Bilim Ne Değildir? (Yeni-Ateist Bilim Anlayışının Felsefi ve Sosyolojik Analizi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
256
Gösterim
Adı:
Bilim Ne Değildir?
Alt başlık:
Yeni-Ateist Bilim Anlayışının Felsefi ve Sosyolojik Analizi
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059588560
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğu Kitabevi
Alper Bilgili bu çalışmasında, bilimin doğasını, amaçlarını ve meşru sınırlarını Richard Dawkins, Sam Harris ve bilhassa yeni-ateizmin Türkiye’deki en önemli temsilcisi olan Celâl Şengör’ün bilim anlayışları üzerinden tartışmayı hedeflemektedir. Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi ülkemizde de geniş bir okur kitlesine sahip olan yeni-ateist düşünürler, metafizik ve ideolojik kaygılarla doğa bilimlerinin amacını ve sınırlarını yanlış bir şekilde tasvir etmekte, doğa bilimlerinden toplumsal meseleler de dâhil olmak üzere her konuda rehberlik yapmasını beklemekte, doğa bilimleri dışında kalan bilgi türlerini küçümsemekte hatta gayrimeşru ilan etmekte, bilimi özcü bir yaklaşımla dinin tam karşısına yerleştirmekte, bilim ve din arasında kurdukları bu dikotominin bir sonucu olarak sekülerleşmeyi hızlandırıcı sosyal politika taleplerinde bulunmaktadırlar. Sonuçta, yeni-ateist düşünürler, okurlarını bilimin niteliği ve işleyişi konusunda yanlış bilgilendirmekte, daha da vahimi, bilimi metafizik ve ideolojik pozisyonlarının sözcüsü olmaya zorlayarak bilimin toplum nezdindeki itibarını zedelemektedirler. Yeni-ateist düşünürlerin, bilime ve bilhassa bilim-din ilişkisine dair iddialarının sosyoloji ve felsefenin sunduğu teorik araçlarla değerlendirildiği, bilimin ideolojik kaygılarla araçsallaştırıldığının tarihsel verilerle gösterildiği bu kapsamlı ve nitelikli çalışmanın, Türkçe literatürde önemli bir açığı kapatacağı rahatlıkla söylenebilir.

(Tanıtım Bülteninden)
Bilimin ne olduğu kadar ne olmadığı da çok önemlidir. Aynı şekilde dinin ne olduğu kadar ne olmadığı da çok önemlidir. Ama bilim veya din, ne dogmatik ve bağnaz din adamlarının dediği gibi bilim bizim düşmanımızdır, ne de din bazı materyalistlerin, yeni-ateistlerin dediği gibi dünyadaki savaşların ve ölümlerin sebebidir. Kısaca anlatmak gerekirse, ne bilim orucu bozar, ne de din suyun 100 derecede kaynamasını engeller.

Alper Bilgili, bu çalışmasında bilimi sınırları içinde yorumlayarak, bilime olmadığı anların üstünde anlamlar yükleyenlere cevap verir nitelikte, kaynaklarıyla beraber tartışmayı hedefliyor. Özellikle yeni-ateistlerin daha doğrusu moda olan yeni-ateist akımının kitlesine, Richard Dawkins’e, Sam Harris’e ve en başta da ülkemizde olan bu vagonların başındaki lokomotifte bulunan Celal Şengör’e cevaplar veriyor. Şengör’ün bilim alanındaki çalışmaları asla ve asla kenara atılamayacak türden, bunu düşünmeden kabul etmeliyiz; ama Şengör’ün bunların yanında koca bir yanlışı var ki, o da: Aykırı olma isteği ve içindeki bazı düşüncelere yenilme durumu. Askeri darbelere sempati duymasıyla beraberi Kızılderili soykırımını geri kalmış bir toplum oldukları için gerekli ve doğru bulması, 80 darbesi sonrası tutuklu kişilere dışkı yedirilmelerini, doğadaki bazı maymun ve hayvanların dışkı yediklerini söyleyip ve bunun da bilimde ve doğada olduğunu söyleyip, mahkumlara da dışkı yedirilmelerinde herhangi bir yanlış görmemesi vb. vs. vs. gibi birçok farklı ve saçma görüşleri üzerinden handikapları olan birisi.

