bir sonraki ders için sınıfa girdiğinde, tahtada, sonunda soru işareti bulunan iki işlem gördü. Kalemini defterini çıkarıp hemen not etti kimsecikler tahtayı silmeden.

Diğer dersler bitmiş, eve dönmüştü. Defterinde çözülecek iki tane soru vardı. Defterini açtı, ama sorular bayağı zor görünüyordu. Sınıfta durumu da fena sayılmazdı hani. Uğraştı durdu soruları çözmek için. Hoca bazen böyle ev ödevi verir ve yapılıp yapılmadığını da kontrol etmezdi. Ancak yapanlar mutlaka bunun karşılığını en azından bir iltifatla alırlardı. Bazen nota da etki ederdi tabii bu durum

Ertesi gün uzun uğraşlardan sonra çözdüğü soruları koydu hocanın masasının üzerine. Biraz da zor olmuştu hani. Hocanın yüzünde değişiklikler oluyordu işlemi kontrol ederken.

‘Nasıl buldun bu sonucu?’ dedi hoca heyecanla. Bu soru 150 yıldır çözülemiyordu. Ben dün tahtaya matematiğin problemlerini anlatırken yazmıştım bu soruları. Kendim çözmeyi denemediğim gibi, bizim gibi normal(!) İnsanların da denemeyeceğini düşünüyordum. Enteresan dedi.

Şaşırarak cevap verdi hocaya: ‘dün derse geç kalmıştım. Tahtada soruyu görünce diğer ödevler gibi zannettim. Ve biraz da zorlanarak akşam evde yaptım’
Hoca sınıfa döndü:
İşte arkadaşlar, 150 yıllık soru dediğimiz, aslında 150 yıllık önyargımızmış. Eğer biz de önyargılarımızdan kurtulabilsek, 2000 yıllık soru ve sorunları da çözeriz herhalde

Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 265 - İnsan yayınları)Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 265 - İnsan yayınları)

Le Monde muhabiri, 1922'de Türkiye'ye gelir.
Memleketin Kurtuluş Savaşı yıllarıdır. Anadolu aç sefil
ve perişandır. Analar dul, çocuklar öksüz kalmıştır.
Muhabir, ülkeyi gezip görecek ye gazetesinde haber
yapacaktır. İstanbul'dan trenle Eskişehir'e gelen
muhabir, istasyonda çuvalın dibini delip başlarını,
yanlarını delip kollarını çıkarmış, ayakları çıplak üç tane
çocukla karşılaşır. Yaşları 7, 8 ve 9 olan üç çuval içinde
üç çocuk!..
Yanlarına yaklaşır ve birine sorar:
-Evladım baban nerede!
-Babam Çanakkale'de öldü, der.
-Niye öldü?
-Din için.
-Nereden biliyorsun?
-Hoca efendi söyledi.
Muhabir bir diğerine döner ve ona da aynı soruyu
yöneltir. "Ya senin baban” deyince, "Benim babam
Yemen'de öldü. Vatan için” der.
Üçüncü çocuk da buna benzer cevaplar vermiştir.
-Peki size kim bakıyor?
-Burada bir ebe annemiz var, o bakıyor derler.
Derken yaşlı bir kadın, istasyonun yakınlarındaki
kulübesinden çıkarak çocuklara doğru seslenmeye
başlar:
-Gazanfer!... Muzaffer!... Mücahid... çorba yaptım,
gelin için...
Le Monde muhabiri Avrupa'ya döner, gazetesine şöyle
bir başlık atar;
Elde yok, avuçta yok, çuval içindeler, aç ve sefiller, ama
isimleri,
Gazanfer,
Muzaffer ve Mücahid... bu millet yenilmez" der.

Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 310 - İnsan yayınları)Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 310 - İnsan yayınları)

Sokrates
Sorgulanmamış bir hayat süren insanların hayatı kendi ellerinde ya da kendi kontrollerinde değildir; onların denetimi dışarıdan gelmektedir.

Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 45 - İnsan yayınları)Bilgelik Hikayeleri, Cevdet Kılıç (Sayfa 45 - İnsan yayınları)
4 /