Bilgi Çağını Anlayamadık (Teknoloji, internet, sosyal medya)

·
Okunma
·
Beğeni
·
276
Gösterim
Adı:
Bilgi Çağını Anlayamadık
Alt başlık:
Teknoloji, internet, sosyal medya
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059867788
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gece Kitaplığı
İnsanlık tarihini 100 yıla oranlarsak, benzinle çalışan otobomil 98 yaşının sonuna, aya gidiş 99 yaşına rastlar. İddiaya göre şuan her iki günde bir, insanlık tarihinin başından 1950 yılına kadar üretilmiş kadar bilgi üretiliyor. Bu bilgiyi kontrol için elimizde her türlü araç, platform ve teknoloji mevcut. Ancak...
(Tanıtım Bülteninden)
152 syf.
·Beğendi·9/10
Teknoloji vazgeçilmezimiz artık değil mi? Uzak kalmaya dayanamıyoruz. Ancak bizden önceki kuşağın şimdiki gibi böyle bir sorunu yoktu. Teknolojinin geçiş dönemini yaşayanlar öncesi sonrası kıyaslamayı daha iyi gözlemlerler. Şu dönemde doğanların hiçbiri bunu bir mucize olarak görmeyecekler.
.
İşte bu geçişte gözden kaçanları ve teknokojinin doğru amaçlarını gözler önüne seren bir çalışma "Bilgi Çağını Anlayamadık". Çok yönlü yazarımız yine kendine özgü anlatımı, toplumsal dokundurmaları ile akıcı anlatımını ve gizlide bırakılmaya çalışılmış noktaları üstündeki tozları üfleyerek bizlere getirmiş. Okurken gerçekten de hak vermemek elde değil. Genel ağın ne duruma geldiğini hepimiz biliyoruz. Güvenirliği tartışılır, bilgi kirliliği üst seviyede, amacı dışında kullanılmaya çalışılan bir ortam durumunda.
.
"Doğaya, çevremize, yaşamımıza yaptığımızı internete de yapıyoruz." diyor sona doğru yazar. Yani bozuyor, yıkıyor ve orayı bırakıp gidiyoruz. İnanılmaz bir vurdumduymazlık. Öte yandan nasıl olması gerektiğine de odaklandırıyor. Okuduktan sonra önce kendinize ardından internete, teknolojiye olan bakış açınızı etkileyecektir diye düşünüyorum. Elimizin altındaki bu ucu bucağı olmayan bu teknolojiyi en verimli biçimde kullanmaya bir an önce başlamalıyız.
152 syf.
·8/10
Bizler hiçbir şeyin farkında değiliz. Dünya çok farklı olaylar peşinde koşarken biz hashtag bile kullanamıyoruz. Sosyal medya artık bir dedikodu mekanı. Telefonlarımızın camlarının arkasındaki dijital dünyaya her yere baktığımızdan daha çok bakıyoruz. Çok önemli işler peşindeymişiz gibi her ortamda, her koşulda bakmadan duramıyoruz. Ailemizle vakit geçiriyor zannederken sadece yanlarında oturup onların da kendi ekranlarına bakmasını seyrediyoruz.’Nasılsın?’ sorusunu bile duymuyoruz çoğu zaman. Sanırım Japonya’daydı, yürürken telefonuyla ilgilenenler için özel kaldırım yapmışlar. O kadar kaptırmışız ki kendimizi o ekranlara, kim olduğumuzu bile unutmuşuz. Bir araya geldiğimizde konuşacak 2 kelime bulamıyoruz. Telefonun şarjı bittiğinde ‘şarjım bitti’ diyoruz. Artık onun bedenimizin bir duyusu olduğunu kabul ediyoruz. Sosyal mecralar, doğru amaçlar için kullanıldığında gerçekten çok faydalı bilgiler içeriyor. Ama bizim bu alanlardan çıkardığımız tek şey kim ne yapıyor, nasıl giyiniyor, kiminle yaşıyor. Reha Bey’in bu kitapta değindiği konu çok güzel. Başarılarının devamını can-ı gönülden dilerim. Dış dünyanın pencerelerine bakmak yerine iç dünyamızın pencerelerini görmek dileğiyle..
‘’İnsanların büyük kısmı yaşamıyorlar, sadece varlar’’ Oscar Wilde
152 syf.
·3 günde·8/10
Reha Bey' in okuduğum ikinci kitabı. Bu eseri de gerçekten okunmaya değer. Kitapta ; teknoloji ve sosyal medya ile ilişkimizi ele alan yazar, Dijital devrime yani Endüstri 4.0 'a adapte mi olduk yoksa onun kölesi mi olduk sorusunu zihnimde canlandırdı. Acaba teknoloji bizim için bir nimet mi? Yoksa esiri olduğumuz bir bağımlılık mı? Sosyal medya platformlarını kuruluş amaçlarını uygun mu kullanıyoruz yoksa tamamen ego tatmini ve sürü psikolojisi ile mi? Peki Dijital Devrim'in gerçek fonksiyonu ve amacı nedir? Nasıl esas amaca geri dönebiliriz?