Bilim, insanlığın iyiliği için kullanıldığında muhteşem bir araçtır, din de esas amacından çıkartılmayıp aynı insanlığın iyiliği için kullanılan bilim gibi içinde bulunulursa yine insanlık için muhteşem bir şeydir. Ama dini kullanarak, farklı dine, farklı mezheplere mensup kişileri öldürmek ne kadar yanlışsa, İkinci Dünya Savaşı’nda da vs. birçok bilimsel araştırma için yapılan kıyımlar da bir o kadar yanlıştır. Şengör gibi yeni-ateistlerin yaptıkları en büyük yanlışlardan biri maalesef bu durumun aynısı olup, kurum veya kişilerin yaptıkları yanlışlardan dolayı bir genelleme yaparak o şeyi komple bir yanlış olarak göstermeleridir.

Şengör ve yeni-ateistlerin bilime karşı işledikleri kusur da, dine karşı yaptıkları ayıp da, bilimi dinin karşısına yerleştirmek uğruna birçok kavramı çarpıtmalarıdır. Bilimi sınırlarının dışına çıkarmaya zorlamak ve insanlığa (#25708533) her konuda rehberlik edecek tek uğraş olarak gösterilmesi bunlardan birisi olmakla beraber, bana göre de en önemlisi. Şengör ve yeni-ateistler bilimi yetki sahibi olmadığı alanlarda konuşmaya zorlayarak belki de bilime yapılabilecek en büyük kötülüğü yapmaktadırlar. Şengör haricinden Kerem Cankoçak da bu duruma ufak bir örnek olarak gösterilebilir.

Şengör, hiç şüphesiz dinle ilgili çıkardığı sonuçlarında son derece yüzeysel olduğu bir gerçektir. Hatta dine mensup kişileri dogmatiklikle, bağnazlıkla suçlarken, hâlbuki dine karşı kendileri bağ bağnazlığı yapmaktadırlar ve bununla da beraber “Korkuluk Mantık Hatası” içinde boğulurcasına yüzerek. Ama yaptıkları bu korkuluk mantık hatası içinde de şöyle bir durumla karşılaşırlar, düştükleri mantık hataları yüzünden belki de haklıyken haksız duruma düşebilmekteler. Şu bir gerçek ki, çoğu insanın dinden soğumasının hatta uzaklaşmasının altında yatan en önemli etken dinin kendisi veya din ile bilimin karşı karşıya olurmuş gibi olması değil, dini kurumların ve kişilerin etkisidir. Bu kişilerin bir başka büyük hatası da bilim natüralizmin karıştırılmasıdır.

Kitap içeriğinden çok kitap ile ilgili uyuşan düşüncelerimi yazdığımı fark ettim, zaten kitapta genel olarak bu düşünceleri daha ayrıntılı olmakla beraber kaynakları ile veriyor.
Yeni-ateistler kimlerdir? Diğer ateistlerden farkı nedir? Neyi amaçlamaktadırlar? Bilimi kendi işlerine geldiği gibi nasıl saptırırlar?
Bu ve bu gibi soruların cevabını Celal Şengör, Richard Dawkins, Daniel Dennet gibi yeni-ateist yazarlar üzerinden verdiği örneklerle cevaplamaktadır yazar.
Alper Bilgili, direkt olarak kitabın adında bahsettiği ideolojiye adeta şarjörü boşaltıyor. Doğru ve tutarlı tespitleri biraz fanatik bir tavırla kaleme dökmüş diye düşünüyorum. Okuyucuya katacağı epey olgu var kitapta ama tavrını çok beğenemedim. Kitap okunmali diye düşünüyorum.
Kitap ön planda Celal Şengör ün kitaplarındaki fikirlerin incelenmesinden yola çıkarak yeni-ateist akımın sosyolojik ve kısmen felsefi analizini yaparak, bu kişilerin kendi fikr-i sabitelerini isbat etmek adına yer yer bilimsel verileri red ettiklerini yer yer de eski usül dayatmalarla hala dinin bilime düşman/zıt bir konumda olduğu iddialarının asılsızlığını çok akıcı ve sağlam argümanlarla izah eden bir eser olmuş. Kitabın yazılış stili ve içeriğinin zengin bir literatürle bezenmiş olması yazarın akademik yeterliliğinin yüksekliğini gostermektedir. Önümüzdeki yıllarda daha kapsamlı eserlerini de okumak şansına erişmek dileğiyle bilim felsefesi ve tarihine meraklı olanlara tavsiye edilecek bir kitap olduğu kanaatindeyim.
Alper bilgili bu eserinde bilimin sınırlarına, din bilim ilişkisine, bilimin açıklayabileceği ve açıklayamayacağı konulara deyiniyor. bunu yaparken objektif bir yaklaşım sergiliyor. asla bazı din adamları gibi bilim ve akıl karşıtlığı yapmıyor yine bilimcilerin yaptığı gibi bilimle aldatmıyor. bu kitap birçok yanlış önkabulün yıkılmasını sağlayacak, Celal Şengör gibi yeni ateist bilim insanlarının kendi ideolojik görüşlerine bilimi aracı etmelerinin deşifre olmasını beraberinde getirecek. bu kitabın bana çok şey kattığını söylemeliyim. alanına hakim bir yazardan din bilim ilişkisi ve yeni ateizm anlayışı gibi konularda birçok soruya cevap bulacağınız gönül rahatlığığıyla tavsiye edeceğim bir kitaptı bilim ne değildir...
Eğer tüm yemekler Pablum [Bir bebek gıdası] olsaydı muhtemelen dişlerimiz olmadan daha iyi durumda olurduk. Eğer tüm ilişkilerimizi kar-zarar hesabı ile analiz edebilseydik, muhtemelen ahlak olmadan daha iyi bir durumda olurduk.
Alper Bilgili
Sayfa 81 - Doğu Kitabevi
...yeni-ateistler, dini kendisine karşı mücadele edilmesi gereken ve mümkünse toplum hayatından tamamen silinmesi gereken bir öğretiler bütünü olarak görürler. Bu tavırları nedeniyle onları "militan" olarak tasvir edenler olmuştur.35
Alper Bilgili
Sayfa 36 - Doğu Kitabevi
Akla, bilime, tarihe aykırı da olsa her argüman Şengör'ün kabulüdür, yeter ki bu argümanın dine karşı kullanılabileceğini düşünsün.
Alper Bilgili
Sayfa 107 - Doğu Kitabevi
Hiçbir insanın otoritesi, gerçeğin üstünde değildir, kimsenin hatırı için gerçek perdelenemez.
Alper Bilgili
Sayfa 23 - Doğu Kitabevi
Şengör'ün -ve yeni-ateistlerin- yazılarının bilim için tehlikeli olma nedeni, sadece bilimin dinle çatışır bir şekilde resmedilmesi değildir. Şengör ve yeni-ateistler, bilime, bilimin talip olmadığı rolleri biçerek bilimin itibarını zedelemektedirler. Örneğin, onların yazılarından etkilenerek bilimin her konuda rehber edinilmesi gerektiğine inanan bir kişiyi ele alalım. Bu kişi, bilimin ahlaki konularda sessiz kaldığını görerek bilime duyduğu güveni yitirebilir. Oysa bilimin her konuda rehber olmak gibi bir iddiası yoktur. Bu konuda verilebilecek iyi bir örnek Avusturyalı edibiyatçı Stefa Zweig'ın uğradığı hayak kırıklığıdır. Zweig, otobiyografisinde 20. yüzyılın başında Avrupa toplumlarının hemen her gün yeni bir icatşa, yeni bir keşifle baş döndürücü bir değişimin içine girdiğinden ancak buna rağmen Birinci Dünya Savaşı'na sürüklenmekten kendilerini alıkoyamadıklarından bahseder.