Hepsi birbirine benziyor. Her biri ötekilerin yaptığını yapıyor. Biriyle konuştum mu, hepsiyle konuşmuşum gibi geliyor. Diyor Andre Gide . Sahi biz sosyal medyayı, teknolojiyi ve interneti yanlış mı anladık?
‘’Facebook gittikçe kendini tekrar ediyor, mecburen. Bunun Facebook’la hiçbir alakası yok, tamamen insanların karakterleri ile ilgili. İnsanlar; 5 yılda yüklediği 100. profil resminde aynı kişilerden aynı yorumları almaktan bıkmadılar. Bazı kişiler hala ısrarla paylaşırsa insanların siyasi fikirlerini değiştirebileceğini düşünüyor. Bazıları kendi tuttuğu takımın en başarılı olduğunu ispatlarsa kendisine duyulan saygının artacağını zannediyor. Kimisinin tüm hayatı gözlerimizin önünde ama umurumuzda değil.’’
‘’Gördüğüm kadarıyla istemeye istemeye dershaneye gidip, biraz puan alıp yıllarca atanmayı beklerken Facebook’ta önüne gelene oyun isteği yollayacaklar. Bu sırada Samsung S4 ile attıkları tweetlerde atanamadıkları için buna çatacaklar.’’
‘’Kore’nin SBS televizyonu, Facebook’da bir sayfa açmış. Türkiye’de ortaokul öğrencilerinin girdiği sınavın ismi de SBS. Sınavdan bir gün önce binlerce öğrenci Facebook’ta arama yapıp SBS televizyonu sayfasına giriyorlar. Profil resmi, sayfa içeriğindeki Korece yazıları falan görmüyorlar bile.hepsi sayfanın duvarında ‘sınava girecek herkese başarılar’ diliyorlar. Televizyon kanalı yetkilileri binlerce Türk hesabının kendi duvarlarına yazmalarına anlam veremeyip ne yazdığını anlayacak birini bulana kadar panik içinde araştırma yapıyorlar. Yayınları sırasında farkında olmadan Türklere hakaret ettiklerini sanıyorlar.’’
‘’Sürekli karikatür paylaşan komik biri gibi görünmeye çalışıyor, sürekli şarkı paylaşan birine laf göndermeye çalışıyor derler. Bu hesaba göre neden kültürlü görünmeye çalışan kişi güzel söz sayfasını beğenmek, bilimle ilgili görünmek isteyen kişi sözde bilim sayfalarındaki ilginç bilgiler’i duvarında paylaşmak yerine adam akıllı ve kaliteli videoları paylaşmaz? Çünkü onlar ortak payda değil, sıkıcı.’’
‘’Niteliksiz kalabalıklar çok tehlikelidirler. Ortama kafalarında şekil verir ve kendi amaçları için kullanırlar. Oluşturdukları alışkanlıklar asla temizlenemezler. Ve doğru şekilde kullanmadıkları her şey için oluşumları suçlarlar.’’
‘’İnsanlık hiç bu kadar bilginin çok ancak cehaletin, bilgiye düşmanlığın, teknolojiye ilgisizliğin çok olduğu bir çağ daha görmemişti.’’

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bilgi Çağını Anlayamadık
Alt başlık:
Teknoloji, internet, sosyal medya
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059867788
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gece Kitaplığı
İnsanlık tarihini 100 yıla oranlarsak, benzinle çalışan otobomil 98 yaşının sonuna, aya gidiş 99 yaşına rastlar. İddiaya göre şuan her iki günde bir, insanlık tarihinin başından 1950 yılına kadar üretilmiş kadar bilgi üretiliyor. Bu bilgiyi kontrol için elimizde her türlü araç, platform ve teknoloji mevcut. Ancak...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 12 okur

  • Duygu Yalçın
  • Mustafa Uysal
  • Şevval Çiyancı
  • Berkay Tekin
  • ayşe hümeyra kaynar
  • Betikevi
  • KAZIM KAAN KOZAK
  • Kübra Odabaşı
  • ÖMER CAN KOÇ
  • Abdullah Reha Nazlı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%44.4 (4)
9
%22.2 (2)
8
%33.3 (3)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0