Alper Bilgili
Sayfa 21 - Doğu Kitabevi
Sadece I. ve II. Dünya Savaşları'nda yaklaşık 70 milyon kişi yaşamını yitirmiştir. New York Times yazarlarından antropolog Richard A. Shweder, bu sevimsiz gerçeğin yeni-ateistler tarafından göz ardı edildiğine dikkat çeker. Ona göre bu tarihsel olaylar, militan seküler düşünürlerin inanmak istedikleri "Aydınlanma hikâyesi"ni yanlışlar niteliklerdedir. Bu hikâyede insanlık dinlerin yarattığı karanlıklardan uyanacak, dünyaya barış ve refah egemen olacaktır. Oysa dinlerin başka ideolojiler tarafından yerinden edildiği 20. yüzyılda, beklenen refah ve barışa yaklaşılamamıştır. Seküler İngiliz filozof Bertrand Russell da, İnsanlığın Yarını Var mı? (Has Man a Future?) isimli eserinde benzer hisleri paylaşır ve hayal kırıklığını dile getirir. Daha önce bahsettiğimiz gibi bu derin hayal kırıklığı Zweig gibi yazarlar tarafından da işlenmiştir.
Alper Bilgili
Sayfa 98 - Doğu Kitabevi
Bilim, insanın bilinç sahibi ve zeki olduğunu söyler, ancak bu, insanı üstün bir varlık yapmaya yetmez. Neden zekâyı üstünlüğün belirleyicisi olarak alalım ki? Neden hızlı koşan değil de zeki olan üstün olsun? Ya da şu soruyu soralım: Üstünlüğü belirleyen kriter zekâ ise zihinsel engelli kişileri ontolojik merdivende nereye yerleştireceğiz?
Alper Bilgili
Sayfa 54 - Doğu Kitabevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bilim Ne Değildir?
Alt başlık:
Yeni-Ateist Bilim Anlayışının Felsefi ve Sosyolojik Analizi
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059588560
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğu Kitabevi
Alper Bilgili bu çalışmasında, bilimin doğasını, amaçlarını ve meşru sınırlarını Richard Dawkins, Sam Harris ve bilhassa yeni-ateizmin Türkiye’deki en önemli temsilcisi olan Celâl Şengör’ün bilim anlayışları üzerinden tartışmayı hedeflemektedir. Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi ülkemizde de geniş bir okur kitlesine sahip olan yeni-ateist düşünürler, metafizik ve ideolojik kaygılarla doğa bilimlerinin amacını ve sınırlarını yanlış bir şekilde tasvir etmekte, doğa bilimlerinden toplumsal meseleler de dâhil olmak üzere her konuda rehberlik yapmasını beklemekte, doğa bilimleri dışında kalan bilgi türlerini küçümsemekte hatta gayrimeşru ilan etmekte, bilimi özcü bir yaklaşımla dinin tam karşısına yerleştirmekte, bilim ve din arasında kurdukları bu dikotominin bir sonucu olarak sekülerleşmeyi hızlandırıcı sosyal politika taleplerinde bulunmaktadırlar. Sonuçta, yeni-ateist düşünürler, okurlarını bilimin niteliği ve işleyişi konusunda yanlış bilgilendirmekte, daha da vahimi, bilimi metafizik ve ideolojik pozisyonlarının sözcüsü olmaya zorlayarak bilimin toplum nezdindeki itibarını zedelemektedirler. Yeni-ateist düşünürlerin, bilime ve bilhassa bilim-din ilişkisine dair iddialarının sosyoloji ve felsefenin sunduğu teorik araçlarla değerlendirildiği, bilimin ideolojik kaygılarla araçsallaştırıldığının tarihsel verilerle gösterildiği bu kapsamlı ve nitelikli çalışmanın, Türkçe literatürde önemli bir açığı kapatacağı rahatlıkla söylenebilir.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 26 okur

  • firuze
  • Mehmet Şahin
  • M. Behlül Açıkgöz
  • Dilan Tekdağ
  • Deniz Temeller
  • A
  • Semih Selvi
  • Mehmet koray maraşlı
  • Özgür
  • Seray Kahyaoglu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (4)
9
%28.6 (4)
8
%14.3 (2)
7
%21.4 (3)
6
%0
5
%7.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